Bu ülke “yaşa!” ve “kahrol!” dışında düşünemez mi?
839 Okunma, 0 Yorum
Zülfü Livaneli - Vatan
Ali Bülent Dilek

 

Bu ülke “yaşa!” ve “kahrol!” dışında düşünemez mi?

26.08.2009

Yedi senedir “AKP toplumu dönüştürüyor, ülkeyi dinci bir diktaya götürüyor!” diye yazıyorsunuz.

Yaşa ve kahrol sesleri duyuluyor.

Sonra “Bu ülke daha fazla kanamaya devam edemez. Bir çözüm arayışı varsa diyalog kurulmalı, konuşulmalı! Aslında bu işi sol parti yapmalı” diyorsunuz.

Yine karışık yaşa ve kahrol sesleri duyuluyor.

***



Bu ülkede hayatım boyunca kendimi anlatma güçlüğü çektim.

Belki de bu yüzden bu kadar çok beste, kitap, yazı, film konuşma çıktı ortaya.

Her aracı kullanarak düşüncelerimi kitleye anlatmaya çalıştım.

Çünkü insanların beni sevmesi, sevmemesi, eleştirmesi ya da beğenmesi bir yana, doğru anlaşılmak ihtiyacındayım.

Bana söylemediğim şeyleri mal etmesinler de ister beğensinler, ister beğenmesinler.

Bu koca toplumda herkes bana hak verecek, herkes beni sevecek diye bir ham hayal peşine düşemem.

***



Bunun nedeni Türkiye’nin kamplaşmış olması.

Nasıl insanların Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş aidiyeti varsa ve bu aidiyet tek kelimeyle ya da sloganla anlaşılabilirse, siyasette de aynı anlayış hâkim.

İstiyorlar ki bir jest, bir söz ve bir sloganla siyasi kampını belirt.

Bunu göremeyince kafalar karışıyor.

İyi ama bu kadar karmaşık bir ülkede her şeyi siyah beyaza indirgerseniz, “düşünmek” denilen kutsal uğraşı nasıl başaracaksınız.

Övgü ve küfür arasına sıkışmış bir dünyada analiz olur mu?

Olmaz elbette.

***



Bu yüzden kamplaşma tuzağının dışında kalmaya çalışan benim gibi bağımsız kafalar, sürekli olarak kendilerini anlatma derdiyle karşı karşıya kalıyorlar.

Oysa makul diye de bir şey var değil mi bu dünyada.

Mesela şöyle diyorsunuz:

“Ergenekon’da gerçekten katiller, darbeciler, faşistler var. Bunlar hesap versin!”

Kimi yaşa diyor kimi kahrol.

Sonra şunu ekliyorsunuz :

“Ama bu dava Türkiye’deki birçok eski dava gibi iktidar karşıtlarını ezmek için de kullanılmasın. İnsan haklarına riayet edilsin.”

Bu sefer roller değişiyor ama yine yaşa ve kahrol duyuyorsunuz.

***



Bu nedir arkadaşlar?

Kamplaşa kamplaşa birbirimizi boğazlayacak hale mi geleceğiz?

Durmadan sloganlarla mı konuşacağız.

Türkan Saylan’ın ardından şiir yazan ben.

Demokratik açılım varsa konuşulmalı çünkü kan dökülüyor diyen de ben.

Ve slogancılığı bildiğim için şu cümleyi de ekleyerek: “AKP’nin karşısındayım ve karşısında olmaya devam edeceğim ama benim fikirlerimi başkası söyledi diye fikirlerimden vazgeçemem!”

Bu iki tavır tutarlıdır ve birbirinin devamıdır. Ama tribün sloganı değildir elbette.

Not: Dünkü yazımda Hz. Ali’nin bir sözünü Hz. Muhammed’e mal etmişim. Aslında ben de Hz. Ali olarak biliyordum ama internette yaptığım aramalarda karşıma başka bir sonuç çıktı. Demek ki internet aramaları yeterli olmuyor. Özür dileyerek düzeltiyorum. Sözün aslı “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” ve Hz. Ali’ye ait.


Yorum:

Birbirimizi okumuyoruz.Basın organları kamplaşmış.Yazarlar bağımsız değil.

Yazarların çoğu patronlara göre  yazılar yazıyor.Patronsuz basın organları kurulmadıkça

yani yazarlar örgütlenmedikçe  halkı kamplaştırmaya devam ederler.Ve batılılar uzaya

giderler biz ise  asgari güvenliklerimizi sağlayamadan cehennem hayatı sürmeye devam ederiz.Kendimiz müslümanız cennete sadece biz gideceğiz diye inandığımız halde…

Çözüm  ise  çoklu basın çalışanları kooperatifleri kurup bağımsızlığımızı kazanmak.

Bakınız;  adildüzen seminerleri 109 ve 110.seminerler.

 

Ali Bülent Dilek






Sayı: 12 | Tarih: 30.08.2009
Abdullah Büyük
Kalpten kalbe yol var
1921 Okunma
Sedat Aksakal
Ahmet Hakan
Yine yeşillendi fındık dalları
1325 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Şevket Eygi
Medâris-i İslâmiye
1135 Okunma
Emine Hocaoğlu
Hayrettin Karaman
Kimliğimizin manevi unsurları
980 Okunma
Hilmi Altın
Reşat Nuri Erol
Enerji meselesi ve bor madeni
971 Okunma
Ilker Ardic
Yılmaz Özdil
Kırmızı plaka
968 Okunma
1 Yorum
Leyla Okta
Nazlı Ilıcak
Sanatçılar ve açılım
961 Okunma
1 Yorum
Fatma Karuç
Hasan Cemal
Kürt Sorununu Çözen Bir Türkiye Havalanır, Uçar Di
952 Okunma
Ömer Faruk Koru
Ahmet Altan
Canınızı sıkmayın
911 Okunma
Özer Ataç
Toktamış Ateş
Kürt Açılımı (3)
898 Okunma
Osman Eskicioğlu
Fikret Bila
Açılımda Yeni Yaklaşımlar
897 Okunma
Harun Özdemir
Mahir Kaynak
Pazarlık var mı?
886 Okunma
Süleyman Karagülle
Ruşen Çakır
Türk’ün Türk’e açılımı
873 Okunma
Tayibet Erzen
Mehmet Altan
Amerika Dalan’a neden vize vermedi?
871 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Nihal Bengisu Karaca
Yol haritasını Hülya Avşar çizsin
865 Okunma
Hakan Kandal
Bekir Berat Özipek
Bakın Şu “Yugoslavya”dan Söz Edene!
860 Okunma
Bünyamin Demir
Ahmet Taşgetiren
30 günlük kişilik diyeti
844 Okunma
Zübeyir Erol
Zülfü Livaneli
Bu ülke “yaşa!” ve “kahrol!” dışında düşünemez mi?
839 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mümtazer Türköne
Açılımdan vazgeçsek!
828 Okunma
Arif Ersoy
Cengiz Çandar
Kürtleri Kürt olarak yaşatmak sorunu...
827 Okunma
Ekrem Fildişi
Can Ataklı
Bundan sonrası karışık
801 Okunma
Mesut Karaaytu