Prof. Dr. Arif Ersoy; ‘Adil Düzen Ortaklık Ekonomisi’-3
Bu yazılar hem Yük. Müh. Süleyman Karagülle, Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Prof. Dr. Arif Ersoy’u anma hem de yaşanan ‘sosyal TUFAN’ için ÇARE yazılarıdır…
‘Sosyal Tufan’ derken, ülkemizde ve bütün dünyada hayatımızın ilmî-iktisadî-ahlâkî-idarî/siyasî dört ana alanını da sarmış olan ‘sosyo-ekonomik tufan’ demek istiyor, çare/çözüm olarak da ‘Adil Düzen Ortaklık Ekonomisi’ önerimizi sunuyoruz…
***
Şükrü Çelik: Genellikle Müslümanların modern anlamda ne zaman iktisat yazınına veya iktisat hakkında söz söylemeye başladığı sorulur. Ancak biz, iktisadî hayatımızın ne zamana kadar İslâm toplumuna yaraşır bir şekilde yaşandığını merak ediyoruz. İktisadi ilişkilerimizi Müslüman olarak gerçekleştirmekten ne zaman vazgeçtiğimizi (Bir tarih vermek elbette mümkün değildir ama dönem olarak düşünülebilir.) ve neden vazgeçtiğimizi merak ediyoruz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Arif Ersoy: Şimdi efendim, medeniyetler arasında, gece ile gündüz gibi, hak medeniyetler ile kuvvet merkezli medeniyet arasında zaman zaman geçiş dönemleri vardır.
Ortaklık Ekonomisi ilk defa Mezopotamya’da, Hz. Nuh (as) tarafından, site devletlerinde uygulanmıştır. Yani üretim faktörleri sahipleri kendi irade ve rızalarıyla bir araya gelmiş, ekonomik faaliyetler gerçekleştirmişler ve neticede paylaşımı da kendi irade ve rızalarıyla yapmışlardır.
Yeryüzünde ilk yerleşik düzen, ilk uygarlık Mezopotamya’da kurulmuştur. Dolayısıyla, İslâm/Ortaklık Ekonomisi ilk defa Mezopotamya’da uygulanmıştır.
Daha sonra Mezopotamya’da medeniyetin yapısında değişmeler olmuş ve o medeniyette hukuk kuralları üstün kabul edilmiştir. Güç öne çıktığı zaman Babil ve Asur medeniyetleri doğmuş, siyasi tekele dayalı, ekonomik düzenler oluşmuştur. Bunun prototipi ilk defa Mısır’da, firavunlar tarafından, kurulmuştur.
Merkeziyetçi siyasi tekele dayalı ekonomide, insanların büyük bir bölümü köle olarak çalıştırılmıştır. Piramitler ve saraylar yapılmış, uzun bir süre devlet kapitalizminin yani sosyalizmin ilk şekli Mısır’da uygulanmıştır. Sonra Hz. İbrahim (as), insanları putlar veya despotlar değil hak ve adalet etrafında toplanmaya, akıllarını kullanarak tek Allah’a inanmaya davet etmiştir. Onun için Hz. İbrahim, İslâm peygamberidir.
Onun getirdiği hanif dinin, yani İslâm’ın, o dönemde iki şartı vardır: Birincisi, hakları veren ve alan Allah’a, tek İlah’a, inanmaktır. İkincisi ise paylaşımda adalettir. Hz. İbrahim (as) bunu savunmuştur. Daha sonra Hz. Musa (as) önderliğinde İsrailoğulları Mısır’da esaretten kurtarılmış, Filistin’e getirilmiş ve orada Ortaklık Ekonomisi kurulmuştur.
Bu düzen Hz. Davut (as) ve Hz. Süleyman’ın (as) döneminde uygulanmıştır. O dönemde, bütün Ortadoğu coğrafyasında ve Akdeniz havzasında serbest piyasa ekonomisi uygulanmıştır. Hatta öyle uygulamalar olmuştur ki; bir sürüde doksan dokuz koyuna sahip olan da, tek koyuna sahip olan da Kur’ân’ın ifadesiyle korunmuştur. Dünya tarihinde en kapsamlı Ortaklık Ekonomisi’nin uygulandığı dönem, Hz. Davut (as) ve Hz. Süleyman’ın (as) yönetimindeki İbranî uygarlığının olduğu dönemdir.
Daha sonra ekonomik yapı tekrar güçlü olanların tekelci yönetimine geçmiş ve Yunan sitelerinde aristokrat sınıfın egemen olduğu bir düzen kurulmuştur. Bu düzen aslında Eski Mısır ve Eski Mezopotamya medeniyetlerinin sentezinden oluşur. Felsefe ve düşünce açısından Hz. İbrahim’in (as) anlattığı esaslar alınmasına rağmen inanç açısından çok tanrılı bir dine inanmışlardır. Orada kölelerin hiçbir hakkı yoktu ve yabancılar oy kullanma hakkına sahip değildi. Atina demokrasisi, aristokratik bir demokrasidir ve tekelci bir yapıya sahiptir.
Roma İmparatorluğu döneminde de bu ekonomik düzen uygulanmıştır. Roma İmparatorluğu, devlet kapitalizmine dayalı, Romalı aristokratlara hizmet eden bir ekonomik düzen ortaya koymuştur.
(Devamı var)