Prof. Dr. Arif Ersoy; ‘Adil Düzen Ortaklık Ekonomisi’-8
Bu yazılar hem Yük. Müh. Süleyman Karagülle, Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Prof. Dr. Arif Ersoy’u ‘anma’ hem de yaşanan ‘sosyal TUFAN’ için ‘ÇARE’ yazılarıdır…
‘Sosyal Tufan’ derken, ülkemizde ve bütün dünyada hayatımızın ilmî-iktisadî-ahlâkî-idarî/siyasî dört ana alanını da sarmış olan ‘sosyo-ekonomik tufan’ demek istiyor, çare/çözüm olarak da ‘Adil Düzen Ortaklık Ekonomisi’ önerimizi sunuyoruz…
***
Şükrü Çelik: Eğer var olan düzeni değiştirmek istiyorsak, ekonomik aktörlerden ve toplumun her kesiminden gelecek topyekûn bir desteğe ve çabaya ihtiyacımız olacaktır. Akademik camiada gayretimizi ortaya koymak isteyen öğrenciler olarak, yapacağımız çalışmaların sadece kâğıt üzerindeki teorilerden ibaret olmasını istemeyiz. Bu yüzden toplum üzerinden gerçekleşecek değişim ile akademik alanda ortaya koymak istediğimiz çabalarımız arasında nasıl bir bağlantı olmalıdır? İki kulvardaki bu bağlantıyı nasıl sağlayabiliriz?
Arif Ersoy: Hak ve adalet merkezli sistemi, öğrenci olarak, iyi öğrenmelisiniz. Tezlerinizi ona göre çalışmalısınız. Üniversitede okurken hangi alanda çalışacağınızı düşünmelisiniz ve ona göre bilgilerinizi arttırmalısınız. Mezun olduktan sonra okuduklarınızı uygulama alanı bulmalısınız. Eğer bilgiyi uygularsanız anlamlıdır. Uygulama alanında kendiniz bir işi kurar, kurum oluşturabilirsiniz. Siyasetle ilgileniyorsanız siyasî kurum oluşturursunuz, ekonomiyle ilgileniyorsanız şirketler kurarsınız, eğitimle ilgileniyorsanız bulunduğunuz yerde eğitime katkıda bulunursunuz, ilimle ilgileniyorsanız hem bugünkü dünyaya hem de gelecek dünyanın nasıl olacağına göre hazırlık yaparsınız.
Hak merkezli medeniyetin kurulma zamanı gelince herkes kendi gücü oranında gayret sarf eder. Sonra Allah onlara bir rehber gönderir. Eskiden bu rehber peygamberlerdi. Allah Resulü’nden önceki tarihin kırılma noktalarına, “Metâ Nasrullâh” noktası denir. “Metâ Nasrullâh” noktası Kur’ânî bir deyimdir. Mazlumlar, sorunlarının çözülmesi için bir sağa koşarlar, insanların boyuna posuna bakarlar ve bu bizi kurtarır derler. Sonra, bakarlar ki elleri boş dönmüşler. Bu defa sola koşarlar, şu adam güzel konuşuyor, o bizi kurtarır derler. Oradan da eli boş dönerler. Daha sonra “Metâ Nasrullâh” derler, “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?”
Peygamber Efendimiz’den (sav) önce Allah, her kavme peygamber göndermiştir. Hiçbir kavim yoktur ki peygamber gelmemiş olsun. O peygamberler Allah’ın getirdiği düzeni anlatıyorlardı ve insanların hak ve paylaşım mantığını düzeltirlerdi. Hak mantığında tevhidi, paylaşım da ise adaleti öne çıkarırlardı. Eğer onları dinleyenlerin hak ve adalet algısı değişirse toplum da değişir. İşte o zaman barış düzeni kurulur. Bazı peygamberler baskıyla karşılaşmışlar, insanları etkileyememişlerdir. Bazıları da bu konuda tebliğ yapınca insanlar fevc fevc onların peşine koşmuşlardır.
Biz inanıyoruz ki, Hz. Muhammed (sav) hâtem-ül enbiyâdır. Kur’ân, son vahyin ürünüdür. Peki, yeni dönemde sorunlar nasıl çözülecektir? Müslümanlar arasında ehl-i akd ve ehl-i hal olan, yani 4 delile dayanarak sorun çözme kabiliyeti olan âlimler, bir araya gelecek, o çağın getirdiği sorunlara beraber çözüm üretecekler. Bu çözümleri tebliğ yapacak insanlara, yani halkın önderleri olan mutasavvıflara, siyasetçilere anlatacaklar. Onlar da halka tebliğ edecekler. Eğer halkın hak ve adalet bilinci gelişirse yeni düzene uyacaklardır. Gelişmezse, “Kısa yoldan para kazanalım.” “Faiz çağın realitesidir.” diyerek hala haksızların peşinden giderlerse o kavmin çekeceği var. Kur’ân’da temel ilkedir: Allah kimseye zulüm etmez! İnsanlar kendi elleriyle yaptıkları kötülüklerin karşılıklarını görürler.
Çağımızda âlimlere önemli görevler düşüyor. O yüzden, üniversitede okuyan genç, dinamik, akıllı ve zeki öğrencilerin ortaklaşa, sizin yaptığınız gibi, bir araya gelmelerini, kendilerini yetiştirmelerini, özellikle bu konularda sorun çözme kabiliyetlerini geliştirmelerini ve çözdükleri sorunları da uygulamaya aktarmalarını tavsiye ediyoruz. Onlar ne kadar uygulamaya çalışırsa zalimlerin baskı gücü o kadar azalır. (Devamı var)