Prof. Dr. Arif Ersoy; ‘Adil Düzen Ortaklık Ekonomisi’-4
Bu yazılar hem Yük. Müh. Süleyman Karagülle, Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Prof. Dr. Arif Ersoy’u ‘anma’ hem de yaşanan ‘sosyal TUFAN’ için ‘ÇARE’ yazılarıdır…
‘Sosyal Tufan’ derken, ülkemizde ve bütün dünyada hayatımızın ilmî-iktisadî-ahlâkî-idarî/siyasî dört ana alanını da sarmış olan ‘sosyo-ekonomik tufan’ demek istiyor, çare/çözüm olarak da ‘Adil Düzen Ortaklık Ekonomisi’ önerimizi sunuyoruz…
Arif Ersoy: Kapitalizmin ilk uygulaması Roma tarafından yapılmıştır. Kolonilerde, yani Romanın sömürgelerinin olduğu yerlerde, böl-parçala-yönet ve sömür mantığı Romalılarca icat edilmiş ve uygulanmıştır. Roma hukuku ise kendilerine özgü bir hukuk sistemi değildir. Bunu Romalılar geliştirmemiştir. Roma hukuku, Tevrat’ın ortaya koyduğu hukuk düzeninin, Romalı egemenlerin menfaatine göre yeniden şekillendirilmesi ile oluşmuştur.
Medeniyetler arasında kâh gündüz kâh gece olur. Eğer hak ve adalet hâkimse gündüz, kuvvet hâkimse gece medeniyeti olarak adlandırıyoruz. Çünkü sürekli çatışma, ezen ve ezilenler var. Medeniyetler, İbn-i Haldun’a göre, insan gibidir. Kurulurlar, gelişirler yaşlanırlar ve eğer medeniyet sorun çözemiyor, sorun üretiyorsa yıkılır. Bu medeniyetlerin arasında belli bir dönemde, Allah Resulü Hz. Muhammed’in (sav) önderliğinde, Medine Site Devleti kurulmuştur. Mekke’de peygamberlik gelmiş, Medine’de İslâm’ın siyasi ve sosyal yapısı kurulmuştur. Dünyada faizsiz serbest pazar ekonomisi ilk defa Medine Site Devleti’nde uygulanmıştır. Medine Site Devleti’ni esas alan yönetimler, yani Emevîler, Abbasîler, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde, Ortaklık Ekonomisi yaygın bir şekilde kullanılmıştır. İslâm tarihinde, 8. yüzyıldan Kurtuba’nın kuşatılmasına kadar -yaklaşık 16. yüzyıla kadar-, bazı sekmeler olmasına rağmen, Çin Seddi’ni ve Atlas Okyanusu’nu da içine alan serbest bir ekonomi bölgesi, yani ‘Ortak Pazar’, kurulmuştur. Bu, o günkü şartlara göre oldukça ileri düzeyde bir ortak pazardır. Hem sermaye hem emek hem teknoloji hem de bilgi serbestçe hareket etmiştir. Kervansaraylar kurulmuş, ilim adamları serbestçe hareket etmişlerdir. Öğrenciler, ilim elde etmek için Maveraünnehir’den İspanya’ya kadar, vakıfların da desteğiyle, rahatça seyahat etmişlerdir. Bu, insanlık tarihinde ilmî genişlemenin en hızlı olduğu dönemdir. 13. yüzyıldan itibaren Haçlı savaşlarında yenik düşen askerler, doğunun mallarını batıya pazarlamışlardır. Bu yüzden batıda, Akdeniz havzasında, şehirler kurulmuş ve bu tüccarların bir sınıfı ortaya çıkmıştır: Burjuva Sınıfı. Bu tüccarlar, zamanla şehirlerin yöneticisi konumuna gelmişler sonra da ülke yönetimini ele geçirmişlerdir. Böylece, batıda yayılmacı ve sömürgeci bir düzen kurmuşlardır. Bu düzenin adı merkantilizmdir.
Merkantilizm, ekonomik tekele dayalı bir düzendir. Kapitalizmin ilk şeklidir ve tüccarlar tarafından kurulmuştur. Bugünkü ekonomik düzenin temelleri merkantilist iktisatçılar tarafından atılmıştır. Sanayi devriminden sonra merkantilizm, sanayi kapitalizmine dönüşmüştür. 20. yüzyılın ortalarından itibaren ise sanayi kapitalizmi, finans kapitalizmine dönüşmüştür. Şu an dünya finans kapitalizmi aşamasındadır. Dolayısıyla, her taraf Batı’nın, doğrudan veya dolaylı olarak, sömürgesi altındadır. Faiz ve karşılıksız para ile adeta dünyayı kasıp kavurmaktadırlar.
Geldiğimiz noktada kapitalizm artık sorun çözemiyor, sorun üretiyor. Bu yüzden insanlar arayış içindedir. İslâm/Ortaklık Ekonomisi’ne yönelme zamanının geldiğinin bir işaretidir. Çünkü mevcut kapitalizm sorun çözemiyor. Onun içindir ki 2008 krizinden sonra İslâmî Finans, küresel bir olgu haline gelmiştir. Bugün İslâmî Finans olarak adlandırılan katılımcı finans kuruluşları, dünyanın hemen her yerinde uygulanıyor/uygulanmaya çalışılıyor. İslâm Ekonomisi, Türkiye dâhil dünyanın diğer ülkelerinde de okutulmaya başlandı. Yani yeni medeniyet bu ekonomik düzenle birlikte kurulacaktır. Devlet, üretim faktörlerinin bir araya gelmesine ortam hazırlayacak, onlar üretimi ortaklaşa organize edecekler ve ekonomik yapı da ona göre düzenlenecektir. Elde edilen hâsıla, kamunun payı -vergi- verildikten sonra, üretim faktörleri tarafından -işçi, sabit sermaye ve döner sermaye- ortaklaşa paylaşılacaktır. Ve yeryüzü kaynakları daha verimli şekilde kullanılacaktır. (Devamı var)