Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 157
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
“Ve ehibbauhu / Ve O’nun habibleriyiz.” (Maide 18)
İşte bundan dolayı Hıristiyan ve Yahudiler Allah’ın kendilerini sevdiğini, ‘kötülük yapsak bile, bizi sevdiği için Allah bizi cezalandırmaz’ derler.
Burada Yahudilerin yaptığı hata nedir?
Bu sevgiyi yalnız kendilerine tahsis etmekte, başka dinde olanları Allah’ın sevmediğini söylemektedirler. Oysa iyi insan nerede olursa olsun, hangi dinden olursa olsun iyidir, Allah’ın habibidir. Allah kâinatı kendisi yaratmıştır, kendi eseridir. Kimse eserini bozmak istemez. Ne var ki insanı yüceltmiş, ona bozma imkânı vermiş ama bozarsa cezalandıracağını bildirmiştir.
Kur’an’da “Allah sizi sever” deniyor. Demek ki Allah’ın insanlardan sevdikleri vardır. Bunlar aynı dinden olanlar veya aynı ırktan olanlar değil, kendileri iyi olan kimselerdir. Her insan iyiliğin ne olduğunu, kötülüğün ne olduğunu bilir.
İnsanın kendi içtihadı ile amel etmesi işte bunun için emredilmiştir.
Biz insanız, iyiliği ve kötülüğü ayırırız. İçtihat ettiğimizde hata etsek de sorumlu değiliz. Hata etmememiz için Allah peygamberleri ve kitapları göndermiştir. Kişi onlara ulaşır, onların doğru söylediklerine kanaat getirir de onlara uymazsa, o kişi kâfirdir. Yahut kendisine anlattığın zaman ‘bana anlatma’ deyip reddederse, o da kâfirdir. Allah işte bunları sevmez; bunlar ister Hıristiyan olsun ister Yahudi olsun ister başkaları olsun, fark etmez.
“Kul / Söyle” (Maide 18)
Buradaki bu “kul / söyle” emri kimedir?
Her halde Hazreti Muhammed’e emir olamaz, çünkü o zaman böyle bir Yahudi ve Hıristiyan ittifakı yoktu, hep birlikte böyle bir şey söylemiyorlardı. O zamanın en ileri Yahudi merkezi Medine idi, Roma/Bizans İmparatorluğu’ndan kaçanlar oraya yerleşmişti. Hıristiyanlarla Yahudiler arasında en yakın dostluk yirminci yüzyılda kurulmuştur.
O halde “söyleyecek olan” şimdi biziz, Allah bu emri bize söylemektedir.
Batı henüz bizi tanımamış, muhatap almamıştır. Batılılar Necmettin Erbakan’ı muhatap almadı ama AK Parti’yi muhatap aldı. Ancak AK Parti de bu fırsata rağmen görevden kaçtı, artık bunu söyleyecek durumu yoktur. Şimdi insanlık Necmettin Erbakan seviyesinde birini beklemektedir. Bundan dolayı çağımızda böyle bir zatın zuhur etmesi beklenmektedir. İşte o kimse Hıristiyan ve Yahudilere diyecek ki; siz dünyayı yönetmeye yetkili olduğunuzu söylüyorsunuz ama durum öyle değildir.
O kimse yani Türkiye bunu nerede söyleyecek?
-Birleşmiş Milletler’de söyleyecek...
O kimse yani Türkiye nerede söyleyecek?
-NATO’dan çıkacak ve çıkma gerekçesi olarak bunu söyleyecek. NATO’da Türkiye’den başka Hıristiyan olmayan bir ülke var mı? Türkiye’yi de sadece İslâm birliğine önderlik yapmasın diye AB kapılarında bekletiyorsunuz...
İşte buraya yazıyoruz:
-Gelecekte bu sözleri siz de duyuracaksınız, onlar da duyacaklar…
“Felime yuazzibüküm bizünûbiküm / Zenblerinizden dolayı neden sizi ta’zib etmektedir.” (Maide 18)
Hıristiyan âlemi huzursuzluk içindedir. Yirminci yüzyılın en büyük savaşları Hıristiyan devletler arasında olmuştur. Ruslar da Hıristiyan, Papalık da Hıristiyan. Çin ile Ruslar arasında çatışma olsa ABD ne tarafta yer alacaktır, AB ne tarafta yer alacaktır?
Bugün küresel tekel sermaye bile krizler içindedir, sömüren ve sömürülen devletlerin desteği ile ayaktadır. Avrupa’da ve Amerika’da zenginler lüks içinde yaşarken, sokaklarda sabahlayan evsiz halk vardır. Çin sosyalist ülke olmuş ama birliğini korumaktadır. Sizin ne gibi bir ayrıcalığınız vardır ki siz kendinizi Tanrı’nın temsilcisi kabul ediyorsunuz.
(Devamı var)