Erbakan 100 Yaşında-3; Cevat Özkaya pınarı…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
Prof. Dr. Necmettin Erbakan 100 yaşında; yani 29 Ekim 1926 yılında doğdu…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti 103 yaşında; yani 29 Ekim 1923 yılında kuruldu…
Umran Dergisi Ekim 2026/386. sayısı; Necmettin Erbakan 100 Yaşında şeklinde…
Umran Dergisinin bu ayki kapağında Erbakan Hocanın fotoğrafı var…
Kapakta ana başlıklar olarak yazılanları okuyalım: -Necmettin Erbakan 100 Yaşında / -YENİ BİR DÜNYANIN EŞİĞİNDE / -Varoluşsal Riskler, Tarihsel Misyon ve Adİl Düzen Arayışı / Kapakta birkaç yazarın yazı başlıkları var, birinci yazı başlığı şöyle: Adİl Bİr Düzen Kurmak Mümkün Müdür?
(Bu girizgâhı hatırlamamda ve tekrar hatırlatmamda iki hikmet ve sebep var. Birincisi, yukarıda yazılanları tekrar ve hiç unutmamacasına hatır ve hatıralarımızdan çıkarmamamızın gerekliliği. İkincisi, aşağıda yazacağım bilgilerden de anlaşılacağı üzere, merhum Cevat Özkaya arkadaşımızın bu süreçlerin başından sonuna kadar daima var olduğu…)
‘Mücadeleciler’ yani ‘Yeniden Millî Mücadele’ diyorum önce; sonra ‘Cevat Özkaya’!
Devamında önce ‘Selamet’ sonra ‘Refah’ ile ‘Adil Düzen’ ve ‘Erbakan Hoca’ var…
Dönemlerde önce ‘Burdur’, sonra ‘İzmir’ ve son on yıllarda hep ‘İstanbul’ var…
- 1960’lı yıllardaki mücadelede gözümü ‘Millî Mücadele Hareketi’nde açtım…
- 1970’li yıllarda 8 yıl Selamet (MSP), Akevler ve Süleyman Karagülle var…
- 1980’li Arabistan yıllarımda Erbakan, Karagülle, Ahmet Tütüncü var…
- 1990’lı yılların başından itibaren başlayan ‘İstanbul’ yıllarında, her şeyden önce memleketlerim Bosna’da başlayıp doğduğum Kosova’da devam eden ‘soykırım yılları’ (1992-1999) var; bu yılların başından itibaren ‘Cevat Özkaya ve çalışma arkadaşları’ var…
Merhum Cevat Özkaya (1954-2026) arkadaşımız geçen hafta vefat etti…
Marmara İlahiyat Fakültesi Camii’nde cenaze namazında O’nu uğurladık…
O andan itibaren ‘Mücadeleci Cevat kardeşimi’ anlatabilme derdine düştüm…
Ahmet Taşgetiren’in “Cevat’ın mücadelecili” başlıklı yazısı imdadıma yetişti…
Söz konusu yazıyı okursanız ne demek istediğimi çok daha iyi anlamış olursunuz…
(Bundan sonrasında sizi Ahmet Taşgetiren’in 18.10.2026 tarihli “Cevat’ın mücadelecili” başlıklı yazısı ile baş başa bırakacağım ama bir hatırlatma daha yapmadan geçemeyeceğim. 1960’lı yıllardan itibaren başlayan “mücadele ve mücahede hayatımız” elbette Cevat Özkaya arkadaşımızın hayatı gibi bir gün sona erecek. Dünya hayatımız boyunca bu yaşadıklarımızı tam olarak yazabilmek mümkün değil. Hani derler ya; “ancak yaşanabilirdi, anlatılıp yazılamaz!” Bizim mücadele ve mücahede hayatlarımız da yaşandı, tam olarak yazılamaz ama siz bu kadarcık yazabildiklerimizi de çoğa sayın ve öyle değerlendirin…)
“Cevat’ın mücadelecİlİğİ”
“Buradaki “mücadelecilik” kelimesini özel ad anlamına büyük harfle de yazabilirdim. O, evet “Mücadeleci” idi. Yani yolu gençlik döneminde Mücadele Birliği ile kesişti. Ama benim başlığa aldığım mücadelecilik, Cevat’ın (Ondan Cevat Özkaya veya Cevat Bey diye bahsetmek, dışardan bir dille yazmak olduğu için ve o “Bizim Cevat” olduğu için doğrudan ismiyle bahsedeceğim) hayatın içinde gerçekten bir mücadele adamı olma hüviyeti sebebiyledir. Özel anlamı ile de “Mücadeleci” idi, üniversite yılları ve sonrasında Mücadele Birliği bünyesinde bulundu. Pınar Dergisi de O yapı içinden devraldığı bir emanetti. Mücadele Birliği içinde çok insan bulundu. Zaman zaman sayılır, siyasetteki, medyadaki, farklı dini yapılar içindeki isimlerin Mücadele Birliği ile ilişkileri anılır ve bu isimler sanki Mücadele Birliği’nin farklı yapılar içine bilinçli olarak soktuğu isimler gibi değerlendirilir.”
(Devamı var)
Not: Bu yazıyı yazdığım gün (19.10.2026) Millî Gazete’de Bülent Acun Cevat Özkaya’yı anlatan “Pınar başında bir çınarın altından...” başlıklı bir yazı yazdı; önemli bazı detaylar bu yazıda: https://www.milligazete.com.tr/pinar-basinda-bir-cinarin-altindan