Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 171
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
“Kad câeküm rasûlüna yübeyyinü leküm / Şimdi resulümüz gelmiştir size beyan ediyor” (Maide 19)
İlahi kanunlar zaten vardır. Kitaplar ve peygamberler onu “beyan” ederler.
“Kur’an Nizamı Adil Düzen” de böyledir. Kur’an’dan öğrenilmiştir. Ne var ki artık aklımız da onu bilmektedir.
Neden?
Çünkü gittiniz, kitabı kaldırdınız ve gördünüz ki; yukarıdaki örnekte anlatıldığı üzere, eşinizin tarif ettiği yerde anahtar vardır. Ondan sonrasında artık eşinize gerek kalmamıştır, onun sözlerine inanmanız gerekmeyecektir ama baştan telefon ettiğiniz zaman eşinizin söylediklerine inanmak zorundasınız. Çünkü inanmanızda bir zarar yoktur. İşte, biz de peygamberlerin beyanına inanırız ve onu uygularız. Sonra doğru söyleyip söylemediğini tahkik ederiz. Eşimizin söylediği anahtar yerinde bulunmazsa telefon eder ve anahtar yok deriz.
***
“Kad câeküm rasûlüna yübeyyinü leküm alâ fetratin minerrusuli / Resullerin fetreti üzerine size beyan eden resul gelmiştir” (Maide 19)
Buradaki “Alâ” “beyan”a da taalluk eder, “caeküm”e de taalluk eder. Size fetret üzerine beyan eder yahut fetret üzerine gelmiştir anlamlarına gelir. Her iki mana da doğrudur.
Hazreti İsa’ya kadar peş peşe nebiler gelirdi. O zamana kadar insanlık hiçbir dönemde fetret devrinde olmamıştır. Oysa Hazreti İsa’dan sonra aradan 600 yıldan fazla zaman geçtiği halde bir resul gelmemiştir.
İşte şimdi “er-Resul” geldi denmektedir.
Hazreti İsa beklenen son peygamberden önce gelen peygamberdir. Adeta ikisi birden son peygamberdir. Yeryüzünün düzeni bu iki son peygamber tarafından düzenlenmiş olacaktır. Dolayısıyla Hazreti Muhammed fetret üzerine gelmiştir.
İkincisi ise; her devirde peygamber gelip açıklama yapardı. Oysa Hz. Muhammed’den sonra böyle vahiy alan bir peygamber gelmeyecek. İnsanlık daima fetret içinde olacak. Son resul tüm insanlığın resulü olacak. O’nun halifesi olacak olan bucak başkanları yoluyla tüm insanlara Hazreti Muhammed resul olarak gelmiştir.
Bu ayetten dolayıdır ki Kur’an’dan sonra gelen en büyük delil Sünnet’tir. Kur’an ve hadisler Hazreti Muhammed aleyhisselamı örnek insan olarak anlatmaktadır. Kur’an’ın istediği insan olmaya örnektir. Örnek insanın modelidir. Bir kişi olarak modeldir. Bir mübelliğ olarak modeldir. Bir başkan olarak modeldir. Allah O’nu öyle yaratmış ve bize örnek yapmıştır. Biz Kur’an’ı ancak onun hayatı ile anlarız. Hazreti Muhammed neden en üstün vasıfları ile yaratılmamış da normal insan vasıfları ile yaratılmış? Çünkü o bize örnektir.
Süleyman Karagülle anlatıyor: “İmam Hatip Okulları yeni açılmıştı. Ben İstanbul’da üniversite talebesi idim. Artvin’den bir köylümü getirdim, okula kaydetmek istedim. Kaydetmediler! Hocalara dedim ki: Hazreti Peygamber kendisine gelen müracaatı hiç reddetmezdi, siz bahanelerle reddediyorsunuz. Bana cevap verdiler: O peygamberdi!”
İşte, insanlar bunu demesinler diye, Allah Hazreti Muhammed’i vasat bir insan olarak yaratmıştır. Birçok kimse Hazreti Muhammed’i insan üstü vasıfları olan kişi olarak anlatmaya çalışmaktadır. Hazreti Muhammed ameli salih ile büyük olmuştur. Yoksa o doğrudan bir insandan başka bir şey değildir. Herkes Kur’an’ın istediği şekilde yaşarsa, O’nun yaptıklarını yaparsa, o da o mertebelere yükselebilir.
Hz. Muhammed bilhassa tebliğ hususunda örnek bir resuldür. Cuma imamlarının hepsi O’nun gibi olmalıdır, O’nun halifesi olarak da görevleri yerine getirmelidir.
Kur’an kıyamete kadar sürecek olan bir uygarlık öğreticisidir. Bugünkü teknoloji ile ulaştığımız seviyede artık Kur’an hayatını tüm insanlık olarak yaşayabiliriz.
(Devamı var)