BiRLİKTE YÜRÜNEN BiR YOL
AkşenSYM'de Sahadan Kurumsallaşmaya
30 Ağustos'ta AkşenSYM sahasında dostlarımızla bir araya geldik.
Bahçelerimizi gezdik, yapılan çalışmaları anlattık, soframızı paylaştık. Arıcılık üzerine konuştuk, bundan sonra yapılabilecekleri müzakere ettik. Gelen dostlarımız gördüklerini değerlendirdiler; eksiklerimizi ve yapılması gerekenleri söylediler.
Zaten bu buluşmayı yapmamızın sebeplerinden biri de buydu:
Gelin, görün ve değerlendirin.
30 Ağustos sonrasında yapılan değerlendirmeler ise bize başka bir ihtiyacı gösterdi. Sahada ne yaptığımız kadar, bu çalışmaların kimler tarafından, hangi yapı içerisinde ve hangi istikamette yürütüldüğünü de daha açık anlatmamız gerekiyor.
Çünkü görünen bahçenin arkasında yıllara yayılan müşterek bir çalışma var.
BİR KİŞİNİN DEĞİL, BİR KADRONUN EMEĞİ
Akşen'de bugün görülen çalışmalar bir kişinin çalışması değildir.
Ben uzun zamandır bu çalışmaların organizasyonunda ve sahadaki uygulamalarında sorumluluk taşıyorum. Fakat hiçbir işi tek başıma yapmadım.
Yıllar içerisinde pek çok arkadaşımız farklı görevler üstlendi.
Toprağı hazırlayan, fide diken, sulayan, ürün toplayan oldu. Sermaye koyan, malzeme sağlayan, kayıt tutan, muhasebe yapan oldu. Üretim sorumluluğu alan, kurulda görev yapan, bilgisi ve tecrübesiyle katkıda bulunan arkadaşlarımız oldu.
Bugün de işlerimizi mümkün olduğu kadar kişiler üzerinden değil, görev ve sorumluluklar üzerinden yürütmeye çalışıyoruz.
Tarımın sorumluları var.
Emek ve sermaye sorumluları var.
Genel hizmetleri yürütenler var.
Kayıt ve muhasebe işleri var.
Kurullar var.
Her şey kusursuz mu?
Elbette değil.
Görevlerin daha fazla paylaşılması, sorumlulukların daha görünür hâle gelmesi ve bazı işlerin kişilerden daha bağımsız yürüyebilmesi gerekiyor.
Bunlar da üzerinde çalıştığımız meseleler.
Fakat bir kişinin gayretinin görünür olması ile bütün çalışmanın o kişi tarafından yapılması aynı şey değildir.
Akşen'de ortaya çıkan hasıla müşterek bir emeğin sonucudur.
30 AĞUSTOS VE YALOVA AKEVLER
Burada kurumsal bir hususu da doğru kayda geçirmek gerekiyor.
30 Ağustos buluşması Yalova Akevler adına düzenlendi.
Bugüne kadar sahada yürütülen çalışmaların genel hizmetleri de Yalova Akevler tarafından yerine getirildi. Emek ve sermaye kayıtlarının tutulması, muhasebe ve diğer genel hizmetler bu yapı içerisinde yürütüldü.
Bu nedenle bugüne kadar yapılan saha çalışmalarını Milat Kooperatifinin çalışmaları olarak değerlendirmek doğru değildir.
Milat'ın yeri bundan sonraki safhadadır.
Sahada edindiğimiz tecrübe büyüdükçe işlerin daha düzenli ve kurumsal yürütülmesi ihtiyacı da büyüyor. Milat, bundan sonra yapılacak çalışmaların kurumsal zeminlerinden biri olmak üzere hazırlanıyor.
Bu ayrımı önemsiyoruz.
Çünkü sistem çalışmasında yalnız iş yapmak yetmez; hangi işi kimin yaptığı, sorumluluğun kimde olduğu ve hangi kurumun hangi hizmeti verdiği de belli olmalıdır.
BU ÇALIŞMALAR BUGÜN BAŞLAMADI
Bugün yaptığımız çalışmaların önemli dayanaklarından biri, 2021 yılında Süleyman Karagülle ve çalışma arkadaşları tarafından ortaya konulan Akşen projesidir.
O projede yalnızca ileride yapılacak tesislerden söz edilmiyor.
Tesisler oluşuncaya kadar arazide tarım, sera, arıcılık, hayvancılık ve benzeri üretim faaliyetlerinin yapılması da öngörülüyor.
Daha önemlisi, bunların önce küçük çapta Ar-Ge çalışmaları şeklinde yapılması ve edinilen tecrübeyle daha doğru uygulamalara geçilmesi isteniyor.
Bizim yıllardır sahada yürüdüğümüz yol da büyük ölçüde böyle gelişti.
Önce küçük işler yaptık.
Yaptığımız işi gözlemledik.
Sonuç aldık.
Hata yaptık.
Düzelttik.
Yeniden denedik.
Sonra biraz daha büyüttük.
Çünkü masa başında doğru görünen bir usulün gerçek hayatta da doğru olup olmadığını ancak uygulama gösterebilir.
KÜÇÜK İŞİN BÜYÜK DEĞERİ
Bir bahçeye bezelye ekmek dünyada yeni bir şey değildir.
Domates, biber veya bamya yetiştirmek de değildir.
Arıcılık yapmak, kovan üretmek veya ahşap imalatı yapmak da yeni değildir.
Öyleyse bizim yaptığımızın farklı tarafı nedir?
Bizim için mesele yalnızca ne ürettiğimiz değildir.
Aynı zamanda nasıl birlikte ürettiğimizdir.
Bir arazi var ama onu kim kullanacak?
Üretim için gereken sermayeyi kim sağlayacak?
Kim çalışacak?
Emek nasıl kaydedilecek?
Masraflar nasıl karşılanacak?
Ürün nasıl paylaşılacak?
Genel hizmetleri kim yapacak?
Ürün değerlendirilemezse ne olacak?
Sorumluluk kimde olacak?
İşte gerçek hayat bizi bu sorularla karşılaştırıyor.
2025 Bezelye Ortaklığı bu bakımdan bizim için kıymetliydi. Küçük bir alanda gerçek emek, gerçek sermaye ve gerçek ürünle ortaklığı sınadık.
2026 tarımında çalışma büyüdü. Bahçeler, ürünler, çalışanlar ve doğal olarak karşılaştığımız meseleler çoğaldı.
Arıcılıkta başka sorularla karşılaştık.
Ürün değerlendirmede başka...
Her uygulama bize yalnızca ürün değil, yeni bir tecrübe ve sistem bilgisi de kazandırdı.
Bu sebeple yaptığımız küçük işleri yalnız üretim olarak görmüyoruz.
Bunlar aynı zamanda sosyal Ar-Ge çalışmalarıdır.
GÖNÜLLÜLÜK VARSA İRADE DE OLMALI
Bu çalışmaların önemli bir özelliği gönüllülük esasına dayanmasıdır.
Kimseyi ortak olmaya zorlayamayız.
Kimseyi çalışmaya mecbur bırakamayız.
Kimse istemediği bir sorumluluğu üstlenmek zorunda değildir.
İnsan kendi iradesiyle gelir ve kendi iradesiyle sorumluluk alır.
Fakat saha bize şunu da öğretti:
Gönüllülük, gayretsizlik demek değildir.
Bir işe gönüllü olarak başlamak irade ister.
Başladığın işi yapmak gayret ister.
O işi zaman içerisinde devam ettirmek ise sebat ister.
Bunlar görünmeyen imkânlardır.
Toprağı görebiliriz.
Parayı sayabiliriz.
Makineyi kayda geçirebiliriz.
Fakat iradeyi, gayreti ve sebatı aynı şekilde ölçemeyiz.
Yine de onlar olmadan diğer imkânların bir araya gelmesi çoğu zaman mümkün olmaz.
Birisi toprağını ortaya koyar.
Birisi sermayesini.
Birisi emeğini.
Bir başkası bilgisini veya genel hizmetini.
Bunlar doğru usuller içerisinde birleştiğinde elbirliği oluşur.
Elbirliği de hasılaya dönüşür.
Bizim sahada öğrenmeye çalıştığımız şeylerden biri tam olarak budur.
AKŞEN BOŞ BİR PROJE ALANI DEĞİLDİR
Akşen'e gelen dostlarımızın bilgi, tecrübe ve fikirlerinden yararlanmak istiyoruz.
Çünkü herkes bulunduğu yerden başka bir imkân görebiliyor.
Birisi tarımla ilgili fikir getiriyor.
Bir başkası sağlıkla ilgili bir çalışma düşünüyor.
Bir diğeri eğitim, üretim, turizm veya başka bir alan için öneride bulunuyor.
Bunların her biri değerli olabilir.
Fakat burada önemli bir ayrım var:
Akşen boş bir proje alanı değildir. Buranın zaten bir projesi vardır.
Biz yeni fikir aramaktan çok, yürütülmekte olan projeyi sahada geliştirmeye çalışıyoruz.
Bu nedenle yeni bir teklif geldiğinde yalnızca:
“Bu iyi bir fikir mi?”
diye sormamız yetmez.
Bir soru daha sormalıyız:
“Bu fikir, yürüdüğümüz yolun neresinde yer alıyor?”
Mevcut çalışmayı geliştiriyorsa değerlendirelim.
Bir eksiğimizi tamamlıyorsa kullanalım.
Saha, daha önce doğru kabul ettiğimiz bir hükmün yanlış olduğunu gösteriyorsa onu da değiştirelim.
Çünkü uygulamadan öğrenmeyen bir Ar-Ge çalışması düşünülemez.
Fakat birbirinden bağımsız çok sayıda güzel işi aynı yerde yapmakla bir sistem ortaya çıkmaz.
Parçaların birbiriyle ilişki kurması gerekir.
PARÇADAN BÜTÜNE
Tarım...
Arıcılık...
Ahşap üretimi...
Ürün değerlendirme...
Emek, sermaye ve genel hizmet çalışmaları...
Bunları birbirinden bağımsız projeler olarak görmüyoruz.
Her biri yürüdüğümüz yolun bir parçasıdır.
Bugün bizim işimiz bütün sistemi uzun uzun anlatmak değil.
Önce parçaları gerçek hayat içinde çalıştırmak, onlardan öğrenmek ve çalışan parçaları birbirine bağlamak zorundayız.
Nihai istikametimiz SYM'dir.
Oraya bir anda varılmayacağını biliyoruz.
Bu nedenle önce bütünü kurup sonra uygulamaya başlamadık.
Uygulayarak bütüne doğru gidiyoruz.
30 Ağustos'ta dostlarımızın gördüğü de bu yolun bugünkü hâliydi.
Tamamlanmış bir proje değil.
Kusursuz bir sistem hiç değil.
Fakat artık yalnızca kâğıt üzerinde duran bir düşünce de değil.
Toprağa değmiş işler var.
Ürün vermiş uygulamalar var.
Kayıtlar var.
Sorumlular var.
Çalışanlar var.
Sahadan öğrendiğimiz doğrular ve düzelttiğimiz yanlışlar var.
Ve bütün bunların arkasında farklı zamanlarda farklı sorumluluklar üstlenmiş bir çalışma kadrosu var.
Bundan sonraki safhada bu tecrübenin daha kurumsal bir yapıya kavuşması gerekiyor. Milat kooperatifide bu gelecek için hazırlanıyor.
İnsanlar değişebilir.
Sorumlular değişebilir.
Kurumların vazifeleri gelişebilir.
Saha bize yeni şeyler öğrettikçe uygulamalarımız da değişebilir.
Fakat bir şeyi kaybetmememiz gerekiyor:
Birlikte çalışma iradesini.
Çünkü yıllardır yapmaya çalıştığımız şey, herhangi bir kişinin projesini gerçekleştirmek değildir.
Birlikte çalışabilmenin usulünü, birlikte çalışarak öğreniyoruz.
Yolumuza da böyle devam ediyoruz.
Parçadan bütüne...