Kur’an Nizamı-264; “Ateşten çıkmak isterler…”
‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…
“Yüriydûne en yahrucû mine’n-nâri / Ateşten huruc etmeyi murad ederler” (Maide 37)
Cümle hâl cümlesidir. “Lehüm”deki “Hüm”ün halleridir. Hâl geçici olma durumudur. Oysa sıfat devamlı olmadır. Burada hâl olarak getirildiğine göre cehennemde ebediyen kalacaklar anlamı çıkmaz. Burada anlatılan kâfirlerin cezalarını çektikleri zamandaki durumlarıdır. Kur’an’daki ayetlerde ahiretteki cennet ve cehennem halkı zikredilerek kurallı çoğullarla da zikredilmektedir. Oysa birçok ayetlerde ortak suçun olmadığı ifade edilmektedir. Ahirette suçlular bir topluluk oluşturacak, cezalarını birlikte çekeceklerdir. O halde dünyada da “çalışma evlerinde/sitelerinde” suçlular topluluk oluşturacaklardır. Bu sebeple biz “suçlular bucağı” kuruyoruz ve orada da insanlar ocaklar hâlinde organize olmaktadırlar.
“Yüriydûne / İrade etmek” demek istemek demek, yapmayı istemek demektir. Bir şeyi başkasının yapmasını istemek irade değildir; o taleptir, sualdir. Bir insanın kendisinin bir şeyi yapmasını istemesi iradedir. İrade ile meşiet arasındaki fark; meşiet, planlama şeklinde ileride şunları yapayım veya yapsınlar dersiniz, bu meşiettir. Şimdi ben bunu yapayım deyip yapmaya koyulmaktır. Allah bir şeyi murad edince ona “ol” der, o da olur. Burada şey daha önce takarrur etmiş, dolayısıyla ilimde yani ilahi ilimde veya mahlukun ilminde o şey vardır demektir. Ona “ol” der, o da olur denmektedir.
“Mine’n-Nâr”: Buradaki durum “Ve” harfi ile atfedilmemiştir. Kıyametteki ikinci azabın hâli olarak getirilmiştir. “Mine’n-Nâr” diyerek üçüncü azaptan bahsetmektedir. Bu yukarıdaki elîm azabın vasfını mı ifade eder, yoksa o da ayrı bir azap mıdır? Arada “Ve” harfi ile atıf olmadığına göre buradaki ahdi harici olarak tarif edilmiş yukarıdaki elîm azabı ifade eder. Marife olmasından anlıyoruz ki bununla kastedilen cehennemdir. Ateş olarak ifade edilmekle beraber bildiğimiz ateşten çok elîm azabı veren ateştir.
“Nâr” ne demektir?
Kömür oksijenle birleştiği zaman ışık salar, buna “ateş” denmektedir. Bununla beraber hidrojen yakıldığı zaman da aynı ateş oluşur. Güneşteki sıcaklık ise bundan farklıdır. Orada hidrojen atomları birleşerek helyum yaparlar.
“Nâr” ve “Nûr” ikisi de aynı kökten gelmektedir. “Nâr” kendisi yanıp değişmeler oluşan ışıktır. “Nûr” ise ışık olarak bir yere çarpar ve yansır, o nûr olur. Kaynakları farklı olmakla beraber kendilerinin yapısı aynıdır. Aynı kökten gelmeleri bunu teyit etmektedir.
Cinler ateşten yaratılmıştır. Cinlerin yapısı ile insanların yapısını anlayabilmemiz için atomlar hakkında bilgimiz olmalıdır. Atomlar hidrojen atomlarının birleşmesiyle oluşur. Karbon 6 hidrojen atomu içerir, ayrıca 6 da nötron içerir. Bazı karbon atomları 6 değil de 2 fazla nötron içerir, 14 atom ağırlıklı olur. Oksijen de 8 hidrojen atomu ve 8 de nötron içerir ama bazı oksijen atomları 16 değil de 18 atom ağırlıklıdır.
İnsanlar da 14 atom ağırlıklı karbon içermektedir. Bunlar belli yüzdedir. Canlı ölünce bu nisbet azalmaya başlar. Bu sayede canlının ölüm tarihi bilinebilir. İnsanlarda oksijen ve karbon sonucu sadece ışık meydana geldiği halde, güneşte oksijen karbon birleşip ayrılma sonunda ışık ve hidrojen atomları birleşerek helyumu oluşturmaktadır.
Hem insanlar hem cinler bu hidrojen atomlarının birleşmesinde ortaya çıkan helyum ve neşredilen ışık ile yaşıyorlar. Sadece insanlar karbon ve oksijen atomlarını birleştirip ayırdıkları halde, cinler oksijenin ve hidrojenin ağırlıklarını değiştirerek bu enerjiyi kullanıyorlar. Cinler ile insanlar arasında sadece sistem farkı vardır. Birileri yüksek sıcaklık içinde yaşadıkları halde, insanlar düşük sıcaklıklar içinde yaşamakta, hatta düşük sıcaklıklara inebilmektedirler. İnsanların yüksek sıcaklıklara mütehammil olmaları için yapılarını ona göre değiştirmeleri gerekir. İşte bu durum yani cinlerin yaşadığı şartlar burada marifeli “Nâr” olarak ifade edilmiş ve her nâr değil de belli nâr ifade edilmiştir. (Devamı var)