Yeni Bir Medeniyete Ne Zaman Uyanacağız? - 4
-İnsan Onurunu Koruyan ve Yeryüzünü İmar Eden Sorumlu Bir Medeniyete Doğru-
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
Söz konusu “Yeni Medeniyeti” devletler veya insanlık kuruluşları kuramaz.
Çünkü topluluklar tutucudur, hep sadece var olanı geliştirirler ve korurlar.
Oysa “Yeni Medeniyet” sıfırdan başlar, her şey yeniden temelinden inşa edilir.
Bunun için halk kendi içinde değişmeye başlar. Halk değişince eski müesseseler de işe yaramaz hâle gelir, kendiliğinden tasfiye olurlar. Yani onlar da küçülürler. Halkın oluşturduğu yeni müesseseler ne kadar güçlü olursa eskilerin gitmesi de o kadar kolay olur...
Faizli bankaları yıkarak değil; “faizsiz bankaları kurarak” onların kendiliklerinden değişmelerine zorlamamız gerekir. Bizim kuruluşlarımız daha ileri seviyede kuruluş olmalıdır. Yoksa kuvvet zoru ile onları kaldırırsak, yeni getirdiğimiz müesseseler onlardan kötü olur.
***
-Türkiye’de medreseler kalkmış; ama daha iyi üniversite gelememiş...
-Türkiye’de Hanefi hukuku kaldırılmış; ama ondan daha iyisi getirilememiş...
Çünkü bunlar tepeden gelen baskılarla zorla yapılmıştır.
Gelecek medeniyet halkın kurduğu medeniyet olacaktır.
İktidarların medeniyeti olmayacaktır. Bütün medeniyetler böyle kuruldu.
Biz mevcut düzeni bozmadan tamamen ona uyarak hareket ediyoruz.
Yine de mevcut iktidar çalışmalarımızdan hoşlanmayabilir. Koruması gereken mevzuatı çiğneyip bizim üzerimize yürüyebilir. Devletin imkanlarını hortumlayan şebekeler ile iş birliği yaparak üzerimize yürüyebilirler.
“Gaflet, dalâlet, hatta ihanet içinde olanlar, devletlerini kendi elleri ile yıkabilirler...”
Biz bunlar üzerinde durmayarak meşru yollarımızda yürümeye devam edeceğiz.
***
-Biz zarar etmekten değil; çalışmamaktan kokmalıyız...
-Biz cezadan değil; suç işlemekten kokmalıyız...
-Onlar bizim elimizde olan şeyler değildir.
-Onlar Rabbimizin elindedir.
-O ne isterse onu yapar.
-Bizim çalışmalarımızı hiçbir zaman zayi etmez.
-Bize düşen çalışmak ve sabırdır.
-O çok güçlüdür, istediği zaman bizi korur.
-Hata yaparsak, uyarmak için sıkıntılar verir.
-Sıkıntıları bu şekilde değerlendirmemiz gerekir...
2001 yılının başlangıcı Ramazan Bayramı’ndan hemen sonra geldi.
Hatta Türkiye’de iki tatil birleşti.
Allah her şeyi çift yaratmıştır.
Takvimi de çift yaratmıştır.
Hazreti İsa’nın doğumu mucizedir. O sebepledir ki O’nun doğum gününü bütün insanlık tav’an ve kerhen kutluyor. Kameri Takvim ikinci takvimdir. Rezonans olmasın diye bu iki takvim hep dolanır.
-2001 yılının başı ile Kadir Gecesi yan yana geldi.
-Çalışmalarımız açısından bu sene bir tevafuk daha gerçekleşti.
-Biz de “Akevler İstanbul Kooperatiflerimizi” resmen bu yıl başında kurduk.
-Kooperatiflerimiz yaşayacak ve yeni bin yılımızın başlangıcı ile tarihlenecektir...
Bu da gösteriyor ki bu kooperatifler kendi irademizle değil;
Cenabı Allah’ın büyük kaderi ve takdiri içinde kurulmuştur...
Görevi de elbette “geleceğin bin yıllık medeniyetini” hazırlamaktır...
Biz nezrettik; geleceğin bin yıllık medeniyetinin kurulması için çalışacağız...