Islah projeleri neden başarısız oldu ve söylenmesi gereken-1
-Anlamın Sapması Üzerinden Bir Okuma-
(Önce “Yeni Bir Medeniyete Ne Zaman Uyanacağız?” başlıklı 4 yazıda “İnsan Onurunu Koruyan ve Yeryüzünü İmar Eden Sorumlu Bir Medeniyete Doğru” konusu üzerinde durduk. Devam konumuz şöyle: “Islah Projeleri Neden Başarısız Oldu?”)
Giriş: Islahın Krizin Parçası Hâline Gelmesi
Bugün artık sorulması gereken soru şu değildir:
Islah projeleri neden beklenen ölçüde başarılı olamadı?
Asıl soru/sorun şudur:
Bu projeler nasıl oldu da aşmak istedikleri krizi yeniden üretmeye katkıda bulundu?
Çünkü her ıslah girişimi gerçekten ıslah değildir ve her başarısızlık da arızi değildir.
Karşı karşıya olduğumuz şey yalnızca uygulama hatalarına indirgenemez; daha derinde eylemi kuran anlamın sapması söz konusudur.
Anlam sapınca, eylem kısmi düzeltmelerle ıslah edilemez; aksine, krizi daha karmaşık ve daha görünmez biçimlerde yeniden üretir.
1. Islahın Bağımsızlığını Kaybettiği An
Birçok ıslah projesinin tarihsel baskılar altında doğduğu inkâr edilemez: sömürgecilik, istibdat ya da medeniyet şoku.
Ancak sorun başlangıçta değil, bu başlangıcın mantığı içinde kalmaya devam edilmesindedir.
Bir proje tepki olarak başlar ama tepki olma hâlinden çıkamazsa derinlerde hâlâ karşı çıktığını sandığı şeye bağımlı kalır.
Buradaki kayma şudur: bilinç, olması gereken üzerine değil, rakibin dayattığı çerçeve üzerine inşa edilir.
Böylece ıslah, kurucu bir eylem olmaktan çıkar, sürekli bir konumlanma pratiğine dönüşür ve çoğu zaman açıkça söylenmeyen gerçek şudur: Birçok ıslah projesi, sandığı kadar bağımsız değildir.
2. Tamamlanmış Bilgi Yanılsaması
Bu projelerin bir kısmı sanki hazır ve eksiksiz bir modele sahipmiş gibi davrandı.
Bu durum iki yönlü bir soruna işaret eder:
• Bilginin tamamlanmış olduğu varsayımı (oysa bilgi doğası gereği açıktır).
• Gerçekliğin karmaşıklığını yansıtmayan teorik bir kalıba indirgenmesi.
Hata ayrıntıda değil, bu temel varsayımın kendisindedir.
Gerçeklik, iradeyle şekillendirilecek ham bir madde değildir; etkileşim, direnç ve tedricî dönüşüm alanıdır.
Hazır bir model ona dayatıldığında ortaya çıkan şey ıslah değil zaman karşısında tutunamayan teorik bir izdüşümdür.
Bu yüzden söylem büyüdü ama etki aynı oranda büyümedi.
3. Mesajdan İmtiyaza: Sessiz Dönüşüm
Şimdi çoğu zaman açıkça dile getirilmeyen bir hakikate geliyoruz:
Bazı ıslah projeleri fiilen mülkiyet yapısına dönüşmüştür.
Başlangıçta fikir ortaktır. Sonra bir yapı oluşur.
Sonra -sessizce- kapalı bir çevreye, ardından ailevi bir yapıya evrilir.
Pozisyonlar devredilir, kaynaklar merkezileşir, “sadakat” liyakatin önüne geçer.
Bu noktada sorun sadece kurumsal değildir; ahlâkî ve anlamla ilgilidir.
Proje artık:
• Fikre hizmet etmekten
• Kendi varlığını koruyan bir yapıya hizmet etmeye geçmiştir.
Ve bu projelerin ilan edilmeden ölmesinin en tipik biçimidir.
(Devamı var)