Özer Ataç
Yeni (den) orta Çağ 4
3.03.2026
1093 Okunma, 0 Yorum

Sezgi,  algıyı mat eder.

 

Makaleye başladığımda abd , İsrail ve ortakları İran’a yönelik, rejimin en tepesini yok etme (dekapitasyon) operasyonunu başlatmıştı. “İran’ı özgürleştirmek”için bombalıyorlar. Özgürlük için bombalama;  bu iki zıt kavram  yeni değil. Bu yeltenişe  hilafsız hükümranların karnesi diyebiliriz.

İran’daki rejimi kuranlar, sertleştirenler; diktatörleri menfaatlerince  tolere edenler; milletleri bilimin aydınlığına güdümsüz, ikonsuz, akıl vicdan eşliğinde ulaşmasına engel olanlar;   kamusal eğitimin tekamül  yatağında akışına   engel olanlar, bu yollara  barikatlar  kuranlar   kim?!  

 

Bu sorunun cevabı çok açık;  sözde oyun kurucular.

 

Onlar şimdi  kurdukları  oyunu bombalıyor.  Oysa bu bombalar  o topraklarda yaşayanları    güçlendirecek !?  Tıpkı,  “özgürlük için bombalama” zıtlığı gibi.  Tıpkı, abd nin gelecekteki sahiplerinin  Afrika kökenli Amerikalılar olması gibi.

 

*

 

Bedenleri oyuncu kıvamında kullanan insan ruhları, böyle “turnikelerden” sayısız defa geçti. Bu açıdan  bakınca, kifayetsiz yaşamlarımızda abartılan ölümün, tekamül hedefli  hesap yenileme geçişi olduğunu,  geceleyin sonsuz görülen gökyüzüne ya da James Webb Uzay Teleskobunun yayınlanan görüntülerine bakarak seze-bilir. “Bilir”  olasılık ekini ibreti idrak etmek isteyenler için  kullandım.  Kim bilir, Kisraların zulümat ordularının şimdilerde  hak yasası icabı İran’da yaşama doğmadıklarını?!  Bilinmezler olasılıklara hayat veriyor; bilesiniz.     

 

*

    

Nereye baksak, hangi otoriteyi  dinlesek,  insanlığı ve doğayı  pandemi ötesine  savuracak salgın savaş  hazırlıkları  beyanlarına tanık oluyoruz.  İkinci Dünya Savaşından sonra “böyle yıkım ve ölümler bir daha olmasın,” diye oluşturulan uluslararası kurumlar;    abd iktidarınca  yok sayılıyor.   Bozarak, el koyarak, bombalayarak yeniden büyük Amerika  kuracakmış.

 

Galip devletlerin kendi  yararlarına  1950 yıllarında kurdukları dünya düzeni,  aradan on yıl geçmeden  Çin, Güney Doğu Asya,  Afrika , Orta Doğu, Latin Amirika’da  hata uyarıları yaptı.  “Düzeltiriz,” dediler; düzelmedi.  Hükümranların kafalarındaki “simetri” bozuldu.

 

Güçlünün, “ ben yaptım, oldu!”  demesi  geçerli değil.  “Geçerli”olduğuna dair   görüntü ve teyitler,  güçlünün sonunu öngörülmez yapıyor.  Kur’an’da kayıtlı sivrisinek metaforu basitliğin öngörülmez  hakimiyetini hatırlatan,    her daim yol gösterici deniz feneridir. (1)

 

Hukuk, vicdan tanımayan küresel hükümranlık, olasılık hesaplarında bunu öngörmüyor. Kurduğu ilkeleri  tanımamak, kendi  yıkımını da oynamaktır.  Failin hüsranı bu olacak. (2) Bu olasılık kalp krizi gibi  beklenmedik anda ölümün vuku bulması ya da    öngörülmez afetlerin aniden ortaya çıkmasını andıracak.  

 

 

Siz bakmayın meteorolojinin    iklim   tahminlerinin  tutarlığına. Bu doğanın rutin suretidir. Doğanın asıl derinliği,  yani iç yüzü öngörülmez.  İnsan böyle dönemlerde yağmurlu gecelerde şimşek çakmasının  aydınlığını yaşar.  Doğa, öngörülmesine izin verdiği olasılıklar,  doğanın yüzeyi, sahnesidir.

 

İnsanlık rutin fırsatını  doğa ile barışık medeniyet kurmaya hasretmeliydi.  Fakat ilahlık (hükmetme) tutkusu,  bu  yaşamsal fırsatı önemsemedi.   Bu yüzden  öngörülebilirlik,   öngörülmezliği büyütüyor.  Çünkü hükümranlığı eline geçiren insan,  bu hükümranlığın nimetlerine kanıyor,  aldanıyor.

 

Buna karşın yokluktan gelen,  halkın bağrından çıkıp hükümran olanlar,  bu tehlikeleri  seziyorken,   yine de   güven halkalarına mahkum oluyorlar.   Onları muhtemel tehlikeye karşı tedbirli olmaları için ikna  edemiyorlar. Sezmek, nimet ile uyumdan kaynaklanıyor. Bu uyum çileli hak edişin eseridir. Diğer taraftan sezgi yoksunluğu,  konforun türevidir.    Biliyoruz,  her nimetin külfeti  var. Külfeti bilinmeyen, yaşanmayan nimet tehlikelidir. Çünkü böyle nimetler,  gaflet tuzağını derinleştirir.     

*

 

Yeniden Orta Çağ’a girdik. “Diplomasi” mavalıyla o çağı aştığımızı sanıyorduk. Aslında Orta Çağ ilişkilerinden hiç çıkamadık.  Küresel zorbalar ne yapsa, yer yüzünü kaostan esenliğe eriştiremiyor.   Buyurun:  

 

-Diplomat A. Wess Mitchell’e göre  “ Trump , ‘sağlamlaştırma’ olarak adlandırılan bir politika izliyor. Bu politika, kısa vadeli riski uzun vadeli kazançlarla takas ediyor.”

-Siyaset bilimci John Mearsheimer : “Trup’un ikinci dünya savaşından sonra doğan ve artık ülkesi için zararlı bulduğu uluslararası düzeni sona erdirmeye çalışıyor.”

-Emanuel Macron (15.01.2026): “Özgür kalmak için korkulan olmak gerekir; korkulan olmak için güçlü olmak gerekir. Bu denli acımasız dünyada güçlü olmak için savunma üretiminde daha hızlı daha güçlü hareket etmek gerekir.”

-Amerikalı savaş danışmanı Stephan Miller: “Savaş sonrası kurulana uluslararası düzenin ‘maskaralıklarına’ son vermek ve yerine, ‘nüfuz, zorbalık ve güç tarafından yönetilen’ yeni düzen getirmek.” (3)

 

*

Bu bağlama K.Erten’in  çıkarsama ve yorumumu ekliyorum.

 

Aracılar,  putlar inşa eder.(4)

 

“1. Araçların amaçlara galebe çalması

Modernite ve onun izdüşümü olan postmodern süreç, insan hayatını teknik ve idari açıdan hafifletme vaadiyle şekillenmiştir. Ancak gelinen noktada, insanın yaşamını kolaylaştırmak için üretilen araçlar (teknoloji, bürokrasi, finansal sistemler), kendi özerkliklerini ilan ederek insanı kendilerine hizmet eden bir nesneye dönüştürüldü.  Günümüz insanı, zorlaşan sistemlerin varlığını sürdürmesi için  bu yükleri taşımak zorunda bırakıldı.

2. Ağırlaştırılmış Yapıların Anatomisi

"Ağırlaştırılmış yapılar" ifadesi, insanın bilişsel ve ruhsal sınırlarını zorlayan, esneklikten yoksun ve mutlaklık iddiasındaki sistemleri betimler. Bu yapılar şu düzlemlerde kristalize olmaktadır:

 * İdeolojik Tahakküm: Kutuplaşmayı besleyen, gri alanlara izin vermeyen keskin siyasi hatlar.

 * Tekno-Gözetim: Güvenlik vaadiyle bireyi sürekli denetim ve performans baskısı altında tutan dijital rejimler.

 * Bürokratik Atalet: İşleyişin kendisini kutsallaştıran, verimlilikten uzak gelenekselci yapılar.

 * Karizmatik Vesayet: Kurtuluşu kişilere veya dogmalara endeksleyen "yarı-tanrılaştırılmış" liderlik modelleri.

3. Teklif-i Mâ Lâ Yutâk: Modern bir sorumluluk krizi

Klasik fıkıh usulünde yer alan "güç yetirilemeyen yükümlülük" (teklif-i mâ lâ yutâk) ilkesi, bugün seküler bir formda karşımıza çıkmaktadır.  

Modern dünya; bireyden kesintisiz bir adaptasyon, sürekli ekonomik başarı ve bitmek bilmeyen bir sosyal uyum talep ediyor. Kur’an’ın "Allah hiçbir nefse içinde bulunduğu ortamın şartlarının, imkanlarının üstünde,  yetebildiğinden fazlasını yüklemez" (Bakara, 286) düsturu, bugün kurumsal ve toplumsal yapılarda karşılık bulamıyor.

Bu durum, bireyde yabancılaşma; sistemde ise etik bir çürümeye sebep oluyor.

 

 

Doğrudanlık ve basitlik ilahi lütuftur. Kozmik Akıl basit ve kullanışlı olanı, insanlar arasında  eşit olarak  paylaşılması için yüzeye çıkardı. Hükümranlığa yeltenen  ise   bu kolaylığı,  insanlar arasında ayrımsız/adil  paylaşılmasına  engel oldu. Toplumları devletlerin  hiyerarşik bürokratik  labirentlerinde  atomize etti. Birbirine, değerlerine,  ürettiklerine, aklına yabancılaştırdı.  Yetmedi;  bu nimetlere ulaşanlara külfet dayattı. Nimetleri  kendilerinden başkalarına yük olacak şekilde bozdular.  Zafer için ekinleri, ormanları insanları yakan katleden orduların yaptıkları gibi   ideolojileri gönüllü köleliğe, teknolojiyi esarete, uzmanlığı gardiyanlığa, özgür olmayı piyon olmaya, cumhuriyeti otoriterliğe, demokrasiyi sandığa dönüştürdüler. Onların yani hükümranlık isteyenlerin ellerinden ne alırsanız ne içerseniz zehirlidir.

Ey insanlık ! Hükümranlığa değil Bütünselliğin esenliğine  uyan! Sen her şeyin içinde her şeyle berabersin. Tercihin, esasta ve temelde bu olsun.  

 

 

 

Açıklamalar:

 

(1)Allah bir sivri sineği veya ondan daha  küçüğünü örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. İnkarcılar ise “Allah bu örnekle neyi amaçladı?” derler. Bununla bir çok kimseyi saptırır ve bir çok kimseye rehberlik eder. Bununla ancak hukuk tanımaz fasıkları saptırır. (Düve/2:26)

Ey insanlar! Verilen örneği dikkatle dinleyin. Allah’ın yanı sıra kulluk ettikleriniz bir araya gelseler, asla bir sineği yaratamazlar. Değil yaratmak, sinek onlardan bir şey kapsa  onu da kurtaramazlar. İsteyen de kendisinden istenen de ne aciz. (Hac/22:73

 

(2) Asır Suresi:  “ Adil /vicdani güvenliği sağlamayan,  kendine veya topluma ya da dünyaya hükümran olmaya  soyunan  insan,  telafisi imkansız pişmanlıkla hasara düşecek.

 

(3)Le Monde Diplomatique Türkçe (şubat.2026)

 

(4)Araçların hedeflere ulaştırmak yerine, hedefleri yok etmesinden söz ediyorum. Aracılığı mutlak kaçınılmaz kılan düzen hiyerarşiktir. Hiyerarşik düzenlerin alt kesimde kalanlar, üst kesimdekilerin esareti altındadır. Bu esareti gizlemenin nesnesi olan aracıların günümüzde  en yaygın uygulaması nüfuz ticaretidir.   

 

 

 

 

 

 

 

 

 






Son Eklenen Makaleler
Özer Ataç
Yeni (den) orta Çağ 4
3.03.2026 1093 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 148
3.03.2026 568 Okunma
1 Yorum 03.03.2026 13:06
ZEKİ ALTUBOĞA
PEYMANA CIVAKÎ YA NÛ U RÊYA DERKETINA -VI-
2.03.2026 194 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
ABORİYA POLÎTÎK A NASNAME, MAF Û AŞTIYÊ: -V-
2.03.2026 395 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
REVEBERIYÊN XWE CIHÎ Û ABORIYA KRÎZÊ -IV-
2.03.2026 268 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DEWLET DI KRÎZÊ DE: ZEXT AN JÎ EDALET? -III-
2.03.2026 226 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
GEL DI KRÎZÊ DE: YASAYÊN HEVKARÎ -II-
2.03.2026 179 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
XWEZAYA KRÎZÊ Û JÊNENIHTIYA WÊ -I-
2.03.2026 179 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 147
2.03.2026 747 Okunma
1 Yorum 02.03.2026 07:21
Hüseyin Bağdatlı
RAHMET AYI RAMAZANDA BOMBA YAĞIYOR
1.03.2026 76 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 146
1.03.2026 841 Okunma
1 Yorum 01.03.2026 08:08
Hüseyin Bağdatlı
İRAN, İSRAİL, ABD TİYATROSU.
28.02.2026 126 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
ENFLASYON YALANI İLE SÖMÜRÜLÜYORUZ.
28.02.2026 117 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 145
28.02.2026 911 Okunma
1 Yorum 28.02.2026 07:38
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 144
27.02.2026 852 Okunma
1 Yorum 27.02.2026 07:39
ZEKİ ALTUBOĞA
YEK SEET KÂR Û XEBAT JI KEDA MEJÎ BER BI ŞOBAKTIYÊ
26.02.2026 100 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 143
26.02.2026 844 Okunma
1 Yorum 26.02.2026 06:55
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 142
25.02.2026 870 Okunma
1 Yorum 25.02.2026 07:41
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 141
24.02.2026 948 Okunma
1 Yorum 24.02.2026 07:25
Mete Firidin
Arzı Mevud
22.02.2026 590 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 140
22.02.2026 1119 Okunma
1 Yorum 22.02.2026 07:50
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA BINGEHÎ YA CIVAKÊ -VIII- Yasa û Qanûnên
21.02.2026 129 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ -VII-Zagonên Bilindbûn û Hilweşîna
21.02.2026 162 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ BEŞA VI: ŞÛRA, TEŞVÎK Û AVAKIRINA REWAYE
21.02.2026 150 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ -V-Zagonên Bilindbûn
21.02.2026 149 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ -IV- Zagônên Bilindbûn îna
21.02.2026 141 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ-III- Zagônên Bilindbûn
21.02.2026 94 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ -II-Zagonên Hilhatin
21.02.2026 102 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA CIVAKÎ -I-Li Ser Yasayên
21.02.2026 94 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 139
21.02.2026 1201 Okunma
1 Yorum 21.02.2026 07:59
ZEKİ ALTUBOĞA
DESTÛRA BINGEHÎN YA CIVAKÊ Li Ser Qanûnên Bilindbûn
20.02.2026 254 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
KESAYETIYA BAWERMENDÊN RASTÎN Bawermendên rastîn,
20.02.2026 229 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Analîza Sosyolojîk a Sûreya Fîl Pêşgotin: Dîrok wekî
20.02.2026 306 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Sûreya Kafirûn: Manifestoya Azadiya Pergalî û Rûmeta Ke
20.02.2026 343 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 138
20.02.2026 1089 Okunma
1 Yorum 20.02.2026 09:54
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 137
19.02.2026 1024 Okunma
1 Yorum 19.02.2026 11:11
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 136
18.02.2026 1040 Okunma
1 Yorum 18.02.2026 11:51
ZEKİ ALTUBOĞA
PEYMANA LIHEVHATINÊ Şerên siyasî, aborî, olî û zanistî
17.02.2026 285 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Mirov Dewletê Ava Dike: Ji Malbatê Heta Dewletê Dewlet
17.02.2026 205 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
ALİYÊ CIVAKÎ YÊ MIROV Û DEWLET Wekî ku em nêzî biyolojî
17.02.2026 195 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
DEWLET, ARTÊŞ Û ABORÎ Di Çarçoveya Sîstemeke Netewî ya
17.02.2026 143 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
RÊVEBERÎYA SERFIRAZAN Rêveberiya Cihî û Saziya Civakî
17.02.2026 151 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
ARTÊŞA NETEWÎ Nobetgirtin (Zêrevanî) di Malbatan
17.02.2026 120 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
PERWERDEHÎ DI PERGALA AŞÎTIYÊ DE XIZMETÊN GIŞTÎ HEVKA
17.02.2026 116 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
PERWERDEHÎ PERWERDEHÎ Di Pergala Aşitiyê
17.02.2026 112 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
SÎSTEMA AŞTIYÊ: MODELA AVAYIYA SIYASÎ Û CIVAKÎ
17.02.2026 153 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
S E R O K HILBIJARTINA SEROKAN
17.02.2026 124 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Nîzama Aşitiyê Di Nîzama Aşitiyê
17.02.2026 125 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Rêveberiya Herêman NAVÇE Peyvên Sereke:
17.02.2026 132 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
NÊRÎNEKE SOSYOLOJÎK LI SER SÛREYA ESRÊ
17.02.2026 143 Okunma


© 2026 - Akevler