Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 129
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
“Ve sevfe yünebbiühüm Allahu/ Ve Allah ileride onlara tenbi’ edecektir” (Maide 14)
Biz “sevfe” ile daha çok ahiret manasını vermekteyiz. Dünyada da kendi zamanlarında değil sonra anlaşılacaksa, o zaman “sevfe” kelimesi getirilir. Biz burada bu manayı vermekteyiz. ‘Hıristiyanız’ diyenler, yani bugünkü Avrupalılar ve Amerikalılar da benzer zulmü İsrailoğullarının âleti olarak yapmaktadırlar.
Bugün yeryüzünde en büyük zulmü yapmaktadırlar. Ne var ki bunu Hıristiyanlar değil, “biz Hıristiyanız” diyenler yapmaktadırlar; Hıristiyanlara da zulüm yapmaktadırlar.
Tevrat ve Kur’an’ın getirdiği mefhumları kendileri bulmuş gibi ortaya koymakta, sonra da söylediklerinin sahtesini yapmaktadırlar.
-“Demokrasi” deyip ekseriyet sistemi ile azınlığı ezmektedirler.
-“Laiklik” deyip din düşmanlığı, Kur’an düşmanlığı yapmaktadırlar.
-“Sosyal güvenlik” deyip sigorta şirketleri ile sömürmeye çalışmaktadırlar.
-“Liberallik” deyip karşılıksız faiz parası (kâğıt para) ile dünyayı sömürmektedirler.
Bütün bu yaptıkları yarın kendilerine haber verilecek, tarafsız insaflı âlimler bunları teker teker ortaya koyacaklar, daha sonra çare ve çözümleri de üreteceklerdir.
Müslümanlar arasında Emevîlerle başlayan zulüm günümüze kadar gelmiştir. Yarın “Adil Düzen” geldiği zaman tarihte mana bakımından Kur’an’ı nasıl tahrif ettikleri tarafsız insaflı âlimler tarafından ortaya konacaktır.
Hıristiyanlar arasında Pavlus’la başlayan tahrifat günümüze kadar gelmiştir. Ama artık Papalık Pavlus Hıristiyanlığını bırakıp Hazreti İsa Hıristiyanlığına geçecektir. Geçmişte yapılanlar tahrifatlar bir bir ortaya konacaktır. Zaten bugünkü tarih araştırmaları ile ilmî çalışmalar da bunları ortaya koymuştur.
Evet, yeni dünya doğmaktadır, ortalık aydınlanmaktadır. Gerçekler bir bir ortaya çıkacaktır. Gerçek Hıristiyanlar, gerçek Budistler, gerçek Hindular, gerçek İslâmiyet ortaya çıkacak, hatalar bir bir düzeltilecek ve “Adil Dünya Barış Düzeni” kurulacaktır.
Burada if’al bâbı değil de tef’il bâbı kullanılmış ve “Se” değil de “Sevfe” getirilmiştir. Yani bunlar birden ortaya çıkmayacak, adım adım zamanla ortaya çıkacaktır. Bunları Allah bildirecektir. Yani başkaları değil, kendi aralarında çıkacak tarafsız insaflı âlimler olan ilim adamları yine kendilerine bildirmektedir. Tarihte işlenmiş hatalar ortaya çıkacak, bizzat kendileri bu hataları öğrenecekler demektir. Onlar anlayacaklardır. Bu hususta Avrupalılar çok ileridedirler, Hıristiyanlar ileridedirler.
Avrupalıların yani Batı dünyasının bugünkü çıkmazı kendilerini İsrailoğullarından kurtaramamalarıdır. Savaşları Yahudiler çıkardılar, Avrupa’yı onlar dinsizleştirdiler, en büyük zulmü ve iftiraları onlar yaptılar. Artık onların hakimiyetleri bitmek üzeredir. Sovyet halkı daha tam uyanmadı ama bugünkü yöneticileri bunların farkındadır. AB farkındadır. ABD halkı farkındadır. Bütün bu gerçekleri yeni yeni anlamaya başlamışlardır.
“Bimâ kânû yasnaûne / Sun’ etmiş olmaları sebebiyle” (Maide 14)
“Sun’ ettikleri bildirilecektir” denmiyor;
“Sun’ ettikleri sebebiyle onlara anlatılacaktır” deniyor.
Ne anlatılacaktır?
-Ne yapmış oldukları anlatılacaktır.
-Nasıl birbirlerine düşmanlık ettikleri, İsrailoğullarının onlara nasıl savaşlar yaptırdığı, nasıl hileler yaptırdığı, nasıl zulümler yaptırdığı anlatılacaktır.
Burada “Ya’melûn” denmiyor da “Yasna’ûn” deniyor.
Amelde siz yaparsınız, iyi veya kötü olur. Sizi ilgilendirmez. Sonuç kadere aittir, tarihe aittir, topluluğa aittir. Sun’da ise senin ne amel ettiğin değil de ne ürettiğin önemlidir. Onların ne işler yaptıkları değil, ürettikleri sonuçların ne olduğu bildirilecektir.
(Devamı var)