Açılımda Yeni Yaklaşımlar
898 Okunma, 0 Yorum
Fikret Bila - Milliyet
Harun Özdemir

 

 

Fikret BİLA – Milliyet Gazetesi                                 30.08.2009

 

 

Açılımda Yeni Yaklaşımlar

 

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son günlerde yaptığı açıklamalar, hükümetin başlattığı “Kürt açılımı” sürecinde yeni bir aşamaya gelindiğini gösteriyor. Erdoğan’ın Ulusa Sesleniş konuşması, bir gün sonra NATO Genel Sekreteri Rasmussen’e verdiği iftar yemeğindeki sözleri söylem ve içerikte yeni bir yaklaşıma işaret ediyor. Söylem ve içerikteki yeni yaklaşım, süreci de yeni bir mecraya sokabilir.
Erdoğan’ın son günlerde yaptığı konuşmalardan şu sonuçları çıkarmak mümkün:

Yeni yaklaşım
1- Başbakan Erdoğan, “Kürt açılımı” konusunda başlangıca göre yeni söyleme geçti. Açılımın çerçevesini Anayasa’nın 3. maddesindeki hükme uygun biçimde “ülkesi ve milletiyle bölünmez bütün”, “üniter devlet” ve “tek millet” çerçevesine oturttu. Erdoğan’ın bu çerçeveyi kalın çizgilerle belirlemesinde, muhalefet liderleri Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli ile son olarak Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un açıklamalarının etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Sürecin yönetimi Erdoğan’da
2- Başbakan Erdoğan Ulusa Sesleniş konuşmasıyla, söz konusu sürecin yönetimini bizzat ele aldığı izlenimi verdi. Daha önce İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın yürüttüğü temas sürecinin tamamlandığı ve tamamlanmak üzere olduğu, bundan sonraki aşamayı Erdoğan’ın yöneteceği söylenebilir.

Türkiye’nin tamamı değiliz’
3- Başbakan Erdoğan, sürecin başlangıcında DTP lideri Ahmet Türk’le görüşmüş, ancak CHP ve MHP ile teması İçişleri Bakanı’na bırakmıştı. CHP ve MHP’nin izlenen yöntem, kullanılan söylem ve belirsizlik üzerine inşa ettiği muhalefet ile iktidar sözcülerinin giderek sertleşen çıkışları liderler arası diyaloğu olanaksız hale getirmişti. İktidar, muhalefet katılmasa da açılımı sürdüreceğini vurguluyordu. Oysa Başbakan Erdoğan son konuşmalarında biz Türkiye’nin tamamı değiliz, çerçeveyi biz çizelim diye bir dayatmamız yok, herkesi katkı vermeye çağırıyoruz, diyerek, “Biz ne dersek o olur” yerine, muhalefetle diyaloğa açık bir pozisyona geçti. Çerçeveyi birlikte çizme çağrısında bulundu.

Millet vurgusu
4- Erdoğan’ın bu süreçte en çok eleştirildiği konu millet vurgusu yapmamasıydı. Erdoğan, hem Ulusa Sesleniş’te hem de diğer konuşmalarında “tek millet” vurgusu yapmaya başladı. “Kürt açılımı” söyleminden “demokratik açılım” söylemine, oradan da “Milli Birlik Projesi” söylemine geçti.

Açılım kararlılığı
5- Erdoğan, açılımın partisine oy kaybettirebileceğini de belirterek, bu süreçten dönmeyeceklerini vurguladı. Hatta bu vurgu içinde “Yaşam bir risktir” diyerek, kişisel riski de üstlenecek kadar, kararlı olduğu mesajını verdi.
Başbakan’ın, açılımın çerçevesini üniter yapı-tek millet anlayışıyla belirlemiş olması ve muhalefete dönük diyaloğa açık söylemi, sürecin yeni bir anlayışla ve yeniden başlatıldığı biçiminde yorumlanabilir.  

 

 

Yorum        :

 

 

Açılımda Neden Yenir Bir Şey Yok

 

Açılımda yeni şeylerin olmasını en çok isteyenlerdenim.

 

Ne yazık ki, nafile bir bekleyiş benimkisi.

 

Hala en çok merak edilen konu Apo’nun ne söyleyeceği!

 

Ve hangi parti başkanının diğerine nezaket sınırların zorlayan yanıtları...

 

İlgi görenler bu ve benzeri konuşmalar.

 

 

Tartışma “Nasıl bir yöntem” yerine; protokolün doğru uygulanıp uygulanmadığı yönünde yapıldı.

 

İddia ediyoruz;

-PKK’nın yarattığı sorun T:C.nin yaşadığı en büyük siyasal krizdir.

-Bunun sorunun çözümü de sadece Türkiye’nin iç sorununun çözümü olmayacaktır.

 

Çözmeyi başarsak da, en kötü senaryo da gündeme gelse, bugünlerde alacağımız kararlar, tüm dünyada uzun yıllar model oluşturacak bir gelişme olacaktır.

 

Dünyanın yakından izlediği bu süreç, maalesef ki, kötü başladı, kötü de yönetiliyor. Görüldüğü gibi yöntem olarak uygulanan model, ilköğretim düzeyinde bir zeka değeri bile taşımıyor.

Bu parlak gelişmeden hem hükümet, hem de partiler rahatlıkla övünebilirler. Bu şeref hepsine yeter.

 

25 yıldır yoğun bir şekilde yaşanan bir siyasal kriz üzerine neden

 

-Partiler, üniversiteler, araştırma merkezleri, aydınlar, odalar ve borsalar, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları görüşlerini deklare etmezler,

 

-%5 oy almış partilerin oyları oranında seçtiği akademisyenler grubu, deklere edilmiş çözüm önerilerini “uzlaşılan” ve “farklı görüşler” şeklinde iki başlık altında Hükümete sunmazlar,

        

-Hükümet de uzlaşılan ve farklı görüşleri Bakanlar Kurulu ve MGK gibi Anayasal Kuruluşlarla istişare ettikten ve son şeklini verdikten sonra Başbakan tarafından Parti başkanlarıyla müzakereye başlamaz ve son olarak

        

-Uzlaşılan çözüm önerileri Meclis gündemine alınmaz.

 

Dikkat edilecek olursa gündemi en çok işgal eden Apo’nun ne diyeceği konusuna sanki hiç değinmedik gibi.

 

Ayrıca Doğu ve Güneydoğu’nun etkin kişilerinin ne düşündüğünün hiç mi önemi yok, denecek olursa;

        

         -Yukarıda görüşlerini deklare etmesini istediğimiz kurum, kuruluş ve kişilerin Türkmen, Kürt, Arap, Çerkez… liğini hiç tartışmadık. Buna göre Apo’nun çözüm olarak önereceklerini DTP gibi partiler önerebileceği gibi “aydın” ve birçok vatandaş, basın – yayın yoluyla kendini ifade edebilir.

 

         Hala görüşünü yayımlayacak bir yer bulamayanlar için de bir öneride bulunmamız gerekecektir. Çünkü sorunun ve çözümün ciddiyeti onu gerektirmektedir:

 

         -Görüş deklere eden kişi, kurum ve kuruluşların, Başbakanlığın ilan edeceği Web Sayfada halkın ulaşılabileceği e-mail adresleri olacaktır. Toplum adına görüş bildirenlerin halka karşı sorumlu oldukları ve halk da kimi bu konuda temsilci seçtiğini bilinecektir.

 

Kısaca özetleyebildiğimiz bu yöntem çerçevesinde bir çözüm arayışı başlatılmış olsaydı, süreç çok daha verimli işleyecekti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Harun Özdemir






Sayı: 12 | Tarih: 30.08.2009
Abdullah Büyük
Kalpten kalbe yol var
1922 Okunma
Sedat Aksakal
Ahmet Hakan
Yine yeşillendi fındık dalları
1325 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Şevket Eygi
Medâris-i İslâmiye
1135 Okunma
Emine Hocaoğlu
Hayrettin Karaman
Kimliğimizin manevi unsurları
980 Okunma
Hilmi Altın
Reşat Nuri Erol
Enerji meselesi ve bor madeni
972 Okunma
Ilker Ardic
Yılmaz Özdil
Kırmızı plaka
968 Okunma
1 Yorum
Leyla Okta
Nazlı Ilıcak
Sanatçılar ve açılım
961 Okunma
1 Yorum
Fatma Karuç
Hasan Cemal
Kürt Sorununu Çözen Bir Türkiye Havalanır, Uçar Di
952 Okunma
Ömer Faruk Koru
Ahmet Altan
Canınızı sıkmayın
911 Okunma
Özer Ataç
Fikret Bila
Açılımda Yeni Yaklaşımlar
898 Okunma
Harun Özdemir
Toktamış Ateş
Kürt Açılımı (3)
898 Okunma
Osman Eskicioğlu
Mahir Kaynak
Pazarlık var mı?
886 Okunma
Süleyman Karagülle
Ruşen Çakır
Türk’ün Türk’e açılımı
873 Okunma
Tayibet Erzen
Mehmet Altan
Amerika Dalan’a neden vize vermedi?
871 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Nihal Bengisu Karaca
Yol haritasını Hülya Avşar çizsin
866 Okunma
Hakan Kandal
Bekir Berat Özipek
Bakın Şu “Yugoslavya”dan Söz Edene!
861 Okunma
Bünyamin Demir
Ahmet Taşgetiren
30 günlük kişilik diyeti
844 Okunma
Zübeyir Erol
Zülfü Livaneli
Bu ülke “yaşa!” ve “kahrol!” dışında düşünemez mi?
839 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mümtazer Türköne
Açılımdan vazgeçsek!
829 Okunma
Arif Ersoy
Cengiz Çandar
Kürtleri Kürt olarak yaşatmak sorunu...
827 Okunma
Ekrem Fildişi
Can Ataklı
Bundan sonrası karışık
801 Okunma
Mesut Karaaytu