Enerji meselesi ve bor madeni
1115 Okunma, 0 Yorum
Reşat Nuri Erol - Milli Gazete
Ilker Ardic

Konu "Enerji Meselesi" olur da, şehir efsanesi gibi hep rivayet edildiği üzere "Türkiye'nin petrol denizi üzerinde bulunduğu" söylemi hatırlanmasa olur mu? Olmaz! Romanya'da var, Rusya'da var, Azerbaycan'da var, İran'da var, Irak'ta var, diğer Arap ülkelerinde var ama, Türkiye'de "petrol" yok! Bu nasıl olabilir?

[Bu yazının yazıldığı gün, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, mayınlı arazinin de içinde yer aldığı Türkiye-Suriye sınırındaki alanda, toplam 556,3 milyon varillik petrol rezervi bulunduğunu bildirdi...]

Bu soru, bu "petrol sorusu" hep soruldu; bundan sonra da sorulacaktır... Petrol tükeninceye veya dönemi bitinceye kadar sorulacaktır... Sonuç olarak Türkiye'de "petrol" var, ama yok! Peki, "petrol" yok(!) da başka bir şey var mı? Var!

Alternatif olarak "bor madeni" var; hem de çok çok var! Son bulunan bor rezervleri sayesinde, Türkiye'de bütün dünyaya beş bin yıl yetecek kadar "bor madeni" var. Dünya bor madeni rezervinin yüzde 70'i Türkiye'de...

***

Türkiye'de petrole alternatif olabilecek bu kadar bol miktarda bor madeni var da; biz onu ne kadar biliyor ve ne kadar değerlendiriyoruz? Soruyu biraz daha genişleterek şöyle soralım: Bor nedir, nerelerde bulunur, ne şekilde kullanılır, ne kadar önemlidir ve Türkiye bu madeni ne kadar iyi bir şekilde değerlendirebilmektedir?

Bu ve benzeri sorular çerçevesinde bor madenini daha yakından tanıyalım.

Bor sert bir yapıya sahip, dayanıklı ve siyahımsı kahverengindeki bir madendir, doğada saf halde bulunmaz. Oksijenle birleşmiş olarak borikasit, boraks, kolemanit ve kernit gibi tuzlar halinde bulunmaktadır. Tuz haliyle bulunması nedeniyle de topraktan çıkarıldığında beyaz görülür. Türkiye'de Balıkesir, Bursa, Kütahya ve Eskişehir'de çıkarılmaktadır. Dünyada ise ABD, Rusya, Çin, Kazakistan, Arjantin, Bolivya, Peru ve Şili ülkelerinde bulunmaktadır. Görüldüğü üzere dünyada 9 ülkede bor madeni bulunmakta, ancak Türkiye yüzde 70'lik oran ile diğer ülkelerin tamamından daha fazla bor madeni yataklarına sahip olmaktadır.

Bor madeninin kullanıldığı çok sayıda alan vardır. Bordan, tarım alanında bitkilere besin maddesi üretiminde, dayanıklı bina yapımında, temizlik sektöründe, ahşabın korunmasında, ısıya dayanıklı giysi üretiminde, araçlar için antifriz üretiminde, atık temizleme alanında, fotoğrafçılıkta, patlayıcı madde üretiminde, pek çok elektronik cihazda, roket yakıtı üretiminde ve kanser tedavilerinde yararlanılmaktadır.

***

"Bor madeni"nin en ilgi çekici kullanım alanı, bor ile üretilen "hücre yakıtları"dır. Hücre yakıtları, bor madeni katkısı ile üretilen yakıtlardır. Bu yakıtın ulaşım araçlarında kullanılması sayesinde petrole olan bağımlılığın azaltılması ve çevre kirliliğinin önüne geçilmesi düşünülmektedir. Bu alanda çalışmalar sürmektedir. Türkiye için bu projenin bir başka önemli yanı, bu proje sayesinde Türkiye'deki bor madenin değerinin artacağı ve Türkiye'nin bundan büyük kazanç sağlayacağı düşüncesidir.

Bor madeni 250 kadar kullanım alanı ile ekonomik açıdan çok önemli bir madendir. Bundan dolayı Türkiye'nin bor madeni konusunda düşünüp proje hazırlarken yoğunlaşacağı alan, bu kadar geniş kullanım alanına sahip olan bu madenin nasıl en iyi şekilde değerlendirilebileceği olmalıdır.

Velhasıl, bor madeni, deterjandan uzay mekiğine ve petrole alternatif olabilecek yakıt olmaya kadar, pek çok alanda kullanılabilen ve sık sık Türkiye'nin gündemini meşgul eden madendir. Üzerine zaman zaman birçok tartışma yapılmıştır, bundan sonra da yapılacaktır. Ancak, yine de "bor madeni" hakkında çok az şey bilinir ve bugüne kadar özellikle ülkemizde bor için yapılanlar son derece yetersizdir.

 

 

Yorum:   Öncelikle Bor konusundaki yazıdan dolayı Reşat Bey'e teşekkür ederim. Bor özellikle daha çok üstünde durmamız gereken bir husus 1 hafta kadar önce bir sohbette Lütfi Hocamın'da dedidiği gibi bir an evvel çıkartılmalı yoksa onun yerine başka bir maden geçer ondan sonra arkasından çok bakarız dururuz.

 

Ilker Ardic






Sayı: 12 | Tarih: 30.08.2009
Abdullah Büyük
Kalpten kalbe yol var
2134 Okunma
Sedat Aksakal
Ahmet Hakan
Yine yeşillendi fındık dalları
1465 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Şevket Eygi
Medâris-i İslâmiye
1323 Okunma
Emine Hocaoğlu
Yılmaz Özdil
Kırmızı plaka
1190 Okunma
1 Yorum
Leyla Okta
Nazlı Ilıcak
Sanatçılar ve açılım
1123 Okunma
1 Yorum
Fatma Karuç
Hasan Cemal
Kürt Sorununu Çözen Bir Türkiye Havalanır, Uçar Di
1120 Okunma
Ömer Faruk Koru
Reşat Nuri Erol
Enerji meselesi ve bor madeni
1115 Okunma
Ilker Ardic
Hayrettin Karaman
Kimliğimizin manevi unsurları
1109 Okunma
Hilmi Altın
Ahmet Altan
Canınızı sıkmayın
1093 Okunma
Özer Ataç
Toktamış Ateş
Kürt Açılımı (3)
1090 Okunma
Osman Eskicioğlu
Mahir Kaynak
Pazarlık var mı?
1057 Okunma
Süleyman Karagülle
Fikret Bila
Açılımda Yeni Yaklaşımlar
1045 Okunma
Harun Özdemir
Nihal Bengisu Karaca
Yol haritasını Hülya Avşar çizsin
1044 Okunma
Hakan Kandal
Bekir Berat Özipek
Bakın Şu “Yugoslavya”dan Söz Edene!
1033 Okunma
Bünyamin Demir
Ruşen Çakır
Türk’ün Türk’e açılımı
1023 Okunma
Tayibet Erzen
Mehmet Altan
Amerika Dalan’a neden vize vermedi?
1020 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Mümtazer Türköne
Açılımdan vazgeçsek!
1010 Okunma
Arif Ersoy
Ahmet Taşgetiren
30 günlük kişilik diyeti
984 Okunma
Zübeyir Erol
Zülfü Livaneli
Bu ülke “yaşa!” ve “kahrol!” dışında düşünemez mi?
979 Okunma
Ali Bülent Dilek
Cengiz Çandar
Kürtleri Kürt olarak yaşatmak sorunu...
969 Okunma
Ekrem Fildişi
Can Ataklı
Bundan sonrası karışık
943 Okunma
Mesut Karaaytu