Osman Aydın
SILA – İnsanın Kendine Dönüş Yolculuğu 2
29.07.2026
37 Okunma, 0 Yorum

 

SILA – İnsanın Kendine Dönüş Yolculuğu 2

SILA – İnsanın Kendine Dönüş Yolculuğu 1  makalemizin devamı niteliğindedir.

 

IV. AYNI USULÜN FARKLI İMTİHANLARI

Bir usul, tek bir alanda başarılı olmuşsa henüz kendini ispat etmiş sayılmaz.

Asıl soru şudur:

Aynı usul, farklı alanlarda da işleyebilir mi?

İşte bu yüzden çalışmalarımızı tek bir üretim alanıyla sınırlamadık.

Tarım...

Arıcılık...

Ahşap üretimi...

Kaz üretimi..

Tekstil ortaklığı...

Tesis çalışmaları...

Ortaklık muhasebesi...

İlk bakışta bunlar birbirinden tamamen farklı işler gibi görünür.

Oysa bizim için hepsi aynı sorunun farklı cevaplarıdır.

İnsanlar, aynı adil usuller içinde birlikte üretebilir mi?

Bu sorunun ilk cevaplarından biri Bezelye Ortaklığı oldu.

Biz bu çalışmaya hiçbir zaman yalnızca "bezelye üretimi" olarak bakmadık.

Asıl ürün bezelye değildi.

Asıl ürün, ortak emeğin nasıl kayıt altına alınacağıydı.

Ürünün nasıl paylaşılacağıydı.

Gelirin nasıl hesaplanacağıydı.

Birlikte çalışmanın hangi kurallarla sürdürülebileceğiydi.

Bezelye hasadı tamamlandı.

Mahsul ortaklarına dağıtıldı.

Muhasebe yapıldı.

Fakat geriye yalnızca ürün kalmadı.

Bir tecrübe kaldı.

Ardından daha geniş bir uygulama başladı.

2026 Tarım Çalışmaları...

Bu kez hedefimiz yalnızca daha fazla ürün almak değildi.

Çünkü çok ürün almak, tek başına başarının ölçüsü değildir.

Bizim için daha önemli olan şuydu:

Farklı bahçelerde...

Farklı ürünlerde...

Farklı insanlar arasında...

Aynı usuller sürdürülebilecek miydi?

Bu amaçla Teşvikiye ve Şenköy'de üretim alanları oluşturduk.

Domatesler dikildi.

Biberler dikildi.

Patlıcanlar dikildi.

Bamyalar ekildi.

Salatalıklar yetiştirildi.

Kavunlar ve karpuzlar toprağa emanet edildi.

Fakat bütün bunların yanında görünmeyen başka bir çalışma daha yürüyordu.

Sulama takvimleri hazırlanıyordu.

Emek kayıtları tutuluyordu.

Görev dağılımları yapılıyordu.

Temsilcilik sistemi uygulanıyordu.

Hastalıklar takip ediliyordu.

Kararlar istişare ile alınıyordu.

Bütün bunlar bize bir gerçeği yeniden gösterdi.

Toprak yalnızca ürün yetiştirmez.

Toprak, insanı da yetiştirir.

Sabretmeyi öğretir.

Beklemeyi öğretir.

Ortak hareket etmeyi öğretir.

Arıcılık çalışmalarımız da aynı anlayışın devamıdır.

Bir arı tek başına bal üretemez.

Kovanın düzeni bozulursa en güçlü arılar bile verimli olamaz.

Doğadaki bu denge, insan toplulukları için de önemli bir ders taşır.

Bu nedenle bal üretimini, kovan üretimini ve atölye çalışmalarını birbirinden bağımsız işler olarak değil; aynı usulün farklı uygulama alanları olarak değerlendirdik.

Ahşap üretimi de bizim için yalnızca bir meslek değildir.

Bir ustanın bilgisinin yeni nesle aktarılması...

Üretimin kayıt altına alınması...

Emek ile sermayenin hakkının korunması...

İş güvenliğinin ihmal edilmemesi...

Bunların tamamı, aynı düşüncenin farklı yüzleridir.

Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu daha iyi görebiliyoruz.

Bezelye bize yalnızca tarımı öğretmedi.

Arılar bize yalnızca balı öğretmedi.

Ahşap bize yalnızca üretmeyi öğretmedi.

Hepsi birlikte bize şunu öğretti:

Usul değişmezse, faaliyet alanı değişebilir.

İşte bu nedenle AkşenSYM' ni; tarım yapan, arıcılık yapan veya ahşap üreten bir topluluk olarak tanımlamıyoruz.

Biz kendimizi, farklı alanlarda aynı usulü sınamaya çalışan bir uygulama topluluğu olarak görüyoruz.

Belki bugün denediğimiz alanlar bunlardır.

Yarın farklı alanlar olacaktır.

Fakat değişmeyecek olan şey, üretim konusu değil; üretimin hangi usulle yapıldığıdır.

Çünkü inanıyoruz ki;

Medeniyetler ürünlerle değil, usullerle kalıcı hâle gelir.

V. USUL, KÂİNATIN DİLİDİR

İnsan çoğu zaman usulü, insanların sonradan koyduğu kurallar zanneder.

Oysa biraz dikkatle bakıldığında görülür ki, usul insandan çok önce vardır.

Güneş her sabah belirli bir düzen içinde doğar.

Mevsimler belirli bir sıra ile gelir.

Bir tohum, kendi cinsinden başka bir ürün vermez.

Arılar rastgele hareket etmez.

Karıncalar gelişigüzel çalışmaz.

İnsan bedeni bile belirli bir düzen içinde işler.

Kalp kendi usulüyle atar.

Kan kendi usulüyle dolaşır.

Hücreler kendi usulüyle çoğalır.

Kâinatta rastgelelik değil, düzen hâkimdir.

İnsan da bu düzenin dışında değildir.

Bir aile kurulacaksa bir usule ihtiyaç vardır.

Bir okul işleyecekse bir usule ihtiyaç vardır.

Bir şirket kurulacaksa bir usule ihtiyaç vardır.

Bir devlet ayakta kalacaksa bir usule ihtiyaç vardır.

Çünkü usul, hayatın akmasını sağlayan görünmez yatağıdır.

Nehir nasıl yatağını kaybederse taşkına dönüşürse, insan toplulukları da usullerini kaybettiklerinde ihtilaf üretmeye başlar.

Tarih boyunca yaşanan birçok ekonomik kriz, siyasî çalkantı ve toplumsal çözülme; yalnızca kaynak eksikliğinden değil, güven üreten usullerin zayıflamasından kaynaklanmıştır.

Bu yüzden bizim dikkatimiz önce ürüne değil, usule yöneldi.

Bir domates yetiştirmek elbette önemlidir.

Fakat domatesi birlikte yetiştirebilecek bir usul kurmak daha önemlidir.

Bir kovan yapmak değerlidir.

Fakat o kovanı birlikte üretecek insanların hukukunu koruyacak bir usul kurmak daha değerlidir.

Bir bina inşa etmek mümkündür.

Fakat o binanın içinde yıllarca huzurla yaşayacak bir topluluk oluşturmak, yalnızca betonla değil; adaletle mümkündür.

İşte AkşenSYM'de üzerinde çalıştığımız konu tam olarak budur.

Biz, insanın kâinattan bağımsız yaşayamayacağını düşünüyoruz.

Toprak nasıl kendi kanunlarına uyulmasını istiyorsa, insan topluluklarının da birlikte yaşayabilmesi için bazı değişmez ilkelere ihtiyacı vardır.

Bu ilkeler hiçbir kişiye ait değildir.

Hiçbir kuruma ait değildir.

Hiçbir döneme ait değildir.

Onlar keşfedilir.

Tıpkı yerçekimi gibi…

Tıpkı suyun kaldırma kuvveti gibi…

Tıpkı toprağın bereketi gibi…

Adalet de böyledir.

Güven de böyledir.

Emanet de böyledir.

İstişare de böyledir.

Bunlar bir toplumun tercih edebileceği süsler değil, uzun ömürlü olabilmesi için ihtiyaç duyduğu temel ilkelerdir.

Kur'an bu gerçeği farklı ifadelerle insana hatırlatır.

Kâinatta ölçü bulunduğunu, her şeyin bir denge üzerine yaratıldığını ve insanın bu dengeyi bozmak yerine onu gözetmekle yükümlü olduğunu bildirir.

Biz bunu yalnızca bir inanç meselesi olarak değil, aynı zamanda hayatın içinde gözlemlenebilen bir hakikat olarak görüyoruz.

Bu nedenle AkşenSYM'de yazılan her usulün önünde tek bir soru durmaktadır:

Bu kural, insan tabiatına ve hayatın işleyişine uygun mu?

Eğer değilse, yeniden düşünülmelidir.

Çünkü doğru usuller, insanı zorla değiştirmeye çalışmaz.

İnsanın fıtratını dikkate alır.

Kâinatın düzeniyle çatışmaz.

Ve adaleti yalnızca hedef olarak değil, yöntem olarak da yaşatmaya çalışır.

VI. USUL NEDİR?

"Usul" kelimesi çoğu zaman yanlış anlaşılır.

Kimileri onu bürokrasi zanneder.

Kimileri evrak işi...

Kimileri yönetmelik...

Kimileri ise değiştirilebilecek basit kurallar...

Oysa usul, bunların hiçbiri değildir.

Usul; bir işin, hakka en yakın şekilde yapılmasını sağlayan yoldur.

Sonuca ulaşmak kadar, sonuca nasıl ulaşıldığını da önemseyen anlayıştır.

Bir marangoz düşünelim.

Elindeki ağaç dünyanın en kaliteli ağacı olsun.

Kullandığı makineler en gelişmiş makineler olsun.

Yanında yılların ahşabın piri bulunsun.

Fakat ölçü almadan çalışmaya başlasın.

Ortaya çıkan iş ne kadar değerli olabilir?

Malzeme kusursuz olsa bile sonuç kusurlu olacaktır.

Çünkü ölçü olmadan sanat olmaz.

Usul de işte o ölçüdür.

Bir çiftçi düşünelim.

En kaliteli tohumu seçsin.

Toprağı güzel hazırlasın.

Yağmurlar zamanında yağsın.

Fakat tohumu mevsiminden önce veya sonra eksin.

Beklediği ürünü alabilir mi?

Hayır.

Çünkü toprağın da bir usulü vardır.

Bir doktor düşünelim.

En modern hastanede çalışsın.

En pahalı cihazlara sahip olsun.

Fakat teşhis koymadan tedaviye başlasın.

Bilgisi ne kadar fazla olursa olsun, hastasına fayda yerine zarar verebilir.

Çünkü tıbbın da bir usulü vardır.

Bir hâkim düşünelim.

Kanunları ezbere bilsin.

Fakat tarafları dinlemeden karar versin.

Bu karar doğru olabilir mi?

Adalet yalnızca doğru hüküm vermek değildir.

Doğru hükme doğru usulle ulaşmaktır.

Demek ki usul, yalnızca sonucu güzelleştiren bir araç değildir.

Usul, sonucun adaletini belirleyen temel ölçüdür.

İnsanlık tarihi incelendiğinde de aynı gerçeği görürüz.

Birçok topluluk çalışkan insanlara sahipti.

Birçok devlet güçlü ordular kurdu.

Birçok şirket büyük sermayeler topladı.

Fakat usulleri bozulduğunda, sahip oldukları güç onları ayakta tutmaya yetmedi.

Çünkü güç, usulün yerine geçemez.

Sermaye, güvenin yerine geçemez.

Bilgi, adaletin yerine geçemez.

İşte bizim "usul" derken kastettiğimiz şey tam da budur.

AkşenSYM'de yazdığımız her kuralın önünde tek bir soru vardır:

Bu usul, hakkı koruyor mu?

Emekçinin hakkını koruyor mu?

Sermaye sahibinin hakkını koruyor mu?

Toplumun hakkını koruyor mu?

Gelecek nesillerin hakkını koruyor mu?

Doğanın hakkını koruyor mu?

Eğer bunlardan biri eksik kalıyorsa, o usul henüz tamamlanmamış demektir.

Bu yüzden biz, hiçbir yazdığımız metni "son şekli verilmiş" kabul etmiyoruz.

Sözleşmelerimizi yeniden okuyoruz.

Muhasebemizi yeniden gözden geçiriyoruz.

Ortaklık modellerimizi geliştiriyoruz.

Çünkü usul yaşayan bir şeydir.

Hayat değiştikçe ayrıntıları gelişir.

Fakat özü değişmez.

O öz ise çok basittir:

Hak yerini bulsun.

İşte bütün çalışmalarımızın çıkış noktası budur.

VII. İLKELERDEN USULLERE

Bir ilke, uygulanmadığı sürece yalnızca güzel bir düşüncedir.

Bir usul ise, o düşüncenin günlük hayata dönüşmüş hâlidir.

Adalet...

Emanet...

İstişare...

Ehliyet...

Mizan...

Hak...

Bu kavramlar yüzyıllardır konuşuluyor.

Fakat insanın gerçek imtihanı onları konuşmak değil, yaşayabilmektir.

İşte AkşenSYM'nin bütün gayreti burada başlıyor.

Biz hiçbir zaman "yeni bir adalet anlayışı" geliştirdiğimizi söylemedik.

Yeni bir ahlâk anlayışı da geliştirmedik.

Yeni bir ekonomi sistemi kurduğumuzu da iddia etmiyoruz.

Bizim yaptığımız şey daha mütevazıdır.

Kadim ilkeleri, günlük hayatın içine taşıyabilecek usuller geliştirmeye çalışıyoruz.

Çünkü hayat yalnızca iyi niyetle yürümez.

Hayat, görevlerin açık olduğu, sorumlulukların belli olduğu ve hesapların görülebildiği düzenlerle yürür.

Bir bahçede domates yetiştirirken de böyledir.

Bir atölyede masa üretirken de...

Bir arılıkta bal üretirken de...

Bir kooperatif yönetirken de...

Soru hep aynıdır:

Kim neyi yapacak?

Yaptığının hesabını nasıl verecek?

Ortaya çıkan değer nasıl paylaşılacak?

İşte bu sorular cevap bulmadan güven oluşmaz.

Güven oluşmadan da ortaklık uzun ömürlü olmaz.

Bu sebeple AkşenSYM'de üretim kadar muhasebeye de önem veriyoruz.

Muhasebe derken yalnızca para hesabını kastetmiyoruz.

Çünkü para, üretimin yalnızca bir sonucudur.

Asıl muhasebe şudur:

Kim emek verdi?

Kim sermaye koydu?

Kim bilgi üretti?

Kim organizasyonu yürüttü?

Kim riski üstlendi?

Kim emaneti korudu?

Bunların her biri görünür hâle gelmediği sürece adil paylaşım mümkün değildir.

İşte bu anlayış bizi zamanla dört temel sorumluluk alanına götürdü.

Birincisi, emektir.

Çünkü hiçbir üretim emek olmadan gerçekleşmez.

İkincisi, sermayedir.

Çünkü üretim araçları da korunmalı ve geliştirilmelidir.

Üçüncüsü, genel hizmettir.

Çünkü organizasyon, muhasebe, eğitim, planlama ve uyuşmazlıkların çözümü de üretimin ayrılmaz bir parçasıdır.

Dördüncüsü ise tesistir.

Çünkü üretimin yapılacağı mekânlar da emanet olarak korunmalı, geliştirilmeli ve gelecek nesillere aktarılmalıdır.

Biz bunlara "dört ortaklık" demiyoruz.

Önce şunu söylüyoruz:

Üretimin dört vazgeçilmez sorumluluğu vardır.

Sonra bu sorumlulukların nasıl paylaşılacağını konuşuyoruz.

Böyle bakıldığında ortaklık, para paylaşma sistemi olmaktan çıkar.

Sorumluluk paylaşma sistemine dönüşür.

İşte bu bakış açısı, AkşenSYM'nin en önemli farklılıklarından biridir.

Çünkü biz, hakkın yalnızca sonuçta değil; sürecin her aşamasında korunması gerektiğine inanıyoruz.

Eğer emek görünmez olursa adalet zedelenir.

Eğer sermaye korunmazsa üretim sürdürülemez.

Eğer genel hizmet değersiz görülürse organizasyon çöker.

Eğer tesis ihmal edilirse gelecek nesiller aynı imkânlara sahip olamaz.

Bu nedenle bizim ortaklık anlayışımızın temelinde pay almak değil, payına düşen sorumluluğu üstlenmek vardır.

Hak, sorumluluğun ardından gelir.

Çünkü sorumluluğunu üstlenmeyen bir hakkın, uzun süre korunması mümkün değildir.

Belki de AkşenSYM'nin en önemli arayışı tam burada başlamaktadır.

İnsanlara yeni haklar vaat etmekten önce, hakları ayakta tutacak usulleri birlikte inşa edebilmek...

VIII. BUGÜNÜN DÜNYASI, YARININ ARAYIŞI

İnsanlık bugün tarihin en büyük üretim gücüne sahiptir.

Toprağı daha verimli işliyor.

Bilgiyi saniyeler içinde dünyanın bir ucundan diğer ucuna ulaştırıyor.

Bir asır önce hayal bile edilemeyen teknolojiler geliştiriyor.

Fakat bütün bu gelişmelere rağmen cevap bekleyen bazı sorular hâlâ önümüzde duruyor.

Neden insanlar birlikte çalışmakta zorlanıyor?

Neden birçok ortaklık kısa ömürlü oluyor?

Neden aile işletmeleri birkaç nesil sonra dağılıyor?

Neden kooperatiflerin bir kısmı kuruluş heyecanını sürdüremiyor?

Neden üretim arttıkça güven aynı ölçüde artmıyor?

Belki de bu soruların ortak bir cevabı vardır.

İnsanlık üretim araçlarını geliştirdi.

Fakat birlikte üretmenin usullerini aynı ölçüde geliştiremedi.

Bugün birçok yerde teknoloji konuşuluyor.

Yapay zekâ konuşuluyor.

Dijital dönüşüm konuşuluyor.

Bunların hepsi önemlidir.

Fakat bütün bu gelişmelerin üzerinde yükseldiği görünmeyen bir zemin vardır.

O zemin güvendir.

Güven ise yalnızca iyi niyetle oluşmaz.

Şeffaflık ister.

Adalet ister.

Hesap verebilirlik ister.

İstişare ister.

Emanet bilinci ister.

İşte bu yüzden biz, teknolojiyi usulün alternatifi olarak görmüyoruz.

Teknoloji güçlü bir araçtır.

Ama hangi amaç için ve hangi usulle kullanıldığı belirleyicidir.

Bir bıçak ekmek de kesebilir.

İnsana zarar da verebilir.

Kararı veren bıçak değildir.

Onu kullanan usuldür.

Bugün dünyada üretim modelleri değişiyor.

Çalışma biçimleri değişiyor.

İklim değişiyor.

Ekonomik dengeler değişiyor.

Belki yarın kullandığımız araçların çoğu değişecek.

Fakat değişmeyecek bazı ihtiyaçlar var.

İnsan yine güven arayacak.

İnsan yine adalet arayacak.

İnsan yine emeğinin karşılığını arayacak.

İnsan yine birlikte yaşayabileceği bir düzen arayacak.

İşte bu nedenle biz, yaptığımız çalışmaları yalnızca bugünün ihtiyaçları için değil; geleceğin sorularına küçük de olsa bir cevap arayışı olarak görüyoruz.

AkşenSYM'nin değeri, bugün kaç dönüm arazi işlediğiyle ölçülmeyecektir.

Kaç ton ürün aldığıyla da...

Kaç ortakla çalıştığıyla da...

Asıl değer, burada geliştirilen usullerin insanlar arasında güven üretip üretemediğiyle ölçülecektir.

Eğer bu usuller güven üretebiliyorsa, yalnızca tarımda değil; eğitimde, sanayide, ticarette, kooperatiflerde ve hayatın başka alanlarında da karşılık bulabilir.

Eğer güven üretemiyorsa, en yüksek verim bile uzun ömürlü olmayacaktır.

Bu yüzden biz, geleceğe büyük vaatlerle değil, küçük ama doğrulanabilir adımlarla bakıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki;

Bir medeniyet, büyük projelerle başlamaz.

Önce küçük topluluklarda güven oluşur.

Sonra o güven usule dönüşür.

Usul kuruma dönüşür.

Kurum kültüre dönüşür.

Ve kültür, nesiller boyunca yaşayacak bir medeniyetin temelini oluşturur.

 

 

 






Son Eklenen Makaleler
Osman Aydın
SILA – İnsanın Kendine Dönüş Yolculuğu 2
29.07.2026 37 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
OKULLARDA NAMAZ HASSASİYETİNDEKİ USUL HATASI
29.07.2026 97 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 243
29.07.2026 546 Okunma
1 Yorum 29.07.2026 07:21
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 242
28.07.2026 703 Okunma
1 Yorum 28.07.2026 09:17
Osman Aydın
SILA – İnsanın Kendine Dönüş Yolculuğu
27.07.2026 84 Okunma
Yusuf Eren Kendir
UZBG - * Sf6
26.07.2026 46 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 241
25.07.2026 772 Okunma
1 Yorum 25.07.2026 10:50
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 240
24.07.2026 806 Okunma
1 Yorum 24.07.2026 06:51
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 239
23.07.2026 849 Okunma
1 Yorum 23.07.2026 10:59
Hüseyin Bağdatlı
ÖZGÜR'ÜN PARTİSİ
22.07.2026 198 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 238
22.07.2026 921 Okunma
1 Yorum 22.07.2026 10:06
Bahaeddin Sağlam
Hud Peygamber Suresi Meal-Tefsiri
21.07.2026 127 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 237
21.07.2026 1080 Okunma
1 Yorum 21.07.2026 05:50
Hüseyin Bağdatlı
ÇARE; ABDULLAH GÜL ve ALİ BABACAN
20.07.2026 188 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 236
20.07.2026 1038 Okunma
1 Yorum 20.07.2026 07:52
Yusuf Eren Kendir
UZBG - * Sf5
19.07.2026 294 Okunma
Özer Ataç
YENİ (den) ORTA ÇAĞ - 13
19.07.2026 1015 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 235
19.07.2026 971 Okunma
1 Yorum 19.07.2026 06:32
Hüseyin Bağdatlı
VERESİYE YOKTUR.
18.07.2026 256 Okunma
Yusuf Eren Kendir
Dünyada Tarih - 1
18.07.2026 268 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 234
18.07.2026 997 Okunma
1 Yorum 18.07.2026 06:03
Hüseyin Bağdatlı
SİYONİZMİN YENİ HEDEFİ ALPERENLER
17.07.2026 337 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 233
17.07.2026 1023 Okunma
1 Yorum 17.07.2026 06:33
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 232
16.07.2026 1016 Okunma
1 Yorum 16.07.2026 09:22
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 231
15.07.2026 1015 Okunma
1 Yorum 15.07.2026 06:50
Hüseyin Bağdatlı
FETO YAPILANMASI
14.07.2026 307 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 230
14.07.2026 1046 Okunma
1 Yorum 14.07.2026 07:57
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 229
13.07.2026 1013 Okunma
1 Yorum 13.07.2026 06:49
Hüseyin Bağdatlı
PUTİNE SOLOTÜRK SHOW BEDEN DİLİ
13.07.2026 269 Okunma
Yusuf Eren Kendir
UZBG - * Sf4
12.07.2026 225 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 228
12.07.2026 1355 Okunma
1 Yorum 12.07.2026 08:28
Hüseyin Bağdatlı
DALTON ÇETE REİSİ TRUMP
12.07.2026 251 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 227
11.07.2026 1275 Okunma
1 Yorum 11.07.2026 07:49
Hüseyin Bağdatlı
PEDRO SANCHEZ İ ÖVMEK
10.07.2026 456 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 226
10.07.2026 1131 Okunma
1 Yorum 10.07.2026 12:03
Hüseyin Bağdatlı
HÜSEYİNİZİM SEMTİNDEN NATO SONUÇ BİLDİRGESİ
9.07.2026 232 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 225
9.07.2026 1150 Okunma
2 Yorum 09.07.2026 06:45
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 224
8.07.2026 1099 Okunma
1 Yorum 08.07.2026 07:48
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 223
7.07.2026 1138 Okunma
1 Yorum 07.07.2026 08:52
Özer Ataç
YENİ (DEN) ORTA ÇAĞ - 12
6.07.2026 1702 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
NATO TİYATROSU
5.07.2026 392 Okunma
Yusuf Eren Kendir
UZBG - GİRİŞ (?-1=?) * Sf3
5.07.2026 343 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 222
5.07.2026 1067 Okunma
1 Yorum 05.07.2026 07:30
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 222
5.07.2026 517 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 222
5.07.2026 631 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
KUR AN İLE ALAY CÜRETİ
4.07.2026 259 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 221
4.07.2026 1109 Okunma
1 Yorum 04.07.2026 08:50
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 220
3.07.2026 1114 Okunma
1 Yorum 03.07.2026 07:58
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 219
2.07.2026 1246 Okunma
1 Yorum 02.07.2026 11:58
Yasin Kılar (Karar Danışmanı - Mentor)
GERÇEK ÖĞRETMENİM VE BEN, HAKİKAT YOLCUSU CHATGPT
2.07.2026 263 Okunma


© 2026 - Akevler