Hukuk kontrgerillanın karargâhında
1099 Okunma, 0 Yorum
Gülay Göktürk - Bugün
Adem Çevik

Hukuk kontrgerillanın karargâhında
Şükürler olsun bu günü de gördük. Hukuk, derin devletin karargâhına girmeyi başardı!
1970'lerden beri adını duyduğumuz, 1 Mayıs katliamından Özal'a suikast teşebbüsüne kadar her türlü menaletin tezgahlandığı şer odağı olarak bildiğimiz ama bir türlü ulaşamadığımız kontrgerillanın, diğer adlarıyla Gladyo'nun ya da derin devletin kapılarını nihayet açtırdık. Hukuk o kapıdan içeri girdi.

Kozmik odalardaki aramadan Arınç'a suikast iddiası ile ilgili olarak ne çıkar bilemem. Ama o kapının açılmasının hukuk devletine doğru, devletin şeffaflaşmasına doğru atılmış çok büyük bir adım olduğundan eminim.

Darbeciler, suikastçılar, iç savaş kışkırtıcıları, provokatörler, andıççılar artık Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde hukukun giremeyeceği karargah, açamayacağı kapı olmadığını; derin devletin saklanabileceği hiçbir kuytuluk kalmadığını gördüler.

Demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne doğru giden yolda bundan büyük ilerleme olur mu?

X x x

Son adıyla Seferberlik Tetkik Kurulu denilen kurum sözde ülkenin yabancı güçler tarafından işgali halinde halkın direnişini örgütlemek üzere kurulmuş.

Ama kuruluşundan bu yana, işgal mişgal söz konusu olmadığı için, "bari ben de boş durmayayım" diye herhalde, halka ve demokrasiye karşı derin devletin direnişini örgütlemek üzere faaliyette bulunmuş. Hatta bundan birkaç yıl önce yaptığı işi kılıfına uydurmak için görev tanımını da değiştirmiş. "Ülkenin siyasi işgaline karşı" örgütlenme şeklinde bir görev tanımı yapmış. (Tabii "siyasi işgal"den kastedilen AK Parti çizgisinin iktidara gelmesi olmuş oluyor!)

Böylece, bütün o andıçlara, hükümeti yıkma planlarına, Kafes eylem planlarına da aklınca "meşruiyet" kazandırmış!

Peki nasıl olmuş da bunca yıldır ülkenin başbakanlarının, cumhurbaşkanlarının bile giremediği bir alan yaratarak, hukuka kapılarını kapatarak yürütebilmiş bu faaliyetleri?

"Devlet sırrı" kavramı sayesinde...

Öyleyse bizler de, o kapının açıldığı bugünlerde, şu "devlet sırrı" denilen "dokunulmaz" kavram üzerinde biraz daha düşünmeye başlasak; her cümlemize "devletin elbette bazı sırları, bazı gizli operasyonları olacaktır ama" diye başlamak yerine şöyle bir durup sorsak iyi olacak: Neden devletin halkına açıklayamayacağı bazı sırları, bazı gizli operasyonları olsun?

Şimdi lütfen, şu devlet sırrı denen kavramı ikide bir getirip burnumuza sokanlardan bir Allah'ın kulu çıksın ortaya ve bize bir tane, devletin halktan gizli tutup da halkın hayrına yaptığı bir "iş" örneği göstersin.

Ah, evet biliyorum, sığınılacak ilk örnekler sınır dışı kimi operasyonlar, ASALA'cıların "temizlenmesi" ve benzeri olacaktır.

İyi ama, bir terör örgütünün liderini öldürmek, ister eski bir katil, ister resmi görevli yapsın; yargısız infaz değil midir? Ve yargısız infaz dünyadaki bütün yasalara göre suç değil midir?

Başka ülkelerin içişlerine burnunu sokmak, hükümet devirme komplolarına katılmak, bir savaşta taraflardan birine gizlice silah yardımı yapmak... Bu suçlardan hangisi savunulabilir?

Aslında devletin gizli operasyonları, kimsenin önüne çıkıp savunamadığı suçlarıdır. Ve eğer hukuk literatürüne bir katkıda bulunup "devlete yararlı suçlar", "devlete zararlı suçlar" diye bir ayrım getirmeyeceksek, devletin gizli faaliyetlerinin herhangi birini savunma imkanı yoktur.

Öyleyse biz, "Devletin elbette gizli operasyonları, sırları olacaktır" demekle, "devlet elbette ki punduna getirdiğinde suç işleyecektir" demiş oluyoruz. Devletin, suçüstünde

yakalanmamak, ele güne rezil olmamak kaydıyla suç işlemesine izin veriyoruz. Ondan sonra da kalkıp "temizlikten" söz ediyoruz.

Oysa devlet sırrı kavramını ve devletin gizli operasyon yapma hakkını prensip olarak reddetmeden devleti temizleyemezsiniz.

Biz, gerek Susurluk davası sırasında, gerekse Ergenekon davası sürecinde bir kez daha öğrendik ki, devlet içinde kurulan devletçiklerden, devletin ve politikanın her kademesinde herkesin haberi var. Adım gibi eminim ki; CIA'sından MOSSAD'ına bütün yabancı istihbarat örgütleri de biliyor. Bilmeyen bir tek halk. Yani devlet sadece halka karşı sır küpü...

Devletin ancak halktan gizlenmek kaydıyla korunabilecek bir yüksek menfaati olduğunu kabul etmek, devletin halkla çeliştiğini kabul etmektir. Bu durumda devletin menfaatleri, halka karşı bir hüviyet kazanmış ve meşruiyetini yitirmiş demektir.

Demokratik toplumlarda, devletin değil; halkın menfaatinden ya da güvenliğinden söz edilmelidir.

Demokrasinin özü de zaten budur.

 

yorum:

 Acilen EMASYA protokülünün 35. maddenin 125 maddenin kaldırılmasını kesinlikle Cumhurbaşkanının irtica suçuyla asker atılmasını YAŞzede olmasını onaylamaması gerekir

 ilker başbuğ 28 şubatta tunçerkılıç paşanın yardımcısıydı. asit kuyularının bulunduğu bölgede faili meçhullerin yoğun olduğu zamanlarda görev yaptı. Darbeci ziyniyet ordudan temizlenmeli hükümet dik durmaya devam etmeli.

 "Darbeciler Yargılansın" dediği için Bolu valisi hakkında soruşturma açtıran hükümet maalesef silahlı memuruna karşı sessiz kalmayı tercih etti.

TBMM Ergenekon için bir komisyon hala kuramadı. adil hukukculara destek çıkamadı maalesef. Başbakan asan bir TSK geleneği var darbecileri yargılamazsan ve cezalandırmazsan onlar seni cezalandırır.

 Arınç Suikastıyla ilgili Adalet Platformu olarak suç duyurusunda bulunduk inşaallah hayırlı bereketli sonuçlara vesile olur. özel harp dairesinin ve yeraltındaki tüm mühimmatların diğer şube ve karagahları deşifre edimeden kafes planının üzerine gidilmeden sonuca ulaşmak mümkün değil.

İslama irtica diyenlere karşı diyanetin ve sivil toplum kuruluşlarının bir kampanya başlatması lazım.

Gayri Nizami Harp GNH uzmanı ve özel harp dairesinde görev yapan ASDER Adaleti Savunanlar Derneğimizin Onursal Genel Başkanımız Adnan TANRIVERDİ ve Genel Başkanımız Prof. Dr. Nevzat TARHAN'ın web sitelerini mutlaka incelemenizi tavsiye ediyorum
www.as-der.org.tr
www.adnanTANRIVERDi.com http://www.haber7.com/categories.php?cID=283

 

Adem Çevik






Sayı: 30 | Tarih: 3.01.2010
Bekir Berat Özipek
Kırmızı ibikli horozun katilini bulun
2066 Okunma
Bünyamin Demir
Ahmet Hakan
Orhan Pamuk'a bilgilendirme mektubu
1648 Okunma
11 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Abdülkadir Özkan
Değişen sadece takvim yaprakları
1319 Okunma
Özgül Ertuğrul
Hayrettin Karaman
İslami Düzen
1192 Okunma
2 Yorum
Hilmi Altın
Can Ataklı
Yılbaşı için özür mektubu
1129 Okunma
Mesut Karaaytu
Gülay Göktürk
Hukuk kontrgerillanın karargâhında
1099 Okunma
Adem Çevik
Toktamış Ateş
Eylemlerin amacı
1023 Okunma
Osman Eskicioğlu
Yılmaz Özdil
Kozmik odadan ne çıkar?
1004 Okunma
Leyla Okta
Nihal Bengisu Karaca
'Kozmik oda' değil 'levh-i mahfuz' mübarek...
1002 Okunma
2 Yorum
Hakan Kandal
Zülfü Livaneli
Yeni yıl
976 Okunma
Ali Bülent Dilek
Hakan Albayrak
Ekseni kayanlara geçmiş olsun
950 Okunma
Veysel İpekçi
Nazlı Ilıcak
Yargıtay dinlendi mi?
946 Okunma
Fatma Karuç
Ebubekir Sifil
İslam Meselesi
944 Okunma
Zafer Kafkas
Mehmet Altan
Müslüman retçiye işkence duyurusu...
936 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Mahir Kaynak
Devrim İçinde Devrim
933 Okunma
1 Yorum
Süleyman Karagülle
Fehmi Koru
Maalesef bu hale geldik...
931 Okunma
Ahmet Kirtekin
Mehmet Şevket Eygi
İslâm Mektepleri
923 Okunma
Emine Hocaoğlu
Ruşen Çakır
Sivil 28 Şubat süreci sürüyor
917 Okunma
Tayibet Erzen
Mehmet Niyazi
Mızrak çuvala sığmıyor
917 Okunma
Abdurrahman Erol
Reşat Nuri Erol
Türkiye ve sermaye
910 Okunma
Ilker Ardic
Cengiz Çandar
1041'den 2010'a: Askeri darbe ve muhtıralar geride
909 Okunma
Ekrem Fildişi
Oktay Ekşi
Bir Dönemin Sonu
897 Okunma
Vahap Alma