Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 212
‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…
***
Demek ki katletmeyi insan irsî olarak öğrenmiştir.
Gerçekten iki kişi birbirleri ile boğuşurken o anda aklına geleni karşı tarafa uygular. Bu öğrenmekle elde edilemez, o boğuşma esnasında düşünülerek de elde edilemez, o esnada akla gelen yapılır. Nitekim komutanlar da öyle yaparlar.
Bir İngiliz generali Kıbrıs çıkarmasını anlatıyor. Türkler Kıbrıs’a uçak çıkarmasını yapamıyorlar, çünkü uçaklar ABD’nin denetiminde ama helikopter için böyle bir şey yok. Helikopter kullanıyorlar. Kıbrıslı Rumlar savunmayı uçaksavarlarla yapıyorlar. Toplar alçak uçuşları vuramıyor. Helikopterler alçaktan uçtuğu için Rumlar savunmalarını yapamıyorlar. İşte, helikopterle çıkarma mantığı önceden planlanmamış, o esnadaki imkansızlıktan akla gelmiştir ama bu silah yeni kullanılış şekliyle galip getirmiştir. Sonuç olarak İngiliz generali diyor ki; savaş tarihinde Türkler yeni çığır açtılar.
İstiklâl savaşında erlerimize çarık giydirildi, çünkü pabuç yani ayakkabı yoktu. Ama Türk halkı zaten kundura giymeyi bilmiyordu. Çarık halkın giydiği bir şeydi. Dağlarda ancak onunla gezebilirsin, tamiri de kolaydır.
Bütün bunlar savaşı öğrenmekle ve planlamakla elde edilemeyecek hususlardır.
“Fe esbeha mine’l-hasiriyne / Hasirinlerden ısbah etti.” (Maide 30; ayetin sonu)
“Isbah etmek” sabahlamak anlamında olmakla beraber “sare” gibi “kâne” gibi yardımcı fiildir. Hasirinlerden oldu anlamındadır.
“Hasar” Türkçede kullandığımız zarar anlamında yani ticaretteki zarar anlamındadır. Katl etmekle kazandığı şeyden çok kaybettikleridir. Kısas yapılmamış, öldürdüğü için öldürülmemiştir. Ancak o yerleri bırakmış ve oradan gitmiştir.
Bana göre bu henüz yasak ağacından yemeden önce olmuş olan bir olaydır. Babası Âdem’in bulunduğu yeri terk etmiştir, eşi ve çocukları ile terk etmiş, neandertal insanı oluşturmuştur. Neandertal insan birçok bakımdan bugünkü insana benzemektedir ama tam irade sahibi, günah işleyen insan mıdır?
Avrupa ilim adamları, tekel sömürü sermayesinin dinsizleştirme politikası sonucu insanın bir anne babadan değil de nesillerin evrimleşmesiyle zamanla oluştuğu görüşünü savunmuşlardır. Tevrat ve Kur’an’a uymayan bu görüş tamamen iflas etmiştir.
Kur’an’a da aykırı olan bu iflasın delilleri şunlardır:
1) İnsan değişik yerlerde ortaya çıkmamış, bir yerde ortaya çıkmış ve yayılmıştır. Nesillerin evrimleşmesi şeklinde olsaydı ayrı ayrı yerlerde insanlar ortaya çıkardı.
2) Birbirlerine çok benzeyen hayvanların kromozomları ve DNA’ları çok farklıdır. Oysa kromozom sayılarının aynı olması veya yakın olması gerekirdi.
3) DNA’ların keşfinden biliyoruz ki, insanın doğaya uyumu DNA’ların değişmesi ile değil, DNA’daki özelliklerden ileri geliyor. O halde uyum insanı uygarlaştırmıyor, insandaki DNA’lar insanı uygarlaştırıyor. Bu da değişmiyor.
4) Diller üzerinde yapılan araştırmalar dünyadaki tüm dillerin aynı kaynaktan geldiği sonucuna götürmüştür. Bu da insanın tek çiftten türetildiğinin delilidir.
İnsanların atasının diğer canlılar olduğu kesindir. Yani insan başka canlılar üzerinde yapılan operasyon sonunda doğmuştur. Bu iki şekilde mümkündür. Ya ilk canlının genetiğinde evrim kodlanmıştır, zamanla bu kodlardan dolayı değişik türler ortaya çıkmaktadır. Örnek olarak insanı alabiliriz. Bir hücre olarak ortaya çıkan insan DNA’larında yaşlılıktaki kamburluk da kodlanmıştır. Anne karnında ve hayatta DNA’ların buyrukları ile hayat sürer. Canlılık âleminde böyledir. DNA’ların kontrolü ile yeni canlılar oluşmaktadır.
(Devamı var)