Prof. Dr. Arif Ersoy; ‘Adil Düzen Ortaklık Ekonomisi’-7
Bu yazılar hem Yük. Müh. Süleyman Karagülle, Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Prof. Dr. Arif Ersoy’u ‘anma’ hem de yaşanan ‘sosyal TUFAN’ için ‘ÇARE’ yazılarıdır…
‘Sosyal Tufan’ derken, ülkemizde ve bütün dünyada hayatımızın ilmî-iktisadî-ahlâkî-idarî/siyasî dört ana alanını da sarmış olan ‘sosyo-ekonomik tufan’ demek istiyor, çare/çözüm olarak da ‘Adil Düzen Ortaklık Ekonomisi’ önerimizi sunuyoruz…
***
Arif Ersoy: Türkiye, tarihinin en önemli sürecinden geçiyor. Ya hak ve adalet merkezli bir anayasa yapacak ya da (Allah korusun) büyük bir felaketle karşı karşıya kalacağız. 7 Haziran, yöneticilere bir ikazdı. “Önünüze bakın!”. Türkiye bunu yapabilir ümidiyle bir fırsat daha tanındı. Türkiye hak ve adalet merkezli bir anayasa yapabilirse tüm Müslüman ülkeler bunu örnek alır. İslâm ülkeleri arasında dayanışma nasıl olur?
Bir ülke çıkacak, örnek bir sistem kuracak veya (Peygamberleri düşünürseniz) bir peygamber çıkıyor, örnek bir hayat sergiliyor ve kitleleri değiştiriyor. Ülkelerin değişmesi için de bir devlet çıkacak, örnek bir anayasa çıkaracak, o devlette insan hakları kâmilen uygulanacak, paylaşım adil olacak ve bu tekelci sermayenin temsilcileri, yeraltı ve yerüstü dünyası, kartondan aslan gibi yerle yeksan olacak. Hak gelirse batıl böyle zail olur.
Hak gelmeden batıl gitmez.
Batılın peşinde koşanlara niye hak gelsin ki!
Onlar önce hakka layık olsunlar, hakkın ne olduğunu bilsinler ki batıl zail olsun. Yoksa putlara tapmaya devam edenlerin nasibi zillettir. (Put derken tekelci gücü kastediyorum.)
***
Şükrü Çelik: Hemen hemen bütün İslâm ülkelerinde faize dayalı işlem yapılıyor. Beş vakit namaz kılan patronlar, işçilerine zulüm ediyor, mallarını hileli satıyor. Günümüzde çeşitli yazarlar bu konuda Türkiye’nin kalvinleştiğinden şikâyet ediyor. İslâm ülkelerinde böyle bir sorun var mı?
Arif Ersoy: Türkiye için şunu diyebilirim: Biz, büyük medeniyetin temsilcileriyiz. Batıyı taklit edemezdik, etmemeliydik. Ama oldu. (Kader-i İlâhî) Taklit etmekle ne elde ettik? Zenginleşiyoruz ama bildiğiniz üzere esas zenginlere kaynak aktarıyoruz. Dolayısıyla, böyle bir köklü medeniyete sahip olan ülke, kendi özüne dönmelidir.
Yeni bir medeniyet ortaya koymamız lazım.
Ya bunu yaparız ya da en büyük sıkıntı bizim başımıza gelir.
Türkiye, bu açıdan, hem coğrafi olarak dünyanın merkezinde, geçiş noktasında hem de zalimlerin kuşatması altındadır. Türkiye, ilmî müktesebat bakımından gelişmiş durumdadır. Doğudan geldiğimizde batıyı, batıdan geldiğimizde ise doğuyu en iyi tanıyan ülke Türkiye’dir.
Yeni medeniyetler, iki medeniyetin sentezinden doğar. Türkiye bugün, hak ve adalet merkezli yeni medeniyet kurma müktesebatına sahiptir.
Dünya coğrafyası üzerinde, Mısır’ın böyle bir potansiyeli vardı ancak bunu devre dışı bıraktılar. Endonezya ve Malezya bunu yapamaz. Yakın tarihte kolonyal geçmişe sahip Pakistan, bu potansiyele sahip değil. İran bunu yapamaz. Devrim yapmasına rağmen mezhepçiliği öne çıkarmaya devam ediyor.
Dolayısıyla, bu görevi üstlenecek olan ülke Türkiye’dir.
Batının engellemelerine rağmen buna göre bir iktidar değişimi de oldu. Bu iktidarın sorumluluğu vardır. Ya hak merkezli bir anayasa yapar ya da geçmiş kavimlerin başına gelenler, bizim de başımıza gelir.
Biliyorsunuz ki bu, Allah’ın kanunudur. Haksızlara boyun eğen mazlumlar da haksızlıktan dolayı gelen felaketten nasibini alır. Dünyada mazlumlar sıkıntıyı çeker ama âhirette nasibini alır. Bilmiyorum anlatabildim mi? Çok kapsamlı bir konuyu kısa anlatmaya çalıştım. Tam anlaşılmamış olabilir.
(Devamı var)