Görünmeyen silüeti görmek, kalp gözü ile mümkündür.
Hiçbir şey, bildiğimiz ve öğrendiğimiz gibi değildir.
Her fikriyat, Siyonizmin şeytanca kurguları ile çarpıtılmış; hak ve hakikatin üzeri perdelenmiştir.
Perdenin aralanabilmesi; Kur’an-ı Kerim’i doğru anlamak ve kalp gözü ile olaylara bakabilmekle mümkündür.
Bu yüzden diyorum ki:
Mevcut Kur’an tefsirleri yeniden ele alınmalı, tekrar tekrar analiz edilmeli; neyi, neden yanlış anladığımız tespit edilmelidir.
Kur’an-ı Kerim’i doğru anlayıp idrakinde yaşamış olsaydık, bugün Siyonizmin kölesi durumuna düşmezdik.
Kendimize format atmalı, zihnimizdeki virüslerden temizlenmeliyiz.
Bunun için;
Kur’an âlimi olduğunu iddia eden herkesin katılabileceği bir İstişare Meclisi kurulmalıdır.
Çalışmalar canlı yayınlanmalı; dünyanın her yerinden, her dilden insan tarafından izlenebilmelidir.
Sorulan sorulara ikna edici cevaplar verilmelidir.
Tek bir tefsir etrafında mutabık kalınana kadar ; hakikatin ortaya çıkarılması için bütün görüşler açıkça tartışılmalıdır.
Âlimler, Kur’an tefsiri üzerine ortak çalışma kamplarında bir araya gelmeli; farklı yorumlar delilleriyle ortaya konulmalı ve hakikate ulaşmak için istişare edilmelidir.
İnsanlığın üzerinde, kapitalist sömürü sermayesi tarafından; tüm insanlığı daha fazla nasıl sömürebilecekleri üzerine âdeta AR-GE yapılmaktadır.
ACİLEN;
Tüm fikriyatların temsilcileriyle, kanaat önderleri ile oturup tartışmalı, hakikatlerin tespitini yeniden yapmalıyız.
Asgari müştereklerde, orta yolda buluşarak;
insanlığın insanca yaşayabilmesi için hak ve hakikat üzerine, sömürü düzenlerine alternatif karşı AR-GE çalışmalarına başlamalıyız.
Köklü çözümler üreterek, Kur’an dairesinde 3. bin yıl barış düzeninin numunesini kurmalı, şeytani düzen çalışanlarının oyunlarını bozmalıyız.
Aksi hâlde insanlık âlemi olarak, kendi kıyametimizi kendi elimizle koparmış olacağız.
Hüseyin Bağdatlı
Son Gülle — Barışın Sesi