Bir bütünü parçalara ayırarak anlamaya çalışmanın bütünün birçok özelliğini göz ardı etmek anlamına gelmesi üzere, gözleyenin gözlenen olması veya bir gözlem için bölüklüğün bütünlüğünden faydalanılmasının bütüncül bir bölüklük olduğu anlamının çıkarımı (Nasreddin Hoca’nın “sen de haklısın” demesi) gibi bir kitaptır; tüm kitaplar tek bir kitabı anlamak için yazılmıştır. Nasıl ki kavgadan sonra akla nice söz gelir, içinde hep bir kavga veren insan da felsefik söz söyler durur. Bu kitap, tarihini hangi kalemin yazacağının muamma olduğu bir devirde, acılar/sancılar ile huzurlar/umutlar içinde kaleme alınmıştır; bir başına amaç değil, daha güzel işlere araç diyedir. Bu minvalde bir bilginin acısına/zahmetine/tadına/iştahına varılarak, kafadakinin kalbe inme süreci ile yazılmıştır; dönemin atmosferinden iyi kötü payını almıştır. Yazılar, “bir bağlamda” ifadesi ile oluşturulan ifadeler bir arada ele alındığında da başka bir “bir bağlam”ın bir başka “bir bağlam” ifadesiyle bağdaştırılabileceği şekilde bağlantılıdır (bağımsız bağ esas bağdır; bağımsız bağa bağlanamayanın da(1) bağı bağımlıdır (bağımsızdır) ama esas bağımlı bağ bu bağımsız bağa bağlanamama derecesince kalır)… Altının oluşması ve altına ulaşılması için pek çok süreçten biri gibidir. Düzen bu şekilde olduğundan kitap bir tür madene benzemiş, okuyucu kimi yerde toprak, taş; kimi yerde gümüş, altın bulacaktır. Bu devir adeta komaya sokucu bir tatlılıkta unutturuyor ise, iştahı açılmış olan ben de ,kendini zelil etmeyecek bir şekilde, bir takım ekşiliklerle mayhoş bir tat elde etmekle devri devirme gayesini gütmekle mükellefim… Kitabın, kardeşlerimin kendi yazım nakışlarını keşiflerine yol açmasını dilerim. Birleşik kuram olan Kur’an-ı Kerim’in elimizde olması vechile modern bilimin birleşik kuram çabası açısından ne yapabilirsem yapmaya çalıştım. Okuyucuya düşen, doğruların peşini bırakmamaktır. Kitapta, ileriye dönük olarak, düşüncelere varıştaki sıralanış içinden çıkarım/ayrışım yapmak bakımı da bulunmaktadır. Teknolojik bir çağdayız… “mürekkeb akmazsa kan akar”. Bir bilgiyi öğrendiysen öğretebilirsin, öğretmezsen öğrenmezsin, öğretmiyor isen öğrenmemişsin; bilmek başkadır inanmak başka.
Ben de bu dolanıklıkla şu anda bulunulunan bu konum hakkında “inanma anla” diyerek eksiklik ve kusurlarımı müsamahalarınıza havale ediyorum. Kitap, yaz tatilinde sorgulama yapan 14 yaşındaki gencin dili ile kaleme alınmış, iyi yanlarından yararlanılması için yayınlanmıştır dolayısıyla okuyucu genel bir okuma yaptığı takdirde rahatlıkla istifade edecektir. Hz.Muhammed(S.A.V) fıtratın tekliği üzere üsve-i hasene(en güzel örnek) ve bir peygamber/önder ise her birimizde liderlik ilişkili bir iletişim vardır. “İş-eş-dost” seçimleri bağıntısında bir lider için fevkalade ehemmiyetli bir yere haiz olan “Oguş, Urug, Ok, Budun, İl” sıcaklığını sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Bulunulunan bu böylesi devrin tarihini hangi kalemin yazacağı muamması, bozkırların gül olmasına giden yolu gönülle açsın diye bu meseleleri işledim. Keza, edep olmadan cihad olmaz, cihad olmadan da edep edep olmuş olmaz. Bu kitabı, “ben yapmazsam zaten başkası yapacak” diyerek başkası olmuş olanlardan olmak için değil, “benim olmadığım yerde kimse yoktur” bilinciyle benlik prangasına takılmış olan her benliğe karşı olmak benliğini benimsemişlik ,benden içre benlerimle ortak alan; bencil benliğimden sıyrılış, gayesi gayreti ile, “milletçe milletle” bilincinde olan milletimden olduğum bilinciyle milletime ithaf ve armağan ediyorum.
Açıklamalar:
(1)Birleşik ‘de’ yazılabilecek olan ‘-de’; ‘-de’ çıkarıldığında anlam bozulmuyor ama anlamının bozulmaması (ile) ‘da’ çıkartılacak anlamı bozuyor… “anlam” böylece anlaşılıyor (çıkıyor). Çok kasmaya gerek yoktur; yazıyı hazırlarken ‘ki’ yazımı bu denli olmayabilir :)