Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 163
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
Bütün Müslümanlar bunun böyle olduğunu bilmektedir.
O halde, bugün canciğer olup İsrail devleti adına zulümler yapan Hıristiyanlar çok yakın zamanda ‘artık yeter’ diyeceklerdir. İşte o zaman Allah’ın azabı gelmiş olacaktır. Bir kısmını da affedecektir. Ama bunun ne zaman olacağı bize meçhuldür.
“Ve mâ beynehümâ / Ve aralarındaki…” (Maide 18)
“Semavat ve arz ve aralarında” üç yerde geçer, bir yerde de “içindekiler de” geçer. Bunların üçü bu surede geçmektedir.
“Ara” ile “iç” ayrı ayrı mıdır?
Evet, semavatı ayrı arzı ayrı düşünürsek, ikisi arasında ayrılık vardır. Aralarındakiler olur. Semavat ve arzı birlikte düşünürseniz, o zaman o ara da semavat ve arz içinde olur.
Bir zerreyi ele aldığınız zaman, o zerre ışık hızında değilse, uzaklığın karesi ile başka zerreleri çeker. O zerrenin semasıdır. Belli bir yakınlığa vardığında artık uzaklık kalmaz, ondan sonra ise çekim yoktur. Uzaydan gelen taşı yer çeker ama yere düştükten sonra artık taş yerle birleşir ve o da yer olur.
Zerreler birbirine yaklaşarak kalırlar. Onların seması oluşur. Çünkü iki misli kuvvetle çekerler. İşte bu çeken merkeze “arz”, dışındaki uzaya da “sema” denir. Ay yerin semasıdır. Ama diğer gezegenler ay ve yerin ortak semasındadır. Güneşin seması vardır. Güneş sistemi onun semasındadır. Ama diğer yıldızlar güneş sisteminin semasındadır. Yıldızlar da galaksiyi oluştururlar, onun seması kâinattır.
Burada “Mâ” getirilmiştir. “Men”den yani insan ve meleklerden bahsetmemektedir. Bunu iki şekilde yorumlayabiliriz. Ya insan, melek, cin ve ruh memluk değildir, onlar Allah’ın bir cüz’üdür, dolayısıyla O’nun mülkü dışındadır. Yani bunlar kâinat var edilmeden de var idiler, sonrasında mahluk değildirler. Bu anlayış vahdet-i vücuda gider. Yani ruhumuz Allah’ın bir cüz’üdür. Bedenimizle irtibat kurduğunda orada görevli olmaktadır.
Bu sebeple “Mâ” denmekte, “Men”den bahsedilmemektedir.
Başka bir yorum ise; benim ruhumdan demek, bana ait ruhumdan üfledim demiş olur. Ruhlar âlemi ayrı, kâinat ayrı olmuş olur. O takdirde “Mâ” “Men”i de içine alır. Nasıl “âlim” dediğimiz zaman erkek âlim, “âlime” dediğimiz zaman kadın âlim anlaşılırsa; eğer kadın olsun erkek olsun “âlim” dediğimiz zaman bu sefer ikisini ifade eder ama “âlime” dediğimizde hiçbir zaman erkeği ifade etmezse; bunun gibi “Men” şuurlu varlığı ifade eder. “Mâ” şuursuz varlıkları ifade eder. Ama eğer ikisi birden kastedilecekse “Mâ” getirilir.
“Allah” ne “Mâ”dır ne de “Men”dir. “Mâ” eşyayı, “Men” de mahluk insanı ifade eder. Dolayısıyla Allah için “Men” de “Mâ” da geçmektedir.
“Ve Mâ Benaha” “Ve Men Benaha” manasındadır.
“Arz” dediğimiz zaman taşınmaz varlıkları ifade etmiş oluruz.
“Sema” dediğimizde taşınmazların üzerindeki boşlukları ifade etmiş oluruz.
“Beynehüma”dan kastımız ise; taşınmazların üzerindeki taşınırları ifade etmiş oluruz.
Şimdi atmosferi ele alalım; arzda mıdır, semada mıdır?
Önce onların içindedir. Yerde olanlara göre atmosfer semadır ama ayda olanlara göre atmosfer arzdır. İşte bu sebeple aralarında olarak belirtilmektedir.
İnsanlar atmosferde yaşarlar.
Atmosfer gaz ve sıvı olarak arza dahildir. Bu sebeple içinde de denebilir.
Kur’an’da böyle deniyor. Bir insanın, Hazreti İsa’nın yaratılmasından bahsetmektedir. Sonra insanların bu husustaki görüşlerini anlatmakta, ondan sonra da tüm kâinatı zikrederek bizi oralara götürmektedir. Çünkü Allah için bir insanı yaratma ve kâinatı yaratma aynı şeydir. “Ol” der, o da olur. Sonra doğa kanunları ile kişinin yapısı birbirine benzerdir. Onu bilen öbürünü de bilir. Kur’an yorumlanırken bu hususların göz önüne alınması gerekir. Doğadaki bir kanun ama acaba toplulukta nasıl ortaya çıkar… (Devamı var)