Özer Ataç
TEHLİKENİN EN SİNSİSİ: GÜRÜLTÜ - 1
4.10.2026
199 Okunma, 0 Yorum

TEHLİKENİN EN SİNSİSİ:  GÜRÜLTÜ  - 1

 

“Sayın kamu yöneticisi”

Alt başlıkla milletini, insanı, doğayı seven her duyarlı kişinin  aklına vicdanına ulaşacak “kelebeğin kanat etkisine” öykündüm.  

Konu, kamunun ve güç sahiplerinin geri dönüşsüz çürümeye sebep olan,  kötülüğün sinsi kaynağı olan gürültüye karşı artırıcı, kışkırtıcı, sahipsiz bırakıcı duyarsızlığğı.

Kamu görevlileri neden gürültü illetini çevre ve insan sağlığını, bütünlüğünü bozan negatif kirlilik  olarak denetim yapıp, takip etmiyor?!  

 

Genelde konuyu şikayete bağlıyor. Oysa şikayet koruyucu önleyici özelliğini çoktan yitirdi. Cimer’in kapanmadığına şük edelim. Şikayetlerin yoğunluğundan şikayet sahibi doğrudan   Cumhur Başkanlığı değil,ilgili  Bakanlığa   yönlendirdiyor.

 

Gürültü, gözle görünmediği için mi; yoksa başka sebeplerden dolayı mı  arka planda kirlilik görülüyor?!

Oysa bu illettin etkilerinden çok az kimse haberdar ve çok az kimse salim.

 

Sakin huzur içinde yalıtılmış konutlarında yaşayanlar öngörülmez olarak bu oylumsuzluklarla yüzleşirler. Çünkü,  insan sosyal varlık; tıpkı bir dokuma gibi; motiflerimiz farklı olsa da aynı dokuma içineyiz.

*

 

Artık ülkelerin  “gelişmişlik seviyesi” paranın değeri, bireysel eğitimin göstergeleri, teknolojik çıktıların yanında değil önünde; gürültü önleyici  düzenleme ve yatırımlarla ölçülüyor. Çünkü doğanın ve sağlıklı insanın değerini sessizlik ortaya çıkarıyor.

 

Gelişmişlik  artık sesizliği önemsiyor: Elektrikli araçlar, sessiz hava alanları,  motorsuz şehirler, sessiz ilçeler, yapay zeka ile işleyen karanlık fabrikalar… çoğaldıkça insanlar bireyler kendilerine geliyor; doğru –yanlış ayrımına böylece daha vicdani akılla yaklaşıyor.

*

Gürültüyü hepiniz tanıyorsunuz; tanıştırmama gerek yok: “ O, koynumuzda beslediğimiz yılan.”

*

 

İstisnasız çoluk- çocuk hepimiz, her gün, her an gürültünün, gürültücülerin tecavüzüne, mobingine, SİSTEMATİK  saldırısına uğruyoruz.(1)

 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)  Gürültüyü Sağlığı bozan çevresel stresörler(stres artırıcı) kategorisine alıp, çok açık gösterge ile ortaya koydu:

 

-Gürültü insanları suça teşvik ediyor,hatta suçu övdürüyor;

 -Bireyi suça, suçluya karşı sindiriyor;

-Suçu, suçluyu teşvik ettiriyor;

-İnsanın iradesini  her türlü sinsi gerekçeyle bastırıyor.

Bakın  konuyu ele alan bilim insanları ne diyor:

“Birçok kaynak,  bilgisizce 85 desibel (dB) kadar yüksek seslerin güvenli olduğunu ve "hasara neden olma olasılığının düşük olduğunu" belirtiyor veya ima ediyor.

Bu yanlıştır.

İşitme için kanıta dayalı tek güvenli gürültü seviyesi, şaşırtıcı derecede düşük olan 24 saatlik ortalama 70 dB'lik gürültü maruziyetidir.

Hiperakuzi hastaları bunu başlangıç ​​referans noktası olarak kullanmalı ve birçoğu muhtemelen güvenli gürültü seviyeleri için daha düşük 40 dB desibel seviyelerini bile dikkate almalıdır.”(2)

 

 

Gürültü masumiyete atılan “ilk taş”tır.(3) Toplumları güdenler,  artık o taşı yaşadığımız her yere yağdırıyor. Etkisinde kalanlar, yağmura dönüşmüş  “taşları” kanıksayıp, kendilerine kalkan, şemsiye, kimlik , gösterge yapıyor. Yanı sıra onlar da  bulundukları yerleri taşlıyor.

 

Evet, birbirimizi gürültü ile  taşlıyoruz!..

 

Her türlü “kutlama”, uğurlama,  mekan-dükkan  açılışı, yük taşıma, ulaşım araçlarının aralıksız bağırtısı, toplu taşıma araçlarında hastalıklı kişilerin ses mobingi,  trafikte gürültü artırıcı motor-egzos modifiye rezaleti;  kindar, taraftar, yargılayıcı, beddua içerikli zombi müzik çeşitleri.

 

Bunlar psikolojik olarak zihnin arka planında içsel çaresizlikleri, istekleri, baskı kurma isteğini, çekince ve korkuları başkaları yüksek seslerle   dışa vuran tacizleridir. Yoksa kendi işlerini, tercihlerini böyle yaparak ilgisi olmayanlara  neye dayatsınlar.

 

Kamu ne yapıyor; o da  geri kalmıyor;  bu batıla  ayak uyduruyor: duyumun, duyurunun önüne geçen, güdümü artıran yüksek perdeli anonsları tercih ediyor. “Ne söylediğinden çok nasıl söylendiğine dair önemin” ilkesini göz ardı ediyor. Bilginin aslını, nesnesiyle sildiriyor.

*

 

Gürültünün psikolojiye ve sağlığa olumsuz   etkileri sayarak bitmez. Fakat toplum yöneticilerimiz maalesef meydana gelen bireysel yıkımı hafife alıyor. Yasalara belirlen denetim, gözetim, yaptırım  işini,  şikayete havale ediyor.

 

Şikayet mi ?!  Ne demek olduğunu damdan düşen anlar.

 

Biliyorsunuz şikayet,  takip , denetim, uyarı ve yaptırımların yetersizliğinden kaynaklanır. Dahası şikayet eden, her yönden baskı, sıkıntı adamına, makamına  göre linç yer.

 

Ortalık yerde tükürene “sağlık” dilemek, kalabalıkta milletin yüzüne mendilsiz hapşırana çok yaşa demektir şikayet…

*

 

 

Bakın, gürültü tehlikesinin en belirgin etkileri nelermiş:

 

-Korku, tehlike uyarısı,

-Stres hormonları(kortizol, adrenalin) yükselişi,

-Kalp ritmini artırışı, tansiyon yükseltişi,

-Akıl yürütmeyi engelleyişi: Beynin yürütücü işlevlerinden sorumlu bölgelerinde (prefrontal korteks)performans düşürüyor.

-Dikkat, çalışma belleği  zayıflıyor.

-Öğrenme kapasitesi azalıyor.

-Özellikle çocuklarda okuma, öğrenme, bellek performansında belirgin düşüş oluşturuyor.

 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 40 dB üzerinde seslerin kalıcı etkilerini özetledi:

 

-Kronik(kalıcı) yüksek stres seviyesi,

-Kardiyovasküler risk artışı,

-Depresyon oranını artırışı,

-Bilişsel kapasite zayıflaması.(4)

*

 

“Gürültü topluma atılan,şimdilerde yağdırılan taştır” derken, eski Filistin tarihinde çoban Davut’un fena halde  gaza getirildiğini düşünüyorum.

 

Bence Filistinlilerin  kötücül medeniyetine karşı,  İsrail kavminin doğal yaşamı koruma anlatısı  ters çevrilmiş tarih olması muhtemel.  

 

Medeniyetin temsilci savaşçısı  Calut’u(Golyat)öldüren  çoban Davut’un “taşı”,  günümüzde  kime kimlere  attırılıyor? (5)

 

Doğa,  medeniyetin muhalifidir. Medeniyet ise  her zaman doğal yaşamı   talan etmeyi,  sömürmeyi, yıkmayı   hedefledi.(6)

 

 

Gürültü, medeniyetin iç yüzü. Medeniyet her şeyini  gürültüye borçlu; sonrası  akıl, vicdan ayrılığı; haz benlik kişnemesi.

 

Sanırsınız  medeniyet, sömürü ile besleniyor. Hayır;  sömürü zihniyeti bencilliğin, bencillik ise   aklın vicdandan ayrılığı, vicdanın bastırılmasının sebeplerin “ilk yanlış iliklenen düğmesi”olan  gürültüdür.  

 

Ayrıca gürültü,   en eski zamanlardan bu yana bitkileri, hayvanları, insanları korkutmak sindirmek, kaçırmak için kullanıldı.  En kaba şeklinden, en ince, sinsi telkin  biçimine kadar hala kullanılmaya devam ediyor:

 

Video , haber, film izlediğimizi sanıyoruz. Oysa, o haberler gürültüsü  içindeki telkinler hem haberleriyle, hem telkinleriyle izleyicileri  güdüyor. Buna ”kanıksanmış ihanet ile toplumsal intihar” diyebiliriz.  

*

 

Devletler, her yerde ortaya çıkan doğal felaket  uyarılarını dikkate alıp Çevre Bakanlıkları kurdu.  Yine de kirlilik, bireysel toplumsal nesil çürümesi,hukuksuzluk,  ahlaksızlık, istismar,.. azalmıyor, artıyor.  Çünkü tehlikenin en sinsi olanını, büyüğünü gürültüyü hafife alıyorlar.  

 

Şimdi,“parası olan sıyırır”, diyenleriniz olacak.  Zenginler, kendileri için pahallı koruma alanları, konutları  ne kadar inşa ederse etsinler,  bu olumsuzluklar mutlaka birikip onlara   bulaşacak.

 

AÇIKLAMALAR :

 

  1. Gürültünün sistematik hale dönüşü bireysel toplumsal hukukun göz göre göre bükülmesi;giderek iğfal edilmesidir:  Aşağıdan, “bireysel hak”, “kişisel tercih”; yukarıya,  “kamusal yarar”,” yüce manfaat”, “varlık sebebi”,.. kadar her düzeyde türetildi. Artık sınır tanımıyor.    

 

(2)Amircan Tinnitus Asssociation /Tinnitus Tuday 2016 Sonbahar);

 

(3) Araştırma drizgesi : https://hyperacusisresearch.org/links/?gad_source=1&gad_campaignid=1641174167&gbraid=0AAAAADtBewFJ35eWAay7FMB_T_dCXp-sL&gclid=Cj0KCQjwz4LWBhCMARIsAFEG5Mr2Ip_NjtXlPIDezu6FWRqgTDwYisHgL2-tzYGvWIpcNpBcDU_xpJkaAg3zEALw_wcB ;

 

“Tahmini koklear(iç kulaktaki işitme sini) sinir dejenerasyonu, normal odyogramlara(işitme ses grafiği) sahip bireylerde ses yüksekliğine aşırı duyarlılıkla ilişkilidir”.
Kelly Jahn, Daniel Polley ve diğerleri, The Journal of the Acoustical Society of America, Haziran 2022

 

 

 

(3)Zina yapa kadını  İsa peygambere taşlanarak cezalanması için getirenlere,İsa: “Aranızda günahsız olan,ona ilk taşı atsın!”der. kimseden ses çıkmaz. Kalabalıktaki her kes kendi suçunu düşünerek yavaşça dağılır(Yuhanna İncili 8:7)

Ayrıca  o talebin nesnesi olan taşın bir çok mecazi anlamı günümüzde yaşıyor. Yine  anlatıdaki taş her zaman vicdanlarda nesneden özneye dönüşüyor;  ağırlığınca tutan eli amacını sorguluyor.  

 

 

(4)https://www.researchgate.net/publication/361265844_Estimated_cochlear_neural_degeneration_is_associated_with_loudness_hypersensitivity_in_individuals_with_normal_audiograms

 

(5) Rivayete göre çoban Davut,yerden beş taş almış. Sapanla atıp yere serdiği dev savaşçı Calut’un ardında   dört kardeşi olduğunu gerekirse  onları da vuracakmış; bunu önlemek için  yere serilen Calut’un kafasını kesmiş. Sonra kavmi onu kral seçmiş.

 

Medeniyet, doğal yaşam, çoban,savaşçı; sapan, taş, kelle,  kral,.. meraklısına ne çok metafor/mecaz var.  (Bakara suresi 246-251; Ahd-i Atik/Samuel 7-20, 8-10 ; Resullerin İşleri 13/21 ; Samuel 15/3-28, 31/1-6)  

 

(6)Doğa,  insanlığın  ortalığı zehirleyip, yakıp yıkarak katlederek yaptıklarından geri dönüşünü sabırla bekliyor. Sonra deprem, yanardağ ateş-kükürt, fırtına- tayfun, şiddetli yağmur taşkın vb ile ortalığı “toparlıyor”.

 

 

 






Son Eklenen Makaleler
Özer Ataç
TEHLİKENİN EN SİNSİSİ: GÜRÜLTÜ - 1
4.10.2026 199 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Musa’yı Denizden Kurtaran Kimdi?
4.10.2026 13 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsanlık Dünyasına Bir Çağrı
4.10.2026 14 Okunma
Reşat Nuri Erol
Jeoekonomi Enstitüsü’nün Pratik Çözüm Seti
4.10.2026 474 Okunma
1 Yorum 04.10.2026 10:17
Reşat Nuri Erol
İJE'nin teşhisi: Birbirini güçlendiren dört kriz
3.10.2026 744 Okunma
1 Yorum 03.10.2026 06:50
ZEKİ ALTUBOĞA
HEVALTIYA JI DIL BEŞA YEKEM: MIROV TENÊ JI BO XWE DIJÎ?
2.10.2026 364 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
HEVALTÎYA JIDIL BEŞA 1: MIROV TENÊ JI BO XWE DIJÎ? MAD
2.10.2026 100 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
HEVALTIYA JIDIL BEŞA I — GELO MIROV TENÊ JI BO XWE DIJ
2.10.2026 83 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
HEVALTIYA JIDIL BEȘA I MADDE: JI HEVALAN BER BI GEL V
2.10.2026 79 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA I — MADDEYA 12. ENCAMA MEZIN A HEVALTIYA JIDIL E
2.10.2026 74 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
11. MADDE: AZADÎYA SÎNORÊ GÎŞTÎ Azadî, Maf, Xwedîgotin
2.10.2026 68 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
NEBE NABE!: MIROVÊ YEKEMIN DI PÊWÎSTÎYA CİVAKÎ DE Miro
2.10.2026 69 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
ASÎMÎLASYON, DESTHILATÎ Û GUHERÎNA CIVAKÎ Destpêk û Ça
2.10.2026 115 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA IV XETÊN BERXWEDANÊ, XWESERIYA PARASTINÊ Û DÎTINA
2.10.2026 79 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA VI HILBERÎNA HEVPAR Û JIYANA EKOLOJÎK Kooperatîf
2.10.2026 68 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
NEBE NABE!: MIROVÊ YEKEMIN DI PÊWÎSTÎYA CİVAKÎ DE Miro
2.10.2026 63 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an nizamı, fon vurgunu ve bir çözüm önerisi
2.10.2026 704 Okunma
1 Yorum 02.10.2026 09:50
Hüseyin Bağdatlı
HEDEF; ERDOĞAN ÜZERİNDEN İSLAMDIR
2.10.2026 153 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
FON VURGUNU,HAYIRLI ŞERDİR
1.10.2026 173 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı ve ‘Fon vurgunu’ sistemin iflası
30.09.2026 889 Okunma
1 Yorum 30.09.2026 10:00
Hüseyin Bağdatlı
DÜNYA TEK DEVLET OLACAK
30.09.2026 161 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-280; “Küfürde yarışıyor olanlar”
28.09.2026 1044 Okunma
1 Yorum 28.09.2026 12:40
Hüseyin Bağdatlı
FON SORUŞTURMALARININ ARKASINDAKİ GERÇEKLER
27.09.2026 226 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
HAYALET CUMHURBAŞKANI
27.09.2026 232 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-279; “Seni mahzun etmesin…”
27.09.2026 1015 Okunma
1 Yorum 27.09.2026 09:49
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-278; “Yâ eyyühe’r-rasûlü…”
26.09.2026 942 Okunma
1 Yorum 26.09.2026 07:57
Reşat Nuri Erol
Burhan Özfatura’nın vefatı ve en son köşe yazısı
25.09.2026 1113 Okunma
1 Yorum 25.09.2026 10:54
Reşat Nuri Erol
‘Aşmanın Sanatı’ yani bir şeylerin esiri olmamak
24.09.2026 1081 Okunma
1 Yorum 24.09.2026 07:40
Reşat Nuri Erol
KUR’AN NİZAMININ ÖNGÖRDÜĞÜ TOPLUM
23.09.2026 1104 Okunma
1 Yorum 23.09.2026 12:13
Hüseyin Bağdatlı
ALPERENLERİN VEBALİ
23.09.2026 277 Okunma
Reşat Nuri Erol
Söz Konusu Bu Üç Model Bize Ne Söylüyor?
22.09.2026 965 Okunma
1 Yorum 22.09.2026 09:56
Reşat Nuri Erol
İyi İnsan Beklemek Yerine İyi Sistem Kurmak
21.09.2026 1009 Okunma
1 Yorum 21.09.2026 11:45
Hüseyin Bağdatlı
KALP GÖZÜ İLE BAKMAK
21.09.2026 255 Okunma
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen: Para Kadar Mekanizma da Önemli
20.09.2026 1118 Okunma
1 Yorum 20.09.2026 07:32
Hüseyin Bağdatlı
DAMAT BERAT SAHADA
19.09.2026 359 Okunma
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen: Ekonomiden Sisteme Üç Yaklaşım
19.09.2026 1197 Okunma
1 Yorum 19.09.2026 08:57
Hüseyin Bağdatlı
MAZOTUN YÜZGÖRÜMÜ
18.09.2026 270 Okunma
Reşat Nuri Erol
Adil Ekonomik Düzen İstanbul Çalışmaları…
18.09.2026 1203 Okunma
1 Yorum 18.09.2026 07:56
Hüseyin Bağdatlı
FİKİR HIRSIZLIĞI HARAMDIR
17.09.2026 259 Okunma
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-4
17.09.2026 1097 Okunma
1 Yorum 17.09.2026 09:08
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-3
16.09.2026 1300 Okunma
1 Yorum 16.09.2026 08:13
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-2
15.09.2026 1163 Okunma
1 Yorum 15.09.2026 10:30
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-1
14.09.2026 1247 Okunma
1 Yorum 14.09.2026 07:29
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ - 16
13.09.2026 1078 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-277; Dilin özellikleri vardır...
13.09.2026 1238 Okunma
1 Yorum 13.09.2026 11:28
Hüseyin Bağdatlı
ÇARE: AR-GE SEMTLERİ
11.09.2026 294 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-276; ‘Ve Allah her şeye kadirdir’
11.09.2026 1207 Okunma
1 Yorum 11.09.2026 08:59
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-275; “Dilediğini ta’zib eder…”
10.09.2026 1231 Okunma
1 Yorum 10.09.2026 09:57
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-274; “E lem ta’lem?” (Maide 40)
9.09.2026 1273 Okunma
1 Yorum 09.09.2026 07:18
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-273; “Allah gafurdur rahimdir”
8.09.2026 1318 Okunma
1 Yorum 08.09.2026 07:27


© 2026 - Akevler