Özer Ataç
Yeni (den) orta Çağ 4
3.03.2026
1762 Okunma, 0 Yorum

Sezgi,  algıyı mat eder.

 

Makaleye başladığımda abd , İsrail ve ortakları İran’a yönelik, rejimin en tepesini yok etme (dekapitasyon) operasyonunu başlatmıştı. “İran’ı özgürleştirmek”için bombalıyorlar. Özgürlük için bombalama;  bu iki zıt kavram  yeni değil. Bu yeltenişe  hilafsız hükümranların karnesi diyebiliriz.

İran’daki rejimi kuranlar, sertleştirenler; diktatörleri menfaatlerince  tolere edenler; milletleri bilimin aydınlığına güdümsüz, ikonsuz, akıl vicdan eşliğinde ulaşmasına engel olanlar;   kamusal eğitimin tekamül  yatağında akışına   engel olanlar, bu yollara  barikatlar  kuranlar   kim?!  

 

Bu sorunun cevabı çok açık;  sözde oyun kurucular.

 

Onlar şimdi  kurdukları  oyunu bombalıyor.  Oysa bu bombalar  o topraklarda yaşayanları    güçlendirecek !?  Tıpkı,  “özgürlük için bombalama” zıtlığı gibi.  Tıpkı, abd nin gelecekteki sahiplerinin  Afrika kökenli Amerikalılar olması gibi.

 

*

 

Bedenleri oyuncu kıvamında kullanan insan ruhları, böyle “turnikelerden” sayısız defa geçti. Bu açıdan  bakınca, kifayetsiz yaşamlarımızda abartılan ölümün, tekamül hedefli  hesap yenileme geçişi olduğunu,  geceleyin sonsuz görülen gökyüzüne ya da James Webb Uzay Teleskobunun yayınlanan görüntülerine bakarak seze-bilir. “Bilir”  olasılık ekini ibreti idrak etmek isteyenler için  kullandım.  Kim bilir, Kisraların zulümat ordularının şimdilerde  hak yasası icabı İran’da yaşama doğmadıklarını?!  Bilinmezler olasılıklara hayat veriyor; bilesiniz.     

 

*

    

Nereye baksak, hangi otoriteyi  dinlesek,  insanlığı ve doğayı  pandemi ötesine  savuracak salgın savaş  hazırlıkları  beyanlarına tanık oluyoruz.  İkinci Dünya Savaşından sonra “böyle yıkım ve ölümler bir daha olmasın,” diye oluşturulan uluslararası kurumlar;    abd iktidarınca  yok sayılıyor.   Bozarak, el koyarak, bombalayarak yeniden büyük Amerika  kuracakmış.

 

Galip devletlerin kendi  yararlarına  1950 yıllarında kurdukları dünya düzeni,  aradan on yıl geçmeden  Çin, Güney Doğu Asya,  Afrika , Orta Doğu, Latin Amirika’da  hata uyarıları yaptı.  “Düzeltiriz,” dediler; düzelmedi.  Hükümranların kafalarındaki “simetri” bozuldu.

 

Güçlünün, “ ben yaptım, oldu!”  demesi  geçerli değil.  “Geçerli”olduğuna dair   görüntü ve teyitler,  güçlünün sonunu öngörülmez yapıyor.  Kur’an’da kayıtlı sivrisinek metaforu basitliğin öngörülmez  hakimiyetini hatırlatan,    her daim yol gösterici deniz feneridir. (1)

 

Hukuk, vicdan tanımayan küresel hükümranlık, olasılık hesaplarında bunu öngörmüyor. Kurduğu ilkeleri  tanımamak, kendi  yıkımını da oynamaktır.  Failin hüsranı bu olacak. (2) Bu olasılık kalp krizi gibi  beklenmedik anda ölümün vuku bulması ya da    öngörülmez afetlerin aniden ortaya çıkmasını andıracak.  

 

 

Siz bakmayın meteorolojinin    iklim   tahminlerinin  tutarlığına. Bu doğanın rutin suretidir. Doğanın asıl derinliği,  yani iç yüzü öngörülmez.  İnsan böyle dönemlerde yağmurlu gecelerde şimşek çakmasının  aydınlığını yaşar.  Doğa, öngörülmesine izin verdiği olasılıklar,  doğanın yüzeyi, sahnesidir.

 

İnsanlık rutin fırsatını  doğa ile barışık medeniyet kurmaya hasretmeliydi.  Fakat ilahlık (hükmetme) tutkusu,  bu  yaşamsal fırsatı önemsemedi.   Bu yüzden  öngörülebilirlik,   öngörülmezliği büyütüyor.  Çünkü hükümranlığı eline geçiren insan,  bu hükümranlığın nimetlerine kanıyor,  aldanıyor.

 

Buna karşın yokluktan gelen,  halkın bağrından çıkıp hükümran olanlar,  bu tehlikeleri  seziyorken,   yine de   güven halkalarına mahkum oluyorlar.   Onları muhtemel tehlikeye karşı tedbirli olmaları için ikna  edemiyorlar. Sezmek, nimet ile uyumdan kaynaklanıyor. Bu uyum çileli hak edişin eseridir. Diğer taraftan sezgi yoksunluğu,  konforun türevidir.    Biliyoruz,  her nimetin külfeti  var. Külfeti bilinmeyen, yaşanmayan nimet tehlikelidir. Çünkü böyle nimetler,  gaflet tuzağını derinleştirir.     

*

 

Yeniden Orta Çağ’a girdik. “Diplomasi” mavalıyla o çağı aştığımızı sanıyorduk. Aslında Orta Çağ ilişkilerinden hiç çıkamadık.  Küresel zorbalar ne yapsa, yer yüzünü kaostan esenliğe eriştiremiyor.   Buyurun:  

 

-Diplomat A. Wess Mitchell’e göre  “ Trump , ‘sağlamlaştırma’ olarak adlandırılan bir politika izliyor. Bu politika, kısa vadeli riski uzun vadeli kazançlarla takas ediyor.”

-Siyaset bilimci John Mearsheimer : “Trup’un ikinci dünya savaşından sonra doğan ve artık ülkesi için zararlı bulduğu uluslararası düzeni sona erdirmeye çalışıyor.”

-Emanuel Macron (15.01.2026): “Özgür kalmak için korkulan olmak gerekir; korkulan olmak için güçlü olmak gerekir. Bu denli acımasız dünyada güçlü olmak için savunma üretiminde daha hızlı daha güçlü hareket etmek gerekir.”

-Amerikalı savaş danışmanı Stephan Miller: “Savaş sonrası kurulana uluslararası düzenin ‘maskaralıklarına’ son vermek ve yerine, ‘nüfuz, zorbalık ve güç tarafından yönetilen’ yeni düzen getirmek.” (3)

 

*

Bu bağlama K.Erten’in  çıkarsama ve yorumumu ekliyorum.

 

Aracılar,  putlar inşa eder.(4)

 

“1. Araçların amaçlara galebe çalması

Modernite ve onun izdüşümü olan postmodern süreç, insan hayatını teknik ve idari açıdan hafifletme vaadiyle şekillenmiştir. Ancak gelinen noktada, insanın yaşamını kolaylaştırmak için üretilen araçlar (teknoloji, bürokrasi, finansal sistemler), kendi özerkliklerini ilan ederek insanı kendilerine hizmet eden bir nesneye dönüştürüldü.  Günümüz insanı, zorlaşan sistemlerin varlığını sürdürmesi için  bu yükleri taşımak zorunda bırakıldı.

2. Ağırlaştırılmış Yapıların Anatomisi

"Ağırlaştırılmış yapılar" ifadesi, insanın bilişsel ve ruhsal sınırlarını zorlayan, esneklikten yoksun ve mutlaklık iddiasındaki sistemleri betimler. Bu yapılar şu düzlemlerde kristalize olmaktadır:

 * İdeolojik Tahakküm: Kutuplaşmayı besleyen, gri alanlara izin vermeyen keskin siyasi hatlar.

 * Tekno-Gözetim: Güvenlik vaadiyle bireyi sürekli denetim ve performans baskısı altında tutan dijital rejimler.

 * Bürokratik Atalet: İşleyişin kendisini kutsallaştıran, verimlilikten uzak gelenekselci yapılar.

 * Karizmatik Vesayet: Kurtuluşu kişilere veya dogmalara endeksleyen "yarı-tanrılaştırılmış" liderlik modelleri.

3. Teklif-i Mâ Lâ Yutâk: Modern bir sorumluluk krizi

Klasik fıkıh usulünde yer alan "güç yetirilemeyen yükümlülük" (teklif-i mâ lâ yutâk) ilkesi, bugün seküler bir formda karşımıza çıkmaktadır.  

Modern dünya; bireyden kesintisiz bir adaptasyon, sürekli ekonomik başarı ve bitmek bilmeyen bir sosyal uyum talep ediyor. Kur’an’ın "Allah hiçbir nefse içinde bulunduğu ortamın şartlarının, imkanlarının üstünde,  yetebildiğinden fazlasını yüklemez" (Bakara, 286) düsturu, bugün kurumsal ve toplumsal yapılarda karşılık bulamıyor.

Bu durum, bireyde yabancılaşma; sistemde ise etik bir çürümeye sebep oluyor.

 

 

Doğrudanlık ve basitlik ilahi lütuftur. Kozmik Akıl basit ve kullanışlı olanı, insanlar arasında  eşit olarak  paylaşılması için yüzeye çıkardı. Hükümranlığa yeltenen  ise   bu kolaylığı,  insanlar arasında ayrımsız/adil  paylaşılmasına  engel oldu. Toplumları devletlerin  hiyerarşik bürokratik  labirentlerinde  atomize etti. Birbirine, değerlerine,  ürettiklerine, aklına yabancılaştırdı.  Yetmedi;  bu nimetlere ulaşanlara külfet dayattı. Nimetleri  kendilerinden başkalarına yük olacak şekilde bozdular.  Zafer için ekinleri, ormanları insanları yakan katleden orduların yaptıkları gibi   ideolojileri gönüllü köleliğe, teknolojiyi esarete, uzmanlığı gardiyanlığa, özgür olmayı piyon olmaya, cumhuriyeti otoriterliğe, demokrasiyi sandığa dönüştürdüler. Onların yani hükümranlık isteyenlerin ellerinden ne alırsanız ne içerseniz zehirlidir.

Ey insanlık ! Hükümranlığa değil Bütünselliğin esenliğine  uyan! Sen her şeyin içinde her şeyle berabersin. Tercihin, esasta ve temelde bu olsun.  

 

 

 

Açıklamalar:

 

(1)Allah bir sivri sineği veya ondan daha  küçüğünü örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. İnkarcılar ise “Allah bu örnekle neyi amaçladı?” derler. Bununla bir çok kimseyi saptırır ve bir çok kimseye rehberlik eder. Bununla ancak hukuk tanımaz fasıkları saptırır. (Düve/2:26)

Ey insanlar! Verilen örneği dikkatle dinleyin. Allah’ın yanı sıra kulluk ettikleriniz bir araya gelseler, asla bir sineği yaratamazlar. Değil yaratmak, sinek onlardan bir şey kapsa  onu da kurtaramazlar. İsteyen de kendisinden istenen de ne aciz. (Hac/22:73

 

(2) Asır Suresi:  “ Adil /vicdani güvenliği sağlamayan,  kendine veya topluma ya da dünyaya hükümran olmaya  soyunan  insan,  telafisi imkansız pişmanlıkla hasara düşecek.

 

(3)Le Monde Diplomatique Türkçe (şubat.2026)

 

(4)Araçların hedeflere ulaştırmak yerine, hedefleri yok etmesinden söz ediyorum. Aracılığı mutlak kaçınılmaz kılan düzen hiyerarşiktir. Hiyerarşik düzenlerin alt kesimde kalanlar, üst kesimdekilerin esareti altındadır. Bu esareti gizlemenin nesnesi olan aracıların günümüzde  en yaygın uygulaması nüfuz ticaretidir.   

 

 

 

 

 

 

 

 

 






Son Eklenen Makaleler
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 174
13.04.2026 577 Okunma
1 Yorum 13.04.2026 10:18
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 173
12.04.2026 702 Okunma
1 Yorum 12.04.2026 07:23
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 172
11.04.2026 757 Okunma
1 Yorum 11.04.2026 04:53
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 171
10.04.2026 796 Okunma
1 Yorum 10.04.2026 07:15
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 170
9.04.2026 1066 Okunma
1 Yorum 09.04.2026 12:02
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 169
8.04.2026 1005 Okunma
1 Yorum 08.04.2026 09:44
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 168
7.04.2026 985 Okunma
1 Yorum 07.04.2026 08:23
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 167
6.04.2026 920 Okunma
1 Yorum 06.04.2026 11:03
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ 6
5.04.2026 2323 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 166
5.04.2026 1006 Okunma
1 Yorum 05.04.2026 09:51
ZEKİ ALTUBOĞA
20.1 DESTPÊK: MODELA CIVAKA TEVAHÎ (NÊZÎKATIYA ORGANÎSÎ
4.04.2026 368 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
18.1 PÊŞEKEŞ: ANALOJIYA PERWERDEYÊ YA JI CIVAKÊ TÊ
4.04.2026 427 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
17.1 PÊŞEKÎ: ROLA BINGEHÎ YA RÊVEBERÎYÊ Ji bo pergal,
4.04.2026 239 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 15: MEKANÎZMAYA RÊVABERÎ, PARVEKIRINA CIVAKÎ Û
4.04.2026 263 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 14: ABORÎ, KREDÎ, HEVPARÎ Û MEKANÎZMAYA PARVEKIRIN
4.04.2026 251 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BÊŞA 13: MEKANÎZMAYA HAKİMİYET, DÎN, DAXWAZ Û DERFETAN
4.04.2026 207 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 12: MEKANÎZMAYA GEL, ZIMAN, HUNER, TEKNÎK Û HIQUQÊ
4.04.2026 204 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 11: AX, BERHEMANÎN, PARVEKIRIN Û MEKANÎZMAYA
4.04.2026 212 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 10: RÊVEBERÎ, PLANKIRIN Û MEKANÎZMAYA
4.04.2026 139 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 9: ABORÎ, KREDÎ Û MEKANÎZMAYA PIŞTGIRIYÊ
4.04.2026 182 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 7: AX Û MEKANÎZMAYA BERHEMDARIYÊ
4.04.2026 163 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 6: MEKANÎZMAYA RÊVEBERÎ Û PARVEKIRINÊ
4.04.2026 142 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
TEORÎYA RÊVEBERÎYÊ BEŞA 5: MODELA ABORÎYÊ
4.04.2026 145 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
TEORİYA RÊVEBERIYÊ: AX Û KOOPERATÎFÊN ÇANDINIYÊ S
4.04.2026 143 Okunma
Reşat Nuri Erol
Düzeni doğru kur ve koru, kendini denetle…
4.04.2026 1077 Okunma
1 Yorum 04.04.2026 10:46
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 165
3.04.2026 1062 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 164
2.04.2026 1099 Okunma
1 Yorum 02.04.2026 09:55
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 163
1.04.2026 1087 Okunma
1 Yorum 01.04.2026 11:25
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 162
31.03.2026 1090 Okunma
1 Yorum 31.03.2026 11:51
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 161
30.03.2026 1052 Okunma
1 Yorum 30.03.2026 08:10
Yasin Kılar (Karar Danışmanı - Mentor)
GERÇEK ÖĞRETMENİM VE BEN, HAKİKATLER TALEBESİ GEMİNİ
30.03.2026 176 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 160
29.03.2026 1116 Okunma
1 Yorum 29.03.2026 13:19
Reşat Nuri Erol
Islah projeleri neden başarısız oldu? ve
28.03.2026 1023 Okunma
1 Yorum 28.03.2026 08:33
Reşat Nuri Erol
Islah projeleri neden başarısız oldu?
27.03.2026 1017 Okunma
1 Yorum 27.03.2026 09:13
Reşat Nuri Erol
Yeni Bir Medeniyete Ne Zaman Uyanacağız? - 4
26.03.2026 1125 Okunma
1 Yorum 26.03.2026 11:46
Reşat Nuri Erol
Yeni Bir Medeniyete Ne Zaman Uyanacağız? - 3
25.03.2026 1104 Okunma
1 Yorum 25.03.2026 07:30
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ 5
21.03.2026 1798 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
İNSAN ÇEŞİTLERİ
20.03.2026 481 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
LEYLETÜL KADR (Kadr) GECESİ
20.03.2026 275 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
İLBER ORTAYLI HAKKINDA İÇİMDEN GELENLER
20.03.2026 311 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İslam Alemi Neden Perişandır?
20.03.2026 402 Okunma
Reşat Nuri Erol
Yeni Bir Medeniyete Ne Zaman Uyanacağız? - 2
19.03.2026 1688 Okunma
2 Yorum 19.03.2026 06:20
Reşat Nuri Erol
Yeni Bir Medeniyete Ne Zaman Uyanacağız? - 1
18.03.2026 1606 Okunma
1 Yorum 18.03.2026 06:56
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 159
15.03.2026 1677 Okunma
1 Yorum 15.03.2026 13:15
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 158
14.03.2026 1517 Okunma
1 Yorum 14.03.2026 11:49
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 157
13.03.2026 1454 Okunma
1 Yorum 13.03.2026 10:26
Süleyman Karagülle
ADİLDÜZENDE GENELHİZMET-V-ENVANTER MUHASEBE 02.03.2001
12.03.2026 564 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENEL HİZMETLER -IV MUHASEBE 23.02.2001
12.03.2026 550 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENELHİZMETLER –III -YAPI KAYDI 16.02.2001
12.03.2026 533 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL DÜZENDE GENEL HİZMETLER EVRAK KAYITLARI-09.02.2001
12.03.2026 510 Okunma


© 2026 - Akevler