Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 196
‘Sosyal Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
çare ve çözüm önerilerimiz de bu yazılarda uygulanmayı bekliyor…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
“Fefruk beynenâ / Aramızı fark et” (Maide 25)
Musa aleyhisselam Allah’tan izin istiyor; izin ver de ben ve kardeşim bunlardan ayrılalım, bunlar ne yaparlarsa yapsınlar diyor. Allah’tan onlarsız yaşama imkanının çaresini istiyor. Hazreti Musa çalılarda ateş gördüğü zaman Allah ona; “Vestana’tuke linefsîy / Ben seni benim için oluşturdum” (Taha 41) demişti. Artık onun meyvesini alacak duruma gelmişlerdi. Mukaddes yere girecekler ve orada Tevrat’ı uygulayacak kent kuracaklardı.
Oysa kavmi isyan etmiş, her şey sıfırlanmıştı. Ayrılıp nereye gideceklerdi, ne yapacaklardı? Ellerinde Tevrat olduğu halde boş boş mu dolaşacaklardı? Hazreti Musa rabbinden işte bunların çözümünü istiyor. Başka bir yer, başka bir topluluk istiyor.
Süleyman Karagülle anlatıyor: “Ben de öyle yaptım, Türkiye’yi terk edip Kırgızistan’a gittim. Allah, Hz. Musa’ya yaptığı gibi benim önümü kesmedi. Serbest bıraktı. Öyle olması gerekiyormuş. Hata yaptım... Mademki İzmir’de işim bitti; Kırgızistan’a değil de Ankara’ya gidecektim, partide faaliyete katılacaktım. Necmettin Erbakan ‘gel’ demez ama ‘git’ de demezdi. Prof. Dr. Arif Ersoy gibi kenarda kalırdım; evet, kenarda kalırdım ama Necmettin Erbakan’a büyük katkım olurdu, daha sonra işlenen hatalar işlenmezdi…”
“Ve beyne el-kami el-fâsikiyne/ Ve fasık kavmin arasını.” (Maide 25; ayetin sonu)
Böyle yapan kavmi fasık olarak adlandırıyor.
“Fısk” “fıtk” kelimesine akrabadır. Türkçedeki “fıtık” kelimesi işte bu kelimedir. Meyvenin çatlayarak kabuğundan çıkması demektir. Şeriatın dışına çıkanlara “fasık” denmektedir. Şehadeti kabul edilmeyecek günahları işleyenler fasıktır.
Bunlara “kafir” değil de “fasık” denmektedir. Kurallar dışına çıkmış, emirler dışına çıkmış bir kavim “fasık” olarak adlandırılmıştır.
“Adil Düzen”i bırakmış olanlar burada anlatılan fasık kavim gibi olmuştur.
AK Parti de öyle olmuş, onlar da fasık olmuştur.
İzmir Akevler’in durumu nedir?
Şimdi durumumuzu iyice gözden geçirmeliyiz. Siyasi parti çalışanları, İzmir Akevler ve diğerleri durumlarını gözden geçirmelidirler. İstanbul’da faaliyet gösteren kardeşlerimiz görevlerini müdrik kimselerdir. Biz onlara Adil Düzen kuruluşlarını kuralım dediğimizde, onlar da Hz. Musa’nın kavmi gibi biz ‘kurmuyoruz’ veya ‘kuramıyoruz’ dediler. Demek ki Hz. Musa’nın kavmi gibi kırk yıl daha çöllerde yani zor şartlarda dolaşacaklar...
***
“Kâlû feinnehâ muharrametün aleyyhim erbe’îyne seneten / Orası onlara kırk sene muharremdir diye kavl ettiler” (Maide 26)
Evet, Allah Hz. Musa aleyhisselamın tefrik talebini reddetti. Bunlara şimdi ceza veriyorum, orasını onlara haram ediyorum. Bunlar şimdilik oraya girmeye, orada yerleşmeye layık değildirler. Kırk yıl dolaşacaklar, kırk yıl çölde olacaklardır.
Demek ki “Adil Düzen”i terk edenler için de durum böyledir çünkü şimdilik iktidar olup “Adil Düzen”i getirecek durumda değildirler.
Bu bize de bir ders olmalıdır. Akevler de kırk yıl başarılı olma durumunda değildir.
Uzun seneler demek ne demektir?
Bu kırk olmaz da yirmi sene olur. Yirmi yıl olmaz da on yıl olur. Yahut biz kırk yılımızı doldurduk demektir. Kırk yıldır çöllerde dolaşıyoruz. Zamanı gelmiştir. Birkaç yıl sonra olması gerekenler olur. Gerçek olan odur ki, eğer biz iktidar olamıyorsak, biz O’na yani Allah’ın nizamına tam olarak teslim olup gerektiği gibi hareket etmediğimizdendir.
Öyle anlaşılıyor ki bu ayet şimdi bize başka şeyler öğretmektedir.
(Devamı var)