Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 193
‘Sosyal Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda, çare ve çözüm bu yazılarda… Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
“Mâ dâmû fiyhâ / Onlar içinde oldukça” (Maide 24)
O cebbar kavim orada kaldıkça biz oraya girmeyiz.
Onlar oradan çıkacak, o zaman da bunlar oraya gireceklerdir.
Bu düzen devam ettikçe, bu ordu oldukça, bu anayasa yürürlükte iken, bu hâkim ve bu savcılar varken, Adil Düzen’in gelmesine imkân yoktur.
Allah insanı insan olarak yaratmış, onlara iyilik melekesini verdiği kadar kötülük kabiliyetini de vermiştir. İnsan insandır. Âlemlerin rabbini kendisi gibi görmekte, O’nunla pazarlık yapmakta, O’na boykotlar ilan etmektedir. Fazla da haksız değiller. O cebbar kavmi oraya yerleştiren O değil mi? Allah o cebbar kavmi yaratmış, şimdi de İsrailoğullarına oraya girin demektedir. Allah’ın o kadar güçlü kıldıklarını İsrailoğulları nasıl yeneceklerdir? Şimdi de tekel sermayeye paraları teslim etmiş, orduları emrine vermiş, atom bombasının sahibi kılmış; biz garibanlara da Adil Düzen’i dünyaya getirin diyor, bunu biz nasıl yapacağız?
Sadece akılla düşünürseniz işte böyle saçma sonuçlara varırsınız. Oysa Allah o cebbar kavmi var etmiş, ona her türlü gücü vermiş; Hazreti Musa gibi kekeme birisine de öyle güç vermiş ki, bu asi ve korkak kavme dayanarak sonunda o güçler ona teslim olmuştur. Bu kazılardaki kalıntılarda ne Firavunlar vardır ne de Hititler. Adları bile unutulacak. Hazreti Musa’nın kavmi ise bütün varlığıyla ortadadır. II. bin yıl uygarlığını kurdular. Yüz etkin kişiyi sıralayan ilim adamı başa Hazreti Muhammed’i, sonrasına Newton’u koymuştur, Hazreti Musa çok sonralarda yer alır; oysa Hazreti Musa ikincidir.
Nitekim Kur’an’da da Hz. Muhammed’e Hz. Musa benzetilmiştir. Kur’an’da en çok anlatılan kişidir. Hazreti Muhammed kendi kavmi içinde peygamberliğini yapmıştır. Hazreti Musa kendi kavmini ulus yapmıştır. Bize örnek olarak anlatılmaktadır.
Bugün sözde bağımsızlıklarını ilan eden ülkelerin kendilerine lider diye başa getirmiş oldukları kimselerin liderliği çocuk oyuncağı gibi bir şey. Tekel sömürü sermayesinin oluşturduğu bu beleşçi diktatörleri Hazreti Musa ile kıyaslayalım. Hani bunların Tevrat’ı? Hani bunları denizden geçerken bile peşine takılan kavimleri? Bunlar ancak ABD’nin dolarlarına güvenerek ülkelerini satan hain diktatörler olabilirler.
“Fe izheb ente ve rabbuke / Sen ve rabbin gidiniz” (Maide 24)
İsyan bayrağını tam çekiyorlar. Bunlar rablerine bile emrediyorlar, “sen ve rabbin” diyorlar, “siz gidiniz” diyorlar.
İnsan psikolojisinde bir hal vardır; bir yere kadar sabreder, ondan sonra ölümü göze alır, kararını verir, tam isyana geçer. İnsan Allah ile cedelleşiyor. Allah da insanın cedeline sabrediyor. Çocuğunuz size ne kadar isyan etse de siz onu terk etmez, onu eğitmeye ve terbiye etmeye çalışırsınız. Allah insanı yaratmış, kendisine muhatap yapmış, kendisine halife kılmış, onun bu davranışlarını hoş karşılamıştır.
Hz. Musa’nın sabrını denemektedirler. Hz. Musa’nın bu durumda ne yapabilirdi? Israr ettiğiniz zaman size isyan eder, ‘sen yap’ derler. Susacaksınız ve sabredeceksiniz. Allah İsrailoğullarını seçmişse, onlar da böyle yapmaktalar. Allah onların bu tür isyanlarına sabretmektedir. Biz de bizim karşımızdaki insanlar ne yaparsa yapsın kızmayacağız.
Süleyman Karagülle anlatıyor: “Ben birkaç yerde böyle yapmış, azmimi kaybetmiş, acısını çok çekmişimdir. Bir yer için pazarlık yaptım. İlçeye gittim ve Nur şakirtlerine başvurdum, bana sekiz bin lira lazımdı, altmış bin lira vaat ettiler. Bir hafta mühlet vardı. Üç gün kala haber gönderdiler, gittim; vazgeçmişler, şartlar koşuyorlar! Canım sıkıldı. Döndüm, başka imkânlara başvurmadım. Ben bunlara yer alıyorum, ne gerek var dedim. Sonra o yer başıma çok büyük işler açtı. Halbuki sabredip onlara anlatmalıydım. Başka arkadaşlara müracaat etmeliydim. Yapılması gerekenleri yapsaydım, o zaman Allah bizi korur, karşı tarafın o haksızlığı yapmasına izin vermezdi.” (Devamı var)