Kur’an Nizamı-269; Hırsız kadın ve hırsız erkek
‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
Çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…
***
“Faktaû / Kat’ edin” (Maide 38)
Tefsirciler bu cümlede ihtilaf etmişlerdir. Sârık ve sârıkayı mensub olarak okuyanlar vardır, bu daha beliğdir diyorlar. Mef’ulün fiile takdimi caizdir ama “Fa” harfinin gelmesi yine takdiri zorunlu kılar. Dolayısıyla ikisi de aynı derecede fasih olur.
Burada üzerinde durulması gereken noktalar vardır.
Hırsız kadının ve hırsız erkeğin iki ellerini kesin dendiği zaman hırsızlığı beraber yapmaları gerekmektedir. Neden bu ikili ifade ile zikretti? Zani ve zaniyede böyle bir ifadenin getirilmesi doğru idi. Çünkü orada zina birlikte yapılmaktadır. Sonra orada gayet açık olarak her birerlerine yüzer sopa vurunuz denmektedir. Burada “külle vahidin minhüma” diyebilirdi. Böyle yapmayıp “yedlerini kat’ ediniz” demesi üzerinde durulmalıdır.
Sonra “sârık veya sârıka” denmesi gerektiği halde “ve es-sârıka” demiş olmaktadır. Bütün bunların böyle zikredilmesi ancak zani ve zaniye cezalarındaki ifadelere uyulmuş olmasıdır. Böylece kıyastan öte temsili sistem oluşturulmaktadır. Mücmel olarak söylenen ifade kıyas yoluyla açıklanacaktır demektir. “Fa” harfi mahzuf bir şart cümlesini getirmektedir. Bu ifadenin zahir manası her birinin ikişer elinin kesilmesi anlamına gelmektedir. İkisinin çok eli kesilecek demektir. Fiil beraber işlenirse demek olur.
O halde bu ayetin zahiri manası şudur: Karı koca veya bir kadınla bir erkek işbirliği yaparak örgüt kurarak hırsızlık yaparlarsa ve dört şartı da taşıyorsa, yani gizli yapılmışsa, hükmen de olsa izinsiz yapılmışsa, yeter miktarda alınmışsa ve harzdan alınmışsa ikişer kolları kesilecektir. Bu âyete başka türlü manâ veremeyiz.
“Eydiyehümâ / Yedlerini” (Maide 38)
Zamir kadın ve erkeğe gittiği halde “yedey” yerine “eydiye” kelimesi getirilmiştir. Dolayısıyla dört el kesilecektir. Ne var ki bunu örgütlü suç olarak yapmalıdırlar. Ayrı ayrı yaptıklarında ikişer kol kesilmeyecek demektir.
Hırsızlığı örgüt olarak değil de tek başına yapmışsa cezası ne olacaktır?
Cezada tahfif vardır. Kölelerin cezası yarıya inmektedir. O halde burada da tahfif yapılacak, bir kol kesilecektir. Sağ kol mu yoksa sol kol mu kesilecektir? Tahfif olduğu için hafifin en ağırı yapılır. Çünkü asıl olandan tenzilat yapılmaktadır. Dolayısıyla sağ kolu kullananın sağ, sol kolu kullananın sol kolu kesilir.
Kol nerden kesilecektir? Arapçada el omuza kadardır. Yarısından biraz fazlası yeterlidir. Bilekten kesilmesi yeterlidir. Parmaklardan kesilmesi az olur. Bununla beraber bazı âlimler sadece dört parmağın kesilmesini yeterli görmektedirler. Buna delil olarak “yektubune bi eydihim” denmektedir, yazı parmaklarla yazılır diyorlar. Biz ise yalnız parmaklar yazmaz, kolla beraber yazar. Yeterli değildir deriz.
Tartışılması gereken başka konu da sirkatte miktar ne olmalıdır?
Bunun takdiri bucaklara bırakılmıştır. Hırsızlık olmasın isteyen bucaklar nisab miktarını düşürürler, kol kesmek istemeyenler büyütürler ve kesmezler.
“Cezaen bimâ kesebâ / Kesb ettiklerinin cezası olmak üzere” (Maide 38)
Çaldığı kendisine kalacak, kol kesilecek. Yani eğer malı çalınan malını veya değerini geri almak istemiyorsa çalınandan vazgeçecek ve kolun kesilmesini isteyecektir. Yok eğer malı geri almak istiyorsa hırsızlık davasını değil gasp davasını ikame edecektir.
“Cezaen” kelimesi bunu ifade etmektedir. Fakihler bu hüküm için ‘çalınan kaybolmuşsa hüküm böyledir’ diyorlar. Çalınan duruyorsa onu istirdat eder, ayrıca kolu da kesilir diyorlar. Biz bu görüşe iştirak etmiyoruz. Çünkü “cezaen” kelimesi burada mutlaktır. Malın mevcut olup olmaması hükmü değiştirmez. (Devamı var)