Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 221
‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…
***
“Mine ecli zalike / Bu ecilden dolayı” (Maide 32)
Kuyularda yavaş yavaş ve belli zaman içinde belirli miktarda su toplanır. Bu kuyulara veya su havuzuna “icl” denmektedir. Kuyunun dolması beklenir. Sonra başında toplanır ve suyu bölüşürler. İşte bir kuyunun veya havuzun dolma zamanına “ecl” denmektedir. Dolma zamanı ise ecelin gelmesidir. Yani bu takdirde gelen vakit suların taksim edildiği saat anlamındadır. Araplara göre “ecel” kelimesi, artık su alabilirsiniz, müsaade vardır demektir.
Meyve ağaçlarında meyvelerin olgunlaşmadan yenmemesi için ağaç sahibi çıkış yerine dikenler koyar. Kendisine de yasaktır, çıkamaz. Günü gelince dikeni indirir, kendisi önce çıkar ve toplar, herkese de artık serbest hâle gelir. Mandalina bahçelerinde meyveler toplanır ama üzerinde bir kısım meyve kalır, artık onlar da serbesttir, herkes yiyebilir.
(Bir hatıra: Yetmişli yıllarda Süleyman Karagülle hocamız ve M. Adil Aktuğ ile İzmir Gümüldür’de Fevzi Omay hocayı ilmî bir mesele vesilesiyle ziyarete gittik. Mandalina ağaçlarında mevsim sonuydu, ağaçların tepesinde kalmış olan tek tük meyvelerden toplayıp yemiştik. O kadar leziz mandalina yediğimi hatırlamıyorum. RNE)
İşte böyle, önce yasaklanmış olup serbest hâle getirme zamanı geldiğini ilan etme demek “ecel” demektir. Evet manasına da gelir. Kur’an’da bu manası ile zikredilmemektedir. “Ecl” kelimesi burada sebep anlamında zikredilmektedir. Bu manada başka zikredilmiyor.
Sebep yol demektir. Kur’an’da tamamen yol anlamında geçmektedir. Bizim bugün kullandığımız fıkıhçıların da kullandıkları anlamda sebep kelimesi geçmemektedir. “Ecl” kelimesi Türkçedeki sebep anlamına gelmektedir. “Bu sebepten dolayı” anlamı verilebilir.
Buradaki “Min” “Bi” manasında olabilir. O takdirde, “bu sebeple, dolayısıyla” denmiş olur. “Li” manasında da olabilir; o zaman “bu maksatla, bunun için” anlamına gelir.
Buradaki “Min” harfine teb’iz manâsı verilmektedir. Tebyin-i cins manası da verilmektedir. Çünkü burada işaret edilen olaydır. İbtidai gaye olarak alırsak olay oradan başlamış olur. Yani “Min Zalike” yani Hazreti Âdem’den gelen bir beşerî zaaf dolayısıyla anlamına gelir. “Bi” değil de “Min” getirilmesi yani hakiki ifadeden mecazi ifadeye geçilmesi, aynı zamanda ibtidai gaye anlamını da vermesidir. Yani İsrailoğullarına yani size kısası niçin şeriat olarak koyduk; çünkü insanın fıtratı böyledir. “Min Ecli Zalike” denerek iki raculün/kişinin ilk insanın oğlu olduklarını da açıklamış olmaktadır.
Burada bilhassa “İsrailoğullarına böyle yazdık” diyerek bize emri şeriatın min kablüna ile bildirmiş olmasının hikmeti nedir?
Bugün İsrailoğulları gaflet ve dalalet içindedirler. Onlara göre onlar seçilmiş kavim ve insanüstüdürler! Görev olarak seçilmiş olabilir. Abdullah Gül cumhurbaşkanıdır; onun bizden hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ona verilen görevden ileri gelmektedir. İsrailoğullarının seçilmiş olması bu anlamdadır. Yoksa onlar insanların üstünde değildir. “Cana can” olarak zikretmekle, İsrail oğullarının da diğer insanlara eşit olduğunu ifade ediyor. Sonra idamı kaldırma çabası İsrailoğullarından gelmektedir. Hıristiyanlar da Tevrat’ı şeriat kitabı kabul ediyorlar. O halde nasıl oluyor da böyle saçmalık yapabilirler. Bu sebeple İsrailoğullarının Tevrat’ında yazdık diyor. Burada başka bir hususa da işaret etmektedir. O da Tevrat’tan başka tek şeriat kitabı vardır, o da Kur’an’dır. Diğer kitaplar ahlaki kitaplardır. O zamana kadar da şeriat vardır. Ancak o şeriat bizdeki hadisler gibidir yani Hazreti Nuh’un uygulamalarıdır. Sonra insanlar sünnete dayanarak şeriat oluşturdular. İlk defa Tevrat ilahi kitap olarak zamanla değişmeyecek hükümler getirdi. Uygulama farklılıkları dışında Tevrat’ın getirdiği hükümler ile Kur’an’ın hükümleri arasında fark yoktur.
(Devamı var)