Osman Aydın
SILA – İnsanın Kendine Dönüş Yolculuğu - 3
1.08.2026
359 Okunma, 1 Yorum

SILA – İnsanın Kendine Dönüş Yolculuğu serimizin devamıdır.

 

IX. BİZDEN SONRA...

İnsan ömrü sınırlıdır.

Bir nesil gelir.

Çalışır.

Üretir.

Sonra yerini başka bir nesle bırakır.

Bu, hayatın değişmeyen kanunlarından biridir.

O hâlde asıl soru şudur:

İnsan öldükten sonra ne yaşar?

Yaptığı bina mı?

Kazandığı servet mi?

Yazdığı kitap mı?

Yoksa kurduğu usuller mi?

Bizce bunların içinde en uzun ömürlü olanı usullerdir.

Çünkü bina yıkılabilir.

Servet tükenebilir.

İşletmeler kapanabilir.

Toprak el değiştirebilir.

Fakat doğru kurulmuş bir usul, yeni insanlar tarafından yeniden üretilebilir.

Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Bugün hayranlıkla baktığımız birçok kurum, onları kuran insanlardan daha uzun ömürlü olmuştur.

Çünkü kurucular kendilerini merkeze koymamış, kuralları merkeze koymuşlardır.

İşte AkşenSYM'nin en büyük imtihanı da budur.

Bugün burada yapılan çalışmaların gerçek değeri, Osman Aydın'ın ne kadar çalıştığıyla ölçülmeyecektir.

Ya da bugün görev yapan arkadaşların gayretiyle...

Asıl ölçü şudur:

Bu usuller, onları yazan insanlar olmadan da işlemeye devam edebilecek mi?

Eğer cevap "evet" ise, doğru bir yolda olduğumuzu söyleyebiliriz.

Eğer cevap "hayır" ise, daha yolun başındayız demektir.

Bu nedenle biz, kişilere bağlı bir yapı kurmak istemiyoruz.

Çünkü kişi yorulur.

Hasta olur.

Yaşlanır.

Vefat eder.

Ama usul, doğru kurulmuşsa yaşamaya devam eder.

Bizim bütün çabamız bunun içindir.

Bugün yazdığımız her sözleşme...

Hazırladığımız her muhasebe sistemi...

Oluşturduğumuz her ortaklık modeli...

Yaptığımız her istişare...

Aslında tek bir soruya cevap aramaktadır:

"Bizden sonra da devam edebilecek bir düzen kurulabilir mi?"

Bu soruya bugün kesin bir cevap verdiğimizi söyleyemeyiz.

Çünkü bunu zaman gösterecektir.

Fakat şunu biliyoruz:

Eğer insanlar, kuralları kişilerden üstün tutabilirlerse...

Eğer adalet, menfaatten önce gelebilirse...

Eğer emanet, sahiplikten daha değerli görülebilirse...

O zaman kurulan yapılar yalnızca bugüne değil, yarına da hizmet edebilir.

Belki AkşenSYM büyür.

Belki büyümez.

Belki yeni ortaklıklar kurulur.

Belki bazıları başarısız olur.

Bütün bunlar mümkündür.

Fakat bizim için asıl başarı, rakamlarla ölçülecek bir büyüklük değildir.

Asıl başarı, geride güvenle işleyen usuller bırakabilmektir.

Çünkü insanın gerçek mirası, sahip olduğu mallar değil; kendisinden sonra da yaşamaya devam eden doğrulardır.

Biz de bu sebeple eser bırakmaya değil, eseri ayakta tutacak usulleri bırakmaya çalışıyoruz.

Belki en büyük hasat da budur.

X. NEDEN SILA?

Bir kelime vardır.

Kısa...

Sade...

Fakat insanın içine dokunur.

Sıla...

Çoğumuz bu kelimeyi duyduğumuzda memleketimizi düşünürüz.

Çocukluğumuzu...

Anne kucağını...

Baba ocağını...

Uzun ayrılıkların ardından yapılan dönüşleri...

Doğrudur.

Fakat biz bu kelimeyi seçerken yalnızca coğrafî bir dönüşü kastetmedik.

Çünkü insan bazen evinden önce kendinden uzaklaşır.

Topraktan uzaklaşır.

Ürettiği şeyden uzaklaşır.

Komşusundan uzaklaşır.

Emeğinden uzaklaşır.

Vicdanından uzaklaşır.

Hatta bazen kendi fıtratından bile uzaklaşır.

İşte bizim için Sıla, bu uzaklığın sona ermesidir.

İnsanın yeniden kendine dönmesidir.

Toprağa dönmesi...

Üretime dönmesi...

Paylaşmaya dönmesi...

İstişareye dönmesi...

Emanete dönmesi...

Adalete dönmesi...

Ve nihayet Rabbinin kâinata koyduğu ölçüyü yeniden aramaya başlamasıdır.

Bu yüzden Sıla, geçmişe kaçış değildir.

Geleceğe yürüyüştür.

Eskiye özlem değildir.

Hakikate özlemdir.

Bizim için Sıla'nın yolu, nostaljiden geçmez.

Çalışmaktan geçer.

Üretmekten geçer.

Birlikte yaşamayı yeniden öğrenmekten geçer.

İnsan, yalnızca şehir değiştirerek sılasına kavuşamaz.

Kalbi değişmeden...

Ahlâkı değişmeden...

Usulü değişmeden...

Hiçbir yolculuk gerçek bir dönüş olmaz.

İşte AkşenSYM'de yürütülen bütün çalışmaların ortak adı budur.

Domates yetiştirirken de...

Bal üretirken de...

Ahşap işlerken de...

Sözleşme hazırlarken de...

Muhasebe tutarken de...

Biz aslında tek bir yolculuk yapıyoruz.

Sıla yolculuğu...

Çünkü biliyoruz ki;

İnsan, hakikatten uzaklaştığında yalnızlaşır.

Hakikate yaklaştığında ise yalnızca kendisini değil, çevresini de imar etmeye başlar.

Bir bahçe bunun için vardır.

Bir atölye bunun için vardır.

Bir ortaklık bunun için vardır.

Bir köy bunun için vardır.

Bir şehir bunun için vardır.

Ve belki de bir medeniyet de bunun için vardır.

Bizim aradığımız şey kusursuz insanlar değildir.

Çünkü kusursuz insan yoktur.

Bizim aradığımız şey, kusurlu insanların da adalet içinde birlikte yaşayabileceği usullerdir.

İşte Sıla, bizim için bu arayışın adıdır.

XI. YOL DEVAM EDİYOR

Bu satırlar yazılırken AkşenSYM tamamlanmış bir çalışma değildir.

Tam tersine, belki de en yoğun öğrenme dönemini yaşamaktadır.

Her yeni üretim sezonu bize yeni bir ders vermektedir.

Her yeni ortaklık, eksiklerimizi yeniden görmemizi sağlamaktadır.

Her yeni sözleşme, daha adil bir usul arayışının kapısını aralamaktadır.

Biz bunu bir eksiklik olarak görmüyoruz.

Çünkü hayatın içinde yaşayan her çalışma gelişmeye açıktır.

Asıl tehlike, "artık olduk" demektir.

O gün öğrenme biter.

Gelişme durur.

Usuller donmaya başlar.

Biz ise usullerin yaşayan bir emanet olduğuna inanıyoruz.

Bu sebeple bugün yazdığımız hiçbir metni son söz olarak görmüyoruz.

Bu makale de son söz değildir.

Kurucu metin de...

Uygulama rehberi de...

Ortaklık sözleşmeleri de...

Hiçbiri son söz değildir.

Onların tamamı, hayatın içinde sınanacak çalışma metinleridir.

Doğru olanlar yaşayacaktır.

Eksik kalanlar geliştirilecektir.

Yanlış olanlar ise cesaretle değiştirilecektir.

Çünkü hakikat, bizim yazdıklarımızdan daha büyüktür.

Biz yalnızca onu anlamaya ve uygulamaya çalışan insanlarız.

Önümüzde uzun bir yol vardır.

Tarım çalışmaları devam edecektir.

Arıcılık gelişecektir.

Ahşap üretimi yeni ustalar yetiştirecektir.

Yeni ortaklık modelleri kurulacaktır.

Belki farklı ülkelerde yeni uygulamalar yapılacaktır.

Belki üniversiteler bu çalışmaları inceleyecektir.

Belki kamu kurumlarıyla ortak araştırmalar yürütülecektir.

Belki de bunların hiçbiri bizim ömrümüzde gerçekleşmeyecektir.

Fakat bunların hiçbiri yürüyüşümüzün sebebi değildir.

Bizim sebebimiz sonuç almak değildir.

Doğru istikamette yürümektir.

Çünkü insan sonuca değil, gayrete memurdur.

Sonuç ise gayretin üzerine Allah'ın takdir ettiği berekettir.

İşte bu anlayışla yolumuza devam ediyoruz.

Daha çok öğrenmek için...

Daha doğru usuller geliştirmek için...

Daha adil ortaklıklar kurabilmek için...

Ve bizden sonra gelecek insanların, kaldıkları yerden devam edebilecekleri küçük de olsa sağlam bir temel bırakabilmek için...

Yol uzun olabilir.

Yük ağır olabilir.

İmkânlarımız sınırlı olabilir.

Fakat inanıyoruz ki;

Hak üzere atılan küçük ve samimi adımlar, gösterişli fakat temelsiz adımlardan daha kıymetlidir.

Bu yüzden acele etmiyoruz. “ La ta'cel “ diyoruz.

Çünkü biliyoruz:

Tohum toprağa düştüğü gün meyve vermez.

Önce kök salar.

Sonra filizlenir.

Sonra gövde olur.

Sonra dallanır.

Ve vakti geldiğinde meyvesini verir.

Belki AkşenSYM de bugün kök salma dönemindedir.

Bizim görevimiz, meyveyi zorlamak değil; kökü sağlam tutmaktır.

Gerisini zamana, emeğe, istişareye ve Allah'ın takdirine bırakıyoruz.

Yol devam ediyor...

 

 


YorumcuYorum
Hüseyin Bağdatlı
02.08.2026
09:45





Son Eklenen Makaleler
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-1
14.09.2026 344 Okunma
1 Yorum 14.09.2026 07:29
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ - 16
13.09.2026 374 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-277; Dilin özellikleri vardır...
13.09.2026 646 Okunma
1 Yorum 13.09.2026 11:28
Hüseyin Bağdatlı
ÇARE: AR-GE SEMTLERİ
11.09.2026 117 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-276; ‘Ve Allah her şeye kadirdir’
11.09.2026 774 Okunma
1 Yorum 11.09.2026 08:59
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-275; “Dilediğini ta’zib eder…”
10.09.2026 905 Okunma
1 Yorum 10.09.2026 09:57
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-274; “E lem ta’lem?” (Maide 40)
9.09.2026 877 Okunma
1 Yorum 09.09.2026 07:18
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-273; “Allah gafurdur rahimdir”
8.09.2026 1001 Okunma
1 Yorum 08.09.2026 07:27
Hüseyin Bağdatlı
BİZ BİZ MİYİZ, BİZİM MİYİZ?
7.09.2026 157 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
İNSANLIK EMEKLİYOR
7.09.2026 218 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
Melih Beyin Sakızı?
6.09.2026 205 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-272; “… sonra kim tövbe ederse”
6.09.2026 1294 Okunma
1 Yorum 06.09.2026 07:05
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-271; “Ve Allah azizdir hakimdir”
5.09.2026 1323 Okunma
1 Yorum 05.09.2026 09:32
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-270; “Cezaen bimâ kesebâ …”
4.09.2026 1113 Okunma
1 Yorum 04.09.2026 09:41
Osman Aydın
BİRLİKTE YÜRÜNEN BİR YOL
3.09.2026 161 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-269; Hırsız kadın ve hırsız erkek
3.09.2026 1111 Okunma
1 Yorum 03.09.2026 08:22
Hüseyin Bağdatlı
30 AĞUSTOS 2026 TOPLANTIMIZDAN NOTLAR
2.09.2026 299 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Rereading the Sacred Texts
2.09.2026 206 Okunma
Bahaeddin Sağlam
A Short History of Knowledge and the Sciences
2.09.2026 238 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-268; ‘Ve’s-sâriku ve’s-sârikatu’
2.09.2026 1122 Okunma
1 Yorum 02.09.2026 08:27
Hüseyin Bağdatlı
İNANAN HERKES SON GÜLLE OLMALI
1.09.2026 296 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı(267); Hakem kararlarına uymayan
1.09.2026 1082 Okunma
1 Yorum 01.09.2026 08:36
ZEKİ ALTUBOĞA
MAFÊN KURDAN YÊN HATÎ WINDAKIRIN Û SERDEMA SERHILDANAN
31.08.2026 177 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 9: MODELA ENTEGRASYONA SIYASÎ, HIQÛQÎ Û ÇARÇOVEYA
31.08.2026 150 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 8: MÎNANÎNÊN DÎJÎTAL, TEKNOLOJÎ Û ENTEGRASYONA DÎJ
31.08.2026 148 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 7: ENTEGRASYONA REFAHÂ CIVAKÎ, EKOLOJÎ Û MODELA
31.08.2026 141 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 6: BÎNASAZIYA SAZUMANÎ Û MODELA PÊKANÎNÊ YA NAHIYE
31.08.2026 159 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 5: ANALÎZA SWOT Û STRATEJÎYÊN RÊVEBERIYE (YÖNETİŞİ
31.08.2026 170 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 4: ALTERNATÎFA TEORÎK Û STRUKTURAL – MODELA BIRYAR
31.08.2026 151 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 3: ENCAMÊN TEORÎK Û PRATÎK YÊN ŞAŞIYÊN SÎSTEMÎK 3
31.08.2026 170 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 2: ŞAŞIYÊN KARGÊRÎ YÊN PERGALÊ DI ASTA GERDÛNÎ Û H
31.08.2026 157 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
CUREYÊ BIRYAR HILDANÊ BEŞA 1: PÊŞEK Û BÎNASAZIYA PIRSK
31.08.2026 151 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Ji Rêveberiya Du-Serî Berev Bi Desthilatiya Herêmî: Di
31.08.2026 184 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Çift Başlı Bürokrasiden Yerinden Yönetime Kamu Yönetimi
31.08.2026 156 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
CURREYÊN BIRYARAN Tahlîla Sosyolojîk, Hiqûqî û Rêxist
31.08.2026 172 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Cûreyên Biryaran ​Di “Sîstema Quranê” de biryara piranî
31.08.2026 184 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Dillerin Ayet Oluşu ve Kent Diliyle Eğitim: Adil Düzen’
31.08.2026 168 Okunma
Osman Aydın
GÖRÜNEN BAHÇE, GÖRÜLMESİ GEREKEN ORTAKLIK
31.08.2026 186 Okunma
Reşat Nuri Erol
“İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır…”
31.08.2026 1162 Okunma
1 Yorum 31.08.2026 09:10
Özer Ataç
YENİ (den) ORTA ÇAĞ - 15
30.08.2026 1442 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-266; Adil Düzen’e nasıl geçilir?
30.08.2026 1124 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-265; Yeni düzene geçiş nasıl olur?
29.08.2026 1074 Okunma
1 Yorum 29.08.2026 07:42
Hüseyin Bağdatlı
TAŞERON ERDOĞAN
28.08.2026 322 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-264; “Ateşten çıkmak isterler…”
28.08.2026 1068 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
BİN YIL UYUTULDUK
27.08.2026 230 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-263; “Ve lehüm azabün eliymün”
27.08.2026 1126 Okunma
1 Yorum 27.08.2026 07:01
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-262; Kur’an kâinatın haritasıdır
26.08.2026 1238 Okunma
1 Yorum 26.08.2026 09:04
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-261; “Küfretmiş olan kimseler”
25.08.2026 1215 Okunma
1 Yorum 25.08.2026 09:39
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-260; Adil Düzen’de refah
24.08.2026 1409 Okunma
1 Yorum 24.08.2026 06:58
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-259; Adil devlet düzeni budur
23.08.2026 1267 Okunma
1 Yorum 23.08.2026 10:05