GÖRÜNEN BAHÇE, GÖRÜLMESİ GEREKEN ORTAKLIK
30 Ağustos'ta AkşenSYM'de dostlarımızla bir araya geldik.
Bu buluşmayı yapmamızın temel bir sebebi vardı: Bir süredir sahada yürüttüğümüz çalışmaları, bu çalışmalarla ilgilenen insanlar için görünür hâle getirmek.
Davetimizi de bunun için yaptık:
“Gelin, görün, değerlendirin.”
Geldiler, gördüler, değerlendirdiler.
Bahçeler gezildi. Ürünler görüldü. Birlikte üretilenlerin bereketi yine birlikte hazırlanan sofralarda paylaşıldı. Sohbet edildi, sorular soruldu, fikirler konuşuldu.
Fakat şimdi, buluşmanın ardından asıl üzerinde durmamız gereken meseleye geliyoruz:
Bir şeyi görmek, onun manasını görmek anlamına gelmiyor.
BAHÇEDE NE GÖRDÜK?
Bahçeye baktığımızda domatesi, biberi, bamyayı, patlıcanı veya diğer ürünleri görebiliriz.
Düzenli veya düzensiz bir bahçe görebiliriz.
Çalışan insanları görebiliriz.
Toplanan mahsulü görebiliriz.
Fakat yalnız bunları gördüysek eksik görmüş oluruz.
Çünkü bizim için asıl görülmesi gereken, domatesin veya biberin kendisinden önce onların nasıl meydana geldiğidir.
Kim sermayesini koydu?
Kim emeğini verdi?
Kim suladı?
Kim çapayı yaptı?
Kim organizasyonu üstlendi?
İnsanlar birbirini nasıl tamamladı?
Ortaya çıkan mahsul hangi usulle paylaşıldı?
Az olduğunda ne yaptık, çok olduğunda ne yaptık?
Bir kişinin imkânının yetmediği yerde elbirliği nasıl devreye girdi?
Bahçenin görünen tarafında ürün vardır.
Görünmeyen tarafında ise irade, elbirliği, gayret, emek, ortaklık, usul ve bölüşüm vardır.
Bizim göstermek istediğimiz esasen buydu.
KÜÇÜK İMKÂNLAR, ORTAK HASILA
2026 tarım çalışmasının bizim açımızdan önemli taraflarından biri, çok sayıda insanın küçük imkânlarının bir araya gelmesiydi.
Kimi emeğiyle bulundu.
Kimi sermayesiyle katkı verdi.
Kimi sorumluluk aldı.
Kimi hizmet etti.
Bunların hiçbiri tek başına bugün bahçede gördüğümüz hasıla değildir.
Fakat bunlardan herhangi biri eksildiğinde de bütün etkilenmektedir.
İşte ortaklığın anlamı burada ortaya çıkıyor.
Biz bir kişinin büyük imkânına dayanmak yerine, birçok insanın kendi imkânı nispetinde katılabileceği bir yapı üzerinde çalışıyoruz.
Hasıla az olduğunda azı, çok olduğunda çoğu paylaşmayı öğreniyoruz.
Çünkü ortaklık yalnız kazancı paylaşmak değildir.
Riskte de, emekte de, sorumlulukta da ve hasılada da ortak olabilmektir.
GÖRMEK YETMEZ, ANLAMAK GEREKİR
Bu sebeple 30 Ağustos buluşmasını tamamlanmış bir vazife olarak görmüyoruz.
“İnsanlar geldi ve bahçeleri gördü; görevimizi yaptık.” diyemeyiz.
Eğer gelen dostlarımız yalnız güzel bir bahçe gördüyse anlatmamız gereken daha çok şey var demektir.
Bizim için önemli olan, görünen mahsulün arkasındaki ortaklık usulünün de görülmesidir.
Bunun için bu tür buluşmaların devam etmesi gerektiğine inanıyoruz.
İnsanlar gelsinler.
Görsünler.
Sorsunlar.
İtiraz etsinler.
Eksiklerimizi söylesinler.
Doğru buldukları tarafları da imkânları nispetinde desteklesinler.
Çünkü kötülük karşısında insanın gücü nispetinde eliyle, diliyle veya kalbiyle tavır alması gerektiği gibi; iyi olduğuna inandığı bir çalışma karşısında da insanın yapabileceği bir şey vardır.
Kiminin eli yetişir, çalışır.
Kiminin dili yetişir, anlatır.
Kiminin imkânı yetişir, ortak olur.
Kiminin duası ve gönlü yetişir.
Bunların hiçbirini küçümsemiyoruz.
Çünkü elbirliği zaten herkesin aynı şeyi yapması değildir; herkesin yapabildiğiyle bütüne katılmasıdır.
30 AĞUSTOS'TAN YENİ BİR ORTAKLIK ÇIKTI
Buluşmanın bizim açımızdan önemli sonuçlarından biri de Arı–Bal Üretim Ortaklığı konusunda alınan karar oldu.
Bu çalışma artık yalnız konuşulan bir düşünce değildir.
Ortaklık sözleşmesi uygulamaya geçebilecek seviyeye geldi. Son rötuşlarını tamamlayarak ay içerisinde uygulama safhasına geçmeyi planlıyoruz.
Daha şimdiden 15 kovanlık ortaklık payı oluşmuş durumda.
Fakat bizim için önemli olan rakamın büyüklüğünden önce usulün işlemesidir.
Önce başlayacağız.
Üreteceğiz.
Kayıt tutacağız.
Sorunlarla karşılaşacağız.
Çözümler geliştireceğiz.
Hasılayı göreceğiz ve ortaklığın belirlediği usuller içerisinde paylaşacağız.
Tarımda yaptığımız saha denemesini şimdi başka bir üretim alanında da sınayacağız.
KIŞ TARIMI İÇİN HAZIRLIKLAR BAŞLADI
Yaz tarımının sona ermesi yakın ama çalışmalarmızın sona ermesi anlamına gelmiyor.
Şimdiden kış tarımının hazırlıklarına başladık.
Bu yıl öğrendiklerimizi önümüzdeki üretim dönemine taşıyacağız.
Nerede hata yaptık?
Hangi ürün daha dayanıklı çıktı?
Emeği nerede doğru kullandık?
Nerede gereksiz masraf yaptık?
Hangi usul işledi, hangisini değiştirmemiz gerekiyor?
Bunların her biri gelecek dönemin girdisidir.
Çünkü saha yalnız mahsul üretmez.
Bilgi de üretir.
Tecrübe de üretir.
Usul de üretir.
VE TEŞEKKÜR...
30 Ağustos buluşmamıza gelerek çalışmalarımızı yerinde gören ve değerlendiren bütün dostlarımıza teşekkür ediyorum.
Gelmek isteyip de çeşitli sebeplerle aramızda bulunamayan dostlarımızın ilgisini de aynı şekilde kıymetli buluyorum.
Ve özellikle bu buluşmanın hazırlanmasında, sofraların kurulmasında, ürünlerin yetiştirilmesinde, misafirlerimizin ağırlanmasında ve görünür görünmez bütün hizmetlerde emeği bulunan arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum.
O gün yenilen yemeklerin lezzetinde de aynı hakikat vardı:
Birlikte üretmenin bereketi.
Bir kişinin sofrası değildi.
Elbirliğinin sofrasıydı.
DEVAM ETMEK, DEVAMIMIZDIR
30 Ağustos geçti.
Fakat çalışma bitmedi.
Tarım devam ediyor.
Arı–Bal Üretim Ortaklığı başlıyor.
Kış tarımının hazırlıkları yapılıyor.
Arazi Ortaklığı sözleşmesi tamamlandığında ayrıca ele alınacak ve ilgililere sunulacak.
Her uygulamada yeni sorunlarla karşılaşacağız.
Her sorun bize yeni bir şey öğretecek.
Her öğrendiğimiz, bir sonraki uygulamanın usulünü biraz daha geliştirecek.
Biz kusursuz bir sistem kurduğumuzu söylemiyoruz.
Yaptığımızı gösteriyoruz.
Yaptığımızdan öğreniyoruz.
Öğrendiğimizi yeniden sahada deniyoruz.
Ve yolumuza devam ediyoruz.
Çünkü bazı işler anlatılarak değil, yapılarak anlaşılır.
Bazı manalar da bir defa görmekle değil, içinde bulunarak görülür.
Bu sebeple davetimiz bitmedi:
Gelin.
Görün.
Değerlendirin.
Elinizle, dilinizle, imkânınızla veya gönlünüzle hayırlı gördüğünüzün yanında olun.
Biz de elimizden geleni yapmaya devam edelim.
Durmak yok.
Yola devam.
Allah gayretimizi hayra, emeğimizi berekete, rızkımızı faydaya dönüştürsün.