Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 235
‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…
***
“Cezaü ellezîne yuharibûne Allahe… / Allah ile harb edenlere ceza…” (Maide 33)
Terör olayları için ortaya konan bu hüküm diğer suçlara kıyasen uygulanabilir.
Kurallı erkek çoğullarda bir kişinin o cemaate mensup olması yeterlidir. Onun ismen belirlenmesi gerekmez. Ne var ki muhakeme edilirken önce kişinin o örgüte mensubiyeti kanıtlanmış olmalıdır.
Mensup olmanın anlamı nedir?
Görev alma ve itaat etmedir. Bunların da dereceleri vardır. a) Faaliyetlerine karışmamakla beraber onların faaliyetlerinden haberdardır ve faaliyetlerini fiilen değil de kalben desteklemektedir, faaliyetlerden çevreyi bilgilendirmemektedir. b) Faaliyetlerine malen katılmaktadır. Bu iki şekilde tespit edilebilir. Evine gelene yemek yedirme benzeri katılmadır. Arabasına alıp bir yere götürme anlamındadır. Yahut doğrudan aidat ödeme veya arabayı verme şeklinde olabilir. c) Bedenen katılmadır. Suç fiillerinde değil ama diğer işlerde onların işlerini yapmadır. Posta işleri yapma, ikmalini yapma. d) Bizzat suçları yapma şeklindedir.
Örgütün her şeyden önce faaliyet merkezleri ve yöneticileri belirlenmelidir. Bunlar ismen bilinmese bile varlıkları bilinmektedir.
Faili meçhul cinayetler bunlardan farklıdır. Faili meçhul cinayetlerde kasame uygulanır. Kasame şöyle uygulanır. O fiili işlemesi muhtemel olan kişilerin adları mağdur olanlardan istenir. Fıkıhçılar bunları elli kişi kabul etmişlerdir. Bu ya on kişi olmalı ya da yüz kişi olmalıdır. Yüzün yarısı olarak elli alınabilir. Bunlar soruşturmacı tarafından sorguya çekilirler. Faillerin kim oldukları onlara sorulur. Bilemeyeceklerini kanıtlayanlar beraat ederler. Bilgi verenler varsa faili ortaya çıkarırlar. Fail ortaya iki soruşturmacının şehadeti ile çıkarsa, diyet onların akilesine (dayanışma ortaklığına) ödettirilir. Dört soruşturmacının şehadeti ile çıkarsa, ona kısas hükümleri uygulanır, çıkmazsa kasameye katılanlar tarafından diyetleri ödenir. Bu terör olayı değildir. Bu faili meçhul cinayettir.
Terör olayında faili meçhul değildir. Sadece fail kaçmakta ve yakalanmamaktadır. Bunlar için vur izni çıkar; hakemler kararı ile çıkar. Öldüren, teröristin mallarına malik olur. Tehlikeli terör yapanın malları müsadere edilir, katledene verilir. Yine de katleden olmazsa ödül konur. Terör olaylarına askerî harekât yapılmaz. Yalnız teröristi öldüren asker veya jandarma olsa, polis olsa bile yine ödülünü alır, kurumu ile paylaşır. Muhasara altına alınmış ve teslim olan teröristlere yapılacak muameleler burada anlatılmaktadır.
***
Emekli Orgeneral İlker Başbuğ terörle ilgili ilmî bir kitap yazmıştır. Askeri mantık içinde ilmî usullere de riayet edilmiştir. Temelde birkaç hata vardır. Onları burada zikrederek kitabı okumanızı tavsiye ederim.
-Başbuğ, ulusu tarif ederken; devlet kişilerin hukukunu korur, topluluklar devletin muhatabı değildir, devlet kişilerin ırk ve dinlerine bakmaz diyor. Ulusun ırk ve dine dayanmadığını söylemektedir. Buna “liberal demokrasi” demektedir. Bu anlayış hatalıdır.
-Devletin oluşması için partiler olacak mıdır? Olmayacaksa, yönetici kadro nasıl oluşacaktır? Oluşacaksa, o zaman devlet kuruluşlara muhataptır.
-Kişi bir topluluğa katılmadan bir iş yapamaz ve yaşayamaz. Kişiyi topluluktan nasıl tecrit edeceksiniz?
-Yöneticiler nasıl tarafsız kalacaklar? Onlar da insan değil midir?
-Kişilerin hukukunu korurken onların ortaklık içindeki paylarını da korumak durumundasınız. O halde ortaklıkla ilgilenmek zorundasınız.
(Devamı var)