Vitrin, önder ya da piramit tuzağı

Hepsi aynı kapıya çıkıyor; hepsi göstermelik:
-“Her kes, sonunda gelişerek böyle nitelik kazanacak! Gelişim, liderliğin aklını kolektife devir edecek!”
Fakat piramit modelde böyle olmuyor, olamaz da. Piramidin üstündekiler, vitrinlerde kalıyor. Onların imkanlarını öykünerek izliyoruz. Kapitalizmin saklanan yüzü viral israf sistemi olmasıdır. Bu yüzden sahte üretim kaçınılmazdır. Kendisi ile beraber sahteliği üretiyor. Çünkü kendisi, “standart” yaftalı, asıl gerçekliği tıraşlanmış sahte ürün! İlginç geliyor değil mi; fakat öyle.
Varlığını mühendislik biliminin şemsiyesi altında güvenli sanıyor. Oysa sahtesi kadar çürük. Tek farkı, sağanak medyatik tabanlı bilinç altımıza adar inen jan-janlı telkinler. Yine ilginçtir ki sahtelik, küresel sermaye onaylı, avuntu gerçekliğin kanatları altında gelişiyor.(1)
Siz bakmayın ürünlerdeki standart uygunluğuna. Standart, ürünlerin dayanıklığını ve kullanım güvenliğini onaylayan laboratuvar sonuçlarına göre üretildiğini, denetlendiğini özetleyen etiket, işaret içerikli taahhüttür. Piyasada yapılan ürün denetimleri, bu normları arıyor.
*
Vitrinler, bu tür standarta haiz ürünler için kuruluyor. Sosyal düzenlerde yönetime atanan veya seçilen bütün yetkililer de bu vitrindeki ürünleri andırıyor.
Ülkelerin siyasal, bürokrat idarecileri, o coğrafyanın sahip olduğu tüm değerleri, imkanları, toplumun bulunduğu seviyeyi, normları en uygun şekilde yansıtması beklenir. Fakat yansımıyor. İşte kapitalist kandırmacanın (avuntunun) sakladığı nokta budur. “Standart” kaplamalı sahtelik. Çok iddialı mı oldu; ne yazık ki iddia değil, gizlenen gerçeklik. O yolu yapanlar sonunu da tasarladılar. Sonunda Ferhat’ın tünelini açmak imkansız; çünkü son, sistemin tekrar etmesi için tasarlanmış. Bu devrimci ihya edici “işler”, sondan çok önce tüm milletin, hanelerin. Bireylerin niteliğe eriştirme imkanları sağlamakla hazırlanabilir.
*
Önce “çukurdan” başlayalım: Sahtelik, hiçbir zaman hakikatin, gerçekliğin karşısına çıkmaz. Çünkü nitelik, nicelik farkı çok belirgindir; biri su diğeri, su buharı. Fakat sahtelik öyle değil. O “avuntu standartlarının” türevidir. Büyük çekilişlerin teselli ikramiyesi olan bilet bedelleri gibi. Bu yüzden kandırmacalar, israflar, itibar istismarları; saldırganların yıkım ve katliamları bitmeyecek. Çünkü “avuntu gerçeklik”, sahteliği tek alternatifi olarak dayatıyor. Savaşlar, düşmanlıklar bu yüzden.
Açıklayalım: Yıl 1936 abd; DuPont firması ilk sentetik kadın çorabı üretmiş. Şehir yaşamının ilk cinsel cazibe nesnesi kapış kapış satılıyor. Çorabı kullanan kadınlar, o kadar memnun kalıyorlar ki farklı renkleri talep ediyorlar. Fakat satıcılar için can sıkıcı durum var: Çoraplar dayanıklı; aylarca yıkanıp kullanılabiliniyor. Pazarı genişletmek, yeni alıcı kitle oluşturmak zaman imkan istiyor. Üretici firma daha yakın çözüm buluyor: çabuk kaçan( ilmiği bozulan), kadın çoraplar üretmek.(2)
İki giyişte kaçan daha ucuz çoraplar. Bu ucuzluğu(kolaylığı), demokratik seçimlere benzetiyorum. Yaygın medya telkinleri, sahibini geliştirmeyen “özgürlükler” çabuk unutulan toplumsal vaadler. Her seferinde başlangıçlar iyi giderken; gidiş, o gidiş!.. Vaad, umut oluyor. Çarşıdan aldığım şey, eve gidinceye kadar, dolaba koymadan bozuluyor. Buz dolaplarımızda iki günde bozulan ne çok şey var hatırlayın. Paketi açmaya görün; “ürün”, koşa koşa bozuluyor. Etikentin üzerindeki ‘son kullanma tarihi’, ürünün ambalaj açılmadan kullanılacak ömrü kadar. O ambalaj (seçim sandıkları) açılıp “ürün” dışarıya (matbata,özlük hakları) çıktı mı, “lezzete” yönelik tüm vaadler, iki günde yok oluyor. Vaadler güncelden ufuğa doğru uzaklaşıyor. Tıpkı vitrindeki ürünler gibi.
*
Şunu umut ediyorsun: tercih edip satın aldığın ürün, artık “dolabında” ve senin onu tüketmenle senin sıhhatini, dinamizmini sağlayan enerjine dönüşecek… İşte size umutsuz Amerikan halkının ikinci kez seçtiği “Yeniden Büyük Amerika” mavalının çarşı-pazar örneğinden açıklaması. İçinde onlarca sahteciyi barındıran, seçim standartlarından onaylı Trump iktidarı; meğerse, Eptein standardından haizmiş! Şimdi bir elinde aldığı talimatlar, diğerinde Amerikan halkına verdiği vaadlerle iki kutuplu kablo tutuyor. Uçlarını nereye monte etse “randıman” alamıyor, sorun çıkıyor. Çünkü kabloların dip uçları kendi ülkesine bağlı; kendi ülkesini patlatacak. (3)
*
Orta Çağda sahtelik, asalet kılıfıyla kaplıydı. Güçlü savaşçıların akıllı olup, stratejik iş yapanları, ilk silahlı organize toplulukları kurdu. Bunlar kendi klasmanında elenip krallar oluştu. Krallar, yine krallarla sınandı. Sonra imparatorluklar kuruldu. Bu döngü yüzlerce yıl sürdü. Her seferinde zirve, “imparatorluğa” kadar çıktı.
Zirveye yükselen sistem ya dönüştürür ya da yıkılıp tekrar başlar. Zirveye ulaşan nitelikliyse, dönüşür; nitelikli değil, nicelikteyse bozulup yeniden tekrar sarmalına girer. Bu yüzden nicelik niteliğe mecburdur; aksi takdirde kendini tekrar için savaş, yıkım, katliamlar oluşur. Hiyerarşik sınıfların niteliği, ancak milletlerini o niteliğe ulaştırma imkanı kadar kalıcıdır.(4)
Çünkü, ötesi yok! Çünkü, pramit biçimli katı ilişkili hiyerarşik toplumsal düzenlerin evrimleri yok; onlar kısırdır. Piramit yapı dönüşmek istemez. Sömürü, gütme, zorbalık, el koymanın gelişimi imparatorlukla biter; sonra yıkılıp, yeniden kendini yeni piramit oluşturmak için tekrar eder.
Bu yüzden kabuğun(piramit) özünü oluşturan milletlerin içinde bulundukları katı ilişkiler onlar için mahkumiyettir. Bu mahkumiyet, ancak yine onlar tarafından kırılır; sosyal işleyişi önce sıvı (küp)tabiatlı, sonra gaz( çokgen); sonra, plazma (küre-helezon) tabiatlı evrimsel yatağa koymalılar.
*
Şimdinin kralları, siyasi kisveliler; matbataları taçları; bürokratların ise atamayla oluşan özlük haklarıdır. Bunlardan iktidar erkine erenler, yasaların etki etmediği alana iktidar süresince geçmiş sayılıyor.
Tarihte çok örnekleri var, aristokrat olmayan yeni iktidar sahipleri, önce sahte seçkinlikler; sonra aristokrat gelinle evlilik bağı kurup, standart seçkinliğe ulaşıyor. Yukarıda verdiğim “standart ürün” örneğini hatırlatıyorum. Standarta haiz olan, aslında küresel sömürücü sermayenin onayını almış olandır. İran İslam Devrimi 47 yıl önce, yine onlar eliyle gerçekleşti. Komünist Tudeh’e karşı bu geçici bir tercihti. Daha sonra, tercih edilenler “yasak ağaca” yaklaştı. Standart üstü gerçekliği konuşmaya başladı. Sen misin bunu yapan!?
İran milleti 47 yıl her türlü ambargo altında perişan edildi. Şunu da belirtmeliyim: Böyle yönetimlere uygulanan ambargolar, hiçbir zaman halkın, milletlerin lehine sonuçlar üretmez.
Şimdi, sonunda yeni küresel güç Çin, pasifik için İran’ı destekleyerek “önleyici savaşa” girişti. (5)
*
Diğer taraftan diktatörlük kıskacında çaresiz kalan halklar, milletler gelişim imkanları, eşitsizliği azaltan sosyal eğitim projeleri, anayasal adil hukuk düzen beklentisinde; fakat bütün dünyada hala umut yok. Ne yazık!.. “Ev içi aile şiddetine” müdahale edecek küresel vicdan hala ortalıkta yok. 47 yıldır ambargoyu sürdürenler, şimdi İran halkına “özgürlük, demokrasi” (isterseniz ‘yeni standart’ diyelim), vaad ediyor.
Akıl sahiplerine “yıkılan” küçük sömürü piramitlerini kendini tekrar ettiğine, büyük piramit buyrukçularınca ettirilmek istendiğine dair, en kadim komşumuz İran’ın yaşadıkları somut örnek olarak yetmez mi?
İran halkı, binlerce tonluk bombalar altında, yitik binlerce evladının acısıyla çözülen küçük pramitin bir daha kurulamayacağı çözümü arıyor. Orta Çağ budur !
Açıklamalar:
(1)Avuntu gerçeklik; sahnelenen oyun.Yani “oyun”; ne kadar içten görülürse , oynanırsa yine de oyun. Yere düşmüş ağacın yerde tutunuşu gibi eşya üretmezler. Ürettikleri bütün ağaçlar sabit durmaz yuvarlanır, önündekini üstündekini devirir.İnsanlar bir kez gerçeklikle karşılaşırsa bir daha onları kandırmak zor. Unutturmak için mutlaka savaş-yıkım kesintileri başlatırlar.
(2)Kapitalist mantık için kadın çorabı ürün ambalajından öte bir anlam ifade etmiyor. Amaçları için hormonal güdüyü yatağından çıkarıp sosyal savrulmayı çürümeyi normalleştirmek. O dönemde kadın cinsel estetiğin odaklığına çekilmesi çorap, jartiyer, etek üçlemesiyle başladı. Daha sonra cazibeye nesnesine çamaşır eklendi. Toplumun ekonomik kültürel seviyesi geliştikçe, avuntu nesnesi olarak öngürülen kadın cinselliği, kapitalist planda geri tepen silaha dönüştü. Kadın niteliği geliştikçe, sosyal tercihleriyle toplumsal dönüşümün umudu ve belirleyicisi olabileceği görüldü. Bu yüzden “çorap” nesnesi, cinsiyetsizliğe, kısırlığa evirildi.
(3)”Make America Gread Again”-MAGA . Donald Trump’ın 2016’dan beri kullandığı Amerikan milliyetçiliğine dayalı , ekonomik korumacılık, göçmen karşıtlığını içeren siyasi slogan. 2024 başkanlık seçimlerini yeniden kazanan Trump ortaya koyduğu vizyon filin züccaciye dükkanına girişine uygun düşüyor. İstifa eden ABD Genel kurmay başkanı Orgeneral Randy George teşhisi koydu: “Abd ordusunun başına bir deli geçirecek!” Sivilde vardılar, askerde tamamlıyorlar. Süre onların aleyhine olduğundan, atacakları bombanın fitilini kısa tutuyorlar; ellerinde patlayacak. İzliyoruz.
(4)Kevser suresinden Muhammed Nebiye erkek evladı olmadığı(yaşamadığı)için “soyu kesik” diyen ata erkiller için “asıl onlar, ebter(soyu kesik).” Ayetini hatırladım. Dönüşüm eril değil; eril olan dönüşümler kendini tekrar eder. Dişil ola,n kendisiyle erili dönüştürür. Çünkü, Erkeklerde toplam 46 adet (23 çift) kromozom bulunur. Bunlardan 44 tanesi vücud özellikleri ile ilgili (otozom). Son çifti ise CİNSİYETİ BELİRLEYEN (GONOZOM)Kromozomlardır. Erkeklerde cinsiyet kromozomları XY yapısındadır.(46,XY).Kısaca evrimi önderler sağlamaz! Önderler, dönüşenin ancak kabuğudur; ya içini geliştirmek için kendini adarlar; ya da kendilerini kalınlaştırarak, içlerini çürütürler.
(5)Tudeh, (İran Kitlelerinin) Partisi, İran’da kurulan komünist partisi. Haziran 1920’de Gilan vilayetinde kuruldu. İran Anayasal Devrim öncüleriydi. 1951 Musaddık milli değerleri koruma politikalarına el verdi. 1953 CIA ve yerli işbirlikçileriyle Musaddık devrildi.İngiliz ve Abd yi yöneten sermaye halkın liderlerinde oluşan Sovyet yanlığına Rıza Pelevi’yi diktatör yetkisiyle başa geçirdi. Tarihsel gerçektir diktatörler standart kapsamlı sömürü işbirlikçileridir. İran halkı yıllarca ezildi mücadele etti, izledi. Tude, Milliyetçilerle diktatörlüğe ve emperyalizme karşı işbirliğini 1982 kadar sürdürdü.Molla rejimi 1988 ülke içinde tüm parti kadrolarını tasfiye etti. Kalanlar, takipçiler hala sürgündeler.