Kabuktaki hikmet
Önce,1 Mayıs. Şunu yazmıştım; Yüce’nin oluş iradesiyle an’da yükselttiği zaman dalgasına tutkun emekçiler; verim, bolluk, paylaşma kıyısındaki tembellik ve hükmetme kayalarını mil yapıp, sahile dönüştürsün; sürgün olduğumuz Dünya, sıla olsun.

Sadece temenni değil; “yöntem” de önermiştim. Tutsaklığı inşa eden katılaşmış yapıları, tekrar organik kılarak üretime dönüştürmek; tembellik ve buyurganlığın katı-hiyerarşik tabiatını değiştirecek. Biliyoruz, tembellik ve buyurganlık çevrim içidir; bir birini kollar, besler. Yani karanlık tarafa çalışır. Akan suyu havuzlar; toplar ve çürütür.
Sosyalizm aşaması 1 Mayısları rutin anmalar ötesine götüremedi; özlenen değişim oluşmadı. Dahası, o halkların değişim isteğinin kabardığı dönemde, 1 Mayıs’lar her zaman daha zinde ve umutluydu. Çiftlerin Nişan dönemlerinin gençlik zindeliği ve yüksüzlüğü, çocuğa- toruna yaşam mücadelesine dönüşen evlilikle, yani sosyalist iktidarla umutlar her zaman gelecek nesile kalıyor. O dönemlerde emeklerine karşı, bıkkınlıktan başka sonuç almayan insanlık, tüm çilesini kendisiyle toprağa teslim etti. Mirasları, umut ve fedakârlıklarıyla imar ettikleri medeniyet değil; bedenlerini çözen, üstüne bastığımız toprak oldu. Yaşayıp öğrendikleri hüsranadı. Onlara vaat edilenler, umutlarını sulayıp yeşertmedi.
“Bedenlerimiz dersimiz, hiç unutma; ki kandırılma!” Bu satır, kadim Delphi tapınaklarının girişlerine yazılan “kendini tanı” ibaresinin ideolojik versiyonu olmalı. Tüm zamanların siyasal “keşke” hastalığına şifa olur.
Kapitalizmin değiştirdiği kıyafet ve suretler, bu aşamada insanlığa hiçbir şey vaat edemeyeceğini gösterdi. Utanmazdan yine deneyecekler. Çeşitli sahte tercih düzenekleri yalanlarını taşıyamıyor. Gençleri “fırsat” fırınlarında pişirip, gıda olarak bir birlerine yediriyorlar. Bunları gelecek nesile dayatmaktan vaz geçmezler. Bu yüzden Orta Çağ bitmiyor, “yenileniyor.
Görüyor izliyoruz; “Tarihin sonu” öngörüsü, Trump’ı, Netenyahu ‘nun liderliğinde akıl ve vicdanın sonuna dönüştü.(1)
*
Kabuk bedenlere benlik yanılsamasına doğduk. Ewet kabuğun aldatıcılığı, aynı zamanda değer üretecek ender bir deneyim. Yaşam, bu yüzden çırpınıyor.
Doğru, yanlışın dışında değil, içinde. Kolaylık ta öyle; o da zorluğun içinde. İçerdekinin, sinyaline uyumlayan yaklaşım kabukta oyalanmayacak. Kabuk bu yüzden çok işlevli. Özgeciliğe uyumlu, bencile set. Bu açıklama binlerce yıllıdır “marifetin kemali” olarak anlatılanın özü.
*
Yalınlık, basitlik Rahmeti Sonsuz Olan’ın ikramıdır. Basitlik, varoluşun “yüzeye çıkan” sadeliği olarak görüyorum. Ayrıca katmanlara her zaman yüzeyden iniliyor. Gelişmiş bazı ameliyatlar, yüzeye değmenden katmandaki hastalığı tedavi etmesi yüzeyi gereksiz kılmıyor. Aksine, yüzeyi yarıp zedelemekten koruyor. Yani hastalığın katmanda birikip yüzeye çıkmadan, yüzeyi istila etmeden önlemeyi amaçlıyor.
Yüzey ya da suret gerekli ve kaçınılmaz. Derininde olanı bilir, bildirir; tıpkı mağazaların vitrini gibi. Avatar filmlerini suretlerin aşkın etkinliği olarak izlemiştim. İzleyenlerden her türlü “arızaya” yatkın insan bedenleriyle, Pandora uydusunun doğasına uyumlu barışık, atletik Na’vi ırkının bedenlerini kıyaslamayan, onlar gibi olmak istemeyen izleyici yoktur. Zaten filmin katmanı bunu anlatıyor: “Onların “hamuru” daha aşkın. Pandora uydusu Na’vi ırkını; Dünyamız ise her şeyle kavgalı hastalıklı insan ırkını inşa etti,” sonucu çıkıyor. (2)
Tohumların yüzeyi, simbiyotik (ortak yaşam/ortaklaşım) görevlendirme ile içindeki cevherden oluşuyor. Tohumun sert kabuğu Orta Çağın barbar gücüyle eşdeğer. Her ikisi özlerinin derdinde.
Orta Çağ, toplayıcılıktan mahrum olan barbarlığın yüzeye çıkması değil mi? Şimdi yüzeye çıkan nedir!? “Daha büyük israil ” veya “tekrar büyük amerika”!
Yüzeyler, suretler zalim sahtekarlar için sahne, perde, istismarın nesnesidir. Siyasal düzlemde yüzey, parti(li)lerin, liderlerin halklarına verdiği vaatlerdir. trump, “yeniden büyük amerika”yı, netanyahu, “arz-ı mev’ud”u vaad etti. Ötekinin hakkından konfor istiyorlar ve seçiliyorlar. Görmüş olduk, seçen özü ve kabuğu.Tabii her ikisi “kısmen” diyeceksiniz. Yanı sıra siyasal partilerin çokluğuna rağmen, ikili ve sırayla aktifler. “Çevrim içi demokrasi ” ya da “rıza turnikesi” diyebiliriz.
Artık biliyoruz, vaatler yüzeydedir. Derinlikli olamaz. Olduğunda vaat olmazlar. Çünkü, derinde gerçek yüzü, yetersizliği, farklı amacı ve güdücüsü görülecek. Suret, içerde olanı temsil eden vitrindir. “Derin” de diyebilirsiniz. Devletlere atfedilmesi çok yaygın, pek meşhurdur: Her şeyi bilen, düşünen ve mutlak yanılmaz koruyucu iradenin varlığı. Devlet cihazının akışkan olması gereken irade suyunu, çıkar havuzlarında toplayanların marifetleri pek çoktur.
Tarihte bu işler farklı dönemlerde tek tek ülkelerde görülür, bilinirken; emperyalizm çağında matruşkaya dönüştü. Büyük devletler küçükleri organize ediyor. Her türlü hukuksuzluk, hesapsız harcamalar, yüksek volümlü istismarlar, korkmadan işlenebiliyor. “Ne kadar büyük organizasyon, o kadar derin tecrübe” deniyor. Küresel zorbaların tarihi, bu saptamaya kanıt olarak yeter.(3) Abd, İsrail halkı kaçınılmaz hüsranın kesif ağırlığı altında dağılmakta. Yüzeye çıkardıkları emeksiz konfor talepleri, hükmetme arzuları; karşı tarafta beklemedikleri dönüşüme yol açtı. Geceleyin yatak odalarından kaldırılanlar, tonlarca bomba altında sinmesi gerekenler kökleriyle kopmuş bağlarını yeniliyor. Akıl- vicdan (ki bu emek ve dayanışmadır) bilim üçlüsünü; keşke, umut, itaat üçlüsüyle değiştirerek.
“İçerde ne varsa dışarıda, yukarıda ne varsa aşağıdadır.”
Yine, yeniden Trismegistus Hermes. Bu yüzden yakınmayın, ey insanlık! Umutlarınızı, keskelerinizi akıl, vicdan ve bilimin Trimegistus’una dönüştürün.(4)
Açıklamalar :
(1)Tarih boyunca güçlerini milyonlarca insanın acı çekmesine ölümüne yol açacak şekilde kullanan zalim hükümdarlar pek çok.Roma’da işkenceleriyle bilinen Caligula, halkını kazığa oturtan III. Vlad, 20 milyon kişinin ölümünden sorumlu tutulan Cengiz Han, Kendi ailesini bile katleden Korkunç İvan, Yeo Sang Hun Kore Kralı,Qin Shi Huang Çin imparatoru,.. hep varlar. Kökleri güce erişmiş korkunun güvenlik tesisi. Hepsi bu:korku ve dehşetin “inşa” ettiği çevrim içi hiyerarşik piramit.
(2)İnşa kelimesi, Arapça, “naşa’a” (çıktı, yetişti, belirdi)köküyle bağlantılı.”Neşet” ortaya çıktı. Hazırlanmış, olgunlaşmış, görünür olan. Diğer taraftan, ortaya sunulanın mutfağı olduğuna delalet eder. Katmanlık tek boyutlu değil, çok boyutludur; yani yüzey katmanın sonu değil, farklı bir aşamasıdır. Görünür olan yeni katmanların “cevherine” dönüşür.
(3) Abd tarihinde başxkanlara , adaylara, siyasilere yönelik suikast ve girişimler pek çok. Abraham Lincoln(1865),JamesA.Garfield(1881),William McKinley(1901),JohnF.Kennedy(1963),Ronald Reagan(1981), Donalt Trump destekçisi Charlie Kirk suikastları kendisine (2024,2026)devam eden “girişimler”.
Diğer taraftan büyük hırsızlıkların perdelemeler de pek çok:İçki yasağı (1920-1933),Tuskegee Firengi Deneyi (1933-1972), Mccarty cadı avcılığı(1950-1954),Edward Snowden ve NSAdinlemeleri (2013),11 Eylül saldırısı, Jeffrey Eptain’in organizasyonları.
(4)Üç kere Hermes(trimegistus) deyiminin açılımı: Bilgisayarlar 1,0 üzerine bina edildi. Yapay Zeka (yz)ikili kodlamayı aşarak insan zekasını taklit etme yeteneğine üç ana gelişim aşamasına ayrılır:
(1) Dar yz(ANI-Artificial Narrow Intelligence)İçinde bulunduğumuz aşama. Satranç, dil çevirisi vb. (2)Yapay Genel Zeka (AG-Artificial General Intelligence)insan seviyesi zeka; öğrenip, uygulayabilen. (3)Süper yz (ASI-Artificial Super Intelligence)insan zekasını bilimsel yaratıcılık sosyal becerilerde aşan teorik aşamadır. Diğer ifadeyle, akıl , vicdan bilim /bütünleşim aşamaları.