Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 213
‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…
***
“Fe esbeha mine’l-hasiriyne / Hasirinlerden ısbah etti.” (Maide 30; ayetin sonu)
İkinci görüşe göre ise Allah yeni türü oluşturmadan önce uygun bir tür seçiyor. Melekler görevlendiriliyor, onun genlerinde değişiklik yaparak yeni tür oluşturuyorlardı. Bu görüşe göre melekler zamanla yeni türleri oluşturdular. Meleklerin müdahale ettikleri görüşünü gayri ilmi bulanlar olabilir ama ilk canlıyı kim oluşturdu?
Meleksiz yani melekler olmaksızın bunu izah etmemiz mümkün değildir.
Bana göre meleklerin ilk planlamasında tüm canlılık mevcuttur.
Belki de sonraları sadece gerekli komut verilmektedir.
Batılılar bu hususta müsbet görüşlere varamamışlardır. Bunun sebebi arkeolojik kazılarla uğraşanların, evrimcilerin ve diğerlerinin müsbet ilimlerden habersiz olmalarıdır. Tekel sömürü sermayesi bunları kullanabilmek için onları özellikle cahil bırakmaktadır.
Hâlâ biyoloji kitaplarında çok sayıda anne babadan üreme okutulmaktadır.
Oysa bunun tamamen ilim dışı olduğu kesinleşmiştir.
Benim teorimin gerçekleşebilmesi için:
a) Homo sapiens ile neandertal insan çağdaş olmalıdırlar. Katil oğul Hz. Âdem’in yaşadığı yerden çıkmış ve uzaklaşmıştır. Onlar insanlardan ayrı yerlerde çoğalmışlardır. Soğuğa dayanıklı idiler. Asya’ya ve Avrupa’ya bundan dolayı gittiler. Homo sapiens ise çıplaklaştığı için sıcak yerlerde çoğaldı.
b) İkinci tespit edilecek husus ise neandertal insanın tüylü olmasıdır. Bunun araştırılarak bulunması kolaydır. Araştırılmıyor çünkü araştırılsa Darwinizm sona erecektir.
c) Neandertal insanlar henüz haram ağaçtan yemedikleri için çeşitlilik ilkesine uymayabilir. Yani mağaraları ve aletleri birbirine benzerdir. Ateş yaktıkları bilinmektedir.
d) Bedeni yapı ve kromozomları aynı olmalıdır. Yani insandan farkı bulunmamaktadır. Çünkü insanın tüm genlerini taşımaktadır.
Ben bunlara ait kitapların hepsini okuma imkanına sahip değilim. Dr. Mete Firidin gibi bu ilimler üzerinde çalışan kardeşlerimizin dikkat etmeleri gereken hususlar şunlardır:
1) Tekel sömürü sermayesi, ilmî tespitlerde herhangi bir sahtekarlığı istemez, kendisine ne lazımsa onu tespit ettirir. Batılılar şu iskeletler böyledir derlerse buna inanın, tespitte yalan söylemezler. Tekel sermayenin imkanları ile ilmî araştırmalar yapmaktadırlar.
2) Tespitlerden sonra yorumlara sıra gelmektedir. Mesela, bir uçağın icadı yorumdur. Sermaye burada da fazla karışmamaktadır. O sömürüsünü teknik bilgisine istinaden değil, ekonomik düzende sürdürmektedir. Dolayısıyla Batılıların teknolojisine güvenmelisiniz.
3) Sosyal olayların yorumuna gelindiğinde, sermaye kendisinden başka kimsenin yorum yapmasını istememektedir. Dolayısıyla sosyal olaylarda, ilmî olaylarda yorumda çok dikkatli olmak gerekir. Tekel sömürü sermaye, insanlığı dinsizliğe götürmek için evrimi desteklemiş ama sonunda durum kendi aleyhine olmuştur.
4) Sonra Batılılar müsbet ilimlerde ve teknikte çok ileridirler ama hikemî ilimlerde yani felsefede çok geridirler. “Falan böyle söyledi, filan böyle söyledi”nin ötesinde hiçbir sistemleri yoktur. Oysa Kelam ilminde Müslümanlar adeta müsbet ilim kadar metodik ürünler vermişlerdir. Hukukta yani fıkıhta da onların herhangi bilgileri yoktur; Müslümanlardan bu alanda aldıklarını anlamamış ve uygulayamamışlardır.
Bu temel varsayımlar içinde bu konu üzerinde durulmalıdır.
Neandertal insanın DNA’ları ile homo sapiensin DNA’ları aynı türe mi aittir?
Batılıların denemeleri sonunda üretilen bilgiler değerlendirilerek sonuca varılmalıdır.
(Devamı var)