Özer Ataç
Güven ve Güvenlik Sorunu
13.05.2022
1375 Okunma, 0 Yorum

Varlık sürekli iki adımı gözetir:

 

i. varlığını koruma,

ii. varlığını sürdürme.

 

*

 

Kaygının, korkunun yani kötücülüğün kaynağı ise güvensizliktir.

 

 

Demek ki kötücülük, arsızlık, sömürü, zulüm gibi ‘dereke güdüleri’

güvensizlik kaynaklı korku, kaygı sebepli ortaya çıkmaktadır.

 

*

 

Anne, Rahim sıfatı esasta ve temelde çocuk, genç, olgunlar hatta yaşlılar için en içten güvenliğin kaynağıdır.

 

Diğer taraftan medeniyetler kurup, sürmesi , işletmesi (*) için insanın sosyal ve organize olması zorunludur.

 

Güçlü veya güçsüz; yoksul yada varlıklı ; donanımlı, donanımsız her insan ve topluluğu; varlığını korumak, sürdürmek , geliştirmeye koşulludur. Bu koşullanma, onu iki ana arterde ilerletir:

 

1i- Dayanışmacı, paylaşımcı, vicdani/evrensel adil yönetişimli yol açmak, ilerlemek.

 

2i-Dayatmacı, baskıcı, yol kapayıcı, sömürücü, zulmedici, elkoyucu olarak patinaj yapmak.

 

Bu iki arterin yan yolları, kesişimleri, sentezleri hatta kavşakları; ikisinden daha kapasiteli, fonksiyonel, tercih edilen kullanımda olması, doğanın baskın “gri renginden” (** ) dolayıdır.

 

Yani kimin “güvenli” , kimin “güvensiz” olduğu belirsizleşmiş oluyor. Üstelik, dijital süreçte ‘klon güvenli-güvensizler” giderek yaygınlaşacak.

 

Öyle ki her değişen ve değişmeyen eşya veya organa çip takılarak güvenlik “sağlanacak” ; o günler,‘pek yakında’.

 

Bütün bunlar, kapılara sayısız kilitler imal edip takmaktan başka sonuç doğurmayacaktır. Lâkin insan her yerde !?