kArAmBoL (*)
Doğu Berlin Duvarının yıkılmasıyla, 9/11 İkiz Kule Saldırısıyla Büyük Orta Doğu planı aktive edildi. İkinci perde Covit kapanmasından sonra başladı. Ukrayna Rus savaşı, Gazze katliamı, devam eden Güney Suriye, Lübnan,Ürdün ilhak saldırıları.Sonunda İran Savaşının Hürmüz Direnişine dayandık. Bu direniş, onca yıkıma rağmen devam ediyor.Yanı sıra fiili yıkım, geri yansıyor Gazze katliamı, İsrail ‘in ikinci Dünya savaşından bu yana kullandığı mazlumiyete son veriyor. Kötülük maktülden faile dönüyor.

Eş zamanlı ABD güdümündeki BM ve NATO yapılanması yol ayrımına geldi. Sona doğru, hakimiyeti elinde tutanların telaşından kaynaklanan karambol siyaset, beklenmeyen kırılmaları mümkün kıldı. Bu yüzden Türkiye olarak , tacir fırsatçılıktan kaçınmalıyız.
Güçlüler düzen kurar, sonra güçleri zayıflar, düzenleri yozlaşır; akabinde yeni güçlüler ile tasfiye edilirler.
Onbinlerce yıllık tarihsel yasadır: Hakim olanların hakimiyetleri şiddetinde tasfiye edilmeleri neredeyse kaçınılmaz. Hakimiyetin “kararlılığı”, tasfiyenin “azmini” veya şiddetini doğuruyor.
Hakimiyetin kolektif, süreli ve dönüşümlü kurulması, toplumsal barış ve ilerlemeye imkan sağlıyor. Orta Çağın sonlarında İtalya şehir devletlerinde yönetimler, aristokratlar arasında dönüşümlüydü. Bağımsız aklı Rönesans için hazırladı. Başka örnekler azdır.
Süreli, dönüşümlü yönetimler, toplumsal duyarlılığı artırıyor. Hele değişen koşullara halkın potansiyelini ve yönetimin liyakatini diferiye eden iktidara sahip olmak, günümüzün en büyük nimetidir. Bu ideale Kuzey İskandinav ülkeleri dışındaki devletlerin ulaşamayışı, bahanesi olmayan eksikliktir. (1)
*
İnsanlık varlık aleminin bütünselliği içinde bozulma, dağılım, gelişim koşullarında, “karınca kararı” iradesiyle yaşamaya çalışıyor. Temel kaygımız, güvenli, sağlıklı yaşamak.
Basit görülen “güvenli, sağlıklı yaşam” kelimelerine “zorbalık” eklenince, tüm masumiyet ortadan kalkıyor. Düşmanı aciz bırakmak için akarsuya zehir atılmasına dönüşüyor. Bütün canlılara hayat veren su o zehirle, oradan beslenen canlılara zarar veriyor; doğa “düşman” oluyor. Bu yüzden insanlık tarihi zulüm, esaret, yıkım karanlığına bürünüyor.
*
Zor, kudret/yaptırım, şiddet; bu yüzden tehlikeli. “Ehliyet” dahi bu tehlikeyi gidermiyor. Çünkü iktidar, insanın en temel zaafı olan benliğini, kibrini güçlendiriyor.
Eski çağlardan bu yana iktidarı kullananlar, ayrıcalıklarını salt kudretlerine dayandırmadı. Her zaman ilahi kaynağa dayandılar. Tabii bu aldatmacaydı; maden ilahi olanı elinde tutuyor; ilahi olan ne varsa onun onayından geçiriyor. Bu ilahlığa soyunmaktır.
Bütün toplumsal düzenler ilahi öykünmeyle inşa edildi. Hükmedenler, zaaflarını, kutsallıklar ihdas ederek gözden kaçırdılar. İlahi olanı, eril, yönetme erki; dişil, ruhbanlık müessesesi olarak ikiye ayırdılar. Böylece esaret yasaları yer tuttu.
Diğer taraftan, Orta Çağda kilise engizisyonu ruhbanlığı ve iktidarı eline alması arızidir; buna unisex tezahür diyebiliriz. Bu, iktidarların cinsiyetsizleşme temayülüdür. Milletlerini geliştirmeyen iktidarlar, testosteron üretemez. Çünkü “pasifleştirdikleri” insanlardan besleniyorlar. (2)
Açıklamalar:
(*)Karambol, kökeni Doğu Hint Adaları’nda yetişen, kırmızı renkli , köşeli yapıdaki tropikal “Yıldız meyvesi” veya kamlak (carambola) kelimesine dayanır. Zamanla bilardodaki kırmızı topa benzetilerek Frs.carambole evirilmiş.Çekimin öngörülmeyen sonuçları olarak güncelliyorum.
(1)Difere, ‘fark’. Frdifference ‘fark’,farklılaşma Lat. Differe-ayırmak,dağıtmak,farklı kılmak. Di+ferre,-taşımak. Farklıların değişimlerini uyumlamak uygun düşüyor. İskandinav ülkeleri:Norveç, İsveç. Finlandiya, Danimarka, İzlanda. Orta Çağda oralarda hamasiyat, savaşlarda ölmek için kullanılıyordu; artık yerini vicdani hukuk’a bıraktı. Darısı, bütün milletlere.
(2)Engizisyon,piskoposluk(Epikopal) soruşturması (1184-1230).Roma, İspanyol, Portekiz Engizisyonları en şiddetlileriydi. Sapkınlık yaftası sorgulayan aklın cehennemiydi.
Testosteron, insan türünde birincil cinsiyet (androjen) hormonudur. Biyolojik formların varlığını sürdürme en başat güdüsü olduğundan,insanın inşa ettiği medeniyetle biyolojik inşasının dengesizliği kaçınılmaz “karambollere” neden oluyor.