Osman Aydın
SILA – İnsanın Kendine Dönüş Yolculuğu
27.07.2026
309 Okunma, 0 Yorum

Selamlar.

Her düşüncenin bir doğuşu vardır.

Kimi düşünceler kitaplarda doğar, kitaplarda kalır.

Kimileri kürsülerde anlatılır, alkışlarla uğurlanır.

Kimileri ise hayatın içine iner; toprağa, atölyeye, sofraya, muhasebeye ve insan ilişkilerine karışarak olgunlaşır.

Elinizdeki yazı, üçüncü yolu tercih eden bir arayışın ürünüdür.

Yaklaşık yedi yıldır Akşen Sağlıklı Yaşam Merkezi (AkşenSYM) bünyesinde; tarım, arıcılık, ahşap üretimi, ortaklık modelleri ve emek muhasebesi gibi farklı alanlarda yürüttüğümüz uygulamalar sırasında birçok soru sorduk. Bazı sorulara cevap bulduk, bazılarının ise hâlâ peşindeyiz.

Bu sebeple bu yazı, tamamlanmış bir projenin tanıtımı değildir.

Bir başarı hikâyesi de değildir.

Aksine; uygulama ile düşüncenin, teori ile hayatın buluştuğu bir arayışın bugünkü muhasebesidir.

Başlangıçta bu metni tek bölüm olarak yayımlamayı planlamıştık. Ancak yazı ilerledikçe gördük ki, üzerinde durduğumuz konular tek oturuşta okunup geçilecek kadar kısa değildir. Aynı zamanda, okuyucuyu ayrıntılar içinde yormayacak kadar da sade anlatılmalıdır.

Bu nedenle makaleyi üç bölüm hâlinde yayımlamayı uygun gördük.

İlk bölümde, birlikte yaşamanın ve birlikte üretmenin neden giderek zorlaştığını, bunun usullerle olan ilişkisini ve bizi bu arayışa götüren temel soruları ele alacağız.

İkinci bölümde, bu sorulara cevap ararken geliştirmeye çalıştığımız usulleri ve bunların tarım, arıcılık, ahşap üretimi ile ortaklık uygulamalarındaki yansımalarını paylaşacağız.

Üçüncü bölümde ise, bütün bu çalışmaların neden "Sıla" adıyla anıldığını, geleceğe dair bakışımızı ve geride bırakmak istediğimiz en değerli mirasın neden kişiler değil, usuller olduğunu anlatmaya çalışacağız.

Bu yazının amacı, bir düşünceyi kabul ettirmek değildir.

Amacımız; sahada edinilen tecrübeleri samimiyetle paylaşmak, eksiklerimizi gizlemeden ortaya koymak ve ortak aklın katkısıyla daha doğru usullere ulaşabilmektir.

Çünkü inanıyoruz ki; hakikat hiçbir kişinin, hiçbir kurumun ve hiçbir neslin tek başına sahip olabileceği bir mülk değildir.

Hakikat, birlikte arandıkça daha görünür hâle gelir.

Bu sebeple, bu satırları bir sonuç bildirisi olarak değil; ortak bir istişare daveti olarak değerlendirmenizi rica ediyoruz.

Eğer bu yazı, birlikte üretme, birlikte yaşama, adalet, güven ve usul üzerine yeniden düşünmeye vesile olursa, kendimizi maksadımıza bir adım daha yaklaşmış sayacağız.

Saygılarımızla...

Akşen Sağlıklı Yaşam Merkezi (AkşenSYM)
Temmuz 2026  YALOVA

 

BÖLÜM 1

USUL: Bir Medeniyet Nerede Başlar?

"Bir toplumun geleceğini belirleyen şey, sahip olduğu servet değil; üzerinde anlaştığı usullerdir."

 

Bir medeniyet nerede başlar?

Bu soruya çoğu zaman aynı cevap verilir.

Güçte...

Sermayede...

Teknolojide...

Orduda...

Nüfusta...

Oysa tarih bize başka bir şey söylüyor.

Yeryüzünde büyük devletler kuruldu.

Muhteşem şehirler inşa edildi.

Servetler biriktirildi.

Ordular kuruldu.

Kanunlar yazıldı.

Fakat bunların hiçbiri, tek başına bir medeniyeti ayakta tutmaya yetmedi.

Çünkü medeniyetleri yıkan şey çoğu zaman dışarıdan gelen düşmanlar olmadı.

İçeride kaybolan güven oldu.

Adalet oldu.

Emanet oldu.

Ve en önemlisi...

Usul oldu.

 

Bir bina düşünelim.

Temeli eğriyse, en kaliteli malzemeler bile onu uzun süre ayakta tutamaz.

Bir ağaç düşünelim.

Kökü zayıfsa, dallarındaki meyveler onu kurtaramaz.

İnsan toplulukları da böyledir.

İyi insanlar tek başına yetmez.

Çalışkan insanlar da yetmez.

Zengin insanlar da yetmez.

İnsanları birbirine bağlayan adil usuller kurulmadıkça, en güzel niyetler bile zamanla anlaşmazlığa dönüşebilir.

Belki de bugün dünyanın en büyük problemi kaynak yetersizliği değildir.

Bilgi eksikliği de değildir.

İnsanlık tarihinde hiç olmadığı kadar bilgiye sahibiz.

Hiç olmadığı kadar üretim yapıyoruz.

Hiç olmadığı kadar haberleşiyoruz.

Buna rağmen güven azalıyor.

Yalnızlık artıyor.

İhtilaflar çoğalıyor.

Toprak yoruluyor.

İnsan yoruluyor.

Toplum yoruluyor.

Demek ki mesele yalnızca daha fazla üretmek değildir.

Asıl mesele, birlikte üretebilmektir.

 

Biz bu sorunun cevabını kitaplarda aramaya başlamadık.

Çünkü bu soru, yalnızca okuyarak cevaplanabilecek bir soru değildi.

Bir usulün doğru olup olmadığını anlamanın tek yolu, onu hayatın içinde uygulamaktır.

İşte Akşen Sağlıklı Yaşam Merkezi (AkşenSYM) böyle bir arayışın ürünü olarak doğdu.

AkşenSYM, tamamlanmış bir sistem olduğunu iddia eden bir yapı değildir.

O, daha mütevazı bir iddianın sahibidir:

"Adil usuller, gerçek hayatın içinde uygulanabilir mi?"

İşte yedi yıldır peşinde olduğumuz soru budur.

Toprağa ektiğimiz sadece domates değildir.

Kurduğumuz sadece bir ortaklık değildir.

İnşa etmeye çalıştığımız yalnızca birkaç ahşap yapı değildir.

Biz, önce usulü işlemeye çalışıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki;

Usul doğru olursa, ürün de çoğalır.

Usul doğru olursa, güven de çoğalır.

Usul doğru olursa, insanlar birbirini yük değil, emanet olarak görmeye başlar.

Bu yazı, bir projenin tanıtımı değildir.

Bu yazı, yedi yıldır toprağın içinde aranan bir cevabın ilk muhasebesidir.

II. İNSAN NEDEN BİRLİKTE ÜRETEMİYOR?

İnsan tek başına yaşayabilen bir varlık değildir.

Doğduğu gün başkasına muhtaçtır.

Büyürken başkalarıyla öğrenir.

Üreterek yaşar.

Paylaşarak çoğalır.

Öldüğünde bile arkasında bıraktıklarıyla yaşamaya devam eder.

Yani insanın hayatı baştan sona bir ortaklıktır.

Buna rağmen tarih boyunca en zor başarılabilen işlerden biri, insanların uzun yıllar güven içinde birlikte üretebilmesi olmuştur.

Neden?

Çünkü birlikte üretmek yalnızca iyi niyet istemez.

Usul ister.

Bugün dünyanın her yerinde ortaklıklar kuruluyor.

Şirketler kuruluyor.

Kooperatifler kuruluyor.

Dernekler kuruluyor.

Vakıflar kuruluyor.

Bazıları büyüyor.

Bazıları kısa sürede dağılıyor.

Bazıları isim değiştiriyor.

Bazıları ise geride yalnızca kırgınlıklar bırakıyor.

Bu durum bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:

Sorun çoğu zaman insanların çalışkan olmaması değildir.

Sorun, insanların birlikte çalışmasını sağlayacak usullerin yeterince açık, adil ve sürdürülebilir olmamasıdır.

Bir ortaklıkta emek nasıl ölçülecek?

Sermaye hangi riski üstlenecek?

Kararları kim alacak?

Uyuşmazlık çıktığında nasıl çözülecek?

Bir ortak ayrılmak isterse hangi usul uygulanacak?

Yeni gelenler sisteme nasıl dâhil olacak?

Bu soruların cevabı baştan verilmezse, en samimi niyetler bile zamanla anlaşmazlığa dönüşebilir.

İşte bu yüzden biz, üretimden önce usulü konuşmayı tercih ettik.

Çünkü ürün bir mevsimde yetişir.

Usul ise nesiller boyunca yaşayabilir.

Bir domates bir yıl ürün verir.

Doğru bir usul ise onlarca yıl insan yetiştirebilir.

Bu nedenle AkşenSYM'de ilk inşa etmeye çalıştığımız şey seralar olmadı.

İlk inşa etmeye çalıştığımız şey güvendi.

Güveni sağlayacak olan da güzel sözler değil, herkes için önceden belli olan kurallardı.

Biz buna "usul" diyoruz.

Usul; yalnızca yönetmelik değildir.

Yalnızca sözleşme de değildir.

Usul; hak ile sorumluluğun, emek ile sermayenin, karar ile hesabın aynı sistem içinde dengelenmesidir.

İnsanlar değişebilir.

Yöneticiler değişebilir.

Ortaklar değişebilir.

Şartlar değişebilir.

Fakat usuller doğru kurulmuşsa, değişen insanlar sistemi yıkmaz; sistem yeni insanları da içine alarak yoluna devam eder.

İşte bizi yedi yıl boyunca meşgul eden soru tam da buydu:

İnsanlar değişse bile ayakta kalabilecek usuller kurulabilir mi?

Bu sorunun cevabını teorilerle vermek istemedik.

Toprağa indik.

Ürettik.

Hata yaptık.

Düzelttik.

Yeniden denedik.

Çünkü inanıyoruz ki;

Hayatın içinde sınanmayan hiçbir usul, gerçek anlamda güven veremez.

III. YEDİ YIL ÖNCE BİR KARAR VERDİK

Bir düşüncenin doğruluğu, onu savunanların heyecanıyla değil; hayatın içinde gösterebildiği sonuçlarla anlaşılır.

Biz de bunun farkındaydık.

Bu yüzden yedi yıl önce kendimize şu sözü verdik:

Önce yaşayacağız, sonra konuşacağız.

Kolay olan, yeni bir model yazmaktı.

Kolay olan, uzun toplantılar yapmak, güzel cümleler kurmak ve büyük hedefler açıklamaktı.

Zor olan ise yazılanları günlük hayatın içine taşımaktı.

Biz zor olanı seçmeye çalıştık.

2020 yılında Yalova'da başlayan yolculuğumuzun temelinde büyük sermayeler yoktu.

Hazır tesislerimiz yoktu.

Profesyonel ekiplerimiz yoktu.

Bizi yola çıkaran şey, elimizde bulunan imkânlardan çok, doğru usullerin küçük ölçekte de olsa uygulanabileceğine dair inancımızdı.

Bu nedenle kendimize büyük hedefler koymadan önce küçük sorular sorduk.

İnsanlar birlikte üretirken emeğin hakkı nasıl korunur?

Ortaklıklar güven üzerine nasıl ayakta kalır?

Muhasebe yalnızca para hesabı mıdır, yoksa emeğin ve sorumluluğun da hesabı tutulabilir mi?

Kararlar kişilere göre mi değişmeli, yoksa önceden belirlenmiş usullere göre mi alınmalıdır?

Bu soruların cevabını konferans salonlarında aramadık.

Bir bahçede aradık.

Bir arılıkta aradık.

Bir ahşap atölyesinde aradık.

Çünkü üretimin olduğu yerde, hayatın bütün gerçekleri de vardır.

Yağmur vardır.

Kuraklık vardır.

Bereket vardır.

Zarar vardır.

Anlaşmazlık vardır.

Fedakârlık vardır.

İşte usuller de tam bu şartlar altında kendini gösterir.

Bizim için ilk başarı, çok ürün almak olmadı.

İlk başarı, birlikte çalışmaya devam edebilmek oldu.

Çünkü bir mevsim ürün yetiştirmek mümkündür.

Asıl mesele, insanların yıllarca aynı güven iklimi içinde birlikte üretebilmesidir.

Bu anlayışla çalışmalarımızı adım adım genişlettik.

Önce küçük uygulamalar yaptık.

Sonra eksiklerimizi gördük.

Kurallarımızı yeniden gözden geçirdik.

Bazı kararlarımızı değiştirdik.

Yeni usuller geliştirdik.

Her uygulama bize yeni bir şey öğretti.

Bazen bir hata, uzun bir teorik tartışmadan daha öğretici oldu.

Bazen de küçük bir başarı, yıllardır zihnimizde taşıdığımız bir düşüncenin uygulanabileceğini gösterdi.

Bugün geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki, geçen yedi yılın en büyük ürünü ne domatestir, ne baldır, ne de ahşap yapılardır.

En büyük ürün, edinilmiş tecrübedir.

Çünkü tecrübe; kitabın hayata, düşüncenin uygulamaya dönüşmüş hâlidir.

İşte AkşenSYM'nin bugün sahip olduğu en kıymetli sermaye de budur.

 






Son Eklenen Makaleler
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-1
14.09.2026 344 Okunma
1 Yorum 14.09.2026 07:29
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ - 16
13.09.2026 374 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-277; Dilin özellikleri vardır...
13.09.2026 646 Okunma
1 Yorum 13.09.2026 11:28
Hüseyin Bağdatlı
ÇARE: AR-GE SEMTLERİ
11.09.2026 117 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-276; ‘Ve Allah her şeye kadirdir’
11.09.2026 773 Okunma
1 Yorum 11.09.2026 08:59
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-275; “Dilediğini ta’zib eder…”
10.09.2026 905 Okunma
1 Yorum 10.09.2026 09:57
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-274; “E lem ta’lem?” (Maide 40)
9.09.2026 877 Okunma
1 Yorum 09.09.2026 07:18
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-273; “Allah gafurdur rahimdir”
8.09.2026 1000 Okunma
1 Yorum 08.09.2026 07:27
Hüseyin Bağdatlı
BİZ BİZ MİYİZ, BİZİM MİYİZ?
7.09.2026 157 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
İNSANLIK EMEKLİYOR
7.09.2026 218 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
Melih Beyin Sakızı?
6.09.2026 205 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-272; “… sonra kim tövbe ederse”
6.09.2026 1294 Okunma
1 Yorum 06.09.2026 07:05
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-271; “Ve Allah azizdir hakimdir”
5.09.2026 1323 Okunma
1 Yorum 05.09.2026 09:32
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-270; “Cezaen bimâ kesebâ …”
4.09.2026 1113 Okunma
1 Yorum 04.09.2026 09:41
Osman Aydın
BİRLİKTE YÜRÜNEN BİR YOL
3.09.2026 161 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-269; Hırsız kadın ve hırsız erkek
3.09.2026 1110 Okunma
1 Yorum 03.09.2026 08:22
Hüseyin Bağdatlı
30 AĞUSTOS 2026 TOPLANTIMIZDAN NOTLAR
2.09.2026 299 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Rereading the Sacred Texts
2.09.2026 206 Okunma
Bahaeddin Sağlam
A Short History of Knowledge and the Sciences
2.09.2026 238 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-268; ‘Ve’s-sâriku ve’s-sârikatu’
2.09.2026 1122 Okunma
1 Yorum 02.09.2026 08:27
Hüseyin Bağdatlı
İNANAN HERKES SON GÜLLE OLMALI
1.09.2026 296 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı(267); Hakem kararlarına uymayan
1.09.2026 1082 Okunma
1 Yorum 01.09.2026 08:36
ZEKİ ALTUBOĞA
MAFÊN KURDAN YÊN HATÎ WINDAKIRIN Û SERDEMA SERHILDANAN
31.08.2026 176 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 9: MODELA ENTEGRASYONA SIYASÎ, HIQÛQÎ Û ÇARÇOVEYA
31.08.2026 150 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 8: MÎNANÎNÊN DÎJÎTAL, TEKNOLOJÎ Û ENTEGRASYONA DÎJ
31.08.2026 148 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 7: ENTEGRASYONA REFAHÂ CIVAKÎ, EKOLOJÎ Û MODELA
31.08.2026 141 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 6: BÎNASAZIYA SAZUMANÎ Û MODELA PÊKANÎNÊ YA NAHIYE
31.08.2026 159 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 5: ANALÎZA SWOT Û STRATEJÎYÊN RÊVEBERIYE (YÖNETİŞİ
31.08.2026 170 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 4: ALTERNATÎFA TEORÎK Û STRUKTURAL – MODELA BIRYAR
31.08.2026 151 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 3: ENCAMÊN TEORÎK Û PRATÎK YÊN ŞAŞIYÊN SÎSTEMÎK 3
31.08.2026 170 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 2: ŞAŞIYÊN KARGÊRÎ YÊN PERGALÊ DI ASTA GERDÛNÎ Û H
31.08.2026 157 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
CUREYÊ BIRYAR HILDANÊ BEŞA 1: PÊŞEK Û BÎNASAZIYA PIRSK
31.08.2026 151 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Ji Rêveberiya Du-Serî Berev Bi Desthilatiya Herêmî: Di
31.08.2026 184 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Çift Başlı Bürokrasiden Yerinden Yönetime Kamu Yönetimi
31.08.2026 156 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
CURREYÊN BIRYARAN Tahlîla Sosyolojîk, Hiqûqî û Rêxist
31.08.2026 172 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Cûreyên Biryaran ​Di “Sîstema Quranê” de biryara piranî
31.08.2026 184 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Dillerin Ayet Oluşu ve Kent Diliyle Eğitim: Adil Düzen’
31.08.2026 168 Okunma
Osman Aydın
GÖRÜNEN BAHÇE, GÖRÜLMESİ GEREKEN ORTAKLIK
31.08.2026 186 Okunma
Reşat Nuri Erol
“İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır…”
31.08.2026 1162 Okunma
1 Yorum 31.08.2026 09:10
Özer Ataç
YENİ (den) ORTA ÇAĞ - 15
30.08.2026 1442 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-266; Adil Düzen’e nasıl geçilir?
30.08.2026 1124 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-265; Yeni düzene geçiş nasıl olur?
29.08.2026 1074 Okunma
1 Yorum 29.08.2026 07:42
Hüseyin Bağdatlı
TAŞERON ERDOĞAN
28.08.2026 322 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-264; “Ateşten çıkmak isterler…”
28.08.2026 1068 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
BİN YIL UYUTULDUK
27.08.2026 230 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-263; “Ve lehüm azabün eliymün”
27.08.2026 1126 Okunma
1 Yorum 27.08.2026 07:01
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-262; Kur’an kâinatın haritasıdır
26.08.2026 1238 Okunma
1 Yorum 26.08.2026 09:04
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-261; “Küfretmiş olan kimseler”
25.08.2026 1215 Okunma
1 Yorum 25.08.2026 09:39
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-260; Adil Düzen’de refah
24.08.2026 1409 Okunma
1 Yorum 24.08.2026 06:58
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-259; Adil devlet düzeni budur
23.08.2026 1267 Okunma
1 Yorum 23.08.2026 10:05