Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 164
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
“Ve ileyhi’el-mesiyru / Ve mesîr O’nadır.” (Maide 18)
“Sare” dönüşme fiilidir. “Sare et-tiynu hacaran” dersen, “çamur taşa dönüştü” demiş olursun. “Mesîr” “menzil” gibi masdar-ı mimidir. Zaman ve mekânı, bir de masdarı ifade eder. Kur’an’da “Mesîr Allah’adır” denmektedir. Ayrıca “mesîriniz nârdır” denmektedir. Bir yerde de cennetin mesîr olduğunu söylemektedir. İsm-i mekân olarak alırsak dahi dönüşme yeri olur. Dönüş yeri olamaz.
Bizim varsayımımız şöyledir.
Canlı demek, yüze yakın elementleri alıp özel bir şekilde dizerek bir fabrika yapma demektir. Bunun için en küçük atomlar kullanılmaktadır. Biz ise böyle bir şey yapamıyoruz. Bundan daha önemlisi, baştan siz onu dizip meydana getiriyorsunuz, sonra o kendi kendisini yapıyor. Diyelim ki, bir elektrik motoru yahut cep lambasını yaptınız. O cep lambası öyle yapılmıştır ki, kendisi kendi benzerini yapıyor. Böyle olsaydı işimiz ne kadar kolay olurdu. Buzdolabı yapar, ondan sonra bir eve koyardık; altı ay sonra bir buzdolabı daha olurdu.
Canlı demek, böylece atomları dizerek yapıyı meydana getirmektir.
Canlılar âlemi iki çeşittir.
Bunu anlayabilmemiz için biraz daha kimyaya dönelim.
Hidrojen en küçük atomdur. İki hidrojen atomu yan yana gelerek molekül oluşturur. Oksijenle yan yana gelerek su meydana getirir. Bunlar birbirine yaklaşmazlar, aralarında bizimle güneş arasındaki mesafeden daha fazla mesafe vardır. Molekülün yarıçapı 10^(-8)’dir. Oysa atomum çapı 10^(-13)’tür. Arada 10^5 kat kadar uzaklık vardır. Yerin güneşten uzaklığı da yarıçapının 0.24 10^5 katıdır.
Eğer atomlar birbirine çok yaklaşır ama değmezlerse, o zaman yine dizilebilmektedir. Birbirini çeken iki şey birbirine çok yaklaşırlarsa o zaman birbirini iterler. Böylece iki uzaklık arasında gidip gelirler. Top oynayan iki kimse gelen topu öbürüne atar, öbürü de ona atar. Böylece top gidip gelir ama oyuncular saha içinde kalmak zorunda kalırlar.
Güneşte de hayat olduğuna dair fiziki bulgular vardır.
Güneşten gelen ışıktan güneşte olan olayları takip edebiliyoruz.
Örnek olarak oksijenle karbon birleşiyor ve bir ışık çıkarıyorlar. O ışığı bildiğimiz için güneşte ne tür olaylar olduğunu biliyoruz. Yeryüzünde nasıl oksijen, hidrojen, karbon ve azot devrederek hayat oluyorsa, orada da buna benzer devir vardır.
Bizde moleküller arası birleşme ve ayrılma vardır. Orada ise örnek olarak karbon 14 olmakta ve karbon 12’ye inmektedir. Yani burada elektron alıp vermekte, orada ise hidrojen atomunu yani nötronunu alıp vermektedir.
Kur’an ise cinlerin ateşten yaratıldıklarını söylemektedir. Demek ki onlar güneşte yaşamaktadırlar. Güneşte hayatın nasıl sürdüğünü de böylece öğrenmiş oluyoruz.
Şimdi öbür dünyaya doğru yol alalım. Cehennemde yaşamak demek, oranın sıcağına dayanmak demektir. Bu nasıl olacaktır? İşte bu moleküler hayattan atomik hayata dönüşle olacaktır. Eğer bir preste sıkıştırırsak elektronlar dışarı çıkarlar, çekirdekler birbirine yaklaşırlar. Çekirdek sayısı kadar elektrik olur ama eşlerini kaybetmiş olurlar.
Ateşe dönüşme işte budur.
Kur’an’ın başka yerlerinde de buna delalet eden ayetler vardır.
Örnek olarak, “orada ne ölür ne yaşarlar” denmektedir.
İpek böceği bir kurttur. Krizalit devresine girer ve birkaç hafta sonra kelebek olarak çıkar. O geçiş devresi ne hayat ne de ölüm devresidir.
İşte, cehenneme girecekler veya cehennemden çıkacaklar böyle krizalit devresini geçirirler. Görevliler onu yeniden dizayn ederler.
Buradaki “mesîr” işte budur.
(Devamı var)