Gökçek’in sakız çiğniyor görüntüsü vermesinin anlamı ne?
Gökçek ne demek istiyor?
Köşe yazarlarında, haber sitelerinde aradım taradım; Gökçek’in ağzındaki sakızı doğru anlayan, doğru yorumlayan kimseye rastlamadım.
Apo’ya „sayın“ denen ülkede, Gökçek’e „saygıdeğer“ demenin mahsuru yok sanırım.
“Saygıdeğer“ demek de abartı olur ancak „Sayın Gökçek“ dersek, çeyrek asırlık Ankara’ya hizmetinden kaynaklı vefa borcumuzu kısmen de olsa ödemiş oluruz sanırım.
Fazla uzatmadan sadede geleyim.
Kime nasıl anlatayım bilemiyorum ama Melih Gökçek’in ifadeye çağrılması sıradan bir olay değil.
Melih Gökçek’e operasyon zannedilerek „AK Parti aklanıyor, kamburlarından kurtuluyor; bu vesilelerle ak pak olacağız, seçimi de alacağız“ hezeyanlarına kapılan AK kardeşlerimi daha temkinli olmaya, Siyonizm’in oyunlarına düşmemeye davet ediyorum. AK Parti ile AKP’nin kapışması, AK Parti’yi AKP’lilikten kurtarmaz.
Biraz açalım konuyu.
Ülkemizde tüm oyunları uluslararası derin sermaye, yani Siyonizm kurguluyor.
CHP’ye yapılan operasyonlar, Butlan kararı, CHP’nin bölünmesi, Muhsin Yazıcıoğlu suikast davasının 17 yıl sonra tekrar açılması, Ahbap dosyası, Süleymancılara operasyon, NATO Zirvesi’nin Türkiye’de yapılması, ardından Mekke Savunma Anlaşması… Devamında Trump’ın dün paylaştığı fotoğraf…
Bunların tamamı ve bundan sonra olacak gelişmelerin tamamının anlamı; Sayın Cumhurbaşkanımıza ve iktidardaki Cumhur İttifakı bileşenlerine gösterilen aba altındaki sopaların çeşitleridir.
Melih Gökçek’i yargılamak demek, AK Parti’yi köşeye sıkıştırma ve bir şeylere razı etme anlamına gelir.
Demek istediğim şudur:
CHP’ye ustaca deliller üreten uluslararası derin sermayenin, benzer oyunları AK Parti belediyelerinde de oynadığı kanaatindeyim.
CHP’ye butlan kararı verilince sevinen AK Partili kardeşlerimizi uyarmıştım.
„Fazla sevinmeyin, benzer oyunlar AK Parti üzerinde de kurgulanmıştır“ demiştim.
Uluslararası derin sermaye ve Siyonizm’in içimizdeki kriptoları; iktidarı, muhalefeti sıkıştırabilmek, her istediğini yaptırabilmek için her tedbiri almıştır.
İşte bu yüzden Apo „sayın“ olabildi, „umut hakkını“ kullansın, Meclis’e gelsin konuşsun demek zorunda kalındı.
İşte bu yüzden CHP’ye butlan kararı çıktı.
İşte bu yüzden ülkemiz dünyada yolsuzluklarla, hırsızlıklarla anılan bir ülke oldu.
Hırsızlık yok mu? Var.
Kimler yapmış? Hepsi Siyonizm’in özel eğittiği veya ustaca satın aldığı kriptolar.
„Her gün hırsızlık, yolsuzluk haberleri neden yapılıyor?“ diye düşünen, dertlenen var mı? O da yok maalesef.
Ben söyleyeyim o zaman:
Türkiye’nin İslam alemindeki tarihten gelen itibarını bitirip Türkiye’nin liderliğinde kapitalist sömürüye, Siyonizm’e karşı oluşabilecek İslam birliğini önlemek amacıyla; İslam ahlakındaki en adi suçlarla, hırsızlık ve yolsuzluklarla Türkiye’yi ve Müslüman Türk milletini damgalayarak İslam birliğinin önüne geçme gayretinden kaynaklanmaktadır.
Pekiii, Melih Gökçek masum mu?
İşin içinde Siyonizm var ise —ki var— herkes masumdur.
Türkiye’de Siyonizm’in kumpasına düşmeyecek seviyede eğitimli, akıllı, uyanık, iman ve ihlası olan kim var?
Hangi parti, hangi cemaat, hangi lider, hangi iş adamı, hangi akademisyen var? Bence yok. Niye yok? Çünkü herkesin karnı, kapitalist sömürü düzeni çarkında, Siyonizm’in tekelinde doyuyor da ondan yok.
Temiz siyasetin son temsilcileri de rahmet-i Rahmân’a kavuştular.
Necmettin Erbakan, Muhsin Yazıcıoğlu, Hasan Celal Güzel, Adnan Kahveci, Recep Yazıcıoğlu —mekanları cennet olsun— temiz siyasetin son temsilcileri idiler.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ise Siyonizm’in entrikalarına entrika siyaseti ile mukabele ederek hayati hatalar yaptı. Siyonizm’i Allah’ın (c.c.) yardımı ile yenerim zannetti ancak hesaba katmadığı, düşünmediği bir şey vardı. Yanlış danışmanların etkisiyle, „Ok gibi dosdoğru olun“ ayetine muhalif stratejilerle ülkeyi yönetmeye çalıştığı için Allah’ın (c.c.) yardımından da mahrum kaldı.
Ezcümle; Türkiye’de en temiz insanlara da ustaca çamurlar atılarak ülkemizde güvenilecek lider veya lider ihtimali olan kimse kalmayıncaya kadar operasyonlar devam edecektir.
Melih Gökçek ceza alsa bile AK Parti’nin hanesine artı yazılmayacaktır.
Melih Gökçek’in sakız çiğnemesinin argo bir anlamı vardır.
Siyonizm’e diyor ki (affedersiniz ama):
„Siz kural tanımazsanız ben de kralınızı bile tanımam!“ demek istiyor.
Bu gidişle bir sonraki ifadeye çağrılışında sakızı balon yapıp patlatırsa da şaşırmam.
Sayın Cumhurbaşkanımızdan istirhamım odur ki:
Soruşturma varsa da gizli yapılsın.
Hizmeti olan önemli şahsiyetlerin ifadesi, özel sivil ekipler tarafından evinde alınsın.
Ceza alsalar da haber yapılmasın, haber yasağı konsun.
Uluslararası alanda Müslüman Türk milletinin idarecileri hırsız olarak anılmasın, ecdadın kemikleri sızlatılmasın.
Unutmadan, Melih Gökçek „500 kere sıçradım“ demekle aslında suçunu itiraf etmiş oldu fakat mevzu Melih Gökçek ise 3 kere düşünmek gerek.
Bir ihtimal daha var:
Seçime 1 yıl kala Melih Bey mahkeme kararıyla ak pak olmak istiyor olamaz mı? Mümkün ancak dünyayı sömüren Siyonizm ile şaka olmaz. Son sıçrayışın olur Melih Bey.
Hüseyin Bağdatlı – Son Gülle