SILA – İnsanın Kendine Dönüş Yolculuğu serimizin devamıdır.
IX. BİZDEN SONRA...
İnsan ömrü sınırlıdır.
Bir nesil gelir.
Çalışır.
Üretir.
Sonra yerini başka bir nesle bırakır.
Bu, hayatın değişmeyen kanunlarından biridir.
O hâlde asıl soru şudur:
İnsan öldükten sonra ne yaşar?
Yaptığı bina mı?
Kazandığı servet mi?
Yazdığı kitap mı?
Yoksa kurduğu usuller mi?
Bizce bunların içinde en uzun ömürlü olanı usullerdir.
Çünkü bina yıkılabilir.
Servet tükenebilir.
İşletmeler kapanabilir.
Toprak el değiştirebilir.
Fakat doğru kurulmuş bir usul, yeni insanlar tarafından yeniden üretilebilir.
Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Bugün hayranlıkla baktığımız birçok kurum, onları kuran insanlardan daha uzun ömürlü olmuştur.
Çünkü kurucular kendilerini merkeze koymamış, kuralları merkeze koymuşlardır.
İşte AkşenSYM'nin en büyük imtihanı da budur.
Bugün burada yapılan çalışmaların gerçek değeri, Osman Aydın'ın ne kadar çalıştığıyla ölçülmeyecektir.
Ya da bugün görev yapan arkadaşların gayretiyle...
Asıl ölçü şudur:
Bu usuller, onları yazan insanlar olmadan da işlemeye devam edebilecek mi?
Eğer cevap "evet" ise, doğru bir yolda olduğumuzu söyleyebiliriz.
Eğer cevap "hayır" ise, daha yolun başındayız demektir.
Bu nedenle biz, kişilere bağlı bir yapı kurmak istemiyoruz.
Çünkü kişi yorulur.
Hasta olur.
Yaşlanır.
Vefat eder.
Ama usul, doğru kurulmuşsa yaşamaya devam eder.
Bizim bütün çabamız bunun içindir.
Bugün yazdığımız her sözleşme...
Hazırladığımız her muhasebe sistemi...
Oluşturduğumuz her ortaklık modeli...
Yaptığımız her istişare...
Aslında tek bir soruya cevap aramaktadır:
"Bizden sonra da devam edebilecek bir düzen kurulabilir mi?"
Bu soruya bugün kesin bir cevap verdiğimizi söyleyemeyiz.
Çünkü bunu zaman gösterecektir.
Fakat şunu biliyoruz:
Eğer insanlar, kuralları kişilerden üstün tutabilirlerse...
Eğer adalet, menfaatten önce gelebilirse...
Eğer emanet, sahiplikten daha değerli görülebilirse...
O zaman kurulan yapılar yalnızca bugüne değil, yarına da hizmet edebilir.
Belki AkşenSYM büyür.
Belki büyümez.
Belki yeni ortaklıklar kurulur.
Belki bazıları başarısız olur.
Bütün bunlar mümkündür.
Fakat bizim için asıl başarı, rakamlarla ölçülecek bir büyüklük değildir.
Asıl başarı, geride güvenle işleyen usuller bırakabilmektir.
Çünkü insanın gerçek mirası, sahip olduğu mallar değil; kendisinden sonra da yaşamaya devam eden doğrulardır.
Biz de bu sebeple eser bırakmaya değil, eseri ayakta tutacak usulleri bırakmaya çalışıyoruz.
Belki en büyük hasat da budur.
X. NEDEN SILA?
Bir kelime vardır.
Kısa...
Sade...
Fakat insanın içine dokunur.
Sıla...
Çoğumuz bu kelimeyi duyduğumuzda memleketimizi düşünürüz.
Çocukluğumuzu...
Anne kucağını...
Baba ocağını...
Uzun ayrılıkların ardından yapılan dönüşleri...
Doğrudur.
Fakat biz bu kelimeyi seçerken yalnızca coğrafî bir dönüşü kastetmedik.
Çünkü insan bazen evinden önce kendinden uzaklaşır.
Topraktan uzaklaşır.
Ürettiği şeyden uzaklaşır.
Komşusundan uzaklaşır.
Emeğinden uzaklaşır.
Vicdanından uzaklaşır.
Hatta bazen kendi fıtratından bile uzaklaşır.
İşte bizim için Sıla, bu uzaklığın sona ermesidir.
İnsanın yeniden kendine dönmesidir.
Toprağa dönmesi...
Üretime dönmesi...
Paylaşmaya dönmesi...
İstişareye dönmesi...
Emanete dönmesi...
Adalete dönmesi...
Ve nihayet Rabbinin kâinata koyduğu ölçüyü yeniden aramaya başlamasıdır.
Bu yüzden Sıla, geçmişe kaçış değildir.
Geleceğe yürüyüştür.
Eskiye özlem değildir.
Hakikate özlemdir.
Bizim için Sıla'nın yolu, nostaljiden geçmez.
Çalışmaktan geçer.
Üretmekten geçer.
Birlikte yaşamayı yeniden öğrenmekten geçer.
İnsan, yalnızca şehir değiştirerek sılasına kavuşamaz.
Kalbi değişmeden...
Ahlâkı değişmeden...
Usulü değişmeden...
Hiçbir yolculuk gerçek bir dönüş olmaz.
İşte AkşenSYM'de yürütülen bütün çalışmaların ortak adı budur.
Domates yetiştirirken de...
Bal üretirken de...
Ahşap işlerken de...
Sözleşme hazırlarken de...
Muhasebe tutarken de...
Biz aslında tek bir yolculuk yapıyoruz.
Sıla yolculuğu...
Çünkü biliyoruz ki;
İnsan, hakikatten uzaklaştığında yalnızlaşır.
Hakikate yaklaştığında ise yalnızca kendisini değil, çevresini de imar etmeye başlar.
Bir bahçe bunun için vardır.
Bir atölye bunun için vardır.
Bir ortaklık bunun için vardır.
Bir köy bunun için vardır.
Bir şehir bunun için vardır.
Ve belki de bir medeniyet de bunun için vardır.
Bizim aradığımız şey kusursuz insanlar değildir.
Çünkü kusursuz insan yoktur.
Bizim aradığımız şey, kusurlu insanların da adalet içinde birlikte yaşayabileceği usullerdir.
İşte Sıla, bizim için bu arayışın adıdır.
XI. YOL DEVAM EDİYOR
Bu satırlar yazılırken AkşenSYM tamamlanmış bir çalışma değildir.
Tam tersine, belki de en yoğun öğrenme dönemini yaşamaktadır.
Her yeni üretim sezonu bize yeni bir ders vermektedir.
Her yeni ortaklık, eksiklerimizi yeniden görmemizi sağlamaktadır.
Her yeni sözleşme, daha adil bir usul arayışının kapısını aralamaktadır.
Biz bunu bir eksiklik olarak görmüyoruz.
Çünkü hayatın içinde yaşayan her çalışma gelişmeye açıktır.
Asıl tehlike, "artık olduk" demektir.
O gün öğrenme biter.
Gelişme durur.
Usuller donmaya başlar.
Biz ise usullerin yaşayan bir emanet olduğuna inanıyoruz.
Bu sebeple bugün yazdığımız hiçbir metni son söz olarak görmüyoruz.
Bu makale de son söz değildir.
Kurucu metin de...
Uygulama rehberi de...
Ortaklık sözleşmeleri de...
Hiçbiri son söz değildir.
Onların tamamı, hayatın içinde sınanacak çalışma metinleridir.
Doğru olanlar yaşayacaktır.
Eksik kalanlar geliştirilecektir.
Yanlış olanlar ise cesaretle değiştirilecektir.
Çünkü hakikat, bizim yazdıklarımızdan daha büyüktür.
Biz yalnızca onu anlamaya ve uygulamaya çalışan insanlarız.
Önümüzde uzun bir yol vardır.
Tarım çalışmaları devam edecektir.
Arıcılık gelişecektir.
Ahşap üretimi yeni ustalar yetiştirecektir.
Yeni ortaklık modelleri kurulacaktır.
Belki farklı ülkelerde yeni uygulamalar yapılacaktır.
Belki üniversiteler bu çalışmaları inceleyecektir.
Belki kamu kurumlarıyla ortak araştırmalar yürütülecektir.
Belki de bunların hiçbiri bizim ömrümüzde gerçekleşmeyecektir.
Fakat bunların hiçbiri yürüyüşümüzün sebebi değildir.
Bizim sebebimiz sonuç almak değildir.
Doğru istikamette yürümektir.
Çünkü insan sonuca değil, gayrete memurdur.
Sonuç ise gayretin üzerine Allah'ın takdir ettiği berekettir.
İşte bu anlayışla yolumuza devam ediyoruz.
Daha çok öğrenmek için...
Daha doğru usuller geliştirmek için...
Daha adil ortaklıklar kurabilmek için...
Ve bizden sonra gelecek insanların, kaldıkları yerden devam edebilecekleri küçük de olsa sağlam bir temel bırakabilmek için...
Yol uzun olabilir.
Yük ağır olabilir.
İmkânlarımız sınırlı olabilir.
Fakat inanıyoruz ki;
Hak üzere atılan küçük ve samimi adımlar, gösterişli fakat temelsiz adımlardan daha kıymetlidir.
Bu yüzden acele etmiyoruz. “ La ta'cel “ diyoruz.
Çünkü biliyoruz:
Tohum toprağa düştüğü gün meyve vermez.
Önce kök salar.
Sonra filizlenir.
Sonra gövde olur.
Sonra dallanır.
Ve vakti geldiğinde meyvesini verir.
Belki AkşenSYM de bugün kök salma dönemindedir.
Bizim görevimiz, meyveyi zorlamak değil; kökü sağlam tutmaktır.
Gerisini zamana, emeğe, istişareye ve Allah'ın takdirine bırakıyoruz.
Yol devam ediyor...