NATO, ROMA ‘DIR
Roma, ABD ; Bizans, Avrupa mı ; Roma, Avrupa ; Bizans, Kudüs mü? Şabloncu değilim; değişmeyen köklerlerin tekrar eden temayülünden söz ediyorum.

İki Dünya savaşının verdiği derin kederli, yıkıcılığın şiddeti ve amansız dersleri , insanlığın azgın, hükümran ,tahakkümcü yanını ancak bu kadar barışçı yapabildi.
Yaşıyor, görüyor, hissediyoruz. varsa yoksa tahakküm.
Her kudret sahibi, kendi barışını dayatıyor. Ayrımcılık bitmiyor. Yaşam koşullarının derin farkları ayrımcılığı körüklüyor.
*
NATO, son savaştan sonra galiplerin “küresel barışı” değil miydi?
Ortalıkta görünen barış, silahlanmadan başka şey değil!
Daha dün Bosna’da insanlar av partilerine meze edildi; Nato olay mahalline geç gelen polis oldu; seyretti. Kısaca adaletin kılıcı tahtadan.
Bunca savaşın hiç mi “hatırı” yok?! Hiç akıllanmaz mı insan?! Özeti şu : YÖNETİCİLER HALKLARINI APTALAŞTIRIYOR, APTALLAŞMASINA GÖZ YUMUYOR veya DESTEK OLUYORLAR.
Sonra “demokrasi”!!? Özgür seçim! Vicdani barış mümkün değil!
Koalisyon çekişmelerinin, otokrat kurtarıcı hüsran sonuçlu savrulmaların SEBEBİ BU. APTALLAŞTIRILMIŞ, SORGULAYICI AKLA, VİCDANİ AKLA ERİŞMEMİŞ YIĞINLARIN YAPTIĞI SEÇİMLER.
Nesiller istediği kadar değişsin. İnsanlığın derin tecrübesi kazılmış kör kuyulara dönüşüyor; yukarıya çıkmıyor; sadece “kuyu” var diye işaretleniyor. Buna çok yaygın olarak “ anma” diyoruz. . Derin dersler, arkeolojisi oluyor.
*
APTAL TERCİH
Derin tecrübelerin dersleri, ilkeleri ile kurulan organizasyonlar; değişimin yeni nesillere yeterince aktarılmayışı çok doğal. Asıl gerçeklik, kurulan “barışların” iç yüzünde. Köklerindeki ‘adalet’ yok. Bu yüzden yaşadığımız olaylar, öngörülmeyen “kıyametin” beşiği olmayacak ta ne olacak!?
*
Haksızlığın hükümranlığı, beşiğinde bedel ve hicret sallıyor.Beşikteki Mısır’ın Musa’sını aşacak bedeller taşıyor . Şimdilerde, “ iklim değişikliği”, “su krizi” deniliyor. Amerikan halkı bunlara inanmayanı başkan yaptı. Ama Afrika’nın çoğalan nüfusu göç yollarına düştü bile . Eski çağlardaki Asyatik göçlere yani talan ordularına henüz dönüşmediler. Görünen o ki ulaştıkları yerlerde ordulaşacaklar.
*
insanlık suyun çekildiği yer altı katmanlarına sığınmayı bir birine dronlarla ( ebabil) saldırarak keşfediyor. Yeni akım: Parayı değil, suyu takip et! oldu.
Serbestiyet’te Mücahit Bilici yazmış, ‘Sığınaklar ve Tüneller Çağı’ başlığıyla. Sanırım Agarta , Şambala kavşağına ulaşıyoruz. Onlar da küresel sermayenin şimdilerde yaptığı gibi yeryüzünü talan ederek Dünyayı “öfkelendirmişlerdi”. (1)
*
Kirli olan, kirliyi çoğaltır. Nato kirliydi. Sonra derin Nato türedi; ardından Gladio; sonra, “sahte bayrak” operasyonları ile üye ülke halklarına “saldırı, işgal” paranoyaları enjekte edildi, Milliyetçi kanatlarda “ hain engizisyonları” kuruldu. Aynısı dağılan Sovyetlerde de yapıldı.
*
Halbuki sorun basit: mülkiyet/hükümranlık ilişkisinin;
güç, yetenek tekeline Gordiyon düğümüyle bağlanması.
Bu eşitsiz mülkiyet ilişkisi kutsanarak korunuyor. Buna “medeniyet” diyorlar.
*
ESKİ DEFTERLER
Son imparatorluklardan arta kalan ulus devletler, yaşadıkları her çaresizliğe çözüm yolu olarak, “icra-iflastan” kaybettikleri mülklerini hatırlıyorlar.
Geri alma hayalleri güdüyorlar. Kuzeyde Büyük Rusya; Avrupa’da Prusya; Orta Doğu’da Osmanlı, Pers, Büyük İsrail; Kuzey Afrika’da Antik Mısır’ ; Asya’da, Hun.. hepsi EŞİTSİZ MÜLKŞYET İLŞKİSİNDE ISRAR EDEN VARİS.
*
DiJİT/AI İSTİLA (2)
“Barbarlar saldırdıkları halkları köleleştirmez, kılıçtan geçirirler. “Uygar” toplumların saldırıları ise köle yapar. “
Yapay Zeka ile insanlığın arasında “gelişen” ilişkinin ahvalini yukarıdaki sözden çıkarabiliriz.
*
Önce, bağımlılık ve işlevsizlik ile bellek aktarımı yapıldı. Sonra, insanlık biyolojik batarya okacak.
Matrix filminin teması böyle.
Diğer olasılık, karbon esaslı insan, silisyum esaslı bilgisayar ile bileşik zeka oluşturucak. (3)
Bu “marifet” yeni değil; element atomlarının durmaksızın yaptığı birleşikler, gelecekte olacakların öncüsü. ilgilenenler için habercisi.
Kimyasal reaksiyonların oluşturduğu bileşiklerin ucu açık. Her şey mümkün. . Dünyada binlerce canlı, yarı canlı yaşam formu ; minimal düzeyde yaşamın geleceğini tasarlıyor. Aynı şekide ,
Karl Marx’ın tarihsel materyalizm teorisine göre durum, altyapı (ekonomik sistem, üretim ilişkileri) üst yapıyı (hukuk, din, siyaset, eğitim) belirler.
Peki , dijitalde( yz/ai) ne olacak?!
AÇIKLAMALAR :
(1) https://serbestiyet.com/gunun-yazilari/siginaklar-ve-tuneller-cagi-244233/
“Agarta" (veya Agartha), Tibet ve Orta Asya mitolojilerinde yer kabuğunun altında, dağların içinde saklı olduğuna inanılan efsanevi bir yeraltı krallığıdır.
“Şambala”, Tibet Budizmi öğretilerinde adı geçen efsanevi ve mistik bir krallıktır. Ulaşılması zor, manevi bir aydınlanma ve barış merkezi olarak kabul edilir.
(2) ‘DİJİ’ kelimesinin kökleri çok aktif. Kürtçe, ki Asuriyandır; “yaşayan” olarak kayıtlanmış.
sayı, işaret parmağı ise bizi kozmolojiye gönderiyor. Bu üstün,kurucu, işletici, hatta kullanıcı aklı hatıra getiriyor.
‘ai’ ise malum; artificial intelligence/yapay zeka.
köken kaydı şöyle:
“Fransızca ve İngilizce digital "tamsayılara ilişkin, sayısal" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük İngilizce digit "1 ile 10 arası sayıların her biri, rakam" sözcüğünden türetilmiştir.
Latince digitus "parmak.
Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *deik-"işaret etmek, belirtmek, göstermek" kökünden türetilmiştir. Aynı kökten Latince index (işaret parmağı), dīcere (söylemek), dictare (bildirmek), Eski Yunanca deíknymi, deig- (işaret etmek), dikē(yargı), İngilizce teach (öğretmek).”
(3) Karbon ve silisyum elementlerinin bir araya gelerek oluşturduğu tek ve temel bileşik Silisyum Karbür'dür (SiC). Genellikle karborundum olarak da bilinen bu madde, üstün fiziksel ve kimyasal özellikleri nedeniyle ileri teknoloji seramiği olarak kabul edilir.