Yeni Bir Medeniyete Ne Zaman Uyanacağız? - 3
-İnsan Onurunu Koruyan ve Yeryüzünü İmar Eden Sorumlu Bir Medeniyete Doğru-
Önceki 2 yazımızın girizgâhında ne dedik?
“Kur’an’a Göre Devlet Düzeni ve Medeniyet” başlıklı yazılarıma iki günlüğüne ara veriyor ve “Yeni Bir Medeniyete Ne Zaman Uyanacağız?” uyarısını 2 yazıyla yapıyoruz…
Böyle dememize rağmen, ikinci yazımızın sonunda ‘devamı olabilir’ de dedik…
Evet, bu önemli konuya devam ediyoruz ve bu devamın çok önemli bir sebebi var.
Bu yazıları yazdığımız bu günlerde aynı zamanda “Kur’an ayı” da olan Ramazan ayının son günlerindeyiz ve son yıllarda her sene olduğu gibi bu sene de günlük ve haftalık “Kur’an Nizamı” da olan “Adil Düzen Çalışmalarımızı” hem sürdürdük hem de daha da yoğunlaştırdık. Bu arada Ramazan ayının son haftasında “Kadir Gecesi; Geçen Yılın Muhasebesi - Gelecek Yılın Planlaması” konulu seminerimizi de gerçekleştirdik…
İşte bu seminerimizde iki önemli görevimizi hatırladık:
1. Görevimiz de geleceğin bin yıllık medeniyetini hazırlamaktır...
2. Biz nezrettik; geleceğin bin yıllık medeniyetinin kurulması için çalışacağız...
Merhum üstadımız Süleyman Karagülle ile geçen yüzyılın yani 1990’lı yılların sonlarında İslam Medeniyeti Vakfı’mızda başlattığımız “haftalık Kur’an çalışmaları seminerlerimizi” sürdürüyoruz ve 1300 haftayı da geçen sayılara ulaştık, elhamdülillah…
İşte bu seminerlerimizin 12 Ocak 2001 tarihli 93’üncü haftası hem “Kur’an Ayı Ramazan” hem de “Kadir Gecesi” haftasına tevafuk etmiş ve Süleyman Karagülle hocamız ile hem elli sayfalık “Kadir Suresi Tefsiri” hem de üç adet “Kadir” yazımızı yazmıştık…
Söz konusu üçüncü yazımızda yukarıda sözünü ettiğimiz iki görevimiz de var; işte o görevlerimizi bu vesileyle bir kere daha hatırlamış ve hatırlatmış oluyoruz…
***
“Kadir” demek aynı zamanda “plân” demektir. Gelecekte ne yapılması gerektiğini yılbaşında tasarlamak demektir. Planlama, Ramazan Bayramı’nda başlar ve Hac Aylarının sonunda tamamlanmış olur...
“Bayram” aynı zamanda “yıllık kongre” demektir.
“Beş Vakit Namaz” aşiretlerin yani ortalama olarak on kadar aileden oluşan ocakların günde beş defa toplantı yapmaları içindir.
“Cuma Namazı” ortalama olarak bin kadar aileden oluşan bir bucak halkının her hafta haftalık toplantılarını yapmaları demektir.
“Ramazan Bayramı” da il ve devlet halkı temsilcilerinin yıllık kongreleridir. Ramazan Bayramı yıllık genel kongreye hazırlığın yani Hac aylarının başlamasıdır.
“Hac” aynı zamanda tüm dünya halkları temsilcilerinin yıllık kongre yapmalarıdır.
***
Bugün hac yapmak birçok engelleme ve sebeplerden dolayı serbest değildir. Mesela, vize ve diğer sınırlamalarla gidilen yerde yapılan Hac görevinin kabul olmaması ihtimali yüksektir. Kilitli mescitte kılınan Cuma namazında da benzer sorun vardır. Cuma ve Bayram namazı ile Hac herkesin izinsiz girebileceği yerlerde ikame edilir...
Hac farzdır. Hiçbir yerden vize ve pasaport almadan yola çıkmalıyız. Nerede bizi durdururlarsa oradan kurbanımızı göndermeliyiz. Kurban vâsıl olduğunda Arafat’ta imişiz gibi Bayram Namazımızı kılıp geri dönmeliyiz... Bu uygulamayı her sene devam etmeli ve Mekke’ye pasaportsuz ve vizesiz gidinceye kadar sürmelidir... O zamana kadar Hac için ayırdığımız meblağlar ile mesela “Faizsiz Bir Banka” kurup orada toplamalıyız. Yol açıldığında yani Mekke’ye pasaportsuz ve vizesiz gidebildiğimiz zaman hâlâ sağ isek Hacca gideriz; değilsek adımıza giderler... Vasiyet şartı yoktur...
Kurulacak yeni dünya düzeni ve medeniyetinde bu engellemeler olmayacak...
Biz nezrettik; geleceğin bin yıllık medeniyetinin kurulması için çalışacağız...
(Devamı var)