ADÇ v/s KSSD (*) 7
“Sahtelik 6” yazılara devam ediyoruz. Konu derin ve kapsamlı. Değinilerim önermeler içermediğinde havada kalacak. Çünkü olguları resimlemek, sıkıntılara yakınmak; akıl, ortak akıl nimetine, hele ruhun kılıflandığı insana yakışmaz. Zorlukları aşacak yollar, onların bağrında iyilikçileri bekliyor.

*
İki değini yapmak zorundayım:
Birincisi, Ramazan Bayramını idrak ediyoruz. Öteden bu yana Orta Doğu’da, şimdilerde Filistin ve Suriye’de küresel güç odakları büyük haksızlık yatağı oluşturdu.
ABD , İsrail, İngiltere; diğer yanda Rusya, potansiyel olarak Çin, etki alanlarıyla büyük savaş saflaşmasına girdiler. Yanı sıra küresel eşitsizlik, 80 yıllık Birleşmiş Milletlerin adalet rüştüne eremeyişi, küresel sermaye ve mandallarının sürekli adaletsiz tutumları yeltenen Nuh tufanı öncesini hatırlatıyor.
*
Karabasancılar güçten başka bir şey tanımıyor. Güçlerini ilahlık mertebesine eriştirip; yeryüzünü kendi batıl inançlarına göre kesip biçiyor.
Müminler benlik terbiye amaçlı süreli yeme-içmesiz ve tartışmasız oruçlarını bu yıl da tamamladı. Umulur ki bu etaplara maddi , manevi güçleriyle katılanlar selamet erlerine dahil olmuştur.
Ramazan Bayramının milletimizi, müminleri ve insanlık alemini, küresel vicdani barışa kalıcı olarak ulaştırmasına vesile olmasını Yüce Rabbimizden diliyorum.
İkincisi , milletimizin göz bebeği gençlerimizin çocuklarımızın bir kısmı toplumsal olgu ve sorunlara itiraz ediyor.
Çocuklarımız ve onların serpilenleri olarak gençlerimiz ne durumda?
-Çocuklarımızın, gençlerimizin bir kısmı okuyamamış, zor koşullara doğmuş; çalışmaktan başını kaldıramıyor.
-Diğeri mafyatik organizasyonların girdabına kapılmış; sokaklarda kiralık zorbalık, el koyuculuk, tetikçilik yapıyor.
-Başka bir kısmı, uyuşturucu kumar batağında ailelerine cehennem azabı yaşatıyor.
-Kalan diğer kısmı yine, Karma gereği takdir edilen zekasal düzeylerine, ekonomik sınıflarına göre eğitimlerine devam ediyor.
Bunlardan bir kısmı ülkenin, bölgenin, ailelerinin yaşadığı derin stres ,ekonomik zorluklar, yaşam- imkan çaresizliği; küresel bilgi akışının telkin, kışkırtma, ilham, öykünme etkilerini; kendilerine kamu otoritelerince verilen eğitim eleğinden geçirerek; 18 yaş siyasal katılım iznini de yedekleyip Anayasal barışçıl itiraz yapmaya sokağa çıkıyor.
Fakat işler böyle gitmedi, gitmiyor!?
Kamusal otorite Anayasal barışçı itirazlarda bulunanları koruma-kollama görevini, bölgesel -yerel tansiyon yüksekliğini, ulusal selameti tehdit eden sahici tehlikelerin fırsat kolladığını, ekonomik zorluk ve açmazların toplumsal risk oluşturacağını düşünerek, sokak itirazlarını engellemeyi daha güvenli görüyor.
Yani, “küresel haramilerin gözü her daim yurdumuzda,” diyor.
Buna karşın, ülkemizdeki çatışmacı karşıtlık mutlaka, başta kamu otoritesi, bütün siyasal kesimlerce engellenmelidir.
Ülkemizin vicdani adil barışa her zamankinden daha fazla ihtiyacı var; bu ihtiyacı aklımızdan çıkarmayalım. Yanı sıra, henüz tamamlanan Ramazanın odağı oruç ibadeti , toplumsal tahammül ve hoşgörünün tazelenmesi için vesile olmalıdır.
*
Gençler, çocuklar devletlerin, milletlerin bekasının teminatıdır; ancak, özgür, geliştirici, umut verici yaşam koşulları, onlara adil olarak sunulduğu takdirde, bu “teminat” geçerlidir. Aksi halde yozlaşmış, milli değerlere yabancılaşmış, kişisel çıkarını ahlaki değerlere tercih eden, karşıtlığı gelenek bilen, hukuku gücün boyunduruğuna terk eden nesli, hiçbir millet ve devlet istemez.
Soru soran, itiraz eden, katılmayan, çekimser kalan sorgulayan akıllı mükellefler olmamızı ilahi Kur’an bize öneriyor. “La ilahe” her aşamada her daim ilk tutumdur. Bu yüzden göreceli bulgular; barışa, hoş görüye, itiraza tercih edilmemeli.
Kur’an’ın onlarca yerinde geçen “aklı kullanma” ibadeti ; sorgulamayla donanmıştır.
Böylelikle Allah’ın önerdiği Bütünsel bakış açısının, “doğru/esenlik yoluna” koyulabiliriz.
*
Bu karşıtlığa, bu gerilime mutlaka barışçıl çözüm, artırılmış birlik yöntemi önerebiliriz.
Bu topraklarda yaşanmış yüzlerce yıllık tarihsel acı ve deneyim, böyle bir öneriyi bulup uygulayacağımıza en büyük kanıttır.
Önerdiğim siyasal çıkış yolu, Adil Düzen Çalışmalarından esinli dijital Sürekli Seçim Sistemi’ydi. Böylelikle;
-yönetimsel sorunlar büyümez,
-yönetimsel/idari itirazlar gecikmez,
-aktif siyasal katılımı engelleyen; delege atamaları ve unutturulan genel seçim vekaletleri sürmez.
-toplumsal yönetim ve toplumumuz selamete, esenliğe ulaşır ve bu rüştü zinde tutar.
*
Önemli gördüğüm diğer bir husus:
Adil Düzen Çalışmalarını, sadece Milli Görüş hareketinin kurucu lideri Necmettin Erbakan’a, yanı sıra, 1969 yılından bu yana önderlik ettiği, “Bağımsızlar Hareketi”, “Milli Nizam, Milli Selamet , Refah, Yeniden Refah partilerine bağlamak; evrensel adil kalkınma önermelerini, o partilerin işlevselliği ile sınırlamak doğru olmaz. (1)
Yine de Adil Düzen çalışmalarını dar- bağımsız akademik, yerel gönüllü girişimlerden, toplumsal düzeye taşıyan, Türkiye ve Dünya Siyasetine duyuran Milli Görüşün kurucu lideri olduğunu belirtmeliyim. (2)
Adil Düzen Çalışmaları (ADÇ) kamusal olarak, 28 Şubat vesayet dolayımlı çelmeyle bozulan, 1996-1997 yılları arasında kurulan, 54.Türkiye (RefahYol) Hükümetinde, ancak kısıtlı ve sentez edilmiş olarak bazı reformlara dayanak olabilmiş, Küresel Sermaye Silahlı Düzen’in (KSSD) tahammülünü sınamıştı.
Karagülle ve arkadaşlarını bu girişime;
- “Madem Evrenin Yüce Mimarı; dönemsel elçili uyarı ve önermeleriyle insanlığı muhatap alıyor; iletilenler insanlığın içsel selameti yanında, Tek Yaradan’ın çok hukuklu toplumsal gelişim modelleri inşa edebiliriz. ” düşüncesi kaynaklık etmişti.
Yine bu girişimin, uçurumun başındaki Nasıralı İsa’ya şeytanın Yaradan’ı test etme telkinine benzediği sanılmasın.
Tekrar bu girişim, ilahi uyarı ve önermeleri, biyolojik nazariye ile olgular potasında sentezleyen omurgadan esinlenmişti. (3)
*
Önceki yazılarımda, “ Adil Düzen mimarı, Süleyman Karagülle’nin topluma hizmet aygıtı olan devletin, sağlıklı işleyişi için çatı hukuk mevzuatının, yalnız yasakları tarif etmesini; özgürlüklerin tarif edilmemesini; insanlığı geliştirecek, giderek akılları vicdanları ile buluşturacak, kalıcı barışın böylelikle sağlanacağı,” fikrinden söz etmiştim.
Basit görünen, salt yasakların tarif edildiği modelin toplumsal yararı; özgürlüklerin de tarif edilmesiyle engelleniyor.
Bu tutum, doğal olarak var olan doğa ile uyumlu gelişim yolarına, kötü niyetli telkinlerle barikatlar yığıyor. Kısaca, evrensel yasakların yanına, özgürlükleri tarifini eklemek; sert benzetimle, vicdani barışı, faili “meçhul” suikasta kurban ediyor.
Kur’an’da cennet anlatımı, bu önerinin temel dayanağıdır: Cennetteki insan için tek yasak belirtilmiş; düşünüyor musunuz, Cennet… Sayısız ikramın nasıl kullanılacağından söz edilmemiş. Yalnız “secere” ye yaklaşılmaması ihtar edilmiş (4).
*
Temel önermeleri tekrarda yarar görüyorum:
Küresel Silahlanma, kuvvet perest zalimler aleyhine yeniden planlanmalıdır.
“Küresel yasaklar”, bu zalimleri ıslah etmek için Barış öncüsü Devletler Birliği eliyle, insanlığın tüm imkanlarıyla uygulamaya konulması;
Buyurgan güç odaklarının istismarlarını engellemek için , küresel yasaklar yeniden tesis edilmesi;
Bu amaçla üretimin her türlüsü, insanlığın olumsuz yeltenişlerini selamete erdirecek en yararlı, maliyetsiz yol olarak benimsenmesi;
Üretim, hizmet ve katılım ortaklık sistemi, katılım paylaşım oranları; başta devletlerin toplayacağı vergiler, hizmetler dahil, kamunun her yerinde ve kamu ortaklığında uygulanmalıdır.
İnsanlığın ürettiği sayısız değerler, yer yüzü zenginliği, nesilleri nitelikli düzeye eriştirmeye, küresel açlığı-susuzluğu, yoksulluğu-çaresizliği, eziyeti ortadan kaldırmak için harcanacağına;
vicdan öksüzü sermayenin güç tapıcılığına, engelsiz silahlanmasına, hukuk-egemenlik –bağımsız yaşam hakkını boğan saldırılar tertiplemesine harcanıyor.
Üretim, üretime katılmak Barışta birleştirecektir.
Açıklamalar :
(*) Adil Düzen Çalışmaları, Küresel Sermaye Silahlı Düzeni’ne karşı.
(1)Akevler.org sitesindeki binlerce sahife ham çalışmametinleri; ulusal, küresel Anayasa önerileri meraklıları ve toplumsal model arayışına kafa yoran yönetici ve aydınları bekliyor.
(2)Yeri gelmişken; a) Süleyman Karagülle’ye Erbakan’ın Adil Düzün’i marka haline getirse de işlevsel kanıtı için sahici girişimlerde sekter davrandığına yönelik eleştirilere ; “ Adil Düzen Çalışmalarını Erbakan, bütün dünyaya duyurması onun kişisel yetkinliğinde zor bir işti; o bunu başardı. Gelecekte hangi ulusun, (i) varlığın bütünlüğüne uyumlu doğruları, (ii) birbirinden kapitalizm ve Sosyalizm ile ayrılmış önermeleri, gerçekleştireceğini bilemiyoruz. Ancak dileriz ki milletimiz bu konuda insanlığa dünya devletlerine önder olsun.” şekilde ifade edebileceğim cevabı vermişti.
b)Adil Düzen’in “Çalışmalar” tamlaması, değişim; gözlem- pratik, teori-uygulama, yenilenme,.. etaplarına ya da ilerleyişin Yolu’na (sır atel müstakim) uygun düşüyor.
(3) Benzeri Kur’an’da ilahi sınama, her daim güncel: Bilmelisiniz; paranız, evlatlarınız Allah’ın büyük mükafatı için testtir”(Savaş Ganimetleri/Enfal; 8:28)
“İsa uçurumun başına gelip aşağıya baktı. Şeytan ona, ‘Sen seçilmiş olansın; bu uçurum seni korkutmasın. Aşağıya düşsen ya da atlasan da O, seni koruyacak.” dedi.ardı sıra “melek” İsa’yı tembihledi: “ Sakın Tanrıyı sınama!” (“melek”:vicdani akıl)
Manevi maskeli kışkırtmalar, Musa döneminde de yaşanmış:
Musa , “Tanrıyı sınamayın.” (Tesniye 6:16) Şeytanın mesihi ayartması. Diğer yönden, Tanrıyı sınayın!”(Malaki 3:10) Yine sözcükler tuzağından yanlışa sapmanın örneği. Tanrıyı deneme (ing. Nawsaw)Tesniye 6:16İbranice kelimenin “Lo tenasu et YHVH Eloehi-kem.” Nawsaw’ ın çevresinde “Prove” (kanıtlamak), “tempt” (baştan çıkarmak),”try”(denemek), “adventure”(macera) ing.karşılıkları var.
Malaki 3:10 çevirisi yanlış anlamalara sebep oluyor. “Try the lemonpie”(limonlu turtayı dene) ve “ Try to bend this rod”(bu çubuğu bükmeyi dene); Adventure(ne olacağını öğrenmek), “examine” (ne gibi olduğunu hissetmek). Musa döneminde İsrail halkının “Tanrı, gerçekten bu kadar büyük bir şey yapabilir mi; bahse girerim ki başarısız olacak.”demişliği; diğeri, “Allah’ın mükafatının ne kadar büyük olduğunu , onu elde edene kadar tahmin edemezsiniz.” nakledilmiş
(4) )Enoch’a göre demirhindi ağacına benzeyen bir bilgi ağacıdır. Bu metafor Allah’ın ikazlarına şeytanın kandırması ve itaatsizliği simgeler. Tevrat, İncil’de ‘treeof knowledge’ (bilgi ağacı)şeklinde geçmektedir. Tevratta yılan, Havva’yı onun vasıtasıyla Adem’i kandırarak, yasak meyveyi yemelerine sebep olmuş, böylece ilk günah işlenmiştir. (Tekvin2:7-25; 3:1-24)
Kur’an’da Bakara/ 2:37, Ali İmran/ 3:33, Araf /7:19-22 kısımlarda geçiyor.
Anlatımdan, kandırıcı olarak göreceli bilgiyi yani yılanı; kandırma gerekçesi ,benliğin kalıcılık tutkusu, değişim korkusunu; ağacı ise çeşitli, bitimsiz cennet imkanlarının tarifi yapılan yasak ile oluşacağını anlıyorum.