TEHLİKENİN EN SİNSİSİ: GÜRÜLTÜ - 1
“Sayın kamu yöneticisi”

Alt başlıkla milletini, insanı, doğayı seven her duyarlı kişinin aklına vicdanına ulaşacak “kelebeğin kanat etkisine” öykündüm.

Konu, kamunun ve güç sahiplerinin geri dönüşsüz çürümeye sebep olan, kötülüğün sinsi kaynağı olan gürültüye karşı artırıcı, kışkırtıcı, sahipsiz bırakıcı duyarsızlığğı.
Kamu görevlileri neden gürültü illetini çevre ve insan sağlığını, bütünlüğünü bozan negatif kirlilik olarak denetim yapıp, takip etmiyor?!
Genelde konuyu şikayete bağlıyor. Oysa şikayet koruyucu önleyici özelliğini çoktan yitirdi. Cimer’in kapanmadığına şük edelim. Şikayetlerin yoğunluğundan şikayet sahibi doğrudan Cumhur Başkanlığı değil,ilgili Bakanlığa yönlendirdiyor.
Gürültü, gözle görünmediği için mi; yoksa başka sebeplerden dolayı mı arka planda kirlilik görülüyor?!
Oysa bu illettin etkilerinden çok az kimse haberdar ve çok az kimse salim.
Sakin huzur içinde yalıtılmış konutlarında yaşayanlar öngörülmez olarak bu oylumsuzluklarla yüzleşirler. Çünkü, insan sosyal varlık; tıpkı bir dokuma gibi; motiflerimiz farklı olsa da aynı dokuma içineyiz.
*
Artık ülkelerin “gelişmişlik seviyesi” paranın değeri, bireysel eğitimin göstergeleri, teknolojik çıktıların yanında değil önünde; gürültü önleyici düzenleme ve yatırımlarla ölçülüyor. Çünkü doğanın ve sağlıklı insanın değerini sessizlik ortaya çıkarıyor.
Gelişmişlik artık sesizliği önemsiyor: Elektrikli araçlar, sessiz hava alanları, motorsuz şehirler, sessiz ilçeler, yapay zeka ile işleyen karanlık fabrikalar… çoğaldıkça insanlar bireyler kendilerine geliyor; doğru –yanlış ayrımına böylece daha vicdani akılla yaklaşıyor.
*
Gürültüyü hepiniz tanıyorsunuz; tanıştırmama gerek yok: “ O, koynumuzda beslediğimiz yılan.”
*
İstisnasız çoluk- çocuk hepimiz, her gün, her an gürültünün, gürültücülerin tecavüzüne, mobingine, SİSTEMATİK saldırısına uğruyoruz.(1)
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Gürültüyü Sağlığı bozan çevresel stresörler(stres artırıcı) kategorisine alıp, çok açık gösterge ile ortaya koydu:
-Gürültü insanları suça teşvik ediyor,hatta suçu övdürüyor;
-Bireyi suça, suçluya karşı sindiriyor;
-Suçu, suçluyu teşvik ettiriyor;
-İnsanın iradesini her türlü sinsi gerekçeyle bastırıyor.
Bakın konuyu ele alan bilim insanları ne diyor:
“Birçok kaynak, bilgisizce 85 desibel (dB) kadar yüksek seslerin güvenli olduğunu ve "hasara neden olma olasılığının düşük olduğunu" belirtiyor veya ima ediyor.
Bu yanlıştır.
İşitme için kanıta dayalı tek güvenli gürültü seviyesi, şaşırtıcı derecede düşük olan 24 saatlik ortalama 70 dB'lik gürültü maruziyetidir.
Hiperakuzi hastaları bunu başlangıç referans noktası olarak kullanmalı ve birçoğu muhtemelen güvenli gürültü seviyeleri için daha düşük 40 dB desibel seviyelerini bile dikkate almalıdır.”(2)
Gürültü masumiyete atılan “ilk taş”tır.(3) Toplumları güdenler, artık o taşı yaşadığımız her yere yağdırıyor. Etkisinde kalanlar, yağmura dönüşmüş “taşları” kanıksayıp, kendilerine kalkan, şemsiye, kimlik , gösterge yapıyor. Yanı sıra onlar da bulundukları yerleri taşlıyor.
Evet, birbirimizi gürültü ile taşlıyoruz!..
Her türlü “kutlama”, uğurlama, mekan-dükkan açılışı, yük taşıma, ulaşım araçlarının aralıksız bağırtısı, toplu taşıma araçlarında hastalıklı kişilerin ses mobingi, trafikte gürültü artırıcı motor-egzos modifiye rezaleti; kindar, taraftar, yargılayıcı, beddua içerikli zombi müzik çeşitleri.
Bunlar psikolojik olarak zihnin arka planında içsel çaresizlikleri, istekleri, baskı kurma isteğini, çekince ve korkuları başkaları yüksek seslerle dışa vuran tacizleridir. Yoksa kendi işlerini, tercihlerini böyle yaparak ilgisi olmayanlara neye dayatsınlar.
Kamu ne yapıyor; o da geri kalmıyor; bu batıla ayak uyduruyor: duyumun, duyurunun önüne geçen, güdümü artıran yüksek perdeli anonsları tercih ediyor. “Ne söylediğinden çok nasıl söylendiğine dair önemin” ilkesini göz ardı ediyor. Bilginin aslını, nesnesiyle sildiriyor.
*
Gürültünün psikolojiye ve sağlığa olumsuz etkileri sayarak bitmez. Fakat toplum yöneticilerimiz maalesef meydana gelen bireysel yıkımı hafife alıyor. Yasalara belirlen denetim, gözetim, yaptırım işini, şikayete havale ediyor.
Şikayet mi ?! Ne demek olduğunu damdan düşen anlar.
Biliyorsunuz şikayet, takip , denetim, uyarı ve yaptırımların yetersizliğinden kaynaklanır. Dahası şikayet eden, her yönden baskı, sıkıntı adamına, makamına göre linç yer.
Ortalık yerde tükürene “sağlık” dilemek, kalabalıkta milletin yüzüne mendilsiz hapşırana çok yaşa demektir şikayet…
*
Bakın, gürültü tehlikesinin en belirgin etkileri nelermiş:
-Korku, tehlike uyarısı,
-Stres hormonları(kortizol, adrenalin) yükselişi,
-Kalp ritmini artırışı, tansiyon yükseltişi,
-Akıl yürütmeyi engelleyişi: Beynin yürütücü işlevlerinden sorumlu bölgelerinde (prefrontal korteks)performans düşürüyor.
-Dikkat, çalışma belleği zayıflıyor.
-Öğrenme kapasitesi azalıyor.
-Özellikle çocuklarda okuma, öğrenme, bellek performansında belirgin düşüş oluşturuyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 40 dB üzerinde seslerin kalıcı etkilerini özetledi:
-Kronik(kalıcı) yüksek stres seviyesi,
-Kardiyovasküler risk artışı,
-Depresyon oranını artırışı,
-Bilişsel kapasite zayıflaması.(4)
*
“Gürültü topluma atılan,şimdilerde yağdırılan taştır” derken, eski Filistin tarihinde çoban Davut’un fena halde gaza getirildiğini düşünüyorum.
Bence Filistinlilerin kötücül medeniyetine karşı, İsrail kavminin doğal yaşamı koruma anlatısı ters çevrilmiş tarih olması muhtemel.
Medeniyetin temsilci savaşçısı Calut’u(Golyat)öldüren çoban Davut’un “taşı”, günümüzde kime kimlere attırılıyor? (5)
Doğa, medeniyetin muhalifidir. Medeniyet ise her zaman doğal yaşamı talan etmeyi, sömürmeyi, yıkmayı hedefledi.(6)
Gürültü, medeniyetin iç yüzü. Medeniyet her şeyini gürültüye borçlu; sonrası akıl, vicdan ayrılığı; haz benlik kişnemesi.
Sanırsınız medeniyet, sömürü ile besleniyor. Hayır; sömürü zihniyeti bencilliğin, bencillik ise aklın vicdandan ayrılığı, vicdanın bastırılmasının sebeplerin “ilk yanlış iliklenen düğmesi”olan gürültüdür.
Ayrıca gürültü, en eski zamanlardan bu yana bitkileri, hayvanları, insanları korkutmak sindirmek, kaçırmak için kullanıldı. En kaba şeklinden, en ince, sinsi telkin biçimine kadar hala kullanılmaya devam ediyor:
Video , haber, film izlediğimizi sanıyoruz. Oysa, o haberler gürültüsü içindeki telkinler hem haberleriyle, hem telkinleriyle izleyicileri güdüyor. Buna ”kanıksanmış ihanet ile toplumsal intihar” diyebiliriz.
*
Devletler, her yerde ortaya çıkan doğal felaket uyarılarını dikkate alıp Çevre Bakanlıkları kurdu. Yine de kirlilik, bireysel toplumsal nesil çürümesi,hukuksuzluk, ahlaksızlık, istismar,.. azalmıyor, artıyor. Çünkü tehlikenin en sinsi olanını, büyüğünü gürültüyü hafife alıyorlar.
Şimdi,“parası olan sıyırır”, diyenleriniz olacak. Zenginler, kendileri için pahallı koruma alanları, konutları ne kadar inşa ederse etsinler, bu olumsuzluklar mutlaka birikip onlara bulaşacak.
AÇIKLAMALAR :
- Gürültünün sistematik hale dönüşü bireysel toplumsal hukukun göz göre göre bükülmesi;giderek iğfal edilmesidir: Aşağıdan, “bireysel hak”, “kişisel tercih”; yukarıya, “kamusal yarar”,” yüce manfaat”, “varlık sebebi”,.. kadar her düzeyde türetildi. Artık sınır tanımıyor.
(2)Amircan Tinnitus Asssociation /Tinnitus Tuday 2016 Sonbahar);
(3) Araştırma drizgesi : https://hyperacusisresearch.org/links/?gad_source=1&gad_campaignid=1641174167&gbraid=0AAAAADtBewFJ35eWAay7FMB_T_dCXp-sL&gclid=Cj0KCQjwz4LWBhCMARIsAFEG5Mr2Ip_NjtXlPIDezu6FWRqgTDwYisHgL2-tzYGvWIpcNpBcDU_xpJkaAg3zEALw_wcB ;
“Tahmini koklear(iç kulaktaki işitme sini) sinir dejenerasyonu, normal odyogramlara(işitme ses grafiği) sahip bireylerde ses yüksekliğine aşırı duyarlılıkla ilişkilidir”.
Kelly Jahn, Daniel Polley ve diğerleri, The Journal of the Acoustical Society of America, Haziran 2022
(3)Zina yapa kadını İsa peygambere taşlanarak cezalanması için getirenlere,İsa: “Aranızda günahsız olan,ona ilk taşı atsın!”der. kimseden ses çıkmaz. Kalabalıktaki her kes kendi suçunu düşünerek yavaşça dağılır(Yuhanna İncili 8:7)
Ayrıca o talebin nesnesi olan taşın bir çok mecazi anlamı günümüzde yaşıyor. Yine anlatıdaki taş her zaman vicdanlarda nesneden özneye dönüşüyor; ağırlığınca tutan eli amacını sorguluyor.
(4)https://www.researchgate.net/publication/361265844_Estimated_cochlear_neural_degeneration_is_associated_with_loudness_hypersensitivity_in_individuals_with_normal_audiograms
(5) Rivayete göre çoban Davut,yerden beş taş almış. Sapanla atıp yere serdiği dev savaşçı Calut’un ardında dört kardeşi olduğunu gerekirse onları da vuracakmış; bunu önlemek için yere serilen Calut’un kafasını kesmiş. Sonra kavmi onu kral seçmiş.
Medeniyet, doğal yaşam, çoban,savaşçı; sapan, taş, kelle, kral,.. meraklısına ne çok metafor/mecaz var. (Bakara suresi 246-251; Ahd-i Atik/Samuel 7-20, 8-10 ; Resullerin İşleri 13/21 ; Samuel 15/3-28, 31/1-6)
(6)Doğa, insanlığın ortalığı zehirleyip, yakıp yıkarak katlederek yaptıklarından geri dönüşünü sabırla bekliyor. Sonra deprem, yanardağ ateş-kükürt, fırtına- tayfun, şiddetli yağmur taşkın vb ile ortalığı “toparlıyor”.