Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 184
‘Sosyal Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda, çare ve çözüm bu yazılarda… Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
“Elletiy ketebellahu leküm / Allah’ın sizin için kitabet ettiği yer” (Maide 21)
Allah oraları onlara, geniş olan yeryüzünü de tüm insanlara vermiştir. Bizleri, bilhassa Hıristiyanları ve Müslümanları, onları oralara yerleştirme görevi ile görevlendirmiştir.
Yahudiler faizden vazgeçecekler, Yahudiler savaş fitnesinden vazgeçecekler… Böylece takdir-i ilâhi gerçekleşecek... Direnirsek Allah’ın Kur’an’daki ihbarı duruyor; diğerleri gelir, sonra onlar bizim gibi olmazlar...
Bu yazılarımızı asker-sivil yerli-yabancı herkes dikkatle okumalı... Yazarlarımız kopyacılıktan vazgeçip yeni şeyleri duyup yazmalı... Allah bizlere Kur’an’ı okuyup anlama imkânı verdiği için ne kadar hamdetsek azdır. Ben ve sen anlamışız, fark etmez, sonunda hepimiz öğrenmiş oluyoruz. Birbirimizin hatalı anlayışlarını düzeltmemiz gerekmektedir.
“Ve lâ terteddû alâ edbariküm/ Ve dübürlerinizin üzerine irtidat etmeyiniz.” (Maide 21)
“Reddetmek” geri çevirmek demektir. “İrtidat etmek” geri dönmek demektir. Savaşta bunun anlamı düşmana sırtını çevirip kaçmak anlamındadır. Savaşan iki ordu arasında savaşın öyle bir ânı gelir ki, artık savaşı terk etmek zorunda kalırlar, dönüp kaçarlar. Hazreti Musa işte bunu yasaklamaktadır. Cephe savaşına giren ordunun kararı ‘ya zafer ya ölüm’ olmalıdır. Yenilirsek imha oluruz, yenersek de imha ederiz. Savaş budur. Teslim olup esir olmak veya gerisin geriye kaçmak ise müminler için söz konusu değildir.
“Dübür” arka demektir. “Kubul” de ön demektir. Arka demek geçmiş demektir, ön demek de istikbal/gelecek demektir. Uygarlaşma söz konusudur. Nasıl insan devamlı yaşlanır hiçbir zaman gençleşemezse, insanlık da böyledir, sürekli olarak yaşlanmakta ve uygarlaşmaktadır. Geri dönüş yani irtica yoktur. Tekrar çöle dönüş yoktur. Toplayıcılıktan avcılığa, avcılıktan çobanlığa, çobanlıktan tarımcılığa geçilmiştir. Hazreti Musa şimdi onlara tarımcılığa geçmelerini emretmekte, tekrar çöllere dönmemelerini istemektedir.
Türkiye’yi misal alırsak, saltanattan meşrutiyete, meşrutiyetten cumhuriyete ve demokrasiye geçilmiştir. Tek partili döneme dönülmeyecek, saltanata dönülmeyecektir. Durmak da yoktur. Demokrasiden daha ilerisine gidilecektir, bu da “Adil Düzen”dir. “Adil Düzen”in ne olduğunu öğrenmek isteyenler 27 yıldır devam eden haftalık “Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası” seminerlerimizi takip edebilirler.
“Fetenkalibû hâsiriyne / Hüsrana inkılap edersiniz.” (Maide 21)
“Hasar” zarar demek, azalma veya bozulma demektir. Ticaret yaparsınız, zarar ederseniz hasar görmüş olursunuz. Arabanız çarpar, bir yeri eğrilip kırılır, hasar görmüş olur. Burada “Hâlikîn” değil de “Hâsirîn” demiş olmasından anlıyoruz ki, bu savaştaki kaçma değil, uygarlıkta geri dönüştür, irticadır. Her irtica sonunda zarara uğratır, ileriye götürmez.
Hz. Musa aleyhisselam burada tüm insanlığı ilgilendiren kural koymaktadır. Bir yenilik geldiği zaman onunla mücadele etme, onu daha ileriye götürme ve onun zararlarını ortadan kaldırma olmalıdır. Yoksa hüsran olur.
Cumhuriyetin ilk yıllarında CHP iktidarda idi. Demokrat Parti geldi. Sonra AP, sonra ANAP, sonra DYP, sonra AK Parti geldi. Saadet Partisi’nin gelişi istenmedi, tekrar Demokrat Parti anlayışının gelmesi istendi, Adalet Partisi’nin gelmesi istendi, DYP istendi. Bunların hiçbirisi beceremediler. Ulusumuz zarar etti; neleri zarar etti?
1) KİT’ler satılıp imha edildi.
2) Dış borçlar ve faizler birkaç misli arttı.
3) Türk tarım ve hayvancılığı iflas etmektedir.
4- Türkiye’de var olan sanayi işletmeleri yerinde saydı.
Her irtica hüsrandır. Hedefimiz daha ileriye, mukaddes topraklara yani “Adil Düzen”e girmemiz olmalıdır. “Mukaddes” kelimesini böyle de değerlendirebiliriz. Yani ileri, gelişmiş, medeni kent anlamını verebiliriz. (Devamı var)