30 AĞUSTOS’TA GÖRÜNENİN ARDINDA NE VAR?
AkşenSYM’de Bir Gün, Yedi Yıllık Bir Arayış
30 Ağustos’ta AkşenSYM’ye gelecek olanlar büyük ihtimalle önce toprağı görecekler.
Bahçeleri...
Yetişen ürünleri...
Arıları...
Ahşap çalışmalarını...
Üretime katılan insanları...
Belki bazı eksikleri de görecekler.
Tamamlanmamış işleri...
Henüz yapılmamış yapıları...
İstenilen seviyeye ulaşmamış uygulamaları...
Bunların hiçbirini saklamak istemiyoruz.
Çünkü 30 Ağustos’u, tamamlanmış bir projenin açılışı olarak görmüyoruz.
Gelin, görün ve değerlendirin diyoruz.
Fakat görünenlerin arkasında, ilk bakışta görülmeyen başka bir çalışma daha var.
Asıl anlatmak istediğimiz de biraz budur.
Görünen: Bir Bahçe
Görünmeyen: Birlikte Üretmenin Usulü
Bahçeye bakıldığında domates, biber, patlıcan, bamya, salatalık, kavun veya karpuz görülür.
Fakat o ürünlerin arkasında başka sorular vardır.
Kim çalıştı?
Ne kadar çalıştı?
Tohum ve fideyi kim temin etti?
Sulama nasıl yapıldı?
Masraflar nasıl karşılandı?
Ürün ortaya çıktığında kim ne kadar hak sahibi olacak?
Fazla ürün nasıl değerlendirilecek?
Ürün ziyan olursa bunun sorumluluğu nasıl paylaşılacak?
Bizim tarım çalışmalarımızın asıl konusu yalnızca iyi ürün yetiştirmek değildir.
Birlikte üretmenin adil usulünü bulmaya çalışıyoruz.
2025 yılında yaptığımız Bezelye Ortaklığı bunun küçük ölçekli denemelerinden biriydi.
Tohum toprağa girdi.
Emek verildi.
Ürün alındı.
Muhasebesi tutuldu.
Paylaşımı yapıldı.
Eksikler görüldü.
Sonraki çalışma, öncekinin bıraktığı yerden devam etti.
2026 tarım çalışmaları da bunun daha geniş bir uygulamasıdır.
Bu sebeple bahçede yetişen ürün bizim için yalnızca mahsul değildir.
Aynı zamanda usulün sınavıdır.
Görünen: Kullanılmayan Toprağın Ekilmesi
Görünmeyen: Kullanım Hakkı
Sıla’nın üzerinde özellikle durduğu kavramlardan biri kullanım hakkıdır.
Bir insanın bir mala sahip olmasıyla o malı kullanması aynı şey değildir.
Toprak sahibi toprağını ekemeyebilir.
Toprak onun mülkiyetinde kalır.
Fakat başka insanlar o toprağı üretim için kullanabilir.
Emek verirler.
Ürün yetiştirirler.
Toprak sahibi de belirlenen usul içinde üründen payını alır.
Böylece mülkiyet ortadan kalkmaz.
Ama boş duran toprak üretime katılır.
Bu bize önemli bir soru sorduruyor:
Bir şeyden faydalanabilmek için mutlaka onun tamamına sahip olmak zorunda mıyız?
AkşenSYM’nin haftalık kullanım hakkı anlayışı da aynı sorunun başka bir alandaki cevabıdır.
Bir ailenin yıl boyunca kullanmayacağı bir yapının tamamına sahip olması yerine, ihtiyaç duyduğu zaman diliminde kullanım hakkına sahip olması mümkündür.
Böylece daha az kaynakla daha fazla insanın ihtiyacı karşılanabilir.
Ev boş durmaz.
Kaynak atıl kalmaz.
İnsan mülkiyet yükünden önce kullanım faydasına ulaşır.
Bugün bu anlayışı toprakta ve yerleşke tasarımında sınamaya çalışıyoruz.
Yarın farklı tesislerde, makinelerde, atölyelerde ve başka alanlarda karşılığını bulabilir.
Görünen: İnsanlar
Görünmeyen: Ortaklık Kültürü
30 Ağustos’ta farklı yaşlardan, farklı mesleklerden ve farklı düşüncelerden insanlar bir arada olacak.
Biz ortaklarımızın hangi partiye mensup olduğuna bakmıyoruz.
Diline, dinine, meşrebine bakmıyoruz.
Zengin veya fakir olduğuna göre hüküm vermiyoruz.
Bir ortak sisteme girdiğinde, diğer ortaklarla aynı usullere tabi oluyor.
Çünkü AkşenSYM’nin kurmaya çalıştığı şey bir siyasî teşkilat değildir.
Bir zümre yapılanması da değildir.
Ortaklık kültürüdür.
Toplumumuzda ortaklık kelimesinin iyi bir şöhreti olduğunu söylemek zor.
“Ortaklık yürümez.”
“İki kişi bir araya gelirse sonunda kavga eder.”
“Paranın olduğu yerde dostluk bozulur.”
Bu sözleri hepimiz işittik.
Belki çoğumuz benzer tecrübeler de yaşadık.
Biz ise soruyu başka türlü soruyoruz:
Gerçekten ortaklık mı yürümüyor, yoksa ortaklığın usulünü mü kuramıyoruz?
Görevler açık olsa...
Hesaplar görülebilir olsa...
Haklar önceden belli olsa...
Anlaşmazlığın nasıl çözüleceği baştan kararlaştırılsa...
Yetki kişiye değil göreve bağlansa...
Ortaklık yine de yürüyemez mi?
AkşenSYM biraz da bu sorunun sahadaki arayışıdır.
Görünen: Tarım, Arıcılık, Ahşap ve Tesis
Görünmeyen: SYM
Belki anlatmakta en çok zorlandığımız yer burasıdır.
Çünkü AkşenSYM’yi tek kelimeyle tarif etmeye çalıştığımızda hep bir tarafı eksik kalıyor.
Tarım projesi desek, eksik.
Sağlıklı yaşam merkezi desek, eksik.
Yerleşke desek, eksik.
Kooperatif desek, yine eksik.
Ortaklık modeli desek, o da yetmiyor.
Çünkü SYM bunların herhangi biri değildir.
Bunların belli usullerle birbirine bağlanması sonucunda ortaya çıkan bütündür.
İnsan yalnızca yiyeceğe ihtiyaç duymaz.
Barınmaya da ihtiyaç duyar.
Sağlığa...
Eğitime...
Üretmeye...
Dinlenmeye...
Güvenmeye...
Bir topluluğa ait olmaya...
Kararlara katılmaya...
Yaşlandığında yalnız kalmamaya...
Çocuklarının nasıl bir çevrede yetişeceğini düşünmeye...
SYM, hayatın bu parçalarını birbirinden bağımsız ele almak yerine aynı yaşam bütünü içinde düşünmeye çalışır.
Bu sebeple tarım, SYM’nin kendisi değildir.
Arıcılık da değildir.
Ahşap üretimi de değildir.
Muhasebe, pazarlama, temsilcilik veya kullanım hakkı da tek başına SYM değildir.
Bunların her biri, yaşayan bir bütünün organlarıdır.
Merkezde ortaklıklar değil, hayat vardır.
Ortaklıklar ise o hayatın kurulabilmesini sağlayan araçlardır.
Görünen: Ürün
Görünmeyen: Değerlendirme
Üretmek önemlidir.
Fakat üretmek yetmez.
Geçtiğimiz uygulamalarda bunu yaşayarak öğrendik.
Bir ürün yetiştirilmiş olabilir.
Fakat zamanında toplanmazsa...
Doğru yerde değerlendirilmezse...
Tüketiciye ulaştırılmazsa...
Veya uygun biçimde işlenmezse...
Ürün kaybedilir.
Kaybolan ise yalnızca meyve veya sebze değildir.
Toprağa verilen emek kaybolur.
Su kaybolur.
Sermaye kaybolur.
Zaman kaybolur.
Bu yüzden bugün üzerinde çalıştığımız konulardan biri de ürün değerlendirme ve pazarlama usulüdür.
Çünkü üretim zincirinin son halkası kurulmadan üretim tamamlanmış sayılmaz.
Belki de 30 Ağustos’ta görülecek en önemli şeylerden biri budur:
AkşenSYM yalnızca yapılan işleri çoğaltmaya değil, işler arasındaki eksik halkaları bulup tamamlamaya çalışmaktadır.
Görünen: Küçük Bir Uygulama
Görünmeyen: Daha Büyük Bir Soru
Bugün AkşenSYM küçük.
Bunu gizlemiyoruz.
Henüz başlangıç safhasındayız.
Birçok usul yeni uygulanıyor.
Bazıları değişiyor.
Bazılarının eksikleri sahada ortaya çıkıyor.
Bazı işler istediğimiz seviyeye henüz ulaşmadı.
Fakat küçük olmak bizim için değersiz olmak anlamına gelmiyor.
Çünkü burada sınanan soru büyüktür:
İnsanlar ortaklık kültürü içinde, sosyal, ekonomik, yönetsel ve sağlık ihtiyaçlarını birbirinden koparmadan karşılayabilecekleri bütüncül bir yaşam düzeni kurabilirler mi?
AkşenSYM bu soruya verilmiş kesin cevap değildir.
Bu sorunun küçük ölçekli saha çalışmasıdır.
Eğer burada doğru çalışan bir usul ortaya çıkarsa geliştirilebilir.
Başka yerlerde uygulanabilir.
Başka şartlara uyarlanabilir.
Eğer çalışmazsa neden çalışmadığı görülür ve değiştirilir.
Bu yüzden bizim için başarısızlık, bir usulün sahada yanlış olduğunun görülmesi değildir.
Asıl başarısızlık, yanlış olduğu görüldüğü hâlde onu savunmaya devam etmektir.
30 AĞUSTOS’TA NEYE BAKALIM?
30 Ağustos’ta gelen dostlarımızdan kusursuz bir proje görmelerini istemiyoruz.
Çünkü ortada kusursuz bir proje yok.
Biz başka bir şey istiyoruz.
Bahçeye bakarken yalnızca ürüne bakmasınlar.
Ürünü meydana getiren ortaklığı görsünler.
Toprağa bakarken yalnızca mülkiyeti görmesinler.
Kullanım hakkının oluşturduğu imkânı görsünler.
Çalışan insanlara bakarken yalnızca emeği görmesinler.
Emeğin nasıl hakka dönüştürüldüğünü sorsunlar.
Kurullara ve temsilcilere bakarken kişileri değil,
kararların nasıl alındığını görsünler.
Bir ahşap yapıya bakarken yalnızca binayı değil,
o yapının hangi hayat ihtiyacına cevap verdiğini düşünsünler.
Ve AkşenSYM’ye bakarken yalnızca bugün görünenleri değil,
bunların birlikte neye dönüşmeye çalıştığını görsünler.
Çünkü anlatmakta en çok zorlandığımız şey belki de budur:
AkşenSYM birçok şeyin toplamı değildir.
Doğru usullerle birbirine bağlanan birçok şeyin oluşturduğu başka bir şeydir.
Bir yaşam modelidir.
Sıla dediğimiz arayış da budur.
İnsanın toprağıyla...
Emeğiyle...
Komşusuyla...
Üretimiyle...
Sağlığıyla...
Kararlarıyla...
Ve nihayet hayatıyla yeniden bağ kurma arayışıdır.
30 Ağustos’ta göreceğiniz şey henüz tamamlanmış değildir.
Fakat artık yalnızca kâğıt üzerinde de değildir.
Toprağa değmiştir.
Ürün vermiştir.
Hata yapmıştır.
Öğrenmiştir.
Ve yoluna devam etmektedir.
30 Ağustos’ta gelin; görüneni görün.
Fakat mümkünse biraz da görünmeyene bakın.
Belki AkşenSYM’yi asıl orada bulacağız.