Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 127
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
Bizim partilerimizi defalarca kapattılar. Biz ne yaptık? Yenilerini kurduk, her seferinde daha güçlülerini kurduk. 28 Şubat “Millî Görüş”e darbe indirilmesi amacıyla yapılmıştır. Ne oldu? “Millî Görüş” daha da güçlendi. Şimdi de ordu artık Millî Görüş’e karşı değil, üniversite Millî Görüş’e karşı değil, yargı şimdilik yarı yarıya.
Ne var ki bunların hepsi de “Adil Düzen”i unuttular.
Ayette sözü edilen kalplerinde yer alan adavet ve bağda’ işte buradan gelmektedir.
Hıristiyanlar da Hıristiyanlıklarını unutunca ne oldu? Beş yüz senedir birbirleriyle savaşmakta, milyonlarca insan bundan dolayı ölmektedir. Şimdi yavaş yavaş yeniden gerçek dine dönmeye başlamışlardır, eski düşmanlık da yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır.
“İğra” kelimesi ile bu ayette ifade edilen mana çok iyi anlaşılmaktadır. Kanser olursan eğer, o yayılmamışsa, vücuda dağılmamışsa, yani iğra olmamışsa, o yeri söküp atarsınız ve tedavi olursunuz. Ama eğer bir yerde toplanmış kanser hücrelerini çeviren zar patlamışsa artık o bütün vücuda dağılır ve onu tedavi etmek mümkün olmaz veya zor olur.
İşte, “bağda’ ve adavet” artık tüm fertlere yayılmışsa, bütün Hıristiyanların içlerine girmişse, onu tedavi etmek hemen hemen mümkün olmaz, olamaz.
Bu ayette “Bağda’” ve “Adavet”ten bahsedilmektedir.
İkisi de düşmanlığı ifade eden kelimelerdir.
“Bağda’” kelimesine çok yakın akraba olan bir kelime vardır: “Ğadab”; sadece harflerin yerleri değişmiştir. “Ğadab” Fatiha Suresi’nde geçmektedir
“Bağda’” Kur’an’da beş yerde geçmektedir. Biri “adavet”siz, diğeri ise “adavet” kelimesi ile beraber geçmektedir. Bunlardan üçü bu surede geçmektedir. Mümtehine Suresi’nde bulunan biri Hazreti İbrahim peygamberin kıssasında geçmektedir. Burada geçen üçü Yahudiler, Hıristiyanlar ve müminler arasındaki “bağda’”dan bahsetmektedir.
“Bağda’” hissî düşmanlıktır, “Adavet” ise fiilî düşmanlıktır.
Savaşan iki topluluk birbirlerine kin beslemeyebilir, bir defa savaş başlamıştır. Karşılıklı öldürme dışında bir olay olmamaktadır. Mesela İranlılarla Iraklılar arasındaki savaş böyleydi, “buğuz” yoktu ama “adavet” vardı. Bazen da “adavet” olmayabilir ama “buğuz” olabilir. Birbirlerinden hoşlanmaz, nefret edebilirler. Genellikle ikisi birden olmaktadır. Demek ki hem iki ayrı şey anlatmakta hem de ikisinin birden olduğu hâli anlatılmaktadır.
“İğra” kelimesi Hıristiyanlar için, “İlka” kelimesi ise İsrailoğulları için kullanılmaktadır. “İğra” demek mevzi olandan çıkmış, bütün vücuda yayılmış demektir. “İlka” ise mevzi olarak bulunan bağda’ ve adavet/düşmanlık demektir.
Demek ki Hıristiyanlarda bağda’ ve düşmanlık halk arasında yayılmıştır, kişiler birbirlerinin düşmanı durumundadır. Ulusal düşmanlıktır. Oysa İsrailoğullarında gruplaşma şeklindeki düşmanlık vardır. Kişiler arasında, kitleler arasında düşmanlık vardır. Bu ikisini de Allah koymuştur. Oysa insanlar arasında içki ve kumarın kendisi fiil olmuştur. İçki ve kumar kendileri açısından düşmanlığa sebeptir. Oysa İsrailoğulları ile Hıristiyanlar arasındaki düşmanlık ise Allah’a verilen misakı bozmaları sebebiyle koyduğu adavettir.
“Bağda’” ve “Adavet” marifedir, o halde bilinen bağda’ ve adavettir.
Demek ki misakı bozmanın sonuçları ile içki kumarın sonuçları doğal ve sosyal kanunlara bağlı sonuçtur. Sözde durmamak demek, anarşi demek, karışıklık demektir. İçki ve kumarda da benzer doğal sonuçlar ortaya konmaktadır.
Şimdi daha açık bir şekilde diyoruz ki; topluluk demek şeriata ve kurallara uyma demektir. Sözleşmeler yapılacak ve onlara uyulacak. Toplulukla yapılan sözleşmeler Allah ile yapılmış sözleşmelerdir, uyulacak. Uyulmazsa topluluk olmaz. Düşmanlık olur, anarşi olur. Demek ki, Türkiye’nin doğusundaki PKK ve anarşi olaylarının asıl kaynağı şeriatın yani hukukun yürürlükte olmamasıdır. Neden hukuk devleti oluşmuyor?
(Devamı var)