KUR’AN AYI RAMAZAN'DA KUR'AN NİZAMI ADİL DÜZEN ÇALIŞMALARINA DEVAM
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 151
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
“Ve men fi’l-erdi / Ve arzda kim varsa” (Maide 17)
Allah yalnız Hıristiyanları değil tüm insanlığı yok etse, O’na kim ne diyebilir. Tarihte pek çok dinsiz putperest çağlar gelip geçmiş, bunların hiçbirisi yirminci yüzyıldaki din düşmanlığı ve ahlak bozukluğu kadar şiddetli olmamıştır. İki Dünya Savaşı çıkmış, insanlık atom bombası ile imha edilmiştir. Çağımız dünyası en ağır çevre kirliliği ile karşı karşıyadır. Çağın teknik gücü bunları durdurmaya yeterli gelmemektedir.
Yeryüzünün helaki söz konusudur, insanlığın helaki söz konusudur.
Eski Yunanlılar kâinatın yaratılmadığı, sonunun da olmadığı iddiasında idiler. Şimdi kâinatın yaratıldığı ve ölüme doğru gittiği bilinmektedir. Beklenmedik bir olay tüm insanlığı yok edebilir. Sadece çevre kirliliği her yıl artmaktadır. Bu artış devam ederse 200 yıl sonra yeryüzünde insan diye bir şey kalmayacak aynı zamanda canlılar da varlıklarını yitirecekler. Bugün ilmen tespit edilmiştir ki her şeyin ömrü var, cansızların da ömrü vardır.
Kendilerini tanrı kabul ederek ve ‘laik düzen kuracağız’ deyip Allah’ı inkâr edenler, O’na karşı çıkanlar, bu sorunlara bir tedbir bir çare düşünebiliyorlar mı?
Burada bilinen bir fıkrayı yazarak duymayanlara duyurmak isteriz. Bu bir temsildir.
Bir grup ilan vermiş; biz canlıyı var ettik, artık Tanrı ile yarışabiliriz! Muvafıklar ve muhalifler tartışmışlar, sonunda Firavun’la Hazreti Musa’nın karşılaştığı gibi karşılaşmaya karar vermişler. Büyük bir salon, mahşeri bir kalabalık, yeni tanrılarını seyretmek isteyen insanlar... Sahne açılmış ve canlıyı yarattıklarını iddia eden kimseler gösteriye çağrılmış... Kendilerinden emin bir şekilde sahneye çıkmışlar... Sözcüleri söze başlamış: “Canlı var etmek için önce şu şu maddeleri alırız” demiş. Muhalif el kaldırmış, hakemlerden söz istemiş, hakemler de ona söz vermişler: “Bunlar bizim Tanrı’mızın malzemesini kullanıyorlar, kendi malzemelerini kullansınlar!” Ve tartışma oracıkta bitmiş.
Kur’an’da deniyor ki; “Ey ins ve cin halkı, gücünüz yetiyorsa arz ve semavatın dışına çıkın.” (Rahman 33) Bu ne arsız ve yüzsüz insandır ki, O’nun yarattığı biri çıkıyor, O’nun yarattığı yerin nimetlerinden yararlanıyor; sonra da O’na baş kaldırıyor!
“Ve men fi’l-erdi cemian / Ve arzda kim varsa cemi’an” (Maide 17)
İşlenen suç o kadar büyüktür ki, suç ortaklarının tamamının ortadan kalkması gerekir.
“Cemi’an” kelimesi bu sebeple zikredilmiştir.
Sonra yeryüzünün tamamını ortadan kaldırmak daha dehşetlidir, daha basittir. Dengelerden birini bozarsanız yeryüzünde hayat kalmaz. Dünyayı Güneşe biraz yaklaştırırsanız yahut biraz uzaklaştırırsanız... Dünyayı biraz daha yavaş döndürürseniz… Havanın içindeki çok az miktardaki helyumun miktarını değiştirirseniz… Hayat kalmaz.
Müsbet ilimler ilerledikçe kâinatın, yeryüzünün, insan vücudunun ne kadar mükemmel ve uyumlu bir şekilde var edildiği ortaya çıkar. Şaşılacak şey değil midir ki; insan bir dakika nefes almazsa helak olacak bir durumda ama yine de kendisini bir şey sanıyor! Allah en büyük nimetini Hıristiyanlara vermiş, vâris oldukları ilim mirası Hıristiyanları en yüce yerlere çıkarmıştır. İlmin elbette sonu yoktur, daha çok şey öğrenilecektir. Bununla beraber her şeyin bir olgunluk devresi vardır. Bir fidan dikersiniz, belli bir zaman sonra meyve vermeye başlar. İnsan on beş yaşına geldiği zaman ergenlik yaşına ulaşır. İnsanlık da bugün ergenlik çağına gelmiştir, yeni bir hayata başlayacaktır.
Geçmişte de elbette insanlar teknoloji içinde yaşıyorlardı. Ata binmek de teknolojidir. Odayı ısıtmak da teknolojidir. Yelkenli gemiler de teknolojidir. Ne var ki, bunların hiçbirisi insanı uzak yerlerle görüştürememiştir. Bunların hiçbirisi hayatı filme alamamıştır. Gerçekten de pek çok harika keşifler son asırda gerçekleşmiştir.
Bugün insanlar “cemi’” olmuşlardır, yani bir araya gelmişlerdir. Artık yeryüzünde gidilmeyen bir ağaç dibi kalmamıştır. Bu büyük uygarlığı kimler kurdu?
(Devamı var)