Özer Ataç
DEVLET mi, İNSAN mı 4
13.10.2025
2885 Okunma, 0 Yorum

Kabuk Devlet

 

Önceki yazımda yaptığım düzeltmeleri yayına gönderirken atladım; okuyuculardan  özür dileyerek  düzeltiyorum:  

Tüm bunları, halkın gücünü emanete vermeden, kendini geliştireceği   “hak peteği” ile inşa edebiliriz.  

 

“Hak peteği” yapılanması,   en az maliyet ile en verimli sonuçlara ulaşıp, sürdürmek için doğanın bizlere sunduğu modeldir.   Bu altı gen form,   kutsal metinlerde geçen  “kader” veya “mizan” kapsamındadır.    Yani evrenimizin Yaratıcı’sı, var oluşun ve devamını “ölçü” (frekans) üstüne bina ediyor.      

 

Toplumların ulaşacağı  bu  “altıgen” form,  toplum-doğa, insan-toplum ilişkisini   maddenin gaz hali  işleviyle inşa ediyor.    insanlığın ortak umudu olan ayrımsız-yaygın- kalıcı-  vicdani  adalet  olasılığını  sunuyor.

 

*

 

Amacım, doğadaki temel formların  yaşam modellerinden,  karmaşık süreçleri nasıl aşarak seçimler yaptığını,  sağlam  içsel ve dışsal işlev kazandığını araştırmak. Böylelikle, insanlığın bitmeyen tarihsel alt üst oluşundan  çıkış yolları bulmak.  (1)  

 

Konuya aşina insanlar, sivil resmi organizasyonların hücresi olan  bireylerin,    büyük toplumsal yıkımları,  kendilerini  nitelik kazanmaya  adanarak  engelleyeceğini biliyor.    Ayrıca,  bütün dinler,  insana nitelik kazandırmak  “istiyor”; fakat durum ortada.  

 

Kur’an dahil, diğer semavi metinlerin tamamında  “gerçekten inananların çok az” olduğuna, (2) maddi imkanlara sahip benliğin  taşkınlıklarına dair pek çok   kayıtlar  var. Diğer taraftan “konuya” bilim insanları da müdahil;  Avrupa’da  17 yy bu yana doğanın “becerikli” modellerinden esinli deneyler yaparak,    daha evrensel sosyal düzenler bulmaya  çalışıyorlar.(3)

 

Hangi ölçekte olursa olsun, bireylerin  bu amaçlar doğrultusunda   bütün özgeci, samimi, azimkar çabaları,   “evrenden” vize alacaktır.(4)

 

*

 

Önceki yazılarda  değinmiştim;  toplumlar, devletler  piramit (katı), küp(sıvı), çokgen (gaz),  küre (plazma) modelleriyle  evrimleşecek.

 

Bu öngörünün dayanağı, tarihsel ve toplumsal yapılar.   Dünyanın her yerinde toplumsal tabakalar, hiyerarşik düzen; sömürü, yarı sömürü devletler,   Amerikan doları üstündeki piramit… bu katı hiyerarşik (altta kalanın canı çıksın!) yapı olgunluk dönemini yaşıyor.

*

 

Bazı toplumlar, katı hiyerarşik piramit modelini, yerinden yönetimli sosyal devlet  ile aşma sürecine girmişti.  Fakat katı hiyerarşik düzen,   küresel düzeye ulaşmış  sermaye, silah ve iletişim araçlarıyla  çeşitli provokasyonlar düzenleyerek  eşitlikçi gelişime  engel oldu. Bu piramitçiler, ikinci dünya savaşından sonra   modellerini   BM yaftasıyla  kalıcı hale getirdi.  Buna rağmen, aşınma ve  çelişki sürüyor; umudumuzdur.  

 

Değişim zamanı geldi. Devletlerini var etmiş ve besleyen  halklar, İsrail katliamlarına  pasif direniş gösteren  devletlerinin yapamadığını, basit kimlikleriyle üstlendi. İşbirlikçi yönetimlerin sebep olduğu,  milyonlarca  işsiz, sahipsiz,  heder edilip savrulmuş insan, o güçlü devletleri tedirgin ediyor. Piramitleri besleyen sömürü, israf, zulümüm harareti, hakimiyeti elinde tutanları korkutuyor.    

*

 

Bakmayın onların  birden çok görüldüğüne; yer yüzünde tek bir piramit var. Diğerleri onun taslakları.  Şimdi ortaya çıkmakta olana gelince,  o ikincil  küresel piramit. “İkincil”, çünkü yapısı olumlu değişimlere meyilli.    Artık belirginleşti:  Atlantik ve Pasifik piramitleri.

 

*

 

Pasifik hattının  başını Çin Halk Cumhuriyeti çekiyor.  Gelişimini milyonlarca insanın “disiplin” ve fedakarlığı üstüne kurdu.  Tabi “parti hiyerarşisi” ve yönetici kadroların  “erişilmez” bencillikleri ile  sayısı belirsiz yiten çaresiz insanların   çilesi  bu sistemin harcında,  tıpkı Çin Seddi gibi duruyor.  Bunlar “geri dönüş, hak ediş yasasına” kayıtlı.

*  

Çin bu gün eriştiği seviyeye, paha biçilmez insani gücüne hiyerarşik katı disiplin, doğa, teknolojik “öykünme” ve planlamayla  erişti.   Yakında teknolojik öykünmeyi,  “havzadan” merkeze taşıyacak; yani kendi odağında, özgün modeller  imal edecek.  

 

İdeolojik beklentisi şu: Hiyerarşik yapılanmasını sentez ile kırdığını,  halkını  piramit’er esaretten, görece küp (sıvı akışkanlığında işbirliği)biçimli organizasyona evireceğidir.   “Çok kutuplu dünya”, kıtalar arası  ‘Kuşak Yol’ atılımları  hiyerarşik piramit yapılanmayı, daha adil ilişki ve yapılara dönüştürme eğiliminde.  

 

*

 

Bu anaforlar nezdinde, bölgemizdeki çalkantılar bizleri sonunda selamete çıkaracağını umuyorum. Piramitçiler, açıktan yürüttükleri olumsuz  olasılıklara hazırlandığımızı biliyor. Bu yüzden soluduğumuz havaya kadar her yer negatif koşullara gömüldü.Onların aralıksız, arsız  baskıları doğal olan her şeyimizi  büküyor; yadırgıyoruz.  

 

Yine de şunu akıldan çıkarmayalım:   Tüm  olumsuzlukların  yani doğal olması gerekenlerin  “akla ziyan” oluşu,   bu  kadim  küresel piramit hiyerarşik  yapının gözü dönmüşlüğünden.   Bu yüzden “bal peteği”- altıgeni (çokgen de diyebiliriz),  sosyal kalkınmanın ileri aşaması olan   “hak peteği” kavramını geleceğimiz için önerdim.

*    

 

Şu soruya ulaştık: Biçimler mi içeriği, içerik mi biçimleri oluşturuyor?  Bu soru yerindedir. Çünkü,  “devlet- insan ilişkisine”  eş etkili soruyla bağlaşık.   İnsanları hiyerarşik düzene hapseden hangisi:  İnsanın, insan ile karşıtlığı mı, devlet -insan karşıtlığı mı;  yanı sıra    hangisi diğerini doğurdu?

 

Gördüğünüz üzere yine ikilemlere girdik.  Fakat ikilemler, mutlak ve tam kapsayıcı değil; onlar, yüzeyin ya da biçimin  etkin  gücü. Onların ve diğer sonsuz olasılıkların kaynağı iki zıttın arasındaki gri alan olduğunu akıldan çıkarmayalım.  Yani ikilem,  bir dalganın dip ve tepesi.  Yer yüzünün termo dinamik kaynağı  olan Güneş’in yansıttığı  ısı ve  hararet enerjisi dünyamızda sayısız canlının dönüşüm ve devamına sebep olacak şekilde çeşitlenmesi;  hava sıcaklığındaki dalgalanma, denizlerin dalgalanması, oradan  mikro canlıların makroda olan gibi dalgalanması… hepsi gri alan için. Yeni “dalga tipleri”  yükselecek.

*

 

Devletler, toplumların giysisi, ayakkabısı, evi, bahçesi gibi dışını temsil ediyor; bu yüzden onları inşa ettik. “Kabuk devlet”,  bu yüzden gelişmiş toplumlar için söylenmiş. Yani, “aslı” içerde; olgunlaşmakta olan,  nitelik kazanacak  bireyler kabuğun hem sahibi hem özü. Bu yüzden “kabuk”, özü bir bütün olarak temsil ediyor.Bu yüzden kabuk,  özün “bir kısmına” veya “çoğuna”  haiz değil;  bütün öz, kabuğa sahip; kabuk,  bütün özü kapsıyor.   

*

Asıl olan vatandaş değil mi?!  Devletlerin kaynağı bireylerin toplamı toplumun tamamı değil mi? Aslın gelişmesi önemli; kabuk aslın gelişmesini engellerse kalınlaşır çürür ve özünü çürütür. Bu yüzden ince kabukluların  özü nitelikli olur.  Nitelik evrimdir; güneş ışığı dünyaya yansır; ölmez. Milyonlarca cana yaşam verir.

 

Kabuk ne kadar kalınsa, öz o kadar niteliksizdir. Çok alışılmış yanlış var, doğa tersini söylüyor.  “güçlü devlet ile güçlü millet” aynı yerde bulunmaz. Sağlıklı, simetrik insanın makyaja, kürke, teşrifata  ihtiyacı olmaz; onlar ancak  eksiklikleri giderir.

 

*    

Kabuk içten besleniyor; dışa karşı yapılanıyor; içerinin “işi” kendinde. İçerisi,  niteliği kendindeki enerjinin homojen dağılımıyla  sağlayacak. Aksi takdirde yarısı tatlı, yarısı çürük “meyve” olur. Ederi olmaz; bitkiye gübre olur. İnsana gıda olmaz, insanlığa eremez;  en başa döner.

*

 

Kabuğun içindeki, kabuğun dışında ne olup bittiğini bilmiyor; kabuğa güveniyor ona  teslim olmuş. Özden kabuğu beslemek için kabuğa dönüşenler, bir daha öze dönmüyor; yani kabuk öze adanıyor; doğada böyle.  insan ilişkilerinde ise tam tersi;  öz kabuğa adanıyor. Bu entropiyi “kışkırtmak” değil mi?

 

Başka bir anlatımla, doğada kabuk inceldikçe sağlamlaşıyor; yanı sıra öz niteliğe erişiyor. Anomaliler yok değil tabi.  Bazen kabuk öyle “kalınlaşıyor” ki içerdeki özü çürütüyor.   Bunun  “insaf” ile ilgisi yok. Bu hastalık. Çekirdeğe intikal eden enerjinin, hedefine ulaşamayıp dışarıya dağılmasından.  Bu bağlamda insanı ve devleti  konuşalım mı; sanırım şimdilik gereği kalmadı.   

 

 

 

Açıklamalar:

 

(1)”Giden geleni aratır.” Her umutlu ve esenlik aşaması ardından, o esenliği  kazandıran adanmışların etkisinin tersi kadar  olumsuz “şahsiyetler” sökün etmesi neden çözülmüyor?

 

(2) Şairler/26:190 “Bu bir ders olmalıdır; fakat insanların çoğu imanlı değil.”  İman Kelimesi:  Arami, Süryani, İbrani (amen)”sadakat,emin olma”; Arapçada,  “inançlı olma”; sosyal anlamda, “ güvenli dayanışmacı topluluk” anlamlarını karşılıyor.

Buna karşın insanlık hiyerarşik esarette debeleniyor. Yanı sıra hakimiyet kuranlar,  kendi aralarında boğazlamadalar; istisnası yok.

İlginçtir, cumhuriyetten sonra veya ilaveten  demokrasiyi kurtuluş yolu gösteriyorlar; o da “çoğunluk”.  Yakın zamanda İskandinav ülkelerinde  “çoğulculuk”  olarak iyileştirmeler görülse de yerlerinde kaldılar. Sonuç olarak, seviye uçurumlarının hiyerarşik mevzilerinde oydaşma, insanları aşağılayan bir yalan olduğu halkların durumundan görülebilir.

 

(3)“Devlet mi, İnsan mı”,  temalı yazıyı  ‘entropi’ kavramına bağlayacağım. Çünkü bu kavramın içinde  “düzensizlik, belirsizlik, enerji kaybı ve çöküş” zincirinin sebep sonuçları var.  

-Entropinin insan- doğa ve insan ilişkilerine verimlilik modelleri araştıran  bilim insanları var:  Felsefe ve Teorik fizikte;  Friedrich Nietzvhe,Philipp Marinlander, Claude Levi Strauss, sabelle Stengers, Shannon Mussett, Drev M Dalton. Biyolojide; Chiavazzo, Ruth Millikan, Nancy Cartwright,..

 

 

(4)Evren, saf akıldan ibaret. Bunu “tanrı” diyenler var; fakat O bunlara bağlı değil.  Tanrı, “ihlas(mutlaklık) suresinde, belirtildiği üzere,  bilinemezleri aşıyor.

Evrensel vize, Bütün’cül yaklaşımın, akıl vicdan birliğinin oluşturduğu  özgeci yükselmenin kıymeti ölümsüz; durgun suya atılan küçük bir kaşın merkezinden yaydığı sonsuz haleler gibi. Evrenin kaynağındaki sessiz  berraklık, sadece onlara açık.

 

 






Son Eklenen Makaleler
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-1
14.09.2026 345 Okunma
1 Yorum 14.09.2026 07:29
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ - 16
13.09.2026 374 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-277; Dilin özellikleri vardır...
13.09.2026 647 Okunma
1 Yorum 13.09.2026 11:28
Hüseyin Bağdatlı
ÇARE: AR-GE SEMTLERİ
11.09.2026 117 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-276; ‘Ve Allah her şeye kadirdir’
11.09.2026 774 Okunma
1 Yorum 11.09.2026 08:59
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-275; “Dilediğini ta’zib eder…”
10.09.2026 906 Okunma
1 Yorum 10.09.2026 09:57
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-274; “E lem ta’lem?” (Maide 40)
9.09.2026 877 Okunma
1 Yorum 09.09.2026 07:18
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-273; “Allah gafurdur rahimdir”
8.09.2026 1001 Okunma
1 Yorum 08.09.2026 07:27
Hüseyin Bağdatlı
BİZ BİZ MİYİZ, BİZİM MİYİZ?
7.09.2026 157 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
İNSANLIK EMEKLİYOR
7.09.2026 218 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
Melih Beyin Sakızı?
6.09.2026 205 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-272; “… sonra kim tövbe ederse”
6.09.2026 1297 Okunma
1 Yorum 06.09.2026 07:05
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-271; “Ve Allah azizdir hakimdir”
5.09.2026 1324 Okunma
1 Yorum 05.09.2026 09:32
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-270; “Cezaen bimâ kesebâ …”
4.09.2026 1113 Okunma
1 Yorum 04.09.2026 09:41
Osman Aydın
BİRLİKTE YÜRÜNEN BİR YOL
3.09.2026 161 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-269; Hırsız kadın ve hırsız erkek
3.09.2026 1111 Okunma
1 Yorum 03.09.2026 08:22
Hüseyin Bağdatlı
30 AĞUSTOS 2026 TOPLANTIMIZDAN NOTLAR
2.09.2026 299 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Rereading the Sacred Texts
2.09.2026 206 Okunma
Bahaeddin Sağlam
A Short History of Knowledge and the Sciences
2.09.2026 238 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-268; ‘Ve’s-sâriku ve’s-sârikatu’
2.09.2026 1123 Okunma
1 Yorum 02.09.2026 08:27
Hüseyin Bağdatlı
İNANAN HERKES SON GÜLLE OLMALI
1.09.2026 296 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı(267); Hakem kararlarına uymayan
1.09.2026 1082 Okunma
1 Yorum 01.09.2026 08:36
ZEKİ ALTUBOĞA
MAFÊN KURDAN YÊN HATÎ WINDAKIRIN Û SERDEMA SERHILDANAN
31.08.2026 177 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 9: MODELA ENTEGRASYONA SIYASÎ, HIQÛQÎ Û ÇARÇOVEYA
31.08.2026 150 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 8: MÎNANÎNÊN DÎJÎTAL, TEKNOLOJÎ Û ENTEGRASYONA DÎJ
31.08.2026 148 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 7: ENTEGRASYONA REFAHÂ CIVAKÎ, EKOLOJÎ Û MODELA
31.08.2026 141 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 6: BÎNASAZIYA SAZUMANÎ Û MODELA PÊKANÎNÊ YA NAHIYE
31.08.2026 159 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 5: ANALÎZA SWOT Û STRATEJÎYÊN RÊVEBERIYE (YÖNETİŞİ
31.08.2026 170 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 4: ALTERNATÎFA TEORÎK Û STRUKTURAL – MODELA BIRYAR
31.08.2026 151 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 3: ENCAMÊN TEORÎK Û PRATÎK YÊN ŞAŞIYÊN SÎSTEMÎK 3
31.08.2026 170 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 2: ŞAŞIYÊN KARGÊRÎ YÊN PERGALÊ DI ASTA GERDÛNÎ Û H
31.08.2026 157 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
CUREYÊ BIRYAR HILDANÊ BEŞA 1: PÊŞEK Û BÎNASAZIYA PIRSK
31.08.2026 151 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Ji Rêveberiya Du-Serî Berev Bi Desthilatiya Herêmî: Di
31.08.2026 184 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Çift Başlı Bürokrasiden Yerinden Yönetime Kamu Yönetimi
31.08.2026 156 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
CURREYÊN BIRYARAN Tahlîla Sosyolojîk, Hiqûqî û Rêxist
31.08.2026 172 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Cûreyên Biryaran ​Di “Sîstema Quranê” de biryara piranî
31.08.2026 184 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Dillerin Ayet Oluşu ve Kent Diliyle Eğitim: Adil Düzen’
31.08.2026 168 Okunma
Osman Aydın
GÖRÜNEN BAHÇE, GÖRÜLMESİ GEREKEN ORTAKLIK
31.08.2026 186 Okunma
Reşat Nuri Erol
“İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır…”
31.08.2026 1162 Okunma
1 Yorum 31.08.2026 09:10
Özer Ataç
YENİ (den) ORTA ÇAĞ - 15
30.08.2026 1442 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-266; Adil Düzen’e nasıl geçilir?
30.08.2026 1124 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-265; Yeni düzene geçiş nasıl olur?
29.08.2026 1074 Okunma
1 Yorum 29.08.2026 07:42
Hüseyin Bağdatlı
TAŞERON ERDOĞAN
28.08.2026 322 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-264; “Ateşten çıkmak isterler…”
28.08.2026 1068 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
BİN YIL UYUTULDUK
27.08.2026 230 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-263; “Ve lehüm azabün eliymün”
27.08.2026 1126 Okunma
1 Yorum 27.08.2026 07:01
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-262; Kur’an kâinatın haritasıdır
26.08.2026 1238 Okunma
1 Yorum 26.08.2026 09:04
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-261; “Küfretmiş olan kimseler”
25.08.2026 1215 Okunma
1 Yorum 25.08.2026 09:39
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-260; Adil Düzen’de refah
24.08.2026 1409 Okunma
1 Yorum 24.08.2026 06:58
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-259; Adil devlet düzeni budur
23.08.2026 1268 Okunma
1 Yorum 23.08.2026 10:05