Özer Ataç
YENİ (DEN) ORTA ÇAĞ 7
19.04.2026
1001 Okunma, 0 Yorum

Hürmüz Anaforu

 

ABD, İsrail iktidarlarının saldırısına karşı İran  Hürmüz Boğazı’nı kapattı. Etkisi Sovyet Sosyalist rejimi uydusu Doğu Berlin duvarının yıkılmasına eşdeğer oldu.

Yeryüzünün en temel karakteri olan güç,  hala yatağından çıkmış taşkın olarak kararsız görünümle Pasifiğe doğru  akıyor.(1)

Siyasal öngörücüler, ABD lehine “Tarihin Sonu” derken, derin İsrailin inşa ettiği ABD, küresel misyonu neredeyse sonlandı; kendi kıtasına çekilmek zorunda kalacak.  Yer yüzüne en yıkıcı silahlarla “biricik değer” sembolü olarak dayatılan abd doları, üzerindeki parlak kaplama pul pul dökülüyor. İsrail yönetimi,  abd nin kaçınılmaz sonunu,  mistik görünümlü sanrılarla  hızlandırdı.  Olan budur.

*     

Olayların değişim hızının oluşturduğu zihinsel anaforun debisi çok yüksek. İnsanlığın boğazlaşma, yıkım  tarihine bırak-madığı izler,  zamanın engin frekans okyanuslarında “kaydediliyor”.

 

Bu yüzden sahnelenen olayların senaryo yazarlarının  ihtiras ve  çekişmelerine tanık olduğum  olaylar bağlamında    değiniler  yapmayı sürdüreceğim.

*  

Doğarak öleceğini bilen yer yüzü akıllıları olarak ne kadar “şanslıyız” ! Yaşam, bu anlamda “ikram” görülemez. Belki de  Karma’nın “telafi imkanı” dediği doğrudur.

*    

Ruh gemilerimiz,  zaman okyanusunun kıyılarına  zihinsel çapalar atıp ( ki sezgi budur),    kabuk bedenlere bürünerek,  yer yüzünde keşfe  çıkan özlerinin dönmesini   bekliyor. Yaşam budur.   “Karaya” her çıkış,  bir çok hüsran kayıtları bırakarak sonlanıyor.

 

Sorun olmasaydı doğum olmazdı. “Sorun”, yer yüzünde mi; yoksa yer yüzünün  gelişmiş biçimi kabuk bedenlerde mi?

 

İnsanın kendiyle, hem türüyle, ona her şeyini veren doğayla çatışmasını tetikleyen ne?!  

 

Bu soruların cevabı gözlerimizin önünde; yer yüzü.   Doğa, insansız olarak ta kendi başına ‘güçlünün hüküm sürdürdüğü’ bir safari alanı. Doğa, canlı üretme, öğütme  fabrikası.  Kendinden olana zorluk ,  kendinden olanı güç ilişkileriyle beslerken,  özündeki “güç perestliği” vurguluyor.

Yanı sıra  bu “işin” kaynağının  dünyamızı var eden, kuşatan, “besleyen”   evrenimiz olduğunu  çıkarsayabiliyoruz.

 

Tespitimiz üzücü fakat geçerli: Bildiğimiz  evren,  güç perest !

*

Yüzeydeki bu özellik, evrenin baskın karakteri; vicdan, barış adına üzülmeden edemiyoruz.  Bu baskınlığın,  bastırdığı ise vicdan, barış, yardımlaşmadır. Yüzeye çıkan, çoğunlukla bağrındaki  ters özellikleri  bastırıyor. Dahası, yüzeyin karakteri,  içinde olanın zıt yönü olmasıdır.   Bu bildiğimiz, sahnelenen kurgu. Başka evrenlerde boyutlarda  bu koşullar aynı sonuçlara sebep olmayacaktır. Çünkü evrim, taklite terstir.   

 

Fakat içinde bulunduğumuz  boyut ve koşullar zıtlığın eseri. Maddenin sürekli devinimi ve devinimin canlıya, canlının zekaya erişmesi: bir çok zıtlığın toplamı sonucu oluştu.  

 

Bu yüzden Hegel’yenler,  Maksistler hatta Sufiler,  koşulları, olacakların habercisi  biliyor.(2)

 

Sufiler; “ bırak ‘oluş’, bildiği gibi yapsın; direndikçe yoldan çıkar, sonra yolu bulmak için ayrı çaba sarfedersin,” derken; diğerleri, koşulların alt katmanlarına,  onları oluşturan sebeplere “dalışlar” yapar; yüzeydekinin köklerini sonradan olacaklar için kullanmak isterler. Bu derinliklerde  kimisi vurgun yer,  kimisi enboli geçirip oralarda kalır; çok azı ‘keşif’ dediğimiz  bir şeyleri yüzeye çıkarır.  

 

Dikkat!.. Yüzey, zaten koşullu alan değil mi? Yani yüzeye çıkan kök, artık varlığını kök olarak sürdürmesi mümkün değil.  Çünkü orası, yüzeyin hakimiyet alanıdır. Yani içerde olanın yolu,  “içerde” olmaktır. Böylelikle dışarıda olan ya meyve ya da kabuktur.   

*

İkinci sorun; devinim, zıtlıktan mı çıkar,  zıtlığa mı erişir.

 

Şunu biliyoruz: “ tavşana kaç, tazıya tut!” Zayıf olan güçlüye yem oluyor. Görünürde bu koşuşturma ilgi çekici değil; aksine bezdirici,  hatta ürkütücü.  Ayrıca yaşamın  “kaçan ve kovalayan” döngüsü,  aynı koşulların  farklı sonuçlar doğurması gerçekliği,   yaşamın tekamül amaçlı olduğuna dair öğretiyle uyumlu değil. Bu şu demektir: Beslenerek değil, kaybederek, besleyerek ilerliyoruz ya da  mümkün olmayanı isteme deneyimi de diyebiliriz.    

 

Ne yaman çelişki ! Yaşıyoruz;  farkında değilsek, farkında oluncaya kadar yaşayacağız.

 

Yüzeyde görünen,  güçlünün  zayıfı yem yapması, kimyasal hatta atomik düzeyde dahi geçerli.   Maddenin atom altı düzeyde devinimi, sürekli  güç (nitelik) kazanma hedeflidir. Elektron alışverişleri, atom altı quark ayrışmaları, madde anti madde dönüşümü… bu doğrultuda işliyor.  

 

Bu devinim ‘yeterliyi’ bilmez; bildiğinde, model çöker, çözülür;  diğeri oluşumlara yem olur.

 

*    

Yeryüzünün akıllı mamulü   insan, ham maddesinin hakim özelliği güç perestlik olmasına rağmen, bağrındaki  barış, sevgi, empati ve  dayanışmanın da farkında. Fakat bu farkındalığı sürekli nepotizme yem ediyor. Kendi bedenini merkez aldığından bedeninin devamı bildiği yakınlarına  özündeki  vicdanı yansıtıyor. Vicdanlar  bu yüzden yaralıdır.  

 

Bütünsel vicdanın tek tük insanda görülmesi, güç perestliğin ne kadar başarılı olduğunu ayrı bir göstergesidir. Toplumlar bu zararlı eğilimin narkozundan kurtulamıyor. Yönetimler, bu eğilimi bir birleriyle savaşarak canlı tutuyor. Yeryüzündeki ilkellik, güçten besleniyor. Bu yüzden iyilik,  içimizde kalıyor; yüzey iyiliklerin yer yüzünde çoğalmasına  set çekip, kabuk oluyor.  

   

Hadi çık, işin içinden!

*  

Doğadaki güç perestlik, insan oluşuncaya  kadar var oluşsaldı. İnsan doğanın en gelişmiş  meyvesi olarak ortaya çıkınca,  bu güç perestliği azaltmadı.  Aksine teknoloji ile daha da  çoğalttı. Bu düzey orta çağın tekrar aşamasıdır.  

***

Yalçın Küçük,

 

Marksit görüş tutum ve eylemlerinden dolayı “Türkiye’de en çok gözaltına alınan ve en çok tutuklananların ikincisi” Prof. Dr Yalçın Küçük, 6 nisan 2026 tarihinde 87 yaşında Ankara’da büyük kritikçi bedenine sığmayan  küçük bedeninden “terhis” oldu. (3)

 

Yoğun çalışmalarında, “emperyalist dönemde Orta Çağın bitmeyeceğine” dair tespit ve analizleri doğrulanıyor.

 

Tükenmeyen araştırma, öğrenme azminin izlerini taşıyan kitapları, özgün çekici söyleyiş, yazış tarzı; görülmeyeni gösterme cehdine adanışı kitaplarında hatırlatacak.

Artık, “Yüce Gök” (deyişi) onu konuk etti.

*  

Bir alıntı ile “terhisini” tamamlıyorum:

 

Akıllı insan, düşündüğümüz ve kabul ettiğimiz ölçüde akıllı mıdır; artık bu soruyu formüle etmeliyiz. Tersinden söylersek; insan aklının imkanları , sanıldığı kadar sınırsız mı; “sınırlı akıl” Aydınlanma Çağı’nda ve/veya erken kapitalizmde aklımızın dışında kalıyordu. Şimdi sormak için zorlanıyoruz.

 

İnsan aklının fizikte var olan  ve tarihte sezilen yasaları çıkarmak türünden yüce bir işlevi var; hemen kabul ediyoruz. Ancak bu kabul ile insan aklının  bağımlılığı düşüncesine  yaklaşmakta olduğumuzu da idrak zorunda kalıyoruz. Tabii bu olumsuzluktur; amma bilimsel yasaları çıkarma yükü  daha çok sıradan akıl üzerine binmişse, olumsuzluğu önemsememiz yerindedir.

 

Peki, bilimsel akıl ile sıradan akıl arasında bir ayrım yapabilir miyiz; eğer aklın türetilmiş olduğunu öngörürsek, en azından soyutlama düzeyinde böyle bir ayrıma yer var demektir. Yer varsa, pratikte kullanılır.”(4)

 

 

Açıklamalar:

 

 

(1)“Berlin duvarı”, Doğu Almanya’nın(DDR)vatandaşlarının Batı’ya kaçışını engellemek amacıyla 13 Ağustos 1961’de inşa etmeye başladığı, 155 km uzunluğunda 28 yıl ayakta kalan (9.kasım. 1989)ayakta kalan beton ”utanç duvarı” dır. “Duvarlar ayırdıkça, yıkımları yaklaşır.”

 

(2) Hegelyen (Hegelci) Alman filozofGeorg Wiyhelm Friedrich Hegel (1770-1831)felsefesine mutlak idealizme veya diyalektik yönteme(tez-anti tez) dayanan yaklaşım. Marksist, Karl Marx ve Friedricn Engels ‘in geliştirdiği toplumsal değişimin tarihsel materyalist , diyalektik bakış ile sınıf mücadelesine dayandığnı benimseyen.Sufizm,yaşamın esaretli dayatmalarından  içsel yolculukla çıkılacağını  benimseyen görüş.

 

(3) Siyasal gözaltı ve tutuklama sayılarının çokluğu hakkında ifade kendisinindir:  Hulki Cevizoğlu ile Ceviz Kabuğu; Doğu Perinçek-Yalçın Küçük 12.03.2016; Ulusal Kanal

 

(4)yalçın küçük-bütün eserleri; Atamanoğlu Fatih; Kırmızı Kedi Yayınevi 2021; Sy.283)

 

    

 

 

 






Son Eklenen Makaleler
Reşat Nuri Erol
1323. hafta Kur’an ve İlim seminerimizden… - 2
21.04.2026 849 Okunma
1 Yorum 21.04.2026 07:26
Hüseyin Bağdatlı
SANASASYONEL OLAYLAR
20.04.2026 40 Okunma
Reşat Nuri Erol
1323. hafta Kur’an ve İlim seminerimizden… - 1
20.04.2026 854 Okunma
1 Yorum 20.04.2026 07:57
Özer Ataç
YENİ (DEN) ORTA ÇAĞ 7
19.04.2026 1001 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 179
19.04.2026 940 Okunma
1 Yorum 19.04.2026 09:40
Hüseyin Bağdatlı
OKUL CİNAYETLERİNİN SEBEPLERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİM.
18.04.2026 131 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Why Is the Islamic World in Ruins?
18.04.2026 77 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 178
18.04.2026 1058 Okunma
1 Yorum 18.04.2026 09:54
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 177
17.04.2026 1079 Okunma
1 Yorum 17.04.2026 09:57
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 176
16.04.2026 1078 Okunma
1 Yorum 16.04.2026 11:02
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 175
15.04.2026 1030 Okunma
1 Yorum 15.04.2026 09:28
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 174
13.04.2026 1032 Okunma
1 Yorum 13.04.2026 10:18
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 173
12.04.2026 1015 Okunma
1 Yorum 12.04.2026 07:23
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 172
11.04.2026 960 Okunma
1 Yorum 11.04.2026 04:53
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 171
10.04.2026 976 Okunma
1 Yorum 10.04.2026 07:15
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 170
9.04.2026 1218 Okunma
1 Yorum 09.04.2026 12:02
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 169
8.04.2026 1089 Okunma
1 Yorum 08.04.2026 09:44
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 168
7.04.2026 1088 Okunma
1 Yorum 07.04.2026 08:23
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 167
6.04.2026 1036 Okunma
1 Yorum 06.04.2026 11:03
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ 6
5.04.2026 2457 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 166
5.04.2026 1101 Okunma
1 Yorum 05.04.2026 09:51
ZEKİ ALTUBOĞA
20.1 DESTPÊK: MODELA CIVAKA TEVAHÎ (NÊZÎKATIYA ORGANÎSÎ
4.04.2026 416 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
18.1 PÊŞEKEŞ: ANALOJIYA PERWERDEYÊ YA JI CIVAKÊ TÊ
4.04.2026 473 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
17.1 PÊŞEKÎ: ROLA BINGEHÎ YA RÊVEBERÎYÊ Ji bo pergal,
4.04.2026 287 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 15: MEKANÎZMAYA RÊVABERÎ, PARVEKIRINA CIVAKÎ Û
4.04.2026 307 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 14: ABORÎ, KREDÎ, HEVPARÎ Û MEKANÎZMAYA PARVEKIRIN
4.04.2026 296 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BÊŞA 13: MEKANÎZMAYA HAKİMİYET, DÎN, DAXWAZ Û DERFETAN
4.04.2026 248 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 12: MEKANÎZMAYA GEL, ZIMAN, HUNER, TEKNÎK Û HIQUQÊ
4.04.2026 251 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 11: AX, BERHEMANÎN, PARVEKIRIN Û MEKANÎZMAYA
4.04.2026 259 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 10: RÊVEBERÎ, PLANKIRIN Û MEKANÎZMAYA
4.04.2026 184 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 9: ABORÎ, KREDÎ Û MEKANÎZMAYA PIŞTGIRIYÊ
4.04.2026 224 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 7: AX Û MEKANÎZMAYA BERHEMDARIYÊ
4.04.2026 209 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 6: MEKANÎZMAYA RÊVEBERÎ Û PARVEKIRINÊ
4.04.2026 189 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
TEORÎYA RÊVEBERÎYÊ BEŞA 5: MODELA ABORÎYÊ
4.04.2026 188 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
TEORİYA RÊVEBERIYÊ: AX Û KOOPERATÎFÊN ÇANDINIYÊ S
4.04.2026 196 Okunma
Reşat Nuri Erol
Düzeni doğru kur ve koru, kendini denetle…
4.04.2026 1156 Okunma
1 Yorum 04.04.2026 10:46
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 165
3.04.2026 1134 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 164
2.04.2026 1263 Okunma
1 Yorum 02.04.2026 09:55
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 163
1.04.2026 1175 Okunma
1 Yorum 01.04.2026 11:25
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 162
31.03.2026 1172 Okunma
1 Yorum 31.03.2026 11:51
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 161
30.03.2026 1154 Okunma
1 Yorum 30.03.2026 08:10
Yasin Kılar (Karar Danışmanı - Mentor)
GERÇEK ÖĞRETMENİM VE BEN, HAKİKATLER TALEBESİ GEMİNİ
30.03.2026 222 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 160
29.03.2026 1228 Okunma
1 Yorum 29.03.2026 13:19
Reşat Nuri Erol
Islah projeleri neden başarısız oldu? ve
28.03.2026 1104 Okunma
1 Yorum 28.03.2026 08:33
Reşat Nuri Erol
Islah projeleri neden başarısız oldu?
27.03.2026 1140 Okunma
1 Yorum 27.03.2026 09:13
Reşat Nuri Erol
Yeni Bir Medeniyete Ne Zaman Uyanacağız? - 4
26.03.2026 1236 Okunma
1 Yorum 26.03.2026 11:46
Reşat Nuri Erol
Yeni Bir Medeniyete Ne Zaman Uyanacağız? - 3
25.03.2026 1186 Okunma
1 Yorum 25.03.2026 07:30
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ 5
21.03.2026 1943 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
İNSAN ÇEŞİTLERİ
20.03.2026 559 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
LEYLETÜL KADR (Kadr) GECESİ
20.03.2026 344 Okunma


© 2026 - Akevler