Kur’an Nizamı, Adil Düzen ve BüyükAile
“Fon vurgunu” vesilesiyle yazdığım bu yazılarımın daha iyi anlaşılması için -meselenin önemine binaen- önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ediyorum…
“Fon vurgunundan Kur’an Nİzamı Adİl Düzen’e” yazı serimize devam…
- “Kur’an Nizamı ve ‘Fon vurgunu’ sistemin iflası” dedik, ilk yazımızda…
- “Kur’an nizamı, fon vurgunu ve bir çözüm önerisi” başlıklı yazı ile başlayıp 4 yazı daha yazdık ki; meselenin hem önemi hem çare ve çözümlerimiz daha iyi anlaşılsın…
- “Fon vurgunundan Kur’an Nizamı Adil Düzen’e…” yazı serimizle;
- Hayatımızın ilmî-iktisadî-idarî/siyasî, dinî/ahlâkî 4 ana alanında “sosyal tufan” seviyesinde var olan sorunlara “Kur’an Nizamı Adil Düzen ve Adil Ekonomik Düzen” çözümlerimizi sunmaya devam…
***
Katılım Sadece Fikir Söylemek Değildir
Bugün ‘katılımcı yönetim’ denildiğinde çoğu yerde bir toplantı yapılır, vatandaş dinlenir, öneriler alınır ve sonra süreç kapanır. Vatandaş söylediğinin ne olduğunu bilir ama başına ne geldiğini bilmez. Oysa ‘gerçek katılım’ yalnızca konuşmak değildir. Vatandaş önerisinin sisteme girip girmediğini görebilmeli, hangi birime gönderildiğini takip edebilmeli, kim tarafından değerlendirildiğini öğrenebilmeli, neden kabul veya reddedildiğini bilmeli ve karar verilmişse uygulamanın hangi aşamada olduğunu izleyebilmelidir. Şeffaf Süreç Yönetimi’nin önemli farklarından biri budur. Vatandaşın sisteme katılımı ‘görüş bildirme’ seviyesinde kalmaz, ‘sürecin paydaşı olma’ seviyesine çıkar.
***
Kur’an Nizamı, Adil Düzen ve BüyükAile
Bu üç kavram doğru yere oturtulduğunda ortaya son derece anlaşılır bir yapı çıkar. Kur’an’a dayalı hak ve adalet anlayışı değerleri ve temel ölçüleri ortaya koyar. Adil Düzen bu değerlerden hareket ederek ekonomi, finans, hukuk, eğitim ve devlet düzeni gibi alanlarda bir sistem tasarımı geliştirmeye çalışır. BüyükAile ise bu sistemin toplum içinde nasıl örgütleneceği, vatandaşın nasıl katılacağı ve bütün süreçlerin nasıl denetlenebilir hale geleceği üzerinde durur. Bu ilişkiyi en sade biçimde şöyle ifade etmek mümkündür:
Kur’an Nizamı değerler çerçevesidir, Adil Düzen sistem tasarımıdır, BüyükAile ise uygulama, katılım ve denetim mimarisidir. BüyükAile’nin özgün tarafı da burada başlar. BüyükAile yalnızca “Nasıl bir düzen kurmalıyız?” sorusuna cevap aramaz; bir adım daha ileri gider ve “Kurduğumuz düzenin söylediğimiz gibi çalıştığını nasıl ispatlayacağız?” sorusunu sorar. Şeffaf Süreç Yönetimi işte bu sorunun cevabıdır.
***
Beyana Dayalı Yönetimden Denetlenebilir Yönetime
Eski yönetim anlayışında yöneticinin sözü önemliydi. Yeni dönemde ise söz yetmez; veri, kayıt, süreç ve sonuç gerekir. Çünkü şeffaflık yöneticiyi zayıflatmaz, doğru çalışan yöneticiyi güçlendirir, yanlışı ortaya çıkarır, israfı azaltır, kayırmacılığı zorlaştırır, keyfiliği sınırlar, vatandaşın güvenini artırır. Bu nedenle adalet ile şeffaflık birbirinden ayrı düşünülemez. Adalet hedef olabilir, hak temel ilke olabilir, iyi niyet başlangıç noktası olabilir. Fakat bütün bunları toplum açısından güvenilir hale getirecek olan şey sistemin açık ve denetlenebilir olmasıdır. Bu nedenle iki yaklaşım arasındaki ilişkiyi güçlü biçimde şu cümleler anlatmaktadır: 1) “Adalet bir hedefse, şeffaflık onun ispat mekanizmasıdır.” 2) “Şeffaf Süreç Yönetimi olmadan adalet büyük ölçüde yöneticinin beyanına dayanır.” Şeffaf Süreç Yönetimi ile birlikte adalet, toplumun görebildiği, takip edebildiği, ölçebildiği ve denetleyebildiği bir sürece dönüşür. Sistemin ortaya koyduğu temel dönüşüm budur; iyi yönetildiği söylenen bir sistemden, iyi yönetildiği herkes tarafından görülebilen bir sisteme geçmek. Geleceğin meselesi sadece iyi insan bulmak değil; iyi olmayanın da sistemi bozamayacağı yapılar kurmaktır. Adaletin kalıcı olması ancak böyle mümkündür.