‘Başka bir Türk ekonomisi tasavvur edelim…’-1
Başlığı “Altın gününden tasarruf finansa (evim şirketlerine)” olup “Başka bir Türk ekonomisi tasavvur edelim. Faizci ezberleri değiştirelim.” cümleleriyle sona eren bir yazı yazılırsa; ‘Adil Ekonomik Düzen Çalışanı’ beni etkilememesi olamaz… Nitekim olmadı…
1967: ‘Akevler Kredi ve Yardımlaşma Kooperatifi’ yani ilk ‘Adil Ekonomik Düzen Çalışmaları’ kooperatifimiz Süleyman Karagülle’nin önderliğinde İzmir’de kuruldu…
GAYE şöyle: “Çalışmada ve yaşamada birbirleri ile anlaşabilecek kimseleri bir araya getirerek aralarında iktisadi ve içtimai dayanışmayı ve yardımlaşmayı sağlamaktır.”
“Adil Düzen, Adil Ekonomik Düzen, Adil Dünya Barış Düzeni, Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası” olarak da bilinen bazı çalışmalarımız İzmir’de o yıllarda başladı…
2000 Ocak ayı: “Akevler İstanbul Kooperatifleri” (iki kooperatif) de yine Süleyman Karagülle öncülüğünde ikimiz tarafından kuruldu; İslam Medeniyeti Vakfı binamızda…
Hem İzmir hem de İstanbul yıllarımızdaki kooperatiflerimizde ‘uygulamalı’ olarak yaptığımız ‘ilmî ve amelî çalışmalarımız’ yeri ve zamanı geldikçe anlatıldı ve yazıldı; Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile kırk yıllık çalışmalarımızla daha da bilinir hale geldi…
Yukarıdaki kısa hatırlatmalarımın her birinin çok uzun hikâyeleri var; bu hikâyeler bugüne kadar yazıp derlediğim yüz bin sayfada ‘ilgili, yetkili ve araştırmacıları’ bekliyor…
Bugüne kadar yazmadığım ‘Emİnevİm hikayesini’ yazma vakti geldi; Prof. Yusuf Dinç’in “Altın gününden tasarruf finansa (evim şirketlerine)” yazısı buna vesile oluyor…
Merhum Emin Üstün ile 1990’lı ‘Emin Otomotiv’ çalışmaları yıllarında, Süleyman Karagülle ile birlikte üçümüz tam bir hafta her gün bir araya geldik ve Akevler çalışmalarımızı anlattık; hedefimiz birlikte yapabileceklerimizi müzakere etmekti…
O yıllarda birlikte yapmaya niyet edip de yapamadıklarımız uzun hikâyedir ama onları yazmayacağım; sadece en sonunda gerçekleşen bir sonucu bu vesileyle hatırlatacağım…
‘Emin Otomotiv’ birkaç yıl sonra ‘EMİNEVİM’ oldu ve biz de Süleyman Karagülle Hocam ile Altunizade’deki yeni Eminevim merkez binasında haftalık ‘Adil Ekonomik Düzen Seminerleri’ sürdürmeyi şartlı olarak kabul ettik… Süleyman hocanın şartı, seminerlere Emin bey ve en az 5 müdürünün de seminerlerimize katılması oldu; Emin Üstün şartı kabul etti…
Daha sonraki gelişmelerin her biri uzun hikayedir, o hikayeleri de yazmayacağım ama artık herkesin bilmesi gereken sadece önemli bir sonucu yazmış olacağım… Eminevim Genel Müdürü İbrahim Conkar da seminerlerimize bir müddet katıldı ve bizleri dinledi… Bir müddet sonra da bizzat bana şöyle dedi: “Reşat, ben hep Emin beyin EMİNEVİM’i kurmayı nasıl düşündüğünü ve nereden ilham aldığını merak etmiştim ama sizi seminerlerde dinledikten sonra bunu sizden ilham alarak kurduğunu anladım…”
Prof. Dr. Yusuf Dinç’in bugün (05.05.2026 yazdıklarına geçelim…
"Altın gününden tasarruf fİnansa (evİm şİrketlerİne)"
“Enflasyon faizin de etkisiyle almış başını gidiyor. Gelin biz uygulamaya dönmüş bir çareyi konuşalım. Hayatta bir şeyler deneyimleyip dururuz. Çok fazla izah edemeyiz ama yaparız işte. Yapmayı tadarız. Büyülü bir şey vardır çünkü. İşte o büyü bazen Pareto optimumudur. Kimsenin durumunu kötüleştirmeden mümkün mertebe bir kısmının durumunu iyileştirdiğimiz bütün statik haller bu büyüyle çalışır. Mesela altın günü... Akrabalar, komşular yahut dostlar arasında gönüllü, dayanışmacı ve kolektif bir eylemdir. İzahı kimsenin zararı olmamasıdır, o kadar. Birilerinin menfaati üzerinden konu ele alınırsa evrensel büyü bozulur yeniden arayış gerekir. Günün, menfaatlerinden bahsedilecekse sosyalleşmeden ve öğrenmeden bahsedilebilir. Ve bunlar herkese adil dağılır. Zaten bizde ve çoğu toplumda eylemin sosyal tarafı eyleme isim koyarken finansal modelin önüne geçmiştir. O yüzden gün demişizdir. Sonra ileri finansal kısmı önemli olmuş; altın öne gelerek altın günü tamlamasına ulaşılmıştır. Bu ileri finansal kısmına geleceğim. İşin öğrenmesi temel finansal kısmıdır ve evrenseldir; fon yönetimi, birikim yönetimi ve kredi yönetimi. Kredi yönetimi kısmı, gün çıkma sırasına göre alacaklı veya borçlu olarak deneyimlenir.” (Devamı var)