Deccal İle Savaşıyoruz
Dünya Savaşı zihinlerde devam ediyor. Akıllı telefonlarla zihninizi yönlendirebiliyorlar. İnternetiniz açıkken bir şeyler düşünün, hayal edin; hiç konuşmadan ekranı kaydırmaya başlayın. Hayal ettiğiniz ürünlerle alakalı reklamların önünüze çıktığını göreceksiniz. Defalarca denedim ve emin oldum: Zihnimizi okuyor, yönlendiriyor ve manipüle ediyorlar. Bu teknoloji çok tehlikeli bir silah; işte bu, Deccal’in silahıdır. Bu silah kardeşi kardeşe düşürür; sevgiyi, özlemi, saygıyı ve vefa duygularını siler; dünyayı "robot insanlar" dünyasına dönüştürür.
Ekonomi çarkında, sermayenin menfaati dairesinde bir hayat sürüyorsanız onlar için sorun yok. Kazandıklarını harcayarak geri verdiğin için hep kazanıyor ve hep harcıyorsun. Sermaye çarkının dönmesi için onun "doldur-boşalt" tüketim elemanısın. Sömürü sisteminin duygusuz, şuursuz ve robotlaşmış bir parçasısın artık. Bu durum, kişinin kendi kıyametidir.
Eğer sömürü sermayesinin karşısındaysan; israf etmiyor, helal dairesinde yaşıyorsan Siyonizm’in, Şeytan’ın ve Deccal’in hedefisin. Deccal’in baş düşmanısın. Artık yapay zeka ile yakın takibe alınıyor, zihninde oluşturduğun her plan kaydediliyor ve o planın muhataplarının zihnine size karşı olumsuz sinyaller yükleniyor. Böylece müşterileriniz azaltılıyor, ödemeleriniz engelleniyor; gelir-gider dengeniz bozuluyor. Memur iseniz herkes size karşı dolduruluyor, işten kovulmanıza vesile olunuyor ve bankalardan kredi kullanmaya mecbur bırakılıyorsunuz. Krediyi kullanırsanız faize rıza göstermiş olursunuz; dolayısıyla Allah’a savaş açanların safında zorunlu bir esirsiniz artık. Deccal’e karşı savaşı kaybetmiş, esfale safilin (aşağıların aşağısı) adayı birisiniz.
Eğer banka kredisi kullanmamayı bir şekilde başarırsanız; çevrenizdeki dostlarınızla dayanışma geliştirerek, yardımlaşarak, sabrederek, tevekkül ederek Allah’a güvenirseniz mucizeler oluyor. Siyonist sermayeyi, yani asrımızın Deccal’ini Allah’ın yardımı ile yeniyorsunuz. Artık müminsiniz, mübarek olsun.
İşte asrımızın 3. Dünya Savaşı budur. Bu savaşı kazanabilmek için iki silahımız var:
Müminlerin Silahı: Sabır ve tevekkül. Çalışmada ve yaşamda Deccalî düzene karşı birlik olma, dayanışma ve yardımlaşma (kooperatifleşme) yöntemiyle yaşama.
Müslimlerin Silahı: Mevcut kapitalist ekonomi düzeni içinde, mümin oluncaya kadar gönüllü kölelik içinde yaşamaya çalışmak. Yapay zekanın zihninizi okumasına fırsat vermemek; yeni bir dil geliştirerek yapay zekayı manipüle etmek. Ancak bu seçenek zordur; insanı yalana ve hileye sürükler. Müslimlikte de kalamaz, münafık durumuna düşersin.
Diğer taraftan, bugün siyasetçilerimizin "saçmalamalarının" sebebi de yapay zekanın tesiri altında olmalarıdır. Hepsi sanal bir zihin hapishanesinde debelenip duruyorlar. Hakikati göremiyorlar, saçma sapan konularla meşgul oluyorlar. Ne yapacaklarını, ne söyleyeceklerini bilemiyorlar. Sonuç olarak; beyinleri yapay zekanın kontrolündeki seçmenler ve yapay zekanın idaresindeki siyasetçiler tarafından yönetiliyoruz.
Bu durumda akla gelen soru şudur:
Cezaevindekiler mi özgür?
Meclistekiler mi özgür?
Köydeki çoban mı özgür?
Şehirdeki zengin mi özgür?
Cumhurbaşkanı mı daha özgür?
Hüseyin Bağdatlı mı daha özgür?
Cevap bulmamız gereken en önemli sorular bunlardır. Çözüm önerilerimi yazmaya devam edeceğim. Deccal’den uzak durun. Bende kalın, hoşça kalın. Mümkün olduğunca Deccal’in icadı olan internetten uzak durun.
Ben, sabahları namazdan sonra abdestli iken yazıyorum. Gün içinde tuşlu telefon kullanıyorum. Ayrıca hiç aşı olmadım, "çiplenmedim"; bu yüzden bana ulaşamıyor, bulaşamıyorlar.
Selam ve dua ile.
Hüseyin Bağdatlı